İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

30.08.1996 - Peygamberimizin Hz. Aliye Öğrettiği Dua

30.08.1996 - Peygamberimizin Hz. Aliye Öğrettiği Dua
Günün Sohbeti

30.08.1996 - Peygamberimizin Hz. Aliye Öğrettiği Dua

27.09.2025
10 dk 49 sn

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh!

Size Hz. Ali Efendimiz radıyallâhu anh'ten rivayet edilmiş olan, Hz. Ali Efendimiz'e hitap eden bir hadîs-i şerîfi okumak istiyorum.

Yâ Aliyyu! Elâ uallimüke duâen ted'û bi hî lev kâne aleyke misle adedi'z-zerri zünûben le ğufiret leke me'a ennehû mağfûrun leke kul Allahümme lâ ilâhe illâ ente'l-halîmu'l-kerîm tebârekte sübhâneke rabbi'l-arşi'l-azîm.

Ne kadar kısa!

Ben kelimelerini biraz izah edeyim. O arada kaleminizle bu güzel duayı kâğıda besmeleyle yazmış olursunuz.

Peygamber Efendimiz ne buyurmuş?

Yâ Aliyyu! Elâ uallimüke duâen? "Ey Ali! Ben sana bir dua öğreteyim mi ki…" Ted'û bihî. "Onunla el açıp dua etsen… Ben öğreteyim de sen onunla dua et. Senin öğrenip de onunla dua edeceğin bir duayı sana öğreteyim mi?"

Bu duayı öğretecek ama niçin öğretiyor?

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Lev kâne aleyke misle adedi'z-zerri zünûben. "Senin üzerinde zerreler adedince günah olsa bile…" Le-ğufiret leke. "Bu duayı okursan bu günahlar mağfiret olunacak. Zerreler adedince günahın olsa bile bu duayı okudun mu affolunacak!"

Ama bir de iltifat buyuruyor. Hz. Ali Efendimiz'in hâlini söylüyor:

Me'a ennehû mağfûrun leke. "Zaten Allah seni affetmiştir."

Hz. Ali Efendimiz küçüklüğünde İslâm'a girmiş. Küçükken çocukluğunda İslâm'a girmek, İslâm'ı yaşamak çok önemli. Hz. Ali Efendimiz çocukken müslüman oldu. Tertemiz olarak büyüdü, Allah'ın arslanı olarak büyüdü ama küçükken de bir cahiliyet çağı idrak etmeden gafillik, cahillik, çocukluk, delikanlılık, hata, günah, isyan bir şey yapmadan İslâm içinde neşv ü nemâ buldu, gelişti ve büyüdü.

Peygamber Efendimiz hadîs-i şeriflerinde buyuruyor ki:

"Bir insan küçükten itibaren, gençliğinden müslüman olarak yetişirse meleklerden üstün olur!"

"Allah meleklere ibadet ehli, günah işlemeden yetişmiş gençleri gösterir, onları över, onlarla övünür." diye hadîs-i şerîfler var.

Onun için çocuklarımızı küçük yaşta müslüman olarak yetiştirmemiz lazım. Hiç günahlara bulaşmadan hata, kusur, isyan vs. yapmadan gençlikleri, delikanlılıkları geçsin, ibadetleri ihmal etmeden büyüsünler, küçüklükten beri hayatları pırıl pırıl, hayatlarının hiçbir noktasında eksik olmadan geçmiş olsun.

Biz çocuklarımızı geç eğitiyoruz. Çocuklar geç kalıyor. Çocuklar daha çocuktur, diye onların üzerine fazla eğilmiyoruz; ilkokul bitiyor, ortaokul bitiyor sonra "Hadi bunları müslüman yetiştirmeye çalışalım." diyoruz ama o zamana kadar birçok alışkanlıkları kazanmış olduğu için onlardan kurtarmak zor oluyor.

Bir de büluğ çağına erdiği zaman, melekler sevaplarını günahlarını yazmaya başladığı için artık defterlerine bir sürü günah yazılmış oluyor. Vebal altında kalıyorlar, sorumluluk çağından önce onların hazırlanmaları lazım.

Sorumluluk çağı nedir?

Yedi yaşından, ilkokula girdiği çağdan itibaren, birinci sınıftan itibaren namaz kılması lazım. Üçüncü sınıftan sonra babası artık biraz serteleyecek: "Niye kılmıyorsun bakayım sen? Allah'ın kulu değil misin?!" demesi lazım. İslâm'ın emri bu.

12 yaşında, ilkokul bittiği zamanda âkil ve bâliğ oluyor; çocuk âkil ve bâliğ olunca da sevaplar günahlar yazılmaya başlanıyor. Ondan önce sevaplı ibadetleri, günahları, hataları, kusurları çocuğa öğretmek lazım; ana hatlarıyla, özet olarak, teferruata boğmadan bilgileri kısaca öğretmek lazım.

"Evladım, söyle bakayım hırsızlık ne?"

"Hırsızlık büyük günah babacığım…"

"Söyle bakayım evladım, yalan söylemek ne?"

"Yalan söylemek büyük günah babacığım..."

"Söyle bakalım evladım, insan namaz kılsa da kılmasa da olur mu? Günde beş vakit çok geliyorsa bir vakte indirse olur mu?"

"Olmaz babacığım, Allahu Teâlâ hazretleri namazı insana günde beş vakit vazife eylemiş; namaz dinin direğidir, mü'minin miracıdır, namaz farzdır, çok sevaplıdır, çok kıymetlidir. Bir insanın evinin önünde akan nehir gibidir, pırıl pırıl, şırıl şırıl tertemiz bir nehir gibi, oraya giren insanın tozu toprağı, teri, kiri pası kalır mı? Kalmaz, namaz onun gibidir babacığım, namazı kılmak lazım..."

Bak çocuk güzel öğrenmiş, küçük yaşta öğrenmiş; namazı farz biliyor, yalanı günahı biliyor...

Bunun gibi ana hatlarıyla öğretmemiz lazım. Hz. Ali Efendimiz öyle yetişmiş, öyle büyümüştü. Onun için Peygamber Efendimiz burada buyuruyor ki;

"Senin zerreler adedince günahın olsa bu duayı ettin mi mağfiret olunur, o günahlar silinir. Mağfiret olunursun. Zaten günahların yok, zaten günahların affedilmiş ama gene bu duayı öğren!" diyor. Bu Hz. Ali Efendimiz'e bir iltifat. Peygamber Efendimiz onun ne kadar iyi bir müslüman olduğunu böylece ifade etmiş oluyor.

Gelelim duaya.

Dua ne?

Kul. "De." diyor. Kul, "De. Söyle!" mânasında emir.

Dua ne?

Allahümme lâ ilâhe illâ ente'l-halîmu'l-hakîm.

Arapça'da Allahümme çok önemli bir hitap şeklidir. "Ey benim Allah'ım, Rabbim!" demek ama Araplar bu sözü çok korka korka, çok hürmet ede ede kullanırlardı. Önemli bir söz!

Allahümme. "Ey benim Allah'ım!" Lâ ilâhe illâ ente. "Senden başka ilâh yok, tapılacak sadece sen varsın. Yaratan sensin, ibadet edilmeye layık, şayeste olan sensin. Ancak sana ibadet edilir, senden başka ilâh yok!" el-Halîmu'l-hakîm. "Halîmsin, hikmet sahibisin."

Allahu Teâlâ hazretleri hilm sahibidir, hemen kızmaz, gazap etmez; hikmet sahibidir, yaptığı her işi hikmetle yapar.

İnsan "Halîmsin." demekle, "Yâ Rabbi! Bana halîm davran…" demiş oluyor.

Hikmet; bir şeyi yerli yerince, usulünce, sağlam ve kusursuz, güzel yapmak demek. "Allahu Teâlâ hazretleri hikmet sahibidir, halîmdir." diye duada onu söyleyerek O'nun birliğiyle başlamış oluyor.

Allahümme lâ ilâhe illâ ente'l-halîmu'l-hakîm.

Görüyorsunuz duada "Hemen şunu istiyorum." demiyor. Allahu Teâlâ hazretlerini methediyor, Allahu Teâlâ hazretlerine medh ü senâda bulunuyor.

Tebârekte. "Sen mübarek oldun yâ Rabbi. Her şeyin hayırlı ve kutlu! Sübhâneke. "Seni her türlü hatadan, kusurdan, eksiklikten, yanlışlıktan münezzeh bilirim. Senin hiç hatan kusurun bahis konusu olmaz, acizliğin olmaz. " Rabbi'l-arşi'l-azîm. "Ulu arşın sahibisin."

Allahu Teâlâ hazretleri Arş-ı âzam'ın sahibidir.

Arş-ı âzam nedir?

Allahu Teâlâ hazretlerinin Arş'ı öyle bir büyük yaratık, arş Allah'ın yarattığı öyle bir şey ki bu semaları ve yeryüzünü Allah'ın kürsüsü kuşatıyor.

Allah'ın kürsüsü… Vesia kürsiyyü hü's-semâvâti ve'l-ard. Ne kadar büyük anlayın! Kürsü bütün bu semaları ve arzı kuşatıyor ama Arş-ı âzam'ın yanında kürsü son derece küçük kalıyor. Deryada bir damla gibi kalıyor, o kadar küçük kalıyor. Arş-ı âzam o kadar büyük!

Arş, Arapça'da taht demek. Allahu Teâlâ hazretlerinin saltanatının tahtı mânasına.

Ama mahiyeti nasıl?

Allah bilir. İnsan ne görebilir, ne kavrayabilir, ne büyüklüğünü hakkıyla anlayabilir. Arş-ı âzam; o en büyük Arş, onu söylüyor.

Tebârekte sübhâneke. "Seni tenzih ederim, sen Arş-ı azîmin Rabbisin, sahibisin!" demiş oluyor.

Dikkat ederseniz bu duada kutlu birtakım sözler var ama bir istek yok gibi.

"Yâ Rabbi! Bana şunu yap, bunu yap…" demiyor.

Bir insan Allah'ı kutlu sözler kullanarak, kutlu sözlerle över över ama hiç bir şey istemezse Allahu Teâlâ hazretleri onu istediğinden âlâsına kavuşturur, ona istediğinden âlâsını verir! İnsan hakkını vererek, kelimeleri güzel kullanarak Allah'ı methettiği zaman çok büyük lütuflara, ilâhî lütuflara mahzar oluyor. Burada da o durum var:

Lâ ilâhe illâ ente'l-halîmu'l-hakîm tebârekte sübhâneke rabbi'l-arşi'l-azîm. "Sen Arş-ı azîm sahibisin, her türlü noksandan münezzehsin, her türlü bereketin sahibisin, bereketi vericisin, kutlusun. Yâ Rabbi! Hikmet sahibisin, halîmsin, senden başka ilâh yok!"

Bu sözler Allahu Teâlâ hazretlerinin şânına övgülerdir. Ama bu övgüleri söyleyince Allah seviyor, bir kulun günahları zerreler adedince bile olsa affediyor. O halde afv u mağfiret olunmak için bu duayı ezberleyelim Hz. Ali Efendimiz'den rivayet edilmiş. Hz. Ali Efendimiz'e Peygamber Efendimiz'in tavsiye ettiği bir dua.

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh!

Allah nice mübarek günlere sıhhat afiyetle eriştirsin. Resûlullah Efendimiz'in şefaatine ve âhirette komşuluğuna cümlenizi nâil eylesin.

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA