02.05.1997 - Alim Olmak, İslamda Alimlerin Derecesi Çok Yüksektir

02.05.1997 - Alim Olmak, İslamda Alimlerin Derecesi Çok Yüksektir
Aziz ve sevgili seyirciler ve dinleyiciler!
Hepinize mutlu günler dilerim.
Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:
El-ulemâü ümenâü’r-rusüli alâ ibâdi’llâh, va’tezilûhüm —ve bi-lâfzı’d-deylemî:ve’ctenibûhüm—mâ lem yuhâlitu’s-sultân, ve yudâhilü’d-dünyâ. Feîzâ hâletu’s-sultâne ve dehalü’d-dünyâ,fekad hânu’r-
Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz:
El-ulemâu ümenâu’r-rusüli alâ ibâdi’llâh “Alimler Allah’ın kulları üzerine peygamberlerin emanetçileridir. Emin kişilerdir, yani Peygamberler ümmetlerini, alimlere emanet etmişlerdir.” “Aman benim ümmetimi koru, aman ümmetime iyi hizmet et!” demiş gibi oluyor.
Va’tezilûhüm “Onlara ilişmeyin! Onları üzmeyin, onları ezâlandırmayın, onlara sataşmayın!” gibi bir mânâ var burada. “Ayrılın onlardan, yâni onlara eza, cefa etmek tarafını tutmayın!” Deylemî’nin rivayetindeki söz de, ve’ctenibûhüm “Onlardan sakının!” Boynu büküktür. Kendisi affedici olsa, merhametli olsa, beddua etmese bile; Allah kendi evliyasına, alimlerine kötü muamele eden eza cefa edenleri cezalandırır. Onun için, onlardan sakınmak da lâzım
ve yudâhilü’d-dünyâ “Dünya işlerine, menfaatlerine dalmadığı müddetçe!” Burada önemli bir husus var:
fekad hânu’r-rusül o zaman, kendilerine ümmetlerini emanet etmiş olan peygamberlere hıyanet etmiş olur bu alimler.
Fahzerûhüm O zaman onlardan korunun! Onlar tehlikeli mahlûklardır. Onlar insanı kötü yerlere götürürler. İnsanlara zararlı olurlar.” demek. Bu da önemli bir husus.
Alim Allah’ın görevli kulu olduğu için, dâimâ hakkı söyleyecek. Dünya menfaatini düşünmeyecek, Menfaatlerine göre hareket etmeyecek, hakkı söyleyecek! Çünkü, karşısındaki insan, belki o alim öyle söyledi diye o işi, ondan yapacak, bütün sorumluluk alime gelecek. Doğruyu söylemesi lâzım!
Sultan zalim bile olsa; Efdalü’l-cihâd, kelimetü hakkun inde sultânin câir. “Cihadın en üstünü, cevr u cefa edici, zâlim bir sultanın karşısında hak sözü söylemektir.” diye,alim hakkı söyleyecek:
“Bu doğru değildir! Bu zulümdür. Bunu Allah sevmez, şunu yaparsan günah olur. Bak kimse seni engelleyemiyor, bunu yapıyorsun ama, sonra bunun çok cezasını çekersin, belâsını bulursun! Çoluk-çocuğunda çıkar, kendinde çıkar, pişman olursun, perişan olursun!” diye, doğruyu söylemesi gerekiyor, aziz ve sevgili kardeşlerim,
Bütün bunlardan, anlattıklarımızdan sonuç çıkartmak gerekirse: İslâm’da ilim çok kıymetli. Alimin derecesi çok yüksek; hem maddî bakımdan yüksek, hem de mânevî bakımdan yüksek. Mânevî bakımdan Allah indinde çok sevgili, mahlûkat arasında çok itibarlı; yerdeki gökteki varlıklar, hepsi kendisini seviyorlar, kendisine dua ediyorlar. Ahirette de yüksek makamlara erecek! Peygamberlerle arasında, bir peygamberlik derecesi farkı var. Öbür bakımlardan, dereceleri çok yüksek olacak öteki bütün insanların hepsinden.
Acaba şehidlerden de yüksek mi olacak alimlerin derecesi? Daha yüksek olacak! Çünkü Allah-u Teâlâ Hazretleri şehide soracakmış: “Sen şehidliğin sevabını kimden öğrendin de, böyle Allah yoluna canını feda ettin?” diye. O da diyecekmiş ki:“Hocaefendiden duydum, alimden duydum. Onun için şehidliği arzu ettim, heves ettim. Allah yolunda canla, başla çarpıştım. Hudutlarda bekçilik yaptım, savaşlarda kahramanca savaştım. Sonunda canımı feda ettim, şehid oldum!” “Tamam, sen bunu alimden öğrendiğin için,o senden daha üstün. O daha önce cennetegirecek, onun makamı daha üstün olacak.” diye buyrulacak.
Makamı yüksek alimin, fakat alimin sorumluluğu var. Ümmet alimlere emanet edilmiş, alim her zaman doğruyu söyleyecek. Hayatı bahasına doğruyu söyleyecek, haktan ayrılmayacak. Dünya menfaatini düşünmeyecek, dünya menfaati için yağcılık yapmayacak, doğruyu söyleyecek. Çünkü, herkes onu kaynak olarak biliyor, ondan doğruyu öğrenmek durumunda.
O halde ilim çok yüksek olduğundan, kendimiz alim olmaya çalışalım!
“Bir insan bu yaştan sonra, kartlaştıktan sonra alim olabilir mi?” diyebilir yaşlı bir kimse, içinizde. Allah uzun ömür versin! Ben yaşlıları da yaşlı saymıyorum.
Bazen Hocamız söylerdi: “İnsanın gönlü ihtiyarlamaz evlâdım! Gönlü genç kalır.” derdi. Hele imanlı, irfanlı olursa; gönlü çok delikanlı gibi kalır bir insanın. Onun için ak sakallı, beli kambur delikanlılar olabilir insan.
Alim olmak için ille üniversiteye gidip, doktora yapıp, doçent olup, profesörlüğe yükselmek şartı yoktur İslâm’da.
Alim olmak için; insan takvâ ehli olursa, ahlâkını düzeltirse, özü sözü doğru olursa, dosdoğru yürürse; o tamam, “Bak tamam ,her şeyi biliyor , Allah’ın rızasını kazanacak şekilde yürüyor.” diye alimler sınıfına girer.
Bir de bazı hadis-i şerifler var. Râvîleri, senedinin kuvveti bakımından çeşitli sözler söylenmiş ama yine de ümit verici hadis-i şerifler:
Bir insan kırk tane hadis-i şerifi ezbere bilirse, Allah onu kıyamet gününde, fakîh ve alim olarak haşreder. Yâni,alimler zümresine katar, onlardan eyler, diye.
Demek ki, aslında alim sıfatını kazanmak herkes için mümkündür aziz ve sevgili kardeşlerim! Ayetleri, hadisleri öğrenirsek, uygularsak; ahlâkımızı düzletirsek, edepli ahlâklı, müttakî bir müslüman olursak; Allah bizi de alim sınıfından sayabilir, o zümreye katabilir, onlara verilen mükâfatları bizlere de verebilir. Biz bunları kazanmaya çalışalım, bu bir.
İkincisi hanımlarımıza, eşlerimize, çocuklarımıza da teşvikte bulunalım. Onlar da alim olsunlar. Onlar da dînî ilimleri öğrensinler. Herkes güzellikleri öğrensin, uygulasın. Kötü ve günah şeyleri öğrensin, ondan kaçınsın. “Bu günahtır, bunu yapmayayım!” desin, ortalık düzelsin. Toplum arzu edilen seviyeye gelsin, insanlık gelişsin. İnsanlar kardeştir, hepsi aynı ananın babanın çocuklarıdır.
Böylece dünyada sömürü, cinayetler, öldürmeler, savaşlar, emperyalizm vs. çeşitli şekillerdeki haksızlıklar olmasın. İnsanlar dünyada da, ahirette de mutlu olsunlar, iki cihanda bahtiyar olsunlar. Allah hepimizi alimlerden eylesin. Çocuğumuzu da bu yolda yetiştirmeye muvaffak eylesin.Nice mutlu günlere, Allah-u Teâlâ Hazretleri hepinizi sıhhatle, afiyetle sevdiklerinizle eriştirsin.
Aziz ve sevgili dinleyiciler!
Es-selâmü aleyküm ve rahmetu’llâhi ve berekâtühû!
02.05.1997 -
Peygamber Efendimizin Varisleri
02.04.1995 -
Kureysten İbret Almak
