İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

09.05.1997 - Sünnetin Çeşitleri, Reslullahın Metodu, Tasavvuf Bir Okuldur

09.05.1997 - Sünnetin Çeşitleri, Reslullahın Metodu, Tasavvuf Bir Okuldur
Günün Sohbeti

09.05.1997 - Sünnetin Çeşitleri, Reslullahın Metodu, Tasavvuf Bir Okuldur

11.04.2025
9 dk 9 sn

Bismillahirrahmanirrahim.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ecmaîne't-tayyibîne't-tâhirîn.

Emmâ ba'd:

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Peygamber Efendimiz, ashâbını ailesi gibi, hayatın içinde, onlarla beraber yaşayarak yetiştirdi.

Peygamber Efendimiz sohbet yoluyla insanları yetiştiriyordu.

Ne demek sohbet?

"Yârenlik etmek" demek değil. Sohbet; "arkadaş olmak, hayatı beraber sürmek, yaşamak" demek.

Her şeyini söylerdi. Kusurlu gördüğü her şeyi söylerdi.

Peygamber Efendimiz'in sözleri; -hadîs-i şerîfler- kavlî sünnet. Hareketleri de sünnet; "Peygamber Efendimiz böyle yapardı." Buna da fiilî sünnet denir. Yanında bir şey yapıldığı zaman "yanlış" dememişse, o da sünnet. "Resûlullah'ın yanında biz böyle yaptık, bir şey demedi; demek ki mahzuru yok." Buna ne derler? Bu sünnetin adı ne?

Takrîrî sünnet. Susuyor, bir şey demiyor. Çünkü Resûlullah yanında yanlış bir iş yapılınca susmazdı; "Böyle şey yok, yapmayın!" derdi, söylerdi. Demek ki susmuşsa mahzuru yok da ondan susuyor.

Peygamber Efendimiz'in yanına geldiler. Kızlar da orada bayram münasebetiyle eğleniyorlardı, Hz. Ömer geliyor diye hepsi bir tarafa kaçıştı. Peygamber Efendimiz müsaade ediyor, demek ki olabilir. Peygamber Efendimiz; "Dokunmayın!" dedi.

Müsaade ettiği kadar olur, müsaade ettiği şekilde olur. Susuyorsa takrir, yani uygun görmüş, yanlış olmadığına karar vermiş ondan susuyor. Ama yanlış bir şey olduğu zaman söylerdi; "Hayır, böyle yapma!" derdi.

Yolda gidiyorlardı. Bir kadın üzücü bir olayla karşılaşmış, bir vefat olmuş, bir felakete musibete uğramış; bangır bangır bağırıyordu, saçını başını yoluyordu. Peygamber Efendimiz onun yanına gitti, dedi ki;

"Böyle yapma, sabırlı ol."

Yanlış yaptığı için söylüyor.

"Sen benim başıma gelen felaketin ne kadar büyük olduğunu biliyor musun?" [dedi,] yine zırıltıya, gürültüye devam etti.

Peygamber Efendimiz yürüdü gitti. Arkadan gelenler, kadının yanına yanaştılar:

"Ya sen ne yaptın?"

"Ne yaptım?!" dedi, şaşırdı.

"Ya sana bu nasihati eden Resûlullah, Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem'di."

"Eyvah! Öyle mi?.." Kadın ağlamayı, zırlamayı bıraktı, nefes nefese koştu... "Resûlullah'a saygısızlık oldu." diye, hata ettiğini anladı. Çünkü karşılık verdi O'na.

"Yâ Resûlallah! Seni tanıyamadım, bilemedim, beni affet!" dedi.

Peygamber Efendimiz dedi ki;

İnne's-sabre inde sadmeti'l-ûlâ. "Sabır, felaket ilk geldiği zaman insanın kendisini tutmasıdır. O zaman tutacaktın, iş işten geçti."

Peygamber Efendimiz [bir] savaştan sonra ilan ettirdi, dedi ki;

"Kim düşmanlarla çarpışırken bir şeyler almışsa yanına, onları getirsin, ortaya koysun."

Neden?

Ganimetler ortaya toplanacak, hesaplanacak; beşte biri devlete ayrılacak, ötekisi gaziler arasında üleştirilecek, paylaştırılacak.

İlan ettirdi. Herkes zırh mı aldı, bıçak mı aldı, kılıç mı aldı, para mı aldı; öldürdüğü insanın üstünden ne aldıysa onları ortaya getirdi. Ganimet malları bunlar... Peygamber Efendimiz taksim etti.

Ondan sonra ne kadar zaman geçtiyse birisi geldi, dedi ki;

"Yâ Resûlallah, bu da ayakkabı bağcığı, -Sırım; yani deri kesiliyor, uzun ip gibi, ayakkabı bağlanıyor.- düşmandan alınmıştı, ganimet malıydı. Ben o zaman vermemiştim, şimdi veriyorum."

"Sen benim ilanımı duymadın mı? Niye o zaman getirmedin?"

Taksim bitti çünkü...

"Aldın, yanında tuttun; ateşten bir iptir." dedi.

İşin şakası yok!

Birisi öldü. Peygamber Efendimiz'in hizmetindeydi. Peygamber Efendimiz dedi ki;

"O cehennemliktir."

Düşünün; Peygamber Efendimiz'in asr-ı saadetinde yaşamış, namaz kılan bir insan, hizmetinde bulunan bir insan.

"O cehennemliktir." dedi.

Araştırdılar, malları arasında ganimet malı buldular. Demek ki hırsızlık yapmış. Çünkü ganimet malından çalmak da bir hırsızlıktır. Gaziler arasında bölüşülecek. Öteki gazilerin hakkını yiyor. Olmaz!

İşte İslâm böyleydi. Peygamber Efendimiz'in insanları terbiyesi böyleydi.

Peygamber Efendimiz çarşı pazara gitti. Bir malın çuvalının başına geldi, elini çuvala soktu, altını üstüne getirdi; altı ıslak, üstü kuru. Hileli. Mostra yapılmış. Üstü güzel, altı ıslak. Islak makbul değil, kuru olması lazım.

"Böyle yapmayın. Bizi aldatan bizden değildir!" dedi.

"Biz" dediği kim?

Müslümanlar.

Aldatmayacak, olduğu gibi [gösterecek.] Ya malı öyle yığacak, "İyisiyle kötüsüyle böyledir." diyecek, dizmeyecek. Üstünü iyi gösterip de, iyi şey satıyormuş gibi yapıp da kötüyü satmayacak.

"Böyle yapmayın. Böyle olmaz. Bizi aldatan bizden değildir!" dedi.

Çarşıya gitti, pazara gitti, düğüne gitti, mezara gitti, hasta ziyaretine gitti... Her şeyi ashâbı ile beraber yaşadı ama her an peygamberlik yaptı. Her an Allah'ın emrini söyledi; doğru olan şeyi söyledi, yanlış olan şeye de "yapmayın" dedi.

Bu eğitim şekli nedir?

Bu eğitim şekli; birlikte yaşamla eğitmek, beraber yaşayarak eğitmektir. Sohbet ile eğitim... Sohbet burada, "birlikte yaşam" demek. Yoksa "yârenlik etmek" demek değil. Beraber sefere gidiyorlar, beraber çarşıya gidiyorlar, beraber camide ibadet ediyorlar, her şey beraber olurken; "Şu yanlış, şöyle yapın; bu doğru, böyle yapın..."

Mesela, yolculuk esnasında Peygamber Efendimiz dedi ki;

"Oruç tutmayın!"

Neden?

Hava sıcak, yol meşakkâtli, oruç tutmamak lazım.

Bazıları tuttu, bazıları tutmadı. Tutanlar bayıldı, ayıldı, halsizleşti; tutmayanlar onlara hizmet etti, ordunun işlerini yaptı.

"Bu sefer oruç tutmayanlar oruç tutanlardan daha çok sevap kazandı." diye söyledi Peygamber Efendimiz.

Yerinde, şaşırtıcı bir eğitim... Oruç tutan daha çok sevap alacak sanılıyor; kazın ayağı öyle değil.

Peygamber Efendimiz;

"Şimdi oruç tutmayanlar daha çok sevap kazandı." dedi.

 

Bir insanı güzel ahlaklı yetiştireceksiniz. Doğru sözlü olacak, Allah'tan korkacak, merhametli olacak vesaire vesaire... Bu böyle kolay da olmaz. Bunun da manevi çareleri, ilaçları, yolları vardır. Bizim için hayat önemlidir. Hayatımızı Allah'ın rızasına uygun geçirmek önemlidir ve bu esnada İslam'ın kurallarını uygun yaşamak önemlidir. Onun için biz, ne anânevi sayılırız ne de modern sayılırız. Hayatın uygulamasında; islamın emirlerini hayatı yaşarken uygulamak istiyoruz. Onun için hayatla içiçeyiz. Bugünkü hayatımızı yaşıyoruz; modern çağda yaşıyoruz, bu günde yaşıyoruz, sağız o halde bu günün insanıyız ama Müslümanız. O halde bu hayatın İslam'a göre yaşamak için neler yapmamız gerekiyorsa onları yapmamız lazım! Onun için biz; hayattan kopuk eski çağlara gitmiş tarihi bir grup olarak yaşamayı da düşünemeyiz. İslamdan kopuk bugünün insanı olarak islamla hiç ilgisi olmayan bir toplumda olamayız. Müslüman olduğumuz için İslam'a bağlıyız. Yaşadığımız için de çağımıza bağlıyız. O halde bugün ki insan nasıl yetişmesi gerekiyorsa, yetişeceğiz ama ama hayatımızı islam'ı göre yaşayacağız. Allah-u Teâla Hazretleri tevfikini cümlemize refik eylesin. Sevdiği razı olduğu amelleri işlemeye muvaffak eylesin. Hülasa bi'l meal; işin sonunda sevdiği kul olmayı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği razı olduğu kul olarak varmayı nasip eylesin. Cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA