01.10.1989 - Peygamber Efendimizin Ahlakının Kuran Olması

01.10.1989 - Peygamber Efendimizin Ahlakının Kuran Olması
Bismillâhirrahmânirrahîm
Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh, alâ külli hâlin ve fî külli hîn.
Ves-salâtü ves-selâmü alâ hayra halkıhî seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve-men tebiahû bi ihsânin ilâ yevmi'd din.
Emmâ ba'dKâne hulukuhu'l-Kur'âne.
Hz. Âişe validemizden rivâyet edilmiş.
"Peygamber Efendimiz'in ahlâk-ı şerîfesi Kur'an'dı, Kur'ân-ı Kerîm'di."
Acaba Peygamber Efendimiz'in huyu nasıldı, ne huydaydı?
Kur'an huyundaydı. Hz. Âişe validemiz kısaca bildiriyor.
Demek ki Peygamber Efendimiz Kur'an'ın birinci, eşsiz ve emsalsiz ehli. İlk anlayan, ilk dinleyen, ilk uygulayanı. Hangi âyet nâzil olmuşsa onu uygulamış. Hangi âyet kendisine inmişse ilk önce kendisi tatbik etmiş. Her şeyi en güzel tarzda içine o sindirmiş, Kur'ân-ı Kerîm onun ahlâkı olmuş. Kur'an ne demişse öyle yapmış.
Eşiddâü ale'l-küffâri ruhamâü beynehüm. "Mü'minlere karşı şefkatli, kâfirlere karşı şiddetli."
Merhametli, ref'etli, şefkatli, cömert, sabırlı, güçlü, kuvvetli, metanetli. Allahu Teâlâ hazretleri onu her türlü güzel huya sahip eylemiş, Kur'an'ın mücessem bir sembolü olmuş.
Kur'an bize niye indi?
"Okuyalım uygulayalım." diye.
İlk uygulayan kim?
Peygamber Efendimiz.
Uygulayınca insan nasıl olur?
Peygamber Efendimiz gibi olur.
"E Hocam, ben bu fırsatı kaçırdım o zaman çünkü Kur'an okumayı bile bilmiyorum."
Zaten hepimizin kaçırdığı en büyük fırsat bu. Kur'an bilmiyoruz, Kur'an okumuyoruz, Kur'an'dan haberimiz yok. Onun için doğru düzgün müslümanlar olamıyoruz. Kur'an'la bağlantımız pamuk ipliği ile bağlı gibi. Öyle insan var ki haftalarca, aylarca, yıllarca Kur'ân-ı Kerîm'e bakmaz. Öyle insan var ki Fâtiha'yı doğru düzgün okuyamaz. Mânasını bilmiyor, mânasını uygulamayı hiç bilmiyor. Namaz kılan müslüman her gün, günde 40 defa;
"Yâ Rabbi! Bizi sevdiğin, ikramda in'amda bulunduğun insanların yoluna sevk et; gazap ettiğin kulların, sapıtmışların, şaşırmışların yoluna, hıristiyanların, yahudilerin yoluna yöneltme, onlara benzetme!" diye söylüyor, ondan sonra yahudinin, hıristiyanın peşinden gidiyor.
Demek ki haberi yok. Kızdığımız bir adama;
"Sen ne söylediğinin farkında mısın, ağzından çıkanı kulağın duymuyor mu?" deriz.
Ağzından çıkan Fâtiha'yı müslümanın kulakları duymuyor. Fâtiha'yı uygulamıyorlar. Fâtiha Kur'ân-ı Kerîm'in başında, birinci sayfası. Benim hacı emmim, din kardeşim daha Fâtiha'yı uygulayamamış. Bundan sonra daha Bakara'sı var Âl-i İmrân'ı var. 114 sure, 6200 küsur âyet-i kerîme var. Bunlardan hiç haberi yok.
Geçen gün birisi, bir yere dükkân açıyormuş. Bizim kardeşlerimiz de;
"Burada ne yapacaksın?" demişler.
"İçki, kuruyemiş satacağım." demiş.
"Haramdır yapma, etme. Bunun zararını görürsün." demişler, ikaz etmişler, olmamış. Kavga etmişler. Ondan sonra camiden çıktıklarında yollarını kesmiş;
"Zararını görürsün ne demek? Siz beni tehdit mi ediyorsunuz? Bu memlekette hürriyet var, demokrasi var." gibi bir sürü laf evelemiş, gevelemiş. Bizimkiler demişler ki;
"Zarar görürsün demek ‘Allah sevmez, bereket kalmaz, hayrını görmezsin' demek."
Haramı satıyorsun, haramı içiyorsun, içirttiriyorsun, milletin de sıhhatini bozuyorsun. Alkol faydalı mı zararlı mı?
Alkole "faydalı" diyen aklı başında bir ilim adamı yok. Akılsız ilim adamı da yok zaten. Alkole "faydalı" diyen bir ilim adamı yok.
İnsanı ne durumlara düşürdüğünü gazeteler yazıyor. Peki, sen ne samimiyetsiz adamsın, ne biçim adamsın, hem ilmen zararlı olduğu ortada hem de onu satıyorsun. Vicdanın sızlamıyor mu? İçene zararlı olduğunu bildiğin bir şeyi sen hangi vicdanla satıyorsun?
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!
"Evvel yok idi iş bu rivâyet yeni çıktı." Sübhanallah.
Böyle bir şey mi var? İslâm'da içki yasak.
Neden?
Çünkü İslâm tutarlı bir sistem. Bir taraftan bilim müesseseleri, askerî müesseseler, modern sistem, "içki zararlı" diyecek; bir taraftan polisler içki içen şoförleri takip edecek, kan tahliline götürecek, alkol muayenesi yaptıracak, ceza yazacak, bir taraftan ciddi iş yerlerinde, askeriyede içki içmek yasak olacak, bir taraftan da içkiyi devlet imal edecek; sen satacaksın ben satacağım -Allah saklasın- o, bu satacak. Tutarsızlık.
İslâm böyle tutarsız değil. İslâm bir şeye "zararlı" dedi mi kesiyor, yaptırtmıyor, yapmıyor.
Aferin! İşte tutarlılık böyle olur. Sistem tutarlı olduğu zaman böyle olur. Zararlı olunca kesiyor. Biz tezatlıyız; bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Onun için bizim belimiz doğrulmuyor, iki yakamız bir araya gelmiyor. İlim yanlışlığını gösteriyor, fiiliyatta tatbik ediliyor.
Halbuki ilim nedendir?
İlim, hangi şey gerçekse o anlaşılsın diyedir.
"Anlaşılan şeyi çiğneyelim." diye mi çalışılıyor?
İnsanoğlunun tezadıdır.
Vücudu tahrip etme hürriyeti yoktur. Cemiyeti tahrip etme hürriyeti yoktur. Ahlâkı tahrip etme hürriyeti yoktur. İnsanlığı tahrip etme hürriyeti yoktur. İmanı tahrip etme hürriyeti yoktur. Her yerde hürriyet yoktur. Hadi bakalım hürriyet var, aç kapını. İsteyen insan girsin içeriye, yatsın.
"Hocam sen ne yapıyorsun? Sana kürsüyü verdik, başka başka şeyler söylemeye başladın. Olur mu? Ben kapıyı arkadan kilitlediğim gibi bir de sürgü sürüyorum, arkasına bir şey dayıyorum. Benim evime kimse giremez."
Gördün mü? Demek ki dışarıdaki adamın senin evine girme hürriyeti yokmuş.
Neden?
Hocam, yabancı girerse, evimin hali ne olur? Malım, mülküm, namusum ne olur?
Bak yavaş yavaş yola gelmeye başladın.
Hürriyet, hürriyet, hürriyet!
Hürriyet kezzap mı? Cemiyeti tahrip etmenin vasıtası mı? İslâm'da cemiyeti tahrip etme hürriyeti yok. İslâm bazı şeylere "yasak" der. İyi ki diyor. İyi ki haramları var.
Yâ Rabbi! Haramlarına da hamd olsun, helâllerine de hamd olsun, her şey ne kadar güzel!
Zina haram, yapamazsın tabi; içki haram, içemezsin. İçmemen lazım. Zulüm haram, yapamazsın. Ah İslâm'ın güzelliğini insanlar bir anlayabilse! Galiba biraz da biz anlatamıyoruz, ah bir anlayabilseler!
Peygamber Efendimiz'in ahlâkı Kur'an'dır. Bizim de ahlâkımız Kur'an olsun. Okuyalım, öğrenelim; kötü huylarımızı, kötü, fâsık, yanlış, saçma fikirleri atalım da, şöyle pırıl pırıl bir Kur'an nesli ortaya çıksın, pırıl pırıl bir Kur'an anlayışı çıksın, ortalığa hâkim olsun da her şey güzel olsun. Her şey ilme, imâna, dünya ve âhiret saadetini kazanmaya uygun olsun.
Fâtihâ-i şerîfe mea'l-besmele.
09.05.1997 -
Sünnetin Çeşitleri, Reslullahın
29.04.1994 -
İyi ve Kötü
