İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

02.05.1997 - Peygamber Efendimizin Varisleri Alimler

02.05.1997 - Peygamber Efendimizin Varisleri Alimler
Günün Sohbeti

02.05.1997 - Peygamber Efendimizin Varisleri Alimler

25.07.2025
10 dk 9 sn

Aziz ve sevgili seyirciler ve dinleyiciler!
Hepinize mutlu günler dilerim.
Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

El-ulemâü veresetü’l-enbiyâ’, yuhibbühüm ehlü’s-semâ’, ve testağfiru lehümü’l-hîtanü fi’l-bahri izâ mâtû ilâ yevmi’l-kıyâmeh.
“Alimler peygamberlerin varisleridir.” Alimler peygamberlerin varisleridir. İlim mirasının, peygamberlik bilgilerinin, din bilgilerinin varisleridir. O vazifeyi yapmakla da yükümlülerdir tabii. Bunları Allah sever, Peygamber Efendimiz sever. Ama ayrıca, yuhibbühüm ehlü’s-semâ’ “Onları gök ehli de sever.”Gök ehli deyince, gökteki varlıklar neler olabilir? Melekler olur, melekler sever her rütbesiyle. En büyük meleklerden, sayısız meleklere kadar melekler severler. Bir de gökte yıldızlar var, baktığımız zaman gördüğümüz gök cisimleri var, görmediğimiz varlıklar var havada fezâda. Bildiğimiz, bilmediğimiz bütün bu varlıklar alimleri sever.

Ve testağfiru lehümü’l-hîtânü fi’l-bahr “Denizdeki balıklar da onlara istiğfar ederler.” Yâni, “Yâ Rabbi, bunu avf u mağfiret eyle. Bu alim çok iyi bir alim, çok mübarek bir insan. Yâ Rabbi, bunu bağışla!” diye, o alim lehine mağfiret taleb ederler Cenâb-ı Hâk’tan.

İzâ mâtû ilâ yevmi’l-kıyâmeh “Öldükleri zaman, kıyamet gününe kadar.” Yâni, kabre konulduklarından itibaren böyle, “Affet yâ Rabbi, mağfiret eyle yâ Rabbi, lütfeyle yâ Rabbi, kerem eyle yâRabbi!” diye alimlere dua ederler. Denizdeki balıklar bile ve gökteki varlıklar. Gökteki varlıkların içinde tabii, geriye dönerek hatırlıyoruz; kuşlar var, böcekler var, kelebekler var. Demek ki, bütün dağlar, taşlar, kuşlar, balıklar, âhûlar, ceylanlar, her çeşit varlıklar alimleri seviyorlar ve Allah’a onlar için dua ediyorlar. Ne kadar güzel vasıflar alimler için, ne kadar hoş şeyler.
Enes RA’dan:

El-ulemâü ümenâu’llâhi alâ halkıhî  

“Alimler, yarattığı halklar, mahlûkat üzerine Allah’ın emin kullarıdır, güvenilir kullarıdır, emanet edilmiş kullarıdır. Kendilerine, halk emanet edilmiş kullardır.” Emin, kendisi güvenilir olan mânâsına değil. Yani şu adam emin bir adam diyoruz. Yani güvenilir filân manasına. Burada emin; kendisine bir şeyler verilip emanet edilebilen insan demek. Yanınızda kıymetli eşyalar paralar mücevherat oluyor, götürüyorsunuz itimat ettiğiniz, emin gördüğünüz bir kimseye veriyorsunuz. “Bunları al, ben sonra gelip senden bunları geri alacağım!” diyorsunuz, emanet veriyorsunuz. Emin kimse, kıymetli şeylerin emanet edildiği kimse mânâsına burada. “Allah’ın mahlûkatı üzerine, Allah’ın mahlûkatını kendilerine emanet ettiği kişilerdir,alimler aynı zamanda.”
Bu önemli. Yâni,Allah’ın yaratıkları kullar ve diğer varlıklar, cinler; görünmeyen varlıklar da dahil. Tabii Peygamber Efendimiz Rasûlü’s-sakaleynidi; inse ve cinne peygamberdi, sevgili kardeşlerim! Önemli, bunların emanet edildiği kimseler oluyor alimler. Çünkü onlar alim olmadıkları için ayetleri, hadisleri, dinin ahkâmını bilmezler. Bu bir ihtisas meselesi. Okumamışlardır, tahsilini yapmamışlardır. Doktordur, mühendistir, askerdir ama, din alimi değildir. O zaman, alim onlara doğru yolu gösterecek. “Bakın şu helâldir, bu haramdır. Bu yasaktır, bu sevaptır. Şunu yapın, bunu yapmayın! Bunu yaparsanız Allah sever, bunu yapmazsanız Allah sevmez.” diye bilgi verecek. Bu konuda mütehassıs olan o. Onun için, Allah kullarını o alimlere emanet etmiş. Alimlere: “Bak bu kullarıma iyi sahip olun, bunları zayi etmeyin, dağıtmayın!” diye buyurmuş oluyor bir bakıma.

O bakımdan alimlerin bu sorumluluğu da hissetmesi lâzım! Halk kendisine emanet olmuş olduğu için, Allah emanet ettiği için; halkı korumakla görevli. Halkın günahlara sapmamasını sağlamakla, halkı irşad etmekle, doğru ve güzel şeyleri onlara öğretmekle, yanlışların yanlışlığını söylemekle görevli oluyor alim.

Bu da çok önemli bir vasıf. Biraz sorumluluk yüklüyor alimlere. Biraz sözü, sözgelimisöylenmiş.Çok büyük  sorumluluk yüklüyor. Alimler, çok sorumlu insanlardır.

Şimdi bu kadar methedilen alimlerin, tabii çeşitleri var. Etrafınızda bugün yaşayan insanları incelediğiniz zaman, bunları çeşit çeşit olarak görürsünüz. Meselâ, üniversite profesörü diyoruz; profesörler çeşit çeşit. Hoca diyoruz, vaiz diyoruz, müftü diyoruz; bunlar da çeşit çeşit oluyor. Gül bahçesinde veya kırlarda, bağlarda, bostanlarda nasıl çeşitli çiçekler oluyorsa, onlar gibi çeşit çeşit. Bakalım çeşitleri nelermiş, Peygamber SAS Efendimiz’den çeşitleri hakkında bir hadis-i şerif daha rivayet etmek istiyorum size.

Şöyle buyurmuş Peygamber Efendimiz:

El-ulemâü selâsetün: Racülün âşe bihi’n-nâsü ve âşe bi-amelihî, ve racülün âşe bihi’n-nâsü ve ehleke nefsehû, ve racülün âşe bi-ilmihî ve lem yaişe bihî gayruhû.
Üçe ayırmış Peygamber Efendimiz alimleri. Alimler üçtür diyor ve sıralıyor:

Racülün “Bir tanesi şudur:

Âşe bihi’n-nâs İnsanlar onun sayesinde yaşamışlardır. Ve âşe bi-amelihî O da işlediği hayrat, hasenat ve amel-i sâlihler dolayısıyla yaşamıştır!” Ama buradaki yaşamak, hoş yaşamak, ne hoş yaşamak, ne güzel hallere erişmek mânâsına. Yani kendisi ilmi ile amil, başkalarına da ilmini öğreten; başkasına da faydalı olan, kendisine de faydalı olan alim. Bir cins alim bu. Hem kendisi ilmini hayatında uyguluyor, Allah’ın sevgili kulu oluyor. Hem de Allah’ın başka kullarına İslâm’ı öğretiyor, edebi, ahlâkı öğretiyor. Başkalarına da faydalı oluyor. İnsanlar da ondan istifade ediyorlar, mânevî hayatları canlanıyor.

Biliyorsunuz, insan yaşasa bile, mânevî hayatı kötü oldu mu, tam olmadı mı, eksik oldu mu, olumsuz oldu mu; kalbi ölmüş diyoruz. Hatta, “İnsanlar uykudadır, ölünce uyanacaklar.” deniliyor hadis-i şeriflerde. Demek ki, zahirde geziyor gibi görünmek bir şey değil; kalbi ölmüşse insan canlı sayılmıyor. Ama alim, hakîkî alimse; hem kendisi capcanlıdır, dipdiridir, mânevî hayatla dipdiridir ve başkalarını dipdiri yapıyor, canlandırıyor. Birinci alim bu. En üstünü de budur. Hem kendisi ilminden istifade ediyor, hem de başkalarını istifade ettiriyor. Topluma faydalı, olumlu, tesirli bir alim.
İkincisi: Ve racülün âşe bihi’n-nâsü,ve ehleke nefsehû “Bu ikinci tip alimin, ilmi var; insanlar bu ilimden istifade ediyorlar, göz yaşlarıyla onu dinliyorlar; ‘Tamam, Allah’ın emrini tutalım, rızasını kazanalım!’ diyorlar. Doğru yollara giriyorlar ve onlar mânevî hayatı kazanıyorlar. İslâmi bakımdan yaşam diyeceğimiz;güzel yaşamlara eriyorlar, iyi insan oluyorlar.Ama; ve ehleke nefsehû “Alim ilmini uygulamıyor, kendisini helâk ediyor.” Evet, alim ilmini kendi üzerinde uygulamaz, söylediklerini kendisi tutmazsa, “Halka verir talkını, kendi yutar salkımı!” dedikleri gibi halk tekerlemesinde;söylediklerinin aksini yaparsa, o zaman kendini helâk etmiş olur. Yâni bilgi doğrudan doğruya insanı kurtarmıyor, puan kazandırmıyor. Bilgiyi uygulamak insana derece kazandırıyor. Uygulamazsa sorumlu oluyor:
“Başkasına söyledin de,niye kendin tutmadın?”diye sorumlu oluyor. Bir cins alim de böyledir. Başkasına güzel şeyler söylüyor ama, kendisi yapmıyor. Başkalarını canlandırıyor, başkalarına faydalı oluyor ama, kendisini mahvediyor.

Ve racülün âşe bi-ilmihî,velem yaiş bihî gayruhû Üçüncü tip alimde, “İlmiyle kendisi istifade ediyor, yaşıyor.” Tamam, iyi bir insan, kendi halinde, sessiz sedasız, etliye sütlüye, kimseye karışmaz. Evinden camiye gider, veya işine gider gelir, helâlinden para kazanır. Ama başkasına faydası olmuyor. Bu da bir bakıma olumsuz bir kişi, çünkü başkalarına tesiri, faydası olmuyor. O bakımdan eksik, yarım bir kimse ama, hiç olmazsa kendisi kurtarıyor.

En iyisi, insanın hem kendisinin iyi olması, hem de başkasının iyi olmasına sebep olacak bir canlılık içinde, gayret içinde, faaliyet içinde bulunması.

Üç çeşit alim..

Allah hepimizi alimlerden eylesin. Çocuğumuzu da bu yolda yetiştirmeye muvaffak eylesin. Nice mutlu günlere, Allah-u Teâlâ Hazretleri hepinizi sıhhatle, afiyetle sevdiklerinizle eriştirsin.
Aziz ve sevgili dinleyiciler!

Es-selâmü aleyküm ve rahmetu’llâhi ve berekâtühû!

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA