İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

00.00.1992 - Yunus Emrenin Hayatı, Hakkındaki Çalısmalar ve Yunus Emreyi Anlamak

00.00.1992 - Yunus Emrenin Hayatı, Hakkındaki Çalısmalar ve Yunus Emreyi Anlamak
Günün Sohbeti

00.00.1992 - Yunus Emrenin Hayatı, Hakkındaki Çalısmalar ve Yunus Emreyi Anlamak

23.05.2024
9 dk 50 sn

Bismillahirrahmanirrahim.

Elhamdülillahi rabbil alemin. Alâkülli hâlin ve fi külli hîn. Ve's-salatü ve's-selâmü alâ seyyidi'l evveline vel âhirin. Senedinâ ve mededinâ ve üsvetine'l hasane Muhammedini'l Mustafa ve âlihi ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ecmaîn.

Emma ba’d.

Yunus Emre maruf ama meçhul, meşhur ama gizli bir şahsiyettir. Bizim kültür dairemiz yani biz Müslümanlar bu ülkenin evlatları, baş tacı ettiğimiz bir kimsenin bütün dünya tarafından sevildiğini anıldığını ve tanındığını görmekle bahtiyar olduk. Büyük bir olay. Yedi asır önce yaşamış bir kişi, bütün dünyada anılacak büyük bir şahsiyet olarak bizden çıkmış bir kimse olarak, kültürü, sanatı seven herkesin meclislerinde anıldı. Meşhur bir kimse ama, gizli. Çünkü, hayatı hakkında bilgiler az. Fikirleri ve şiirleri hatta divanını neşreden insanlar tarafından bile yüzde yüz anlaşılmış bir kimse değil. Divanlarının çoğunu gördüm. Abdülbaki Gölpınarlı’nın neşri var. Merhum Prof. Faruk Kadri Timurtaş’ın neşri var. Mustafa Necati Bursalı’nın neşri var. Çok neşirler var. Tabii merak ettiğim için hepsini gördüm. Eserlerin, şiirlerin tespitini. Hatta bazıları açıklamalı divanlar ve açıklamaları okudum. Onun için tam bilinmediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Tam ve doğru bilinmediğini tanınmadığını ve anlaşılmadığını söyleyebilirim. Birçok konuşmacının ve araştırmacının bilinenleri tekrar ettiğini biliyorum. Birkaç ana kaynak vardır. Herkes onlardan duyduğunu tekrar eder. Kendisi doğrudan doğrudan doğruya araştırma yapan, kütüphanelerde emek çeken zahmet çeken insan az.

Yunus'u ilk önce divanını tam ve doğru olarak tespit etmekle, eserlerini tam ve mevsuk olarak otantik olarak ortaya koymakla tanımağa başlayacağız.  Eserleri nedir?

Hangisi hakikaten onun eseridir?

Bu eserlerin okunuşu doğru okunmuş mudur, yazılışı doğru yazılmış mıdır?

Bu tam yapılmış değil. Bunun yapıldığını kabul edelim. Gönlümüzce Yunus Emre'nin eseri karşımızda tespit edilmiş olduğunu farz edelim. Böyle bir şey yok ama bunu anlamak için İslam dinini ve kültürünü çok iyi bilmek lazım. Yunus'tan bahsedenlerin çoğu platonik bir sevgiyle onu seviyor ama neden sevdiğini de pek bilmiyor ve yorumlarkende Yunus'u kendisine göre yorumluyor. Yani kendisine göre bir Yunus ortaya koyuyor. Kendi kafasına göre. İslam dinini ve kültürünü bilmeden olmaz! Tasavvufu, tarikatleri bilmeden katiyen olmaz! Eski Anadolu türkçesini bilmeden de olmaz! Yunus'un şiirlerindeki kelimeleri siz değiştirirseniz buna hakkınız yok ki! Ne diye onun kullandığı kelimeyi değiştiriyorsunuz.

"Efendim Türkçeleştiriyorum" Türkçeleştiremezsin ki! Yani o zaten Türkçe. Herkes onu bir vesika olarak tam olarak karşısında dursun, kendi kelimesiyle, kendi kelimeleriyle tanısın. Tabi eski Anadolu Türkçesini bilmeyince bu sefer yanılmalar başlıyor. En klasik hepinizin bildiği yanlış, "derviş bağrı taş gerek" sözü.

Derviş bağrı taş gerek,

Gözü dolu yaş gerek,

Koyundan yavaş gerek,

Sen derviş olamazsın.”

Bağrın taşlığı makbul bir şey değil ki dervişin bağrı taş olsun. Bağrın, kalbin taş olması; hissizlik duygusuzluk imansızlık inançsızlık merhametsizlik alametidir. Onun için dervişin bağrı asla taş olmasın. Aman Yarabbi. Dervişin bağrı taş olmasın.

Şimdi "derviş bağrı taş" nereden çıkıyor? Aslında derviş bağrı 'baş' gerek tarzında o. Derviş bağrı baş gerek. Ama düşünüyorlar ki "Allah Allah..

Dervişin burasında bir kafa mı çıkacak? İki kafalı mı olacak? Bu ne demek filan. Herhalde olsa olsa bu baş değildir." diyorlar değiştirmeye kalkıyorlar. Halbuki oradaki baş "yara" demek. Yara demek. Bağrı başı hakkı için aşıkların

Gözü yaşı hakkı içün sadıkların diye Süleyman Çelebi mevlidini bitiriyor.  "Aşıkların bağrının yarası hürmetine yarabbi, sadıkların gözünün yaşı hürmetine Yarabbi bizleri affeyle." diye bitiriyor şiirini.

Bağrın başı demek; bağrın yarası demek. Yani insan aşk derdiyle hasta olacak, gönlü yaralı olacak, kırık gönüllü olacak. Ene inde münkesiretin kulub.

"Ben kalpleri kırık olanların, mahzun olanların yanındayım." hadis-i kudsisine uygun olarak bağrı yaralı olacak ama bu yara Fuzuli'nin tedavi olmak istemediği cinsten hastalık. Öyle bir yara.

Aşk derdiyle hoşem, el çek ilacımdan tabib.

"Aman beni tedavi etme doktor, beni tedavi etmekten elini çek. Ben bu dertten memnunum."

Dert demek; hastalık demek. "Ben bu hastalıktan memnunum beni tedavi etme hastalık artsın, ziyade olsun."

Yani ki çok belalara kıl beni mübtela. "Daha çok belalara mübtela kıl." Bu aşk belası, güzel bir şey bunu arttır demiş oluyor.

Dervişin bağrı baş olması demek; hassas gönüllü olması, kalbi kırık olması, bağrı hun olması, Allah sevgisinden gözünden yaşların akması gönlünün böyle sakin bir gönül olmaması demek.

Bu neden oluyor?

Eski Anadolu türkçesini bilmemekten oluyor. Eski Anadolu türkçesini bilmediğin zaman Yunus'un şiirlerinin çoğunu anlayamazsınız. Şöyle Yunus'un elindeki divanından herhangi bir sayfayı açıyım birkaç mısra okuyalım göreceğiz ki; insanların yüzde doksansekizi anlamaz bunu. Yine göreceğiz ki; zaten neşreden de anlamamış bozmuş şiiri. Ben bazılarını karineyle düzeltirim yani olsa olsa Yunus'un yerine ben olsaydım bu sözün böyle gelişinden bu tarafa gider diye ben düzeltirim, not yazarım. Ama tabii Yunus'un edisyon kritiğini yapmamız lazım. Şiirlerini en eski kaynaklardan karşılaştırmalı olarak yazmamız lazım. Ondan sonra ortaya koymamız lazım ki bu yanlışlıklar engellenebilsin.

Demek ki Yunus'u anlamaya soyunmuş, kollarını sıvamış, girişmiş olan bir iyi niyetli kimsenin eski Anadolu türkçesini de bilmesi lazım. İslam dinini, kültürünü bilmesi lazım. Tasavvufu bilmesi lazım. Eski Anadolu türkçesini çok iyi bilmesi lazım. Türkçenin zevkine varmış olması lazım. Türk dili ve edebiyatı tahsili görmüş olması lazım.

Mesela; onun için Abdülbaki Gölpınarlı muvaffak olamamıştır.

Neden?

Türk dili ve edebiyatı tahsili görmemiştir. Farsça bilir, Yenikapı Mevlevihanesi'nde büyük üstatlardan Farsça okumuştur. İnsan, Farsça bilir, insan Arapça bilir ama Türkçeyi bilmeyince Yunus'u anlayamaz.

Bir de bir insan, Yunus'un bağlı olduğu ekolü -o zümreyi- bilmezse, Yunus'un sözlerini kendisinin kafasında o kelimenin manası neyse o kelimede kendi kafasındaki mana var sanarak şiire eğilir, şiirini gene anlayamaz. Manayı kavrayamaz, manadaki inceliği kavrayamaz. Bunlar olmadığı için de Yunus daha koca bir Yunus Emre yılı geçtiği halde tam anlaşılmış değildir.

Yunus Emre'nin hayatı hakkında herhalde benim söyleyeceğim sözler kadar sözleri, klasik olarak kitaplarda tekrar edilmiş olan sözleri arkadaşlarımız zaten bilirler. Ama biz onların hepsini bir ilim adamı olarak tenkid süzgecinden geçirirsek, hakikaten inkar edilmeyecek vesikalara dayanmak istersek, en doğru olanı tam söylemek istersek tabii o zaman işler biraz karışır. İşte bizim onları söylememiz uygun olur burada.

Şimdiye kadar tekrar edilen şeylerin içinde hiç olmazsa yaygın olarak doğru sanılan bazı şeylerin doğru olmadığını burada yine vesikalara dayanarak, bir takım delillere dayanarak söylemek durumundayız. Evet Yunus Emre 12. 13. asırda yaşamıştır. Vefat tarihi belli değildir. Doğum tarihi belli değildir. Sadece bir tomarın kenarında, bir yazmanın üst satırında el yazısıyla "Şu tarihte yaşamış, şu tarihte ölmüş, yaşı şu kadardır diye bir yazı yazılmış. Abdülbaki Gölpınarlı onu zikreder herkes de onu söyler.

Tabii o yazı doğru mu?

Nereden yazılmış?

Kaynağı nedir?

Onu ispat edecek henüz elimizde bir kabir taşı, bir arşiv vesikası elimizde yok. Yalnız bir şey var; 707 hicri senesinde yani 1307-1308 yıllarında henüz Yunus'un sağ olduğunu kendi şiirinden "er-Risaletün Nushiyye" adlı eserinin sonundaki bir beyitten anlıyoruz. Henüz 707'de Yunus kendisinin sağ olduğunu o eserin son bitiş şeyini söylerken ifade ediyor tamam. 1307'lerde sağ olan, Mevlana'nın zamanında  yaşamış ama Mevlana'dan biraz daha genç olan, şöyle otuz-otuz beş yaşlarında, Mevlana'nın vefat ettiği zamanda genç olan bir kimse. Hacı Bektaş-ı Veli’nin zaman bakımından yine çağdaşı ama O'ndan da genç. Hacı Bektaş-ı Veliyle, Mevlana'nın çağdaş olduğunu kaynaklar söylüyor. Bazı kaynaklar da 738 filan gibi daha geç tarihler veriyorlar ama onlar tabii herhangi bir vesikaya istinat etmiyor. Mevlanayla çağdaş olduğuna dair ariflerin menkıbeleri, Eflaki Dede’nin Menakıbü'l Avarifin’de bilgiler var.

Allah hepinizden razı olsun.

Es-selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühû.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA