00.00.2000 - Allahın Takdiri, Oruç Tutmak, Eyyam-ı Biyz, Lailahe İllallah Demenin Fazileti

00.00.2000 - Allahın Takdiri, Oruç Tutmak, Eyyam-ı Biyz, Lailahe İllallah Demenin Fazileti
El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.
Emmâ ba'dü:
Fekale Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.
لِكُلِّ شَيْءٍ حَقِيقَةٌ، وَمَا بَلَغَ عَبْدٌ حَقِيقَةَ الْإِيمَانِ حَتَّى يَعْلَمَ أَنَّ مَا أَصَابَهُ لَمْ يَكُنْ لِيُخْطِئَهُ، وَمَا أَخْطَأَهُ لَمْ يَكُنْ لِيُصِيبَهُ. حم طب ن عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءَ.
Li külli şey’in hakîkatün, ve mâ beleğa abdün hakîkate’l-îmâni hattâ ye’leme enne mâ esâbehû lem yekün li yühtiehû, ve mâ ehtaehû lem yekün li yüsîbehû.
Ahmed b. Hanbel, İmam Taberânî, Neseî, Ebü'd-Derdâ radıyallahu anhden rivayet etmişler ki; Peygamberimiz, serverimiz, efendimiz, başımızın tacı Muhammed Mustafa aleyhi efdalu selavât ve ekmelü't-tahiyyat ve teslimat hazretleri buyurmuş ki;
Li külli şey’in hakîkatün. Her şeyin bir hakikati vardır, gerçeği vardır, özü mahiyeti vardır. Asıl tam ona, anlamını kazandıran özü iliği esası vardır. Her şeyin bir hakikati vardır.
Ve mâ beleğa abdün. Hakikaten iman, imanın hakikatine, gerçeğine, özüne bir kul erişemez, hakikatini kavrayamaz, mahiyetini tam anlayamaz, imanın ne olduğunu bilemez, sezemez, öğrenemez. Hattâ ye’leme. Şunu bilinceye kadar ki, enne mâ esâbehû lem yekün li yühtiehû, başına gelen bir olay, ona isabet eden bir hadise, asla gelmeyecek değildi, mutlaka gelecekti, asla hedefini şaşacak değildi, mutlaka tam ona vuracaktı.
Ve mâ ehtaehû lem yekün li yüsîbehû. Ona gelmeyen de asla gelmeyecekti, gelecek değildi yani, gelmesi mümkün değildir.
Yani Cenâb-ı Hak ne takdir etmişse o olur. Gelen, Allah’ın takdiri ile geliyor. Mutlaka o olacak. Onun çaresi yok. Nasip olmayan, gelmeyen de Allah’ın takdiri ile gelmiyor. Ne kadar çatlasa, yalvarsa, istese gelmeyecek, gelecek değil. İşte bunu kavradığı zaman, yani kaderin sırrını anlamış oluyor, esrarını kavramış oluyor.
Cenâb-ı Hakk’ın mukadderatının, insanları sevk ettiğini anlamış oluyor, gerçeği kavramış oluyor. İmanın hakikati bu, kadere iman. Onun için insan, buna inandığı zaman ,üzülmez, başına gelen üzücü hadiselere. Eh bu benim kaderim der, kadere rıza gösterir, sabırla davranır, kimseden korkmaz, ölümden de korkmaz.
Cenâb-ı Hak bana ölümü yazmışsa yazmış, gelecek. Ondan kurtuluş yok, ondan kaçamam bir yere. Yazmamışsa kimse beni öldüremez. Bütün cihanın orduları bana hücum etse, toplarını bana çevirse, beni öldüremez. Cenâb-ı Hak bir şekilde korur beni der ve ölümden de korkmaz, düşmandan da korkmaz. Ben Allah’a güzel kulluk edeyim de göreyim bakayım bana bakalım kim zarar verecek der, bilir, tam tevekkül eder, efendim tam güzel hareket eder, çok güzel imanın hakikatini kavramış olur, bunun gerçeğine ermiş olur, sırrını öğrenmiş olur, ona göre yaşar, Allah’ın rızasını kazanır bu bir.
1- لِكُلِّ شَيْءٍ زَكَاةٌ، وَزَكَاةُ الْجَسَدِ الصَّوْمُ. هب هـ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، طب عد هب عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ.
Li külli şey’in zekâtün, ve zekâtü’l-cesedi’s-savmü.
Her şeyin pisliğinin akıtılıp, temizlenmesi vardır. Her şeyin zekâtı vardır.
Zekât ne demek?
Temizlenmek demek.
Malın zekâtı ne demek?
Malda; bir miktar fakirin hakkı var ,onu ayırıyorsun alıyorsun, veriyorsun mal temizlenmiş oluyor. Yani içinde başkasının hakkı kalmıyor, temiz mal oluyor. Haa fakirin zekâtını vermese, başkasının malın üstüne oturmuş, başkasının malını gasp etmiş, başkasının hakkını vermemiş oluyor, malı pis oluyor. Her şeyin böyle zekâtı vardır. Her şeyin, vücudun zekâtı, bedenimiz, efendim elimiz, kolumuz, bacağımız, karnımız, göğsümüz vs. bunun da bir zekâtı var, malın zekâtı var, kırkta birini veriyorsun.
Vücudun zekâtı da ve zekâtü’l-cesedi’s-savmü,oruç tutmaktır. Bunun da zekâtı, oruç tutmaktır. Oruç tuttu mu malın zekâtını vermiş gibi olur, vücudunun zekâtını vermiş olur ve vücudu sıhhat bulur. Sevap da kazanır, kalbi de nurlanır, nefsi de ıslah olur, nefis ıslah olur, azgın nefis yelkenleri suya indirir, aman aman der teslim olur. Azgın nefis bir kere dizginlenir. Başka türlü çekersin çekersin, at gemi ağzına aldığı zaman, dıgıdık dıgıdık koşmaya devam edip de süvarisini yere çaldığı gibi; nefsi insanı helâk eder, amma aç oldu mu pes, gevşer, tamam der, teslim olum der.
Onun için oruç tutmak çok önemli. Biliyorsunuz Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vessellem haftada, pazartesi perşembe oruçları tutardı, severdi, tavsiye de buyururdu, pazartesi perşembe oruçlarını. Ondan sonra biliyorsunuz, her ayın başında, ortasında, sonunda oruç tutmayı tavsiye etmiştir.
Yine biliyorsunuz ki, her arabi ayın 13-14-15 inde 14 ü, tam ayın 14’ü, mehtabın olduğu zaman, 13’ü de mehtaba yakın ama biraz eksik, 15 ide mehtaba yakın ama biraz eksilmiş, 13-14-15 mehtaplı gecelerin gündüzlerinde oruç tutardı. Buna eyyâm-ı biyd denilir, hiç bırakmamış Peygamber efendimiz, hep tutmuş.
Üçüncü hadîs-i şerîf.
2- لِكُلِّ شَيْءٌ مِفْتَاحٌ، وَمِفْتَاحُ السَّمَاوَاتِ قَوْلُ: لَا إِلٰهَ إِلَّا اللهُ. طب عَنْ مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ.
4341 Li külli şey’in miftâhun, ve miftâhü’s-semâvâti kavlü: Lâ ilâhe illellâh.
Her kapının bir anahtarı vardır, her şeyin bir anahtarı vardır. Göklerin anahtarı da Lâ ilâhe illallâh demektir. Biliyorsunuz daha önceki vaazlarımızda söylediğimiz için, hatırınız da kalmıştır diye biliyorsunuz diyorum. Göklerin kapıları vardır, semavatın kapıları vardır. Kapılarda da bekçiler vardır ve yukarı giden şeyleri durdurup sorguluyorlar. Dur bakalım, nereye gidiyorsun, kimsin, neyin nesisin diye. Hatta Cebrail aleyhissalamı, hatta en büyük meleklerden birisi olan Cebrail aleyhissalama dur demiş, miraçta Peygamber Efendimizi götürürken, dur.
Sen kimsin?
Ene Cibril. Ben Cebrail’im.
Evet. Pekala yanındaki kim?
O da Muhammed, Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi vessellem, ahir zaman peygamberi habîbullah.
Eşrefil mürselin.
Ee ona bu tarafa geçme izni verildi mi?
Evet. O zaman merhaba, hoş geldin ahir zaman peygamberi, kapıyı o zaman açıyorlar. Şu hale bak. Böyle varlıkların geçmesi müsadeli olduğu gibi, duaların, namazların, oruçların, vs.’ nin, ibadetlerin geçmesi de yine müsadeye tabi. Kapıdaki melek vızzzzz böyle arı vızıltısı gibi vızıldayarak bir adamın yaptığı ibadetin sevabını götürüyorlar. Durduruyor dur.
Ne yapıyorsun?
Ne götürüyorsun?
Falanca adamın kıldığı namazın, sevabını götürüyoruz diyor yukarıya. Hayır geçemezsiniz buradan öteye. Götürün bu namazı o herifin yüzüne pat diye patlatın, kafasına çalın, başında paralansın. Çünkü o adam mürayidir, riyacıdır, riyakârların amellerini, Allah bana geçirme diye tembihlemişti. Onun için onun amelini geçirmiyorum. Götürün. Bak tutuyor. Göğün kapıları vardır, kapıya anahtar lazım. Kapının açılması lazım.
Neymiş bu hadîs-i şerîften öğreniyoruz Üçüncü hadîs-i şerifte?
Göğün, göklerin anahtarı da Lâ ilâhe illallâh demekmiş. Lâ ilâhe illallâh Lâ ilâhe illallâh Lâ ilâhe illallâh dedin mi göğün kapıları açılıyor muradına eriyor insan.
Onun için aziz ve muhterem kardeşlerim Lâ ilâhe illallâh sözünün ne kadar büyük bir nimet olduğunu, ne kadar büyük bir hazine olduğunu, ne kadar önemli olduğunu aklımıza iyice yerleştirelim. Lâ ilâhe illallâh’ı çok söyleyelim. Lâ ilâhe illallâh’ı gece gündüz yolda giderken gelirken çalışırken, işçi işini yaparken, yolcu yolunu yürürken, otururken, hatta yatarken Lâ ilâhe illallâh’ı çok söyleyelim. Çünkü sevabı büyük.
Lâ ilâhe illallâh ne demek?
Yeri, göğü, insi, cinni yaratan bir Allah var, şeriki, naziri yok. Lâ ilâhe illallâh bir kılıç gibidir. Lâ ilâhe illallâh dediği zaman bir vurdu mu bütün insanların, tarih boyunca yanlış olarak taptığı bütün putları kırar, geçirir.
Lâ ilâhe illallâh kılıcı, Lâ ilâhe illallâh çatır çutur çatır çutur hepsi kırılır. İllallâh .Onun için Lâ ilâhe illallâh kılıcını çekeceksin, savurucaksın da savurucaksın. Nefsin kafası da böyle kesilir. Lâ ilâhe illallâh Lâ ilâhe illallâh dedikçe kafası gider nefsin. Nefsin kafası koptu mu dik başlılığı da kalmaz, seni alıp da öyle yanlış yerlere götürecek, uçurumdan yuvarlatacak, dallara takacak, üstünden atacak, tekme tepecek, ağzıyla ısıracak öyle azgınlıkları yapacak hali kalmaz.
Onun için bizim yolumuz en doğru. Elhamdülillah. Lâ ilâhe illallâh yolu zikir yolu, takva yolu, tasavvuf yolu en güzel yoldur.
Allah yardımcımız olsun.
El Fâtiha.
00.00.2000 -
Yalan Söylemek, Günah
02.09.1994 -
Kalbin Paslanması, Ölümü
