İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

01.07.1994 - Hizmet Şuuru, Hizmet Çeşitleri

01.07.1994 - Hizmet Şuuru, Hizmet Çeşitleri
Günün Sohbeti

01.07.1994 - Hizmet Şuuru, Hizmet Çeşitleri

31.10.2026
12 dk 17 sn

Allahu Teâlâ hazretlerine, bize bahşettiği sayısız nimetleri şükrânesi olarak hamd ü senâlar ederim. O'nun habîb-i edîbi, rehberimiz, önderimiz, peygamberimiz Muhammed-i Mustafâ'sına salât ü selâm, tahiyyât ve ihtiramlarımı arz eylerim.

Allahu Teâlâ hazretleri cümlenizi rızasına vâsıl eylesin.

Asıl amacımız Allahu Teâlâ hazretlerinin rızasına nâil olabilmektir. En büyük gaye, hedef, çalışmalarımızın kaynağı, sebebi budur.

Allahu Teâlâ hazretlerinin rızasını kazanmanın, Resûl-i Edîb-i Muhammed-i Mustafâ'sının şefaatina nâil olmanın; sevgisini, teveccühünü kazanmanın yolunun Dîn-i Mübîn-i İslâm'a ve onun müntesibi olan müslüman kardeşlerimize hizmet etmek olduğunu biliyoruz. Hizmeti kendimize şeref, baş tacı addediyoruz. Hizmeti nasıl yapabiliriz? diye çeşitleri üzerinde gücümüzün yettiğince, aklımızın erdiğince; kültürümüzün, tecrübemizin, müktesebâtımızın bize gösterdiği istikamette, belki karınca kararınca bir şeyler yapmaya gayret ediyoruz.

Biliyoruz ki Allahu Teâlâ hazretleri dinine hizmet etmeyi bize en büyük görev olarak vermiştir. Biz yeryüzünde bir hizmeti görmek için görevlendirilmiş bir ümmetiz.

Küntüm hayra ümmetin uhricet li'n-nâsi te'murûne bi'l-ma'rûfi ve tenhevne ani'l-münkeri.

Bu kâinatın nizamı ve düzeni bizden sorulur diye düşünüyoruz, sorumluluk hissediyoruz. Düzene sokmağa çalışıyoruz, düzensizliğin de karşısında var gücümüzle mücadele vermek istiyoruz.

Tek tek hepimizin kalbi böyle bir şevk ile atmakta, içimizde böyle bir ateş yanmakta ama benî Âdem, hemcinsimiz diğer insanlar, başka dinlerin, başka milletlerin mensupları, bu idrake erememiş insanlar bilmeden, cahilliklerinden ve kâfirliklerinden Allah'ın razı olduğu olduğu din olan İslâm'la mücadele ediyorlar, Allah'ın hükmüne karşı geliyorlar, âsi oluyorlar ve işin acı, enteresan tarafı maddî imkân, âlet ve edevât yönünden de bizden ileride bulunuyorlar. Hem Allah'ın düşmanı, Biz de Allah'ın dostuyuz, Allah'ın dostu olmağa çalışan insanlarız, Allah'ın sevdiği taraftayız, sevdiği zümreyiz, ama bir hizmetle de görevliyiz fakat biz onlardan âlet, edevât, imkân ve müktesebat, disiplin ve çalışma bakımından maalesef daha geriyiz.

Düşünün ki bir kralın, bir kraliçenin, bir hükümdarın, bir melikin hâssa ordusu, sarayın mensuplarının kıyafetleri bile başka türlüdür. Çok seçme insanlardan teşekkül eder. Boyları posları ölçülüdür. Her birisi fidan gibidir, dağ gibidir, levent gibidir. Giyimleri kuşamları farklıdır, sırmalıdır, silahları olağanüstüdür. Çünkü onların şerefli bir yere özel yakınlığı vardır. O bakımdan bakarsınız, "Kralın adamı!.. Sarayın adamı!.." deyince, kapalı kapılar açılır ve herkes kendilerine saygı duyar ve kendileri de çok meziyetli insanlardır.

E biz kâinatın sahibinin kullarıyız, onun askerleriyiz, onun hâssa ordusuyuz. Bize de yakışan, her yönden böyle boylu poslu, levent gibi, sırmalı, maddî mânevî bakımdan teçhizatlı, yakışıklı, yetenekli ve meziyetli olmaktır. Bize yakışan budur fakat maalesef biz, görevimizin şerefiyle mütenâsip olduğu şekilde İslâm'a sarılamamışız, görevimize sarılamamışız.

Dünyanın birçok yerleri var, [oralarda birçok] müslüman kardeşimiz [yaşıyor.] Kardeşimiz olduğu için seviyoruz, mü'min olduğu için mutlaka kâfirden daha öndedir, daha kıymetlidir. Çünkü fakir de olsa onun imandan dolayı bir meziyeti, bir şerefi vardır. Ama cahillik, geri kalmışlık, sonuçta İslâmî mânada da onların istenilen seviyede olmaktan aşağıda kalmasına sebep oluyor. Acı olan taraf budur. Yani hem Allah'ın dostu hem de bir sürü kusuru var. Hem Allah ordusunun mensubu hem de bir sürü tenkid edilecek tarafı var. Hem böyle çok şerefli bir görevle taltif edilmiş, yüceltilmiş insanlar hem de kendi şahsî kusurları, tembellikleri ve kabahatleri dolayısıyla alçalmış bir kadro...

Bu çok garip bir tezattır. Bizim bundan çok rahatsız olmamız lazım, üzülmemiz lazım!.. Mensup olduğumuz kapıya ar olmamamız lazım, gölge düşürmememiz lazım! Mükemmel çalışmalıyız, çok mükemmel çalışmalıyız!..

Müslüman deyince, Allah'ın eri, Allah'ın askeri, Allah'ın sevdiği zümrenin mensubu deyince, parmakla gösterilen, her yönden beğenilen insanlar olmamız gerekirdi ama bu durumda değiliz. Belki Türkiye, Türkiye'deki müslümanlar başka yerdeki müslümanlardan bazı bakımlardan daha ileridir ama biz de Türkiye'yi biliyoruz. Türkiye'yi siz biliyorsunuz.

Çalışmalarımızı kifayetli görmüyorum, gayretlerimizi kifayetli görmüyorum, zahmetlerimizi, masraflarımızı kifayetli görmüyorum. Fevkalâde üzülmemiz ve fevkalâde utanmamız lazım ki bir yüce dergâhın mensuplarıyız ama o yüce dergâha hizmetimizi güzel yapamıyoruz.

Allah bizi affeylesin, mağfiret eylesin, bizi takviye eylesin. Bizde sevmediği ne gibi hal, huy ve sıfat varsa bizi onlardan uzak eylesin, pâk eylesin; baîd ve berî eylesin. Bizi sevdiği sıfatlara sahip hâssa ordusunun has kulları eylesin. Has kapıkulu olmayı nasip eylesin diye dua ediyorum.

Tabii biz mehmâemkân, imkân olduğu kadar kelimesi hep hatırıma, dilime geliyor, gücümüz yettiğince, tâkatimizle sınırlıyız. Tâkatimizden daha yüksek bir şeyi Mevlâmız bizden talep etmiyor ama kapasitemizin altında çalıştığımız için utanmamız lazım. Çünkü bizim kapasitemiz şu mevcut durum değildir, bizim kapasitemiz çok daha yüksektir. Biz kâinata nizam vermeğe potansiyel olarak gücü yetecek bir topluluğuz.

Dünya üzerinde her beş kişiden bir tanesi müslüman ve dünyanın en güzel yerlerine, dünyanın en stratejik mallarına, madenlerine, petrolüne sahip. Jeopolitik yönden fevkalâde güzel bir konumda, tarih yönünden fevkalâde iyi örnekler sergilemiş bir mâzisi var ve bu bir kişinin öteki beş [dört] kişiye yol göstermesi mümkün. Öteki beş [dört] kişiden bir tanesi de zaten Ehl-i Kitâb'tır, hristiyanları topladığın zaman onlardır. Hristiyanları biz Allahu Teâlâ hazretlerinin Kur'ân-ı Kerîm'inde emrettiği, tavsiye ettiği şekilde;

Kul yâ ehle'l-kitâbi teâlev ilâ kelimetin sevâin beynenâ ve beyneküm. "Ey Ehl-i Kitâb! Gelin aramızdaki müşterek olan inanca, aynı kelimeye, aynı ideale, aynı söze..." En lâ na'büde illallah. "Allah'tan gayriye tapınmamak." Ve lâ yettahıze ba'dunâ ba'dan erbâben min dûnillâh. "Allah'ı bırakıp da aramızdaki beşer olan, bizim gibi olan birisini tanrı edinmemek konusunda karara varalım, sonuca ulaşalım, yanlışı bırakalım, aynı noktaya gelelim!" diye bizim onlara bir iman teklifi, bir hatasından dönme teklifi yapmamız gerektiği emrediliyor âyet-i kerîmede fakat onu yapmamışız. Yapabilsek, zaten dünyanın en medenî, en azgın, en vurucu kırıcı silâhına vesâiresine sahip olan grup onlar, yani cihana hakim olacağız fakat biz bu çalışmaları yapmamışız.

Aksiyonu bir ara durdurmuşuz. İpin üstünde canbaz yürürken, bisikletin üstünde tabii o hareket durunca aşağı düştüğü gibi, binbir zorluklar içinde hareketi, aksiyonu, hamleyi durduğumuz için de aşağı düşmüşüz, kaybetmişiz. Halbuki İslâm'a davetin, Allah'ın dinine hizmetin hiç aksamadan, hayatımızın en önemli işi olarak, bizden önceki nesillerde de devam etmesi gerekirdi. Bu aksama olduğu için ve hedefler şaşırıldığı, idealler bırakıldığı, ideallere bağlılıklar gevşediği için biz aşağı düşmüşüzdür. Yani bugünkü durumumuz bizim kusurumuzun cezasıdır.

Biz bunu da idrak ediyoruz. Sebep olanlara Allah hesabını soracaktır.

Hüsn ü niyetle hareket edenlerin Allah taksiratını affeylesin. Hüsn ü niyetle mücadele verip, Allah'ın dinine hizmet etmeye o şartlar altında da devam edenlere Allah büyük mükâfatlar versin.

Devir gelmiş geçmiş, bizim üzerimize nöbet gelmiştir. Bizim omuzumuzda şimdi Allah'ın dinine en güzel hizmet etme görevimiz vardır. Allah'ın huzuruna yüzümüz ak, alnımızın açık olduğu bir şekilde, vicdânen müsterih olarak; elinden geleni yapmış, tâkati kadar, tâkatinin sonunu, âzamisini, kapasitesinin tamamını kullanmış olarak gitmemiz lazım! Rabbimize mazeretimizin olması lazım; "Yâ Rabbi! Elimden geldiğince çalıştım." diyebilmemiz lazım! "Sen bana hayat verdiğin müddetçe, senin emirlerini yaymağa, senin dinine hizmet etmeğe gayret ettim." diyebilmemiz lazım!

Bizde, bu zamanın müslümanlarında böyle düşünülmüyor. Yani herkes yaşamayı gaye edinmiş, yaşamanın içinde İslâm'a da bağlılığı var. Yani hayatın gayesi ve ana hedefi İslâm'a hizmet değil, yaşamak esas ve o yaşamının, mesleğinin gerektirdiği işleri yapmak esas; onun arasında da mesâi dışında, tekâüd olduğu veya mesainin dışında olduğu zaman bir insanın İslâm ile bağlantısı olabilir; İslâm ancak oralarda uygulanabilir gibi bir sakat zihniyet içinde müslümanlar. Yani müslümanlar İslâm'ı, İslâm dinini bir garnitür gibi, bir aksesuar gibi düşünüyorlar ana mesele olarak düşünmüyor; hayatları, geceleri, gündüzleri, akılları, fikirleri İslâm'a hizmet yönünde değil...

Allahu Teâlâ hazretleri, kusurlarımızı düzeltmemizi ve çalışmalarımızı çok daha mükemmel bir tarzda yapmamızı bizlere nasip eylesin. Tevfikını bizlere refik eylesin. Gözümüzden, gönlümüzden perdelerı kaldırsın. Hakkı hak olarak görüp ona uymayı nasip eylesin, batılı bâtıl olarak görüp, yanlışı yalanı tespit edip, ondan sakınmayı, korunmayı nasip eylesin. Çalışmalarınız hayırlı ve başarılı olsun.

Allah'ın rahmeti, bereketi üzerinize olsun...

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA