İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

02.02.2001 - Peygamber Efendimizin Hz. Aliye Duası

02.02.2001 - Peygamber Efendimizin Hz. Aliye Duası
Günün Sohbeti

02.02.2001 - Peygamber Efendimizin Hz. Aliye Duası

11.01.2026
14 dk 58 sn

Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Size gönüller dolusu, yerler gökler dolusu sevgiler, selamlar, hayır dilekleri ve dualar ederim. Allah-u Teâlâ hazretleri cümlenizden razı olsun. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

Allâhümme einhü ve ein bihî ve'rhamhü ve'rham bihî ve'nsurhü ve'nsur bihî. Alâhümme vâli men vâlâhü ve âdi men âdâhü, ya'nî Aliyyen.

 

Abdullah b. Abbas radıyallahu anh'ten Taberânî'nin rivayet ettiği bir hadîs-i şerîf.

Allâhümme. "Ey benim Allah'ım, Rabbim, Mevlâm! Einhü. "Ona yardım eyle." Ve ein bihî. "Ve onunla yardım sağla.

Kime?

Müslümanlara, İslâm'a.

Ona, kendisine bizzat yardımcı ol; hem de onun vasıtasıyla İslâm'a yardım eyle.

Ve'rhamhü. "O'na rahmetinle, merhametinle muamele eyle." Ve'rham bihî. "Ve O'nun vasıtasıyla İslâm'a ve müslümanlara rahmeyle, merhamet eyle." Ve'nsurhü. "Ve O'na yardım eyle." Ve'nsur bihî. "Ve O'nun vasıtasıyla, onun çalışmalarıyla İslâm'a ve müslümanlara yardım eyle, nusret ver yâ Rabbi!" Allâhümme vâli men vâlâhü. "Yâ Rabbi! O'nu sevenleri sen de sev." Ve âdi men âdâhü. "O'nunla adavet edenlere, düşmanlık edenlere de sen düşmanlık eyle yâ Rabbi!" diye böylece tatlı tatlı mübarek ağzıyla, fem-i saâdetiyle Peygamber Efendimiz dua etmiş.

Kime?

Hz. Ali radıyallahu anh Efendimiz kerremallâhu vecheh hazretlerine.

Biliyorsunuz Hz. Ali, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in amcasının oğlu; ama amcası çok çocuklu olduğundan ve çok çocuğa bakmanın sıkıntısını çekmekte olduğundan, öbür akrabalarıyla konuşmuşlar; "Şu amcamızın çocuklarını bölüşelim, bazılarını birimiz, bazılarını ötekisi alsın. Yükünü hafifletelim." demişler.

Peygamber Efendimiz de Hz. Ali'yi çocukken kendi ailesine almış. Kendi çatısına, evine almış, evladı gibi büyütmüş. Yeğeni, amcası Ebû Tâlib'in oğlu, ama Peygamber Efendimiz oğlu gibi büyütmüş.

Peygamber Efendimiz'in yanında çocuk olarak yetişmek ne büyük şeref! Hem de çocuklar kategorisinde, sınıfında ilk müslüman olan kim?

Hz. Ali.

Kadınlardan ilk müslüman olan?

Hz. Hatice.

Erkeklerden ilk müslüman olan?

Ebûbekr-i Sıddîk. Rıdvanullâhi aleyhim ecmaîn.

Hz. Ali Efendimiz ilk müslüman olanlardan. Peygamber Efendimiz'in evladı gibi evinde büyüttüğü kimse. Şereflere bakın! Sıra sıra şerefleri sıralayalım.

Ondan sonra kızı Fâtıma ile evlendiriyor, bir de damadı ediyor. Fâtıma cennetlik hatunların hası, en kıymetlisi. Mübarek Peygamberimiz'in mübarek kızı, Fâtıma Anamız radıyallahu anhâ Fâtımatü'z-Zehrâ radıyallahu anhâ. Onunla evlendiriyor.

Oldu mu bir kat daha yakınlık?

Sonra bir keresinde, Peygamber Efendimiz sefere gidiyordu. Hz. Ali Efendimiz'i Medine'de vekil bıraktı.

"Medine'yi sen idare et. Biz yolculuğa çıkıyoruz." diye.

Hz. Ali Efendimiz de kahramanlığından;

"Ya Resûlallah! Beni kadınlarla, çocuklarla mı bırakıyorsun? Ben savaşa gitmek istiyorum!" dedi.

Çünkü cesur, kahraman, bahadır, yürekli, Allah'ın aslanı.

Efendimiz dedi ki:

"Bana göre Hz. Musa'nın yanında Harun gibi olmayı istemez misin?"

Ne demek istiyor?

Musa aleyhiselam, Tur Dağı'na giderken Harun aleyhisselam'ı kavminin başında bıraktı.

"Ben şimdi bir yere giderken; Musa aleyhisselam'ın Harun aleyhisselam'ı, bıraktığı gibi, seni bırakıyorum. Yalnız benden sonra peygamber yok!" dedi.

"Bu sözü söylüyorum ancak birileri bu benzetmeden; 'Sen de peygambersin!' diye bir mâna çıkartmasın!" diye bunu da açıkladı.

"Benden sonra bir peygamber yok, ama Musa'nın yanında Harun aleyhisselam neyse sen de benim yanımda öylesin!" dedi. Oh! bu da çok büyük bir iltifat, iltifatların en büyüğü! Ne kadar güzel!

Ama buradan bir ders çıkartacağız:

Kimse Peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkıp da âhiretini mahvetmesin. Peygamber Efendimiz'den sonra peygamber yok, âhir zaman peygamberi, hâtemü'l-enbiyâ, hâtemü'r-resûl, hâtemü'n-nebiyyîn; yani Peygamber Efendimiz öldükten sonra, peygamber olmadığı kesin.

Gözüne bir şey görünen, kendisini bir şey sanıyor. Halbuki Yunus Emre'nin sözü, ilâhîsi çok hoşuma gidiyor:

 

Er, yarın Hak divanında belli olur.

 

Er yarın Hak divanında belli olur! Bakalım orada Allah sana ne muamele edecek; mükâfât mı verecek, cezaya mı çarptıracak? Kahrına gazabına mı uğratacak, lütfuna rahmetine mi erdirecek? Mühim olan o!

Burada öyle atıp tutmanın kıymeti yok. Hz. Ali Efendimiz başka hatırımıza gelebilen faziletlerinden bir iki tane daha söyleyelim:

Demek ki "Harun aleyhisselam gibisin." diye böyle pâye verdi.

Peygamber Efendimiz Medine-i Münevvere'ye gelince, bizim için ibret alınacak güzel bir şey yaptı. Mekke'nin muhacirlerinden birisiyle, Medine'nin ensarından birisini, iki iki kardeş etti. Bir ensar, bir muhacirle; bir ensar bir muhacirle. Böyle böyle kardeş oldular, oldular. Hepsi kardeş oldular, oldular, el ele tutuştular. Sayı tekmiş demek ki Hz. Ali Efendimiz kaldı. Biraz da mahzun oldu, yutkundu, duygulandı.

Peygamber Efendimiz dedi ki;

"Sen de benim kardeşim ol!"

O muâhât meselesinde Peygamber Efendimiz'in kardeşliğine de nâil oldu. O da bir büyük fazilet.

Hz. Ali Efendimiz'i sevenler boşuna sevmiyorlar, ama seven sevdiğine itaat eder. Aynen Hz. Ali gibi olmak lazım. Namazlı, niyazlı, Kur'an'lı, imanlı, mücahit, Allah yolunda, Allah'ın rızasını kazanacak şekilde olmak lazım!

İslâm ordusu Hayber'e geldi. Ordu, Hayber kalesine saldıracak, bir başkan lazım! Ordunun başına, emir verici bir emir lazım! Komutan kelimesi de pek hoş bir kelime değil, melez bir kelime. Fransızca commend kelimesinden, commendan, "emreden" demek.

Oradan uydurmuşlar, solucanı keser gibi kelimenin yarısını kesmişler. Solucan kesildiği zaman, kesilen yarısı ürermiş, öbür yarısı da ürermiş. İki solucan olurmuş yani iki taraf birbirini tamir ediyor. Commenden kelimesini Fransızca'dan alıyorlar, bozuyorlar, komutan yapıyorlar. Bulletin kelimesini alıyorlar, "bülten" yapıyorlar.

Batı kelimesini alıyor, hafif bir makyaj, rötuj, yüzünü boyama; ondan sonra Türkçe oluyor.

Öyle olmaz!

Türkçe'de komut-mak diye bir kelime yok, komutan sözü melez bir söz, doğru söz değil. Erbabı düşünsün, doğrusunu bulmaya çalışsın, ama tarih boyunca bizim kullandığımız kelimeler var.

Mesela subaşı.

Sü, "asker" demek; subaşı, "komutan" demek...

"Binbaşı" diyoruz. "Albay" diyoruz, "alayın bayı, başkanı." Aslında "albey" demek lazım. Bay, Farsça "zengin" demek. Bey, Türkçe "asil, soylu kimse" demek.

O kelimeyi de ortaya atan, pek güzel atmamış. Atması biraz isabetsiz atma olmuş. Ama işte "subaşı" var, "serasker" var, çok güzel. Serasker-i âzâm "askerin başı." Bir de böyle tarihten şanlı şerefli, ihtişamlı görünen bir kelime. Bu da Arapça ve Farsça'dan oluşma bir kelime, ama tarihimizde var, asırlarca kullanmışız. "Serasker" olabilir.

Emir kelimesi var. Türkçe'de emirin karşılığı, "buyurmak" demek. Desek desek, "buyuran" olur, "buyurucu" olabilir. Ama öyle denmemiş, "komutan" denmiş. Bu da dil bakımından arada bizim tenkidimiz, düzeltme çalışmamız olsun.

Ben Türkçemizi de seviyorum. Yabancı kelimeleri, hele soysuz köksüz yabancı kelimeleri atmak istiyorum, hoşuma gitmiyor. Millet bunun farkında değil. Biz bu hususta biraz da onları uyarmak istiyoruz.

Burada arkadaşlarıma ben şaka yapıyorum, biraz yabancı kelime kullandılar mı cezayı basıyorum: "On dolar ceza yedin!" filan diyorum, anlıyorlar. Para aldığım filan yok -onlar hayrına verirse o ayrı- ama ben böyle cezayı basınca düzeltiyorlar, Türkçesini buluyorlar.

Hz. Ali Efendimiz'in meziyetlerini anlatırken, böyle Türkçe'den bir fasıl açtık, parantez içinde, cümle-i mu'tarıza içinde bunları söyledik.

Hayber'e hücum edecek ordunun başına "subaşı" lazım, "emir" lazım, "buyuran, buyurucu" lazım, "yönetici" lazım!

Peygamber Efendimiz diyor ki;

"Yarın bu askerin başına bir emir tayin edeceğim, sancağı onun eline vereceğim. Öyle bir kimseye vereceğim ki O Allah'ı sever, Allah da O vereceğim kişiyi sever!"

Allahu ekber!

Şu sözün güzelliğine bak! Peygamber Efendimiz ordunun başına Allah'ın sevdiği, Allah'ı seven, Allah âşıklısı, âşık-ı sâdık bir kahraman tayin edecek.

Herkes geceleyin heyecan içinde yatıyor.

Hz. Ömer, "Uykum kaçtı. Hiç bir şeyi bu kadar istememiştim. Yarın Resulullah ordunun başına beni geçirse, sancağı bana verse diye" diyor.

Peygamber Efendimiz sabahleyin kalabalığa döndü, şöyle bakındı. Herkes "Beni de görsün." diye, belirginleşmek için yerinden biraz başını kaldırıyormuş. Bakmış, bakmış Peygamber Efendimiz. Gelişigüzel bir kimseyi tayin etmiyor, bir belirli kimseyi tayin edecek. O da muhakkak ilâhî bir işaret iledir.

"Ali nerede?" diye soruyor.

Diyorlar ki;

"Çadırında. Gözü fena halde ağrıyor; hasta, rahatsız."

"Çağırın!" diyor.

Hz. Ali Efendimiz fena halde, gözü ağrır vaziyette geliyor. Çadırındayken çağrılıyor, geliyor. Peygamber Efendimiz onun gözüne müdahale ediyor; ağrısı o anda geçiyor. Sancağı eline veriyor.

Buradan ne anlıyoruz?

Allah'ı çok seven, Allah âşıklısı, Allah yolunda canını vermeye razı bir mübarek; Allah'ın da sevdiği bir kimse.

Bir de Aşere-i Mübeşşere'den.

Ne demek Aşere-i Mübeşşere?

Peygamber Efendimiz on kişiye, dünya hayatında iken; "Sen cennetliksin!" diye açıkça beyan etmiş. Bunlar şımarmayacak insanlar. Açıkça söyledi.

İsmen açıkça; "Sen cennetliksin!" dediği kimselere;

El-aşeretü'l-mübeşşeretü bi'l-cenneh, "Hâl-i hayatlarında cennetle müjdelenmiş on kişi" adı verilir.

Kısaca, Arapça kelimelerle Farsça terkip olarak "Aşere-i Mübeşşere" deniliyor.

Hz. Ali Efendimiz Aşere-i Mübeşşere'den, cennetlik olduğu muhakkak olan bir kimse. Şehit olarak da vefat etti, şehitler zaten cennetlik. Mübareğineresinden baksak, etrafını çepeçevre dönsek, hangi cephesine baksak pırıl pırıl, ışıl ışıl. Allah şefaatine erdirsin. Allah, yolundan ayırmasın.

O'nu sevenleri de O'na benzetsin. O'nu sevip de İslâm yolundan, Kur'an yolundan aykırı yollara gitmekten korusun; çünkü bazen "O'nu seviyorum." diyenler, İslâm'ın emirlerine, Kur'an'ın emirlerine, Peygamber Efendimiz'in hadislerine aykırı yaşıyorlar, hareket ediyorlar. Ben onlarla çok konuştum. Gittim, anlattım, makalelerimde yazıyorum.

"Bak ben de ailemizdeki rivayetlere göre Hz. Ali Efendimiz'in evladındanım, Peygamber Efendimiz'in torunlarındanım. Bu gidişatınız yanlış. Kur'an'a bağlanın, namazı kılın! Namazsız olmayın, Kur'an'sız olmayın! Haramları bırakın, içki içmeyin!" diye anlatıyorum. Beni bilirler, açıkça söylüyorum.

Allah hepimizi kendisinin sevdiği çizgiye, yola, yere, noktaya getirsin. Rızasına aykırı ömür geçirmekten hepimizi korusun. Bu hadîs-i şerîf de kur'a ile çıktı; ama çok tatlı oldu.

Allah-u Teâlâ Hazretleri Hz Ali Efendimiz'in şefaatine bizi erdirsin. Cennetiyle cemaliyle bizleri müşerref eylesin. Onlarla cennette buluştursun.

 

Bi lütfike ve keremike ve bi hürmeti ismike'l âzâm ve bi hürmeti nebiyyike'l ekrem ve inneke mücîbe'd-deavât ve kâdı'l hacât ve ekremü'l ekremîn ve erhamü'r-râhımîn.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA