29.06.1985 - Hac, Ramazan Ve Cuma, Orucun Sevabını Azaltan İşler, İtikaf, Şevval Orucu, İbadete Devam, Çocukları Yetiştirmek

29.06.1985 - Hac, Ramazan Ve Cuma, Orucun Sevabını Azaltan İşler, İtikaf, Şevval Orucu, İbadete Devam, Çocukları Yetiştirmek
Bismillâhirrahmânirrahîm.
El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih. Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ecmaîn et-tayyibîn et-tâhirîn.
Emmâ ba'd:
Hadîs-i şerîflerin çoğunda bize belirtilmiş olduğu gibi hac, daha önceki hac ile aradaki günahların affına sebeptir. Ramazan daha önceki Ramazanla arada işlenmiş günahların affına mağfiretine sebeptir. Bir önceki Ramazan’dan, bu Ramazan’a kadar işlediğimiz günahlar bu Ramazan’da affolunuyor. Bütün senenin günahları affolunuyor. Cuma da bir önceki cuma ile aradaki günahların affına sebeptir.
Allahu Teâlâ hazretlerinin rahmeti bu kadar geniştir. Yoksa bu kadar günahla, kusurla, kabahatle insanın cennete girmeğe imkânı mı olurdu?! Bu kadar affettirici şeyler oluyor da ondan dolayı insan cennete, cemâle eriyor.
Bir başka hadîs-i şerîfte, Peygamber sallallahu aleyhi ve selem hazretleri buyurmuş ki;
مَنْ حَجَّ وَاعْتَمَرَ فَمَاتَ مِنْ سَنَتِهِ، دَخَلَ الْجَنَّةَ
Men hacce va’temera femâte min senedihî dehâle’l-cenneh.“Kim hac veya umre yapar da o senesinde ölürse cennete girer.”
Çünkü hacca gitti, umreye gitti; temizlendi, paklandı. O sene içinde ölürse, cennete girer.
وَمَنْ صَامَ رَمَضَانَ ثُمَّ مَاتَ، دَخَلَ الْجَنَّةَ
Ve men sâme ramazâne sümme mâte dehâle’l-cennete. “Kim Ramazan orucunu tutar da ölürse cennete girer.”
وَمَنْ غَزَا فَمَاتَ مِنْ سَنَتِهِ، دَخَلَ الْجَنَّةَ
Ve men gazâ femâte min senetihî dehâle’l-cennete.“Kim gazâya, cihada giderse ve o senesinde ölürse cennete girer.”
Ramazan ayı orucu, böyle kıymetli bir aydır.
مَنْ صَامَ رَمَضَانَ فَعَرَف حُدُودَهُ، وَيَتَحَفَّظُ مِمَّا يَنْبَغِي أَنْ يَتَحَفَّظَ مِنْهُ، كُفِّرَ مَا قَبْلَهُ
Men sâme ramadâne fearafa hudûhehû ve yetehaffazu mimmâ yenbağî en yetehaffeza minhü küffire mâ kablehû. “Kim Ramazan orucunu tutarsa ama sınırlarını kollar, hudutlarına tecavüz etmezse; Ramazan orucunun hakkını verip de yasaklarına tecavüz etmezse, ayak basmazsa ve orucun sakınılması gereken şeylerinden de sakınırsa; eski günahları affolunur.”
Demek ki oruçlu, orucun şartlarına riayet edecek idi. Şartları vardı ve korunması gereken şeylerini koruyacaktı, orucun ahkâmına riayet edecekti.
O ahkâm nedir?
Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;
خَمْسٌ يُفْطِرْنَ الصَّائِمَ وَيُنْقِضْنَ الْوُضُوءَ: الْكَذِبُ، وَالْغِيبَةُ، وَالنَّمِيمَةُ، وَالنَّظَرُ بِالشَّهْوَةِ، وَالْيَمِينُ الْكَاذِبَةُ
Hamsün yuftırne’s-sâime.“Beş şey oruçlunun orucunu, sanki yemek yemiş de bozmuş gibi sevabını giderir.”
Beş şey nedir?
1. el-Kezibü.“Yalan.” Yalan söyledi mi sevabı gitti.
2. Ve’l-ğîbetü.“Gıybet.” Başkasının arkasından velev haklı bir kusuru da olsa onu söylemek, onun hoşlanmayacağı şeyleri arkasından konuşmak.
3. Ve’n-nemîmetü.“Söz taşımak.” Onun sözünü buna, ötekisinin sözünü berikisine naklederek koğuculuk yaparak ara bozmak.
4. Vel-yemînü’l-kâzibetü. “Yalan yere yemin etmek.”
Millet alışmış, en küçük şeylerden yemin etmeğe; “Vallahi... Billahi... Tallahi...” diye yemin ediveriyor. Hâlbuki orucun sevabını gideriyor.
5. Ve’n-nazaru bi’ş-şehveti. “Şehvet ile bakmak.”
Oruç tutan kimsenin; nefsine hâkim olması gerekiyordu, ahlâkını güzel yapması, dilini tutması gerekiyordu. Şartlarına riayet etmiş olduğu takdirde oruç; ona eski günahlarını affettirecek, rahmet-i İlâhîye, mağfiret-i Rahmân’a erdirecekti.
Hele hele Ramazan ayının içinde, son on gününde, bin aydan daha hayırlı bir gecenin olduğu hadislerde bildirilmiş. Kadir gecesinin olduğu biliniyor. Zamanı saklanmış ama Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; “Son onunda arayın!” demiş. Kendisi de bize numune olsun diye Ramazan’ın son on gününde evinden çıkmış, mescide gelmiş, mescide yerleşmiş. Mescitte yatmış, kalkmış, yemiş, uyumuş, uyanmış, ibadet etmiş. Çünkü hadîs-i şerîfte geçer ki;
Bir kul, namazı beklediği müddetçe namazdadır.”
Mescitte iken insan; bir namazı beklerken namazda gibi, namaz kılıyor gibi oluyor.
İtikâfa giren insan da ister namaz kılsın ister kılmasın, ister uyusun ister tesbih çeksin, Kur’an okusun, ibadet etsin… hepsi bir. İtikâf eden kimse, o mescitte olduğu müddetçe büyük ecirlere eriyor.
Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş ki;
اِعْتِكَافُ عَشْرٍ فِي رَمَضَانَ كَحَجَّتَيْنِ وَعُمْرَتَيْنِ
İ’tikâfu aşrin fî ramadâne kehacceteyni ve umreteyni.
Sevabı o kadar büyük ki, Allah bu sene kaçıranlara bir dahaki sene nasip eylesin. Bu buyruğu tutanlara, yapanlara da ecr-i cezîl, sevâb-ı kesîr ihsan eylesin. Ramazan’ın son on gününde, itikâf edenlere bu müjdeyi yazmadan geçemedim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz;
“Ramazan’ın son on gününde itikâf edenlere, iki hac ve iki umre sevabı vardır.” buyuruyor. Bir hac değil, iki hac ve iki umre!
Ne mutlu Allah’ın yolunda yürüyenlere, o ibadetleri ihya edip Peygamber Efendimiz’in sünnetine tâbi olanlara!
مَنْ صَامَ رَمَضَانَ وَأَتْبَعَهُ سِتًّا مِنْ شَوَّالٍ، كَانَ كَصَوْمِ الدَّهْر
Men sâme ramadâne ve etbeahû sitten min şevvâlin kâne kesavmi’d-dehr.
Arabî aylardan Ramazan ayından sonra gelen ay, Şevval ayıdır. Bu hususta hadîs-i şerîfler vardır ki;
“Şevval ayında kim altı gün oruç tutarsa, bütün sene hep oruç tutmuş gibi olur.”
Peşpeşe de olur, ayrı ayrı da olur; peşpeşe olma mecburiyeti de yoktur. Bugün hariç, bayramın ilk günü oruç tutmak yasaktır. Bayram edeceğiz, sevinç günüdür. Sonra tutulacak.
Şöyle izah ediyorlar ki; Ramazan 30 gün; sevabı 1’e 10 olduğuna göre, 300 gün.6 da buradan, o da 60 gün. Sanki 360 gün, bütün sene oruçluymuş gibi insan ecir kazanıyor! İnşallah bu Şevval orucunu da tutalım.
Bu hususta Ahmed b. Hanbel hazretlerinin kitabında hadis var, Müslim’in meşhur sahih kitabında var, Ebû Dâvud’da, Neseî’de, Tirmizî’de, İbn Mâce’de, İbn Hibbân’da var. Hem de râvisi, Ebû Eyyûb diyor. Allahualem, râvisi bu bizim beldemizin medâr-ı iftihârı, başımızın tâcı Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretleridir.
Bu orucu tutalım! Bu kadar sağlam hadis kaynaklarında bu oruç zikredilmiş.
فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙوَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ
Feizâ ferağte fensab ve ilâ rabbike ferğab. [1]
Müslüman bir rahatladı mı, yeniden bir atılım yapacak! Öyle gevşemek yok, tekrar hamle yapacak! Çünkü içinde muhabbet var, sevgi var; onu olduğu yerde boş durdurmaz.
Ramazan bitti, Şevval orucunu tutarız. Bir daha ki Ramazan’ı şevk ile bekleriz. İnşallah, Allah o Ramazan’a muhabbetimizden, şevkimizden, arzumuzdan; o oruca olan muhabbetimizden dolayı senemizi de oruçlu gibi sayar. Madem insan camide namazı beklerken, namazlı gibi sayılıyormuş; Allah’ın fazl-u kereminden de umulur ki Ramazan’ı sevene de bütün sene oruçlu gibi Allah ecir verir.
Muhterem kardeşlerim!
İşte böyle bir mübarek, kıymetli ayı geçirdik. Tabii insan ne yapacağını şaşırıyor. Ben şahsen şaşırdım kaldım. Ama Allahu Teâlâ hazretleri bayram tayin etmiş. Ramazan gidiyor ama Allah nice Ramazanlara sıhhat ve afiyetle eriştirsin.
Ramazan’ın içinde kazandığımız güzel sıfatları, bundan sonraki günlerde korumak en mühim iş oluyor.
Ramazan’da nasıldık?
Bir kere sahura kalkıyorduk, uykumuzu bölebiliyorduk. Bu uykuyu bölmeye alışalım! O sahur vaktinde yine kalkalım, iki rekât namaz kılalım, ondan sonra yatalım! Sahur vakti: -Arapça ifadesiyle seher vakti- duaların kabul olduğu zamandır, Allahu Teâlâ hazretlerinin semâ-i dünyaya nüzul eyleyip de kullarına kendisinin davet ettiği, kendisinin hitap ettiği bir zamandır ki; “Ey kullarım! İçinizde benden bir şey isteyen yok mu istediğini vereceğim! Dua eden yok mu, duasına icabet edeceğim! Mağfiret isteyen yok mu, mağfiret edeceğim!” dediği zamandır.
O zamana bir ay kalktınız kalktınız, alıştınız. Hadi bakalım bu bir aylık alışkanlığınızı görelim, bundan sonra da seher vaktinde, elektrikleriniz yanık olacak! Göreceğiz ki; “Tamam, hacı efendi kalkmış, seher vaktinde teheccüt namazını kılıyor. Duasını, istiğfarını yapıyor.” Bu alışkanlığı koruyalım!
Oruç tuttuk. Oruçta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in tavsiyeleri vardı: Gıybet etmeyeceğiz, dedikodu etmeyeceğiz, harama bakmayacağız, yalan yere yemin etmeyeceğiz vs. Hatta birisi gelse bize çatsa; omuz vurur, çatar, kavga arar, bağırır. Siz arabada olursunuz, sizin kullandığınız arabaya bağırır. Hani Allah’ın edepli edepsiz çeşit çeşit kulları var, koca şehir; dünyada her çeşit insan var.
Kendisine birisi çattığı zaman, oruçlu ne diyecek?
“Ben oruçluyum, ben oruçluyum!” diyecek, ona uymayacak.
“Vay sen misin bana çatan? Benim senden aşağı kalır bir yanım yok, sen bana çatarsan ben de senin hakkından gelirim!” diyebilir ama Peygamber Efendimiz öyle demeyi doğru bulmamış. Diyor ki;
‘Birisi gelip ona küfrederse, ağır söz söylerse, çatarsa bile; ‘Tevbe yâ Rabbi! Ben sana uymam, ben oruçluyum, ben oruçluyum!’ diyecek.” Bu zor bir şeydir.
“Allahu Teâlâ hazretlerine ibadet hâlinde olduğum için sana uymayacağım, senin sözüne karşılık vermeyeceğim, seninle kavga etmeyeceğim!” diyor, kendisini tutuyor. İşte bu tutma hâlini yine devam ettireceğiz. Bu alışkanlığı, Ramazan’da edindik ya!
Ramazan’da birisi bizi kızdırdığı zaman, Fesübhânallah! Lâ ilâhe illallah! Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh…çektik de uymadık, sabrettik, kendimizi tuttuk ya; bu güzel hâli Ramazan’dan sonra korumak bizim en mühim işimiz şimdi. Şu günden itibaren en mühim işimiz!
Ramazan gitti, ibadet bitti; değil!
İnsan; “Ramazan’da ibadet ettik; Ramazan gitti. Dosdoğru zevke, sefâya, eğlenceye…Ramazan’da yapamadığımız yasak bütün işler birikti, aman onları yapmağa koşalım!” diye düşünürse -Peygamber Efendimiz’in hadîs-i şerîfiyle sabittir-bilsin ki; onun Ramazan’ını Allah kabul etmemiş! Çünkü Ramazan ibadetlerinin kabulünün alâmeti, insanın Ramazan’dan sonra güzel hâlinin devam etmesidir. Buna dikkat edin! Ramazan’daki hâlimizi devam ettirmek, en mühim iş oluyor.
Fırsattan istifade, Ramazan’da öğrendiğimiz şeylerle ve Ramazan’da aldığımız aşk ile muhabbet ile -Ramazan’da dinimize bağlılığımız arttı, içimiz şenlendi ya- çoluk çocuğumuza bunu öğreteceğiz.
Çok eksikleri var. Çocuklarımızın yanında [öylece] oturuyoruz. Öyle yapmayacağız! Ben dâhil, siz dâhil; çocuklarımızı etrafımıza toplayacağız. Birazcık bir zaman bulduk mu; “Çocuklar gelin, birkaç hadis okuyalım. Şu hadisleri birbirimize bir anlatalım. Benim söylediğimden sen ne anladın bakalım, bana bir tekrar et. Hanım sen söyle bakalım…” diyelim.
“Mutfakta işim var!”
Birazcık böyle bir şey oldu mu öyle diyorlar.
لكل شيءمانع و للعلم موانع
Likülli şey’in mâniun ve li’l-ilmi mevâniun.
“Her şeyin mânisi var ama ilim öğrenmeğe kalktığın zaman, gökten mâniler dolu gibi yağıyor.”
Çeşitli mâniler…
“Hanım otur; biraz ibadet, dua, tesbih…Dinimizin bilgisini size öğreteyim, nakledeyim…”
“Ütü yapılacak, mutfakta iş var!”
“Sen onların bırak hepsini! Şimdi şu saat, bizim dinî bilgileri öğrenme saatimiz.”
Böyle bir program yapalım, prensip sahibi insan olalım, intizamlı insan olalım. Biz çocuklarımızı iyi yetiştirdiğimiz zaman, Allahu Teâlâ hazretleri defter-i âmâlimizi kapattırmayacak.
Hepimiz ölüp gideceğiz ya! Geçen sene aramızda olanların bir kısmı yok. Arkamızdan defterimizi onlar çalıştıracak.
Çocuklarımız olmasa bizim hâlimiz ne olur?
Onlar bizim arkamızdan dua edecekler, hayır yapacaklar, Kur’an okutacaklar, hatim indirtecekler, sadaka verecekler. Kendileri namaz kılacaklar, Kur’an okuyacaklar, tesbih çekecekler, hacca gidecekler. Onları güzel yetiştirirsek, Allah bizim defterimize sevap yazacak.
Aman bu tatilden istifade [edelim]. Bir insanın arabası, arkasından itiverirlerse bir müddet gider. Ramazan’dan aldığımız hızla inşaallah o hızı kaybetmeden kendimiz de gayret ederek, çoluk çocuğumuzla İslâmiyet’i güzelce yaşamaya devam edelim ve öğretmeye gayret edelim!
Allah hepimizi iyi müslüman olmaya muvaffak eylesin. Arif müslüman eylesin. İnsan-ı kamil olmayı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varmayı nasip eylesin.
08.12.1995 -
Şaka, Mizah Ölçüsü
26.08.1994 -
Cennet İsteyen Hayır
