İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

00.00.1992 - Yunus Emre ve Tasavvuf

00.00.1992 - Yunus Emre ve Tasavvuf
Günün Sohbeti

00.00.1992 - Yunus Emre ve Tasavvuf

28.06.2021
15 dk 7 sn

Bismillahirrahmanirrahim.

Elhamdülillahi rabbil alemin. Alâ külli halin ve fi külli hîn. Ve's-salatü ve's-selamu alâ seyyidi'l evveline ve'l ahirin. Senedine ve mededina ve üsvetüne'l hasane Muhammedini'l Mustafa ve âlihî ve sahbihî  ve-men tebiahû bi-ihsanin ecmain.

Emma ba’d.

Aşığın gerçeği var ama bir de müddeîsi var, sahtesi var. Sahtesine -hakikaten aşık olmadığı halde öyle özenene, öyle gibi olmaya çalışan, kendisini öyle gösterene- "müddeî" derler. "Kavmî da’va" derler. Da'vî kavmî derler, yani iddiacı. Öyle iddia ediyor ama aslında öyle değil.

"Ben asarım, keserim, yaparım, ederim. Benim şu kadar malım var, mülküm var." Yalan! Da'vî kavmî.

Mânî kavmî, da'vî kavmî... Ehli tahkik, ehli taklit...

Şimdi aşıkında aşık-ı hakikisi var, bir de aşıkım diyen müddeîsi var. İddiası öyle ama gerçekte o şekilde değil.  Bununla ilgili bir şiir var. İki şiir var onu okuyalım. Hakiki aşığı tarif ettiği şiiri:

"Bir kez yüzün gören kişi ömrünce hiç unutmaya

Tesbihi sen olasın ayruk nesne eyitmeye."

Eyitmek ne demek?

Söylemek demek.

Eydür ne demek?

Söyler demek.

Eski Anadolu türkçesi. "Eydüri ider" diye yazarsan yanlış olur. Yunus ider, Yunus ider değil Yunus eydür.

"İnsan senin yüzünü ya rabbi, ya mevla bir kere gördü mü artık ömrünce hiç unutmaz diyor. Tesbihi sen olursun başka bir şey söylemez."

Yani hak der hak der başka bir şey demez.

"Taate duran zahidin gözleri seni görürse

Tesbihini unutur ol mihraba secde etmeye."

Bak gene Yunusluğunu gösteriyor sataşarak konuşuyor. Ona göre zahidler ikinci derecede ya "ibadet eden zahidin gözleri seni görürse yani aşk makamı, biraz o taraftan bir perde açılır bir şey görürse;

Tesbihini unutup ol mihraba secde etmeye."

"Ağzına şeker aluban gözleri sana tuş olan

Unı da ol şekkerini ayruk çeğneyip yutmaya."

Ne güzel söylüyor. Basit söylüyor ama güzel söylüyor. Ağzına birisi şeker alsa, ağzında şeker var, birden seni görüverse şekeri filan unutur. Çiğnemez, yutmaz aklı başından gider yani. Seni bir gördü mü şekeri çiğnemez. Şeker tatlı ama şekeri bile çiğnemez diyor.

"Unı da ol şekkerini ayruk çeğneyip yutmaya." Gerçek aşıkın halini biraz anlatan bir şiir. Onun için.

"Ben seni sevdiğim içün eğer bahâ dirler ise

İki cihan mülkün virem daha bahâsı yetmeye."

Ben seni sevdiğim için eğer bahâ dirler ise, "Sen madem Allahı seviyorsun çık paraları,ver bakalım parayı. Madem Allahı seviyorsan ver vergini."

Ben seni sevdiğim için eğer baha derler ise. "Ver bahâsını, bedelini " derlerse;

İki cihan mülkün verem. "İki cihan; dünyayı da ahireti de."

İkisini de virem dahı bahâsı yetmeye. Dahı burada, dahi manasına değil; daha manasına. Bunu da bilmek lazım. Tabii eski Anadolu türkçesinin cilveleri bunlar. Yani iki cihanı veriyor gene de bir şey yapmış saymıyor kendisini. Dünyayı da veriyor ahireti de veriyor cenneti de veriyor huriyi de veriyor gene bir şey yapmış saymıyor kendisini.

"İki cihan dopdolu bağ bostan olur ise

Senin kokundan eyü gül bostan içinde bitmeye."

İki cihan dopdolu bağ boston olur ise. "Dünya da ahirette bağlık bostanlık çiçeklik gülistan olsa bile."

Senin kokundan eyi gül. "Senin kokundan daha güzel bir gül bostan içinde bitmeye."

Mevla’nın aşkının kokusu, iki cihanın bağının bostanının kokusundan daha güzeldir. Cennetin kokusu vardır abdest alırken burnumuza su verirken diyoruz ki “Ya rabbi cennet içre bize cennet kokularını duyur” filan. Cennetin kokusu cennetin surlarından dışarıya taşar beş yüz yıllık mesafeden duyulur. Daha cennete girmemiş beş yüz yıl mesafede olan insan, cennetin kokusunu duyar. Beş yüz yıllık mesafeden.

Meselâ cennetten ne kadar uzakta olacağını belirtmek için;

"Bir kadın, kendisi kocasından ayrılmak isterse cennetin kokusunu bile duymaz." diyor Peygamber Efendimiz

"Şimdi iki cihanda senin kokundan daha güzel bir gül bitmeye." Mantığı tam birinci Yunus. Şıp ben damgayı basıyorum. Birinci Yunus, sözünden belli. Düşünce tarzından, kafa yapısından belli.

"Gülü reyhanın kokusu aşıklara maşuk yeter.

Aşık olanın maşuku her giz öğünden gitmeye."

Gül, reyhanın kokusu aşıklara maşuk yeter, ne demek?

"Gül ve reyhan kokusu istemez. Aşıklara maşukun kokusu yeter." demek. [Aşağılara bakmıyoruz. Şerh eden o manayı bulmuş mu, yanlış bir şey mi yapmış. Çoğunda bakıyorum aşağı tarafta anlamamış oluyor.]

Aşık olanın maşuku her giz öğünden gitmeye.

Öğ ne demek.?

Akıl demek.

Aşık olanın aklından maşuku her giz yani asla gitmez.

Bu ne?

Bu bizim huş der dem. Nakşibendi tarikatında "her an mevlayı unutmamak, daima mevlanın şuurunda, irfanında olmak." Onu söylüyor. Çünkü akraba. Yani yol kök olarak aynı kaynaktan geliyor. Hacı Bektaş-ı Veli olsun, Yunus Emre olsun bunlar geriye doğru gidildiği zaman tabii Ahmed-i Yesevî'ye doğru geliyorlar. Ahmed-i Yesevi Abdülhalik Gücdevani’ye bağlı. Yani kök olarak Nakşibendileşiyorlar. O tarafa doğru geriye doğru.

"İsrafil surun urucak mahluka duru gelecek

Senin ününden artuk hiç kulağım işitmeye."

"İsrafil sura üfürdü mahlukat toplanıp geldi, yarabbi senin sesinden başka bir sesi kulağım duymaz." Bana senin sesin lazım ben onu duyarım başka bir şey duymam.

"İsrafil surun urucak mahlukat duru gelecek, seninden ününden artık ün hiç kulağım işitmeye

Zühre yere inibenü, sazın nüvaht eyler ise

Aşıkın işretü sensüz gözü ol yana gitmeye."

Kim anlar bu şiiri?

İslam kültürünü bilmeyen anlayamaz. "Zühre yere inibenü, sazın nüvah eyler ise." Matematik formülü gibi bir şey. "Aşıkın işreti sensiz gözü ol yana gitmeye."

Anlatıyım; şu gökteki zühre yıldızı. Venüs demek. Yunancası venüs yıldızı. Güya elinde saz varmış öyle telakki ediyor eskiler saz çalarmış. Bu zühre yıldızının sazı meşhur.

Rahmetli şairimiz "zühre yıldızı gökten yere inse, sazının nüvaht eylese." Nüvaht etmek; okşamak demek. Nüvaşiz . Yani zühre gökten yere indi koca yıldız başladı sazın çalmağa. Ne cümbüş ne alem filan yani.

Aşıkın işretü sensiz gözü ol yere gitmeye. "Aşık sensiz olduktan sonra o tarafa bakmaz bile." Zühre neymiş, çalgısı neymiş bakmaz o tarafa. Sırf senin sesini dinlemek ister, sırf seni görmek ister diye onu işliyor mısra olarak.

"Ne ider hanı manı ya sensüz iki cihanı

İki cihan fidi sana kimesne güman dutmaya."

Ne ederler hanı manı. "Evladı iyali ne yapsınlar aşıklar." Ya sensiz iki cihanı. "Sen olmadıktan sonra iki cihanı ne yapsın aşıklar." Evi barkı ne yapsın, iki cihanı ne yapsın aşıklar sen olmazsan. Sen sevmezsen, sen kulum demezsen. "İki cihan fidi sana." Fidi; feda demek. Yine iran telaffuzu.

"İki cihan fidi sana kimesne güman tutmaya."

"Hiç kimse tereddüt etmesin, aşık nazarında can sana feda olur." Bu böyledir!

"Sekiz uçmağın hurisi eğer bezenüp geleler

Senin sevginden özgeyi gönlüm hiç kabul etmeye."

"İki cihanın hurileri süslenip gelseler, senin sevginden başkasını, özgeyi gönlüm hiç kabul etmeye." Bu Yunus hurileri reddediyor.

Buyurunuz öteki Yunus'un anlatış tarzı neydi?

“Aydan aydındır yüzleri

Şekerden tatlı sözleri” derken insan yutkunuyor.

Aydan aydındır yüzleri

Şekerden tatlı sözleri

Cennette huri kızları

Gezer Allah deyü deyü." diye onun sallanışını gözümüzün önüne getirtiyor. Bu da diyor ki:

"Sen olmadığın zaman iki cihanın sekiz cennetin hurileri hepsi süslenip gelseler gönlüm hiç kabul etmiye." diyor. Etmez diyor, etmem diyor yani.

Şimdi halbuki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

“Cennet hurilerinden bir tanesi şu serçe parmağının ucunu dünyaya gösterse idi, cümle cihan nura gark olurdu.” Yani serçe parmağını. Yüzü yok, eli yok, bir şey yok. Parmağının ucunu şöyle bir gösterse cümle cihan, nura gark olurdu diyor.

Bu da diyor ki:

"Sekiz tane cennetin hurileri cennet hullelerini giyecekler, cennet takılarını takacaklar, süslenecekler taranacaklar gelecekler 'sensiz istemiyorum' diyor birinci Yunus. "İstemiyorum." diyor.

"Bu dünyada ne olaki ahirette ol olmaya

Huriyle gılman gelecek aşık elin uzatmaya."

"Ahirette olan dünyada, dünyada olan ahirette var benzerleri. Bir şiirinde Yunus 'Bu dünyada da verdin evlat iyal.' diyor. "Huri ile gılman geldiği zaman aşık onlara elini uzatmaz." diyor.

"Yunus seni severidem beşaret oldu canına

Her dem yeni dirliktedir her giz ömrün eksiltmeye."

"Yunus seni seveliden beli canına müjde oldu, beşaret oldu. Her dem dirliktedir." Dirlik de; hayat demek. Her dem taze bir hayat buluyor. Senin aşkın her an ona yeniden bir hayat veriyor.

Her giz ömrün eksiltmeye. "Ömrü hiç eksilmiyor."

Görüyorsunuz bir başka şiirinde hakiki aşıkın halini nasıl anlatıyor?

Terki dünya ve terki ukbâ.... Cenneti vesaireyi görmediğini nasıl işliyor. Başka şiirlerinde de bunu işliyor.

Gelelim yalancı aşıkı nasıl anlatıyor?

"İşk davisi kılan kişi."

Dâvî ne demek?

Dava demek.

Ne demek?

İddia demek.

Dava; mahkemeye gidip dilekçe verip falancaya açılan şey değil. Dava iddia manasındadır.

"İşk davisi kılan kişi

Hiç anmaya hırsı heva

Işk evine girenlere

Ayruk ne meylü ne vefa."

"Aşıkım diye iddia eden bir insan hırstan ve heva-i nefisten hiç bahsetmeyecek artık." Dünya hırsı varsa heva-i nefse tabi ise o aşık değildir. Yani en yüksek mertebeden değildir. Aşk evine girenlere o aleme girenlere, aşk dünyasına girenlere artık başka şeye meyil ve başka birşeye vefa olmaz.

"Gerçek aşık olan kişi

Anmayısar dünya ahret

Aşık değildir ol kişi

Yürüye izzeti kova."

"Hakiki aşık olan kimse dünyayı ahireti anmaz düşünmez, hatırlamaz. İzzet isteyen, izzet-i dünya isteyen izzet-i nefs isteyen bunun peşinde koşan kişi aşık değildir." Ol kişi yürüye izzeti kovar. İzzet; miskinliğin karşılığı. Herkes izzet ister, Yunus Emre miskinliği istiyor fakirliği istiyor, yokluğu istiyor, hiçliği istiyor. İzzeti istemeyi uygun görmüyor. Aşıklığın şanından saymıyor.

"İzzeti erkan kamusu

Bunlardır dünya sevgisi

Işktan haber eğitmesin

Kim dünya izzetin seve."

"Mevki, makam, izzet, erkan bunlar dünya sevgisinin detayıdır. Hubb-u dünyaya taalluk eden şeylerdir bunu söyleyen insan aşktan filan bahsetmesin. Müddeîdir; yalancıdır."

"Diliyle ışk diyenler

Bilmezler ışk niydiğini

Benim cevabın sen eğin

Işka izzetümdür bahâ."

"Dille ben aşıkım diyenler aşkın ne olduğunu bilmezler, benim onlara cevabımı sen iletiver. Benim aşka baha olarak bedel olarak verdiğim izzetimdir." 'Malım, mülküm, mevkim, makamım şöhretim herşeyim o yola fedadır' diyor.

"Her kim izzetten geçmedi

Aşıklık bühtandır ana

Her yere girdiği yokdırır

Işk ile izzet bir eve."

Bir insan, izzet-i dünyadan geçemediyse aşıklık ona yalandır, bühtandır. Yoktur öyle bir şey. Boş bir iddiadır. Aşk ile izzet bir yere bir eve girmez, bir arada bulunmaz demek yani. Aşıklık varsa o yok o varsa ötekisi olamaz.

"Hubbu’d-dünya re'si külli hatie” manasını kendi üslubuyla söylüyor. Yani dünyayı sevdi mi bir insan, ahiret ehli olup da yüksek bir makama çıkamaz. Bu aşıklıkta en yüksek makam. Abidlik, zahidlik, ariflik, aşıklık... "O makama yükselemez." diyor.

"Bu cümle aşık olanlar

Işk ile geldiler yola

Müşahedeye gark olan

Düşmeyi serdir ol an

Yunus'a aşık diyiben

Zinhar özenip gelmeniz

Çok bezirgan ziyan eder

Varıcağız uzun yola."

Tabii güzel bir söz. Bitiriyor. Yunus'a aşık deyip bakıp da onun gibi olmayı özenip de gelmeyin. “Yunus’a aşık deyip de zinhar özenip gelmeyin. Çok bezirgan ziyan eder varıcağız uzun yola.” Çok tüccar uzun yola gittiği zaman zarar eder. Yani demek istiyor ki; bu aşk yolu çok uzun bir yoldur. Bana özenip peşimden geleceksiniz ama bezirganlık varsa işin içinde zarar edersiniz.

Allah hepinizden razı olsun.

Es-selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA