29.03.1996 - Peygamberimizin Latifeci Yönü

29.03.1996 - Peygamberimizin Latifeci Yönü
es Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.
Aziz ve sevgili dinleyiciler.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in âdet-i seniyyeleri ve şemâil-i şerîfeleri; yani siması, görünüşü, yüzünün, elinin, vücudunun özellikleri, yaşamındaki kendisine mahsus birtakım âdetleri vs. Gümüşhaneli Hocamız kitabının sonunda bir güzel, geniş bölüm olarak o konudaki hadisleri özel olarak toplamış ve Râmûzü'l-ehâdîs'in sonuna eklemiş.
Niçin?
Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz biz müslümanlar için model insan, örnek insan; numune. Allah'ın en sevgili kulu, peygamberlerin de serveri. Eşref-i mahlûkâtın en şereflisi, en yükseği. Resûl-i Ekrem; yani keremli Peygamber ve Allah onu bize İslâm'ı öğretsin, kendi emirlerini tebliğ etsin diye göndermiş olduğu için onun yaşam tarzı, sözleri ve hareketleri hatta sükûtu, susması bile bir mâna ifade ediyor.
Onun sözleri, hareketleri bizim için bir örnek oluyor ve bizim hareketlerimizin nasıl yapılması gerektiğine bir kaynak oluyor. O bakımdan Hocamız büyük bir hadis alimi olarak büyük bir titizlikle o konudaki hadisleri toplamış. Çok büyük bir şemâil bölümü olmuş. Bu kadar şemâil toplayan kitap kolay bulunmaz. Gümüşhaneli Hocamız hepsini toplamaya gayret etmiş. Nur içinde yatsın, Allah makamâtını daha iyi, yüksek eylesin. Kabrinde nurunu, sürurunu daha ziyade eylesin.
Oradan bir hadis-i şerif okuyayım.
Abdullah b. Abbas radıyallahu anhümâ rivayet etmiş. Abdullah b. Abbas Peygamber Efendimiz'in mübarek amcası Abbas'ın oğlu, genç, delikanlı idi. Peygamber Efendimiz'in akrabası olduğu için evine girer çıkardı. Hatta bazen evinde yatardı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretlerinin durumunu iyi biliyordu.
Abdullah b. Abbas radıyallahu anhümâ; babası da sahabî kendisi de sahabî. Abdullah, sonra çok da alim oldu. Kur'ân-ı Kerîm'i çok iyi biliyordu. Konuşması çok güzel idi ve yüzü güzeller güzeliydi. Peygamber Efendimiz'e çok benzerdi. Çok yakışıklı, çok güzel yüzlü idi, çarpıcı, etkileyici güzel bir yüzü vardı. Allah şefaatlerine nail etsin. Cennette de yüzlerini görmeyi nasip etsin. Hem cennette görmek mümkün hem de -Allah nasip ederse rüyalarımıza gelirlerse- rüyalarımızda da görebiliriz.
Biz Edebiyat Fakültesi'nde İran edebiyatını okurken profesörümüz bize bir İranlı şairin şiirini yazdırmıştı. Orada diyor ki;
"Madem benimle geçinmek istemiyor görünüyorsun, Niçin her gece yarısı rüyama geliyorsun?.."
Karşısındakine şiirde latife yollu soruyor.
"Madem gündüz bana dargın gibi davranıyorsun, o halde geceleyin rüyama neden geliyorsun?.." diyor.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i biz seviyoruz, temenni ediyoruz ki; "Ah, o da bizi sevse de, rüyamızı teşrif etse de hayatta onun zamanında, Asr-ı Saadeti'nde bulunamadık, bari cemâl-i bâ-kemalini mübarek vechini, ayın on dördü gibi simasını, vech-i pâkini rüyamızda müşahede eylesek…" diyoruz. Peygamber Efendimiz'in o güzelliğini görsek. Bu ashabının mübarek yüzlerini görsek, bu hadisi rivayet eden zât, falanca zât, filanca zât ile rüyada Allah bizi nasip etse de görüştürse diye temenni ediyoruz.
Abdullah b. Abbas ne buyurmuş?
Bu temenniden sonra okuyalım:
Kâne fîhi deâbetün kalîletün.
Peygamber Efendimiz'de biraz şakacılık, latifecilik vardı. Belki hepinizin vechinizde, yüzünüzde, dudaklarınızda bunu duyunca bir tebessüm yayıldı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem birazcık şakacı, latifeci idi.
Çok ciddiydi; tamam, sözü haktı. Herkes Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in mehâbetinden titrerdi. İlk defa onu gören titrerdi, heybetinin tesirinde kalırdı, muazzam heybetli idi ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e başını kaldırıp, kaşını kaldırıp doyasıya bakamamışlardı. Resûlullah Efendimiz'in böyle bir durumu vardı ama Resûlullah Efendimiz hafif latifeciydi. Evde tatlıydı, dışarıda tatlıydı, sözü hoştu… Güzeller güzeliydi, her şeyi çok güzeldi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in bu davranışı da bizim kulağımıza küpe olacak bir âdet-i seniyyesi.
Nasılmış?
Kaşları çatık mıymış, yüzü gülmez miymiş, bağırıp çağırır mıymış, sert miymiş, diğer kanun koyucular gibi bağırıp çağırıp "Böyle olacak, şöyle olacak!.." mı diyormuş?..
Hayır.
Nasılmış?
Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem, zarif, hafif latifeciliği varmış. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hâne-i saadetlerinde davranışları böyle imiş.
O halde bizim nasıl olmamız lazım?
Hanemizde aynı şekilde tatlı olmamız lazım; ciddi ve tatlı.
Bu latifecilik, sevimlilik, zarafet nasıl olacak?
Ciddiyetle beraber olacak. Efendimiz ne söylerse söylesin haktır! Latife yapsa da latifesi hak idi. Batıl söz söylemezdi ama sevimli idi. Bazı insanlar vardır ciddidir, insan yanında sıkılır ve hemen biraz fırsat buldu mu kapıdan dışarı çıkıp bir nefes almak ister. İçeride o hürmete şâyan şahıs var filan diye biraz ciddi durduktan sonra kalkar dışarıya kaçar... Bazı toplantılarda bunun misalini görüyoruz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in böyle latif halleri, hafif bir latifeciliği de güzel bir hatıra olarak yakınları, akrabası tarafından anlatılmış.
Biz de evde böyle olmalıyız. Eve girdiğimiz zaman herkesin yüzünde güller açmalı, herkes sevinmeli. Gelene biz "Hoş geldin!" diyoruz ama hakikaten gelen de hoş gelmeli; nâhoş gelmemeli. Herkes birbirlerine yan bakıp, göz işareti yapıp da içinden "Aman Allah'ım, gene bu aramıza geldi. Eyvah, ne yapacağız?.." dememeli. Tatlı olmalı, kimseyi kırmamalı, kimseyi üzmemeli ama tabi ciddi olmalı. Hakkı söylemek gerektiği zaman da "Bu böyledir." diye hakkı söylemekten geri durmamalı. Ama tatlılıkla, güzel güzel söylemeli.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Üd'u ilâ sebîli rabbike bi'l-hikmeti ve'l-mev'izatil haseneti ve câdilhum billetî hiye ahsen.
Âyet-i kerîmede böyle buyuruluyor:
"Ey Resulüm! Senin Rabbinin yoluna insanları hikmet ile çağır, hakîmâne sözlerle çağır." Ve'l-mev'izatil haseneti ile "güzel öğütler vererek" çağır. Söyleyiş tarzının, üslubunun güzel, tatlı, hakîmâne olmasını Peygamberimiz'e Kur'ân-ı Kerîm'de Allahu Teâlâ hazretleri emrediyor.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e nasıl emreylemiş ise öyle olmuştur.
. Allahu Teâlâ hazretleri bizlere, çoluk çocuğumuza merhamet eylesin. Bizleri bütün insanlara karşı merhametli eylesin. Öyle böyle biraz latifeci, tatlı, sevimli, herkesin yüzünü güldüren, gönlünü hoş eden bir aile ferdi eylesin ve ahlâkımızı Kur'ân-ı Kerîm eylesin. Kur'ân-ı Kerîm'in âyetlerini okuyup, oralardan çıkartılacak dersleri alıp, onu hayatımıza uygulayıp ahlâkımızı ona göre düzeltmeyi nasip eylesin. Böylece rızasını kazanan kullardan eylesin. Olgun, velî, mahbub, makbul, zarif, ârif, kâmil kullardan olmayı nasip etsin. Huzuruna da sevdiği, razı olduğu kulları olarak yüzü ak, alnı açık varıp cennetiyle, cemaliyle müşerref olmayı cümlemize, cümlenize; sevdiklerinize, yakınlarınıza, dostlarınıza temenni ettiklerinize nasip eylesin.
es Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.
29.04.1994 -
İyi ve Kötü
28.12.1980 -
Hayır Yapmak, Dertliyken
