00.00.2000 - Yalan Söylemek, Günah

00.00.2000 - Yalan Söylemek, Günah
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.
el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh, alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Hamden la ahireh likailihi illa rıdah.
Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi’ahû bi-ihsânin ecmaîn. Emmâ ba’dü fe kâle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
إِنَّ الْعَبْدَ لَيَكْذِبُ الْكَذِبَةَ، فَيَتَبَاعَدُ الْـمَلَكُ عَنْهُ مَسِيرَةَ مِيلٍ مِنْ نَتْنِ مَا جَاءَ بِهِ. الْخَرَائِطِيُّ فِي "مَسَاوِئِ الْأِخْلِاقِ" عَنِ ابْنِ عُمَرَ.
İnne’l-abde le yekzibü’l-kezibete, feyetebâ’adü’l-melikü anhü mesîrate mîlin min netni mâ câe bihî.
El Harâitî, İbn Ömer radıyallahu anhumadan rivayet eylemiş ki, Peygamberimiz sallallahu aleyhi vessellem Efendimiz demin metnini okuduğumuz hadîs-i şerîfi buyurmuşlar.
Manası şöyle: İnne’l-abde. Kul, Allah’ın bir kulu, kul, le yekzibü, bir yalan söyler, yalan kıvırtır, ağzından yalan söz çıkar.
Le yekzibü’l-kezibete, bir yalan söyler.
Feyetebâ’adü’l-melikü anhü mesîrate mîlin. Melek ondan bir mil uzaklığa uzaklaşır.
Neden?
Min netni mâ câe bihî. Yaptığı bu günahın pis kokusundan, iğrendiği için, dayanamadığı için melek, bir mil uzağa uzaklaşır. Bir mil kilometreden fazladır yani. Kilometreden fazladır, aşağı yukarı insan bir mili 10 dakikada, 15 dakikada yürür. Yanındaki melek, çünkü her insanın meleği var.
Neden?
Amellerini yazacaklar bir kere. Sağ omuzunda, sol omuzunda melekleri var. Bu melekler yaptığı iyilikleri, kötülükleri tescil ediyorlar, kayda geçiyorlar. Hiç birşey kalmıyor, zerre kadar bir ihmal veya yazmamak veya kaçırmak bahis konusu değil. Herşey tıpkısı tıpkısına yazılıyor. Tıpkı tıpkısına yazılıyor ama sağdaki melek, soldaki meleğin amiri. Daha selahiyetli sağdaki melek. Kul günah işlediği zaman ,soldaki meleğe dermiş ki yazma bekle biraz.
Niye?
Belki tevbe eder. Dur bakalım hemen defterine kayda geçme hemen, cezayı yazma hemen cezayı mucib olan anı yazma. O da Cenâb-ı Hakk’ın emri ile oluyor tabi. Meleğin kendi işi değil, Allah öyle emir buyuruyor da tevbe edenin tevbesini kabul ediyor da, Estağfirullah diyeni affediyor da ondan. Çok af olma sebebleri var da günahlar yazılmıyor.
Hepsini biliyor Cenâb-ı Mevlâ hiç bir şey;
لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِي السَّمَوَاتِ وَلَا فِي الْأَرْضِ
Lâ ya’zubu ‘anhu miśkâlu żerratin fî-ssemâvâti velâ fî-l-ardi. [1]
Yani hiçbir şey, Cenâb-ı Hak’tan gizli kalmaz her şeyi biliyor. Melekler yazmasa da biliyor, yazsa da biliyor ama böyle bir nizam ihsan eylemiş insanoğluna, melekleri var insanın omuzunda;
كِرَامًا كَاتِبِينَ
يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ
Kirâmen kâtibîn(e). Ya’lemûne mâ tef’alûn(e).
Bunun dışında başka melekler yokmu?
Çok melekler var. Vücudun çeşitli yerlerinde, çeşitli melekler var. Azalarını koruyorlar, koruyucu melekler var, vazife gören melekler var. O melek uzaklaşır, yalan söylediği zaman, günahının pis kokusundan iğrendiği, dayanamadığı için melek bir mil uzağa, uzaklaşır.
Muhterem kardeşlerim, mü’min yalan söylemez. Söylememelidir manasına. Söylüyor da fiili hayatta, fiilen alışmış yalana, yalanla yetişiyor. Yalanla büyüyor. Anası yalanla büyütüyor çocuğu. Şeker istiyor yok diyor var. Var ama vermem de doğruyu öğret. Dokunur sana, yok diyor. Öcü geliyor bak diyor, öcü de yok, geldiği de yok. Alışmış, yalana alıştırmış çocuğu. Çocuk bir korkuyor iki korkuyor sonra bakıyor ki anası yalan söylüyor.
Demek ki yalan söylenebilirmiş diye, o da yalan söylemeye alışıyor. Oda başlıyor hayalinden atmaya tutmaya. Bazı böyle çocuklar gördüm ben, çok güzel anlatıyor böyle, anasının babasının yüzüne bakıyorum; bu böyle diyor yani hayali geniş diyor, olmamış şeyleri olmuş gibi, şöyle yaptım böyle yaptım aldım gittim, uçağa bindim, şöyle oldu, uçağı falan bilmez çocuk da, yani hayalini hakikat gibi söylüyor.
Halbuki doğru söylemeye alışsa, küçükten alışsa, yani biz farkına varmadan çocuklarımıza kötü huylarımızı aşılıyoruz. Gürültü yapmasın diye, uyusun diye, gözünü kapat öcü geliyor bak, karışmam, sonra ham yapar seni. Ham da yapmaz hum da yapmaz. Doğru konuş. Ödüm patlardı benim aşağıda sarı kızlar var derlerdi. Meğer öğrendim sarı kızlardan maksat, inekmiş. İneklerden de korkmaya lüzum yok. Biraz ben hoplayıp zıplayınca, halamın kızı aşağıda sarı kızlar var gelir derdi, sarı kızlardan korkardım ben de. Sonradan anladık işleri.
Yalanla dolanla büyütüyoruz, alışıyoruz, telefona çıkmak istemiyor hanıma diyor ki; ben evde yokum işaret ediyor böyle, hanım da diyor ki; bana söyleyin ne söyleyecekseniz beyefendi evde yok. Yalan söylüyor beyefendi karşısın da. Beyi karşısında, yalan söylüyor. Arkadaş arkadaşın yanına gidiyor diyor ki; yav diyor Hacı bey diyor, çok sıkıştım bana biraz para versene diyor, param yok diyor, cüzdanını aç para dolu.
Yalan söylememek lazım, doğru olmak lazım, vermeyecekseniz dosdoğru söylemek lazım. Kardeşim para var ama, veremeyeceğim, kusura bakma demek lazım. Doğru söylemek, insanı cennete doğru götürür. Dürüst olmaya doğru götürür önce, iyi insan olmaya doğru götürür. Yalan söylemek de insanı ,hatalı işler yapmaya götürür.
Ne bunu yapıyorsun?
Yapma ya. Ya bir yalan kıvırtırım atlatırım karşı tarafı. Yani kötülüğü de yalana dayanarak güvenerek yapar.
Halbuki doğru insan, kötülüğü de yapmaz. Yo ben bunun hesabını nasıl veririm sonra. Sorarlarsa söylerim, söylemek zorundayım, kötülüğü yapmaz. İyilik insanı dürüstlüğe, yani doğru konuşmak insanı dürüstlüğe, dürüstlük de insanı cennete götürür. Yalan söylemek insanı sahtekarlığa, aldatıcılığa, hilekarlığa, o da insanı cehenneme götürür.
Buradan anlıyoruz ki; kötü amellerin, günahların, çirkin kokusu vardır. Kötü amellerin çirkin kokusu vardır, melekler kaçar. İyi amellerin de güzel kokusu vardır, melekler de sever, Allah’ta sever, evliyâullah da sever. Evliyâullahın kokusu olur diye duymuş birisi, bir yerde okumuş demiş ki;
Yav hocamızın kokusunu biz duymuyoruz, ne kusurumuz var falan diye. Yoksa hocamızın kokusu yok mu diye düşünmüş kendisi anlatıyor bana İstanbul’dan. O sabah diyor oturdum müezzin mahfilinin olduğu yere diyor, bir güzel koku geldi birden burnuma diyor, bayılacağım o kadar hoş o kadar tatlı o kadar güzel. Baktım hocamız içeri giriyor.
Yanımdakine sordum, yav şu kokuyu duyuyormusun?
Yüzüme şaşkın şaşkın baktı ne kokusu?
Dedi. Ötekisine sordum, ne kokusu?
Dedi diyor. Şimdi o hocamızın kokusu var mı yok mu diye merak etti ya, ondan Allah ona duyurdu.
Güzel amelin, ibadetin, iyi insanın güzel kokusu oluyor, günahın da fena kokusu oluyor.
Allah celle celalühü bizi günahlardan, haramlardan, hatalardan, yalanlardan, dolanlardan, yanlışlardan korusun. Tertemiz, halis, pürnur, pırıl pırıl kul eylesin. Zor değil, olunabilir. Öyle de yaşanır, daha ne güzel yaşanır öyle olduğu zaman. Amma biz de alışma belası, içindeyiz. Yalan yanlış ile dolu olan bir toplumda yaşamışız, toplum bize yalan yanlışı alıştırmış, küçüklükten beri de bu vaazı dinlediğimiz zamandan önceki devremizde de bu işleri bu tarzda bu yönden düşünmemişiz. Şimdi aklımız başımıza geliyor ki, ya bizim her işimiz yalan dolan her işimiz yanlış. Şaka yaparız, yalan söyleriz şaka diye alışmışız yapılır mı böyle?
Kimden öğrendin bunun yapıldığını?
Hz. Peygamber Efendimizden mi öğrendin?
Sahâbe-i kirâmdan mı öğrendin?
Yo bizim köyde, bizim kahvede âdet böyledir, işte falanca insan da öyle yapardı, ordan bulaşmış. Evet kötü huylar, bulaşır doğru. Kötü huylar, sirayet eder.
Onun için iyi insanların yanına gitmek lazım. Bir de yaptığı işi düşünmesi lazım bir insanın.
Benim bu yaptığım iş, neye dayanıyor?
Ben bu işi yapıyorum amma ne sebeble yapıyorum?
Bundan sonuç ne?
la akva kettedbir ne demek?
İşin sonunu düşünmekten, daha iyi akıllılık olmaz demek.
la akva kettedbir. İşin sonunu düşüneceksin. Tedbir, işin sonun düşünmek demek. Türçedeki manasına değil, önlem almak demek değil.
Ben bu işi yaparsam, bundan ne sonuç olacak?
Hiç bir sonuç olmaz. Olur olur sonuç olmaz değil, olur da fena sonuç olur. Günah olur, Allah beni sevmez,Allah’ın hoşuna gitmez. Yapma o zaman, o zaman yapma. Falanca işi yaparsam Allah sever. Yap o zaman, mübarek yapsana işte. Bak Allah ilham ediyor sana. Güzel şeyin aklına gelmesi, ilham.
Şu güzel şeyi yapayım diye aklına geldi mi sabahleyin?
Geldi.
Sonra niye yapmadın?
Melek güzel şeyi aklına getirse, şeytan onu yaptırmamak için faaliyete geçiyor.
Allah böyle hayırlar işleyip, sevaplar kazanıp, huzuruna sevdiği kul olarak varmayı nasip eylesin.
El Fâtiha.
00.12.1999 -
Peygamber Sevgisi, Hadis-i
00.00.2000 -
Allahın Takdiri, Oruç
