İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

30.10.1994 - Rasulullahı Herkesten Çok Sevmek, Sünnete Uymak

30.10.1994 - Rasulullahı Herkesten Çok Sevmek, Sünnete Uymak
Günün Sohbeti

30.10.1994 - Rasulullahı Herkesten Çok Sevmek, Sünnete Uymak

25.09.2025
13 dk 44 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.

Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Lâ yü'minü ehadüküm hattâ ekûne ehabbe ileyhi min veledihî ve vâlidihî ve'n-nâsi ecma'în.

Buhârî, Müslim ve bütün sahih hadis kitaplarının çoğunda yer alan Enes radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş bir başka hadis-i şerif.

Burada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki:

Lâ yü'minü ehadüküm. "Sizden biriniz iman etmiş olmaz, mü'min olmaz, hakkıyla mü'min olmaz." Hattâ ekûne ehabbe ileyhi. "Ben ona daha sevgili olmadıkça." Min veledihî. "Evladından, çocuğundan." Ve vâlidihî. "Babasından." Ve'n-nasi ecmaîn. "Bütün insanlardan."

"Sizden biriniz beni çocuğundan, babasından ve bütün diğer insanlardan daha çok sevmedikçe gerçek mü'min olmaz."

Bu hadis-i şerif kıymetli, sahih ve sağlam bir hadis-i şerif. Bu hadis-i şerifin Efendimiz'in ağzından çıktığı kesin gibi olduğuna göre şimdi bunu düşünelim.

Biz etrafımızda kimleri seviyoruz?

Gerçekten çocuğumuzu severiz. Peygamber Efendimiz'in bu hadis-i şerifindeki gibi herkes çocuğunu sever, korur, kollar iyiliğini ister. Anne ve babalar, ebeveyn olarak çoluk çocuğumuz için çalışıyoruz. Çocuğumuz severiz.

Başka?

Ve vâlidihi.

Babamızı severiz, anamıza babamıza canımız feda. Küçükken bize baktılar büyüttüler, üzerimizde çok hakları var, ana baba hakkı ödenmez. Ve tabi onun için çok severiz. Canımızı veririz; iki.

Sonra başka?

İnsanlardan da sevdiğimiz vardır tabi. İnsanlar çeşitli şeyleri seviyor. Bazen bir arkadaşı çok severiz; kafası kafamıza uyduğu için huylarımız denk düştüğü için bir arkadaşı öteki arkadaştan fazla severiz. Veya insan bir âlimi sever. Veya erkekse bir kadını sever, kadınsa erkeği sever; nişanlanırlar, evlenirler. Çeşitli sevgiler olabilir.

Peygamber Efendimiz diyor ki; "Bunların hepsinden daha çok beni seveceksin."

"Çocuğundan da, babasından da, bütün başka insanlar, sevilebilen kimler varsa beni onlardan da daha fazla sevmedikçe mü'min olmuş olmaz." diyor.

Lâ yü'minü. "İnanmış olmaz, mü'min olmuş olmaz." diyor.

Bir insan lâ ilâhe illallah dedi mi mü'min oluyor. Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah dedi mi mü'min oluyor.

Buradaki sözün mânası ne?

"Hakiki mü'min olmaz, sağlam Müslüman olmaz. Benim sevdiğim, istediğim tarzda Müslüman olmaz. Allah'ın sevdiği bir kul olmaz." demek.

Muhterem kardeşlerim;

Bu çok önemli bir nokta. Kendi aklınızla ölçün bakalım, kendi sezgilerinizi kontrol edin ve ölçün:

Resûlullah içinizde ne kadar? Ne kadar seviyorsunuz?

"Çok seviyorum."

Bırak şimdi palavrayı. Çok seviyorsun ama nereden belli? Nasıl çok seviyorsun?

Sonra hadis-i şerifte var:

"Allah'ın sizi sevip sevmediğini merak ediyorsanız..."

"Acaba ben Allah'ın sevgili kulu muyum, Allah beni seviyor mu, sevmiyor mu?"

İnsan merak etmez mi? Merak eder.

"Allah'ın sizi sevip sevmediğini merak ediyorsanız sizin Allah'a karşı duygularınız nasıl ona bakın." diyor, Peygamber Efendimiz.

Sen Allah'ı seviyor musun?

Yunus Emre'nin Divan’ını okuduk. Baş sayfadan son sayfaya kadar aşkullah ve muhabbetullahtan bahsediyor, Allah için yanıp yakılmaktan bahsediyor.

"Beni öldürseler, yaksalar, kül etseler, küllerimi havada savursalar ben yine Allah'ı severim!" diyor.

"Toprağın anda çağıra, beni seni gerek seni!" diyor.

Böyle coşkun bir sevgi var. Mevlânâ Celaleddin Rûmî'de müthiş, muazzam bir sevgi var.

Eşrefoğlu Rûmî ne diyor?

Ey Allah'ım beni senden ayırma.

Beni senin cemalinden ayırma.

Balığın canı su içinde dirilir.

İlâhî, balığı gölden ayırma.

Eşrefzâde senin kemter kulundur.

İlâhî, kulu sultandan ayırma.

Bir muazzam sevgi ifadesi var.

Şimdi sen Allah'ı seviyor musun?

"Resûlullah'ı seviyoruz." deriz buna hiç kimse hayır demez.

'Allah'ı seviyorum, Resûlullah'ı seviyorum' Ama bu sevgi dudakta mı kalpte mi?

Dilinle mi söylüyorsun?

Yoksa içinden gerçekten seviyor musun?

Küçükken bize bir hikâye anlatırlardı:

Oğlan;

"Anne, babam beni evlendirsin." demiş.

Hanım da Efendi'ye gitmiş, arada tercümanlık yapıyor. Eskiden babalarla öyle kolay konuşulmazmış.

"Oğlan evlenmek istiyor." demiş.

"Gitsin, bir altın kazansın, öyle gelsin, evlendireyim." demiş.

"Ev idare edecek, kolay mı? Bir altın lira kazansın, para kazandığını göreyim." demek istemiş.

Çocuk dışarıya çıkmış. Zengin çocuğu, ev çocuğu, "hanım evladı" diyoruz.

Kime gidecek, ne diyecek? Yük taşımaz, hamallık yapmaz, çarşıda pazarda bir şey satamaz.

Laf lafı açıyor. Yine Hz. Ali Efendimiz'in bir menkıbesi geldi hafızama. Hz. Ali Efendimiz çarşıda bir kılıç satıyormuş.

"Ey insanlar! Bu sattığım kılıçla Resûlullah'ın çevresinde nice düşman savuşturmuşumdur. Vallahi evde yeterli param olsaydı, bunu asla satmazdım." filan diye kılıcı satmış.

Mahrumiyet çekiyorlar da evin ihtiyacı için satmak zorunda kalıyorlar.

Tabi zengin çocuğu satmamış, bir şey almamış, yapmamış filan. Gelmiş annesinin boynuna sarılmış;

"Annem, sen iyisin, hoşsun, bilmem ne. Hadi senin altınlardan bir tane ver." demiş, almış, babasına götürmüş.

"Baba para kazandım." demiş.

Babası, parayı alır almaz denize savurmuş, atmış. Çocuk bir denize bakmış, bir babasının yüzüne bakmış. Babası;

"Git, olmaz, daha vaktin gelmemiş. Git bir tane altın kazan, öyle gel!" demiş.

"Allah Allah, babam niye götürdüğüm altını kabul etmedi, niye denize attı?" diye düşünmüş.

Yine gitmiş annesine;

"Anne bu olmadı. Sen bana bir altın daha ver." demiş, bir altın daha almış.

Babasına götürmüş; "Baba, bir altın kazandım." demiş.

Bir hafta sonra mı götürdü artık ne zaman götürdüyse.... Babası yine altını almış atmış. O bir altının atıldığı yere bakmış, bir babasının yüzüne bakmış.

Babası demiş ki:

"Git, daha vaktin gelmemiş, bir altın kazan da öyle gel."

"Galiba babam benim bedavadan annemden altın aldığımı anlıyor. Gideyim bari, çalışayım." demiş, ne yapsın?

İp almış, çarşıya gitmiş, hamallık yapmış, yardım etmiş. Yük taşımış, inşaatlarda çalışmış ve bir altını kazanmış ama çok zorluk çekmiş, terlemiş. Altını babasına götürmüş, babasının eline vermiş. Babası yine böyle tam atarken eline yapışmış.

"Aman!" demiş "Atma baba! Ben onu nelerle kazandım, biliyor musun? Ne kadar ter döktüm!"

"Tamam." demiş babası; "Şimdi altının kıymetini anlamışsın, artık vaktin geldi."

Onun için Allah sevgisi, Resûlullah sevgisi bizim de dilimizde mi kalbimizde mi?

O sevgi kazanılmış bir sevgi olsa çocuğun babasının elini tuttuğu gibi neler yapar. Allah sevgisiyle nasıl çalışır. Dudakta olunca kalbe inmeyince işte o zaman insan aldırmıyor. Hem günah işliyor, hem Allah'ın emirlerini tutmuyor, hem Müslümanlığı gevşek oluyor, hem Müslümanlara yapılan şeylere razı oluyor.

Neden?

İçine inmemiş.

Peygamber Efendimiz hadis-i şeriflerde buyurmuyor mu?

Rubbe tâlin li'l-Kur'âni yel'anühu'l-Kur'ân. "Nice Kur'an okuyanlar vardır, Kur'an ona lanet eder, Kur'an onun hançeresinden gönlüne, kalbine inmemiştir."

Dudaktan okuyor, kalpten okumuyor.

Onun için kıymeti olmuyor.

Demek ki sevginin candan olması, hakiki olması lazım. Öyle olduğu zaman tabi insan hakiki mü'min olacak. Has mü'min olacak, kâmil mü'min olacak, evliya olacak. Belki Allah'ın sevgili kulu olacak.

Ne zaman?

Resûlullah'ı, çocuğundan, babasından, bütün insanlardan daha çok sevdiği zaman.

Daha çok seven insan ne yapar?

Demin dediğim noktaya gelir; hadisini öğrenir, ezberler, tavsiyesini tutar. Göz yaşları içinde, aşk ile muhabbet ile kabrini ziyarete gider.

Talebelerimden birisi bir hac kafilesine başkanlık etmiş; "Hocam, otobüsümüzde bir tane âşık vardı. Hem ağladı hem bizi ağlattı." diyor.

Bir kere yolda zamanını iyi değerlendirmiş. Zikirle, ibadetle, edeple, hac yolculuğunu güzel yapmış.

"Medine'ye geldik. Otobüsün kapısından iner inmez kendisine yere attı. 'Acaba Resûlullah bu kumlara ayaklarını bastı mı?' diye yanağını sürerek, yüzünü sürerek hüngür hüngür ağladı." diyor. "Bu manzara karşısında bizim de kalbimiz yumuşadı, biz de ağladık." diyor.

Adamın içinde sevgisi var, aşkı var.

"Haccı yaptık ama o sevgisinin, muhabbetinin mükâfatını da gördü." diyor.

"Nasıl gördü?" dedim?

Medine-i Münevvere'ye gelmişler, dönecekler. O mübarek adamcağız rüyada Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i görmüş. Resûlullah Efendimiz mütebessim. Ona demiş ki:

"Hadi evladım, bir kâğıt kalem getir de senin haccını yazıvereyim."

Makbul bir hac olduğuna Resûlullah sertifika veriyor. Rüyada; "Sana haccını yazıvereyim." demiş.

O da aşk ile şevk ile öbür odaya gidip çekmeceden kalem kâğıt aramış, hevesle yine dönmüş, gelmiş. Resûlullah'ın oturduğu sedirin olduğu odaya bakmış ki orada şeyhi oturuyor.

Tabi böyle bir rüya, cihan değer; çok kıymetli bir rüya bu. Kaç tane hacıya böyle nasip olmuş?

Eskiden "Bir saf hacı, hacca gitmiş." derler.

Mübarek "biraz saf" diye, herkes dalga geçermiş, alay edermiş.

Haccı bitirmişler; o aşk ile şevk ile ibadet ediyor, biraz da ne söylerlerse yapıyor, saf. Arkadaşları Medine'de bir muziplik düşünmüşler.

"Hepimiz bir kâğıda haccımızı yazalım." demişler; yazmışlar, bu saf kimsenin yanına gitmişler.

"Ne oldu, senin haccının beratı geldi mi?"

"Ne beratı?"

"İşte bak, hepimizin beratı var, haccımız yapıldı, kabul oldu, diye beratı var. Allah'tan sana bir berat gelmedi mi?"

"Yoo" demiş, "Hiç öyle bir kâğıt filan gelmedi."

Aaa, bilmem ne, bununla biraz dalga geçmişler.

O da gitmiş Mescidi Nebeviye, secdeye kapanmış;

"Aman yâ Rabbi!" demiş, "Ben âciz, naçiz, günahkâr kulunum. Ne kusurum var ki herkese haccının kabulüne dair berat vermişsin de bana vermemişsin." diye ağlaya ağlaya ibadet ve niyaz ede ede gökten bir varak inmiş.

"Nihayet bana da berat geldi." diye almış, götürmüş.

"Tamam." demiş, "İşte bana da berat geldi." diye arkadaşlarına göstermiş.

Bakmışlar ki ne kâğıdı, oranın kâğıdı; ne yazısı oranın yazısı mis gibi kokuyor. İlâhî bir ferman işte!

Allah öyle saf kullarına ikram ediyor. İnsanın Resûlullah Efendimiz'i rüyada görmesi, onun iltifatına mazhar olması ne kadar büyük bir nimettir!

Onun için Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri de Resûlullah'ı candan seven, O'nun sünnetine sımsıkı sarılan kimselerden eylesin.

Biliyorsunuz ümmetin fesada uğradığı, bozulduğu zamanda Peygamber Efendimiz' in sünnetini yaşayan ve yaşatanlara yüz şehit sevabı verilecek.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetullaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA