01.07.1994 - Kuran-ı Kerime Sarılmak, Kuran-ı Kerimin Ahkamına Uymak

01.07.1994 - Kuran-ı Kerime Sarılmak, Kuran-ı Kerimin Ahkamına Uymak
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri
İbn Abbâs radıyallahu anhüma'dan Taberânî rahmetullâhi aleyh rivayet etmiş. Bu da hatırda kalabilir. Bu ikinci kısa hadîs-i şerîfte Efendimiz buyuruyor ki:
Meni't-tebeâ kitâba'llâhi, hedâhü mine'd-dalâleti ve vekâhu sûe'l-hisâbi yevme'l-kıyâmeti.
Burada da cümlelerde paralellik var, ses güzellikleri var aynı zamanda. Çok özlü bir söz. Bizim atasözü dediğimiz zaman anladığımız gibi ve mânası çok genel bir hakikati ifade ediyor. Çok güzel. Ve bu hadîs-i şerîfe sımsıkı sarılsak, kurtuluşumuza vesile olacak.
Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz:
"Kim Allah'ın kitabına sarılırsa, tâbi olursa, ittibâ ederse uyarsa ona..."
Onu kendisine önder ediniyor, Allah'ın kitabını rehber ediniyor ve kendi hallerini ona uyduruyor. Allah'ın kitabına tâbi oluyor. Ne demişse yapıyor, neyi yasaklamışsa bırakıyor.
"Kim Allah'ın kitabına ittibâ ederse, Hedâhu mine'd-dalâleti. "Allah onu sapıklığa düşürmez, sapıklıktan kurtarır, sapmaktan kurtarır, hidayete erdirir, rızası yoluna sokar."
Sonunda mükâfatları vereceği güzel bir yöne çevirir.
Ve vakâhu sûel-hisâbi yevmel-kıyâmeti. "Kıyamet gününde de mahkeme-i kübrâda müthiş bir şekilde hesaba çekilmekten onu korur."
"Gel bakalım, niye şunu şöyle yaptın, niye bunu emrettiğim halde yapmadın?" gibi bazı insanlara çeşitli hitaplar, çeşitli hırpalamalar, sorgular, terletici bir hesap olabiliyor. Sûu'l-hisâb, hesabın kötü bir şekilde cereyan etmesi bazı insanlar için oluyor. Bazıları da güzel bir şekilde, kolay bir hesap görüp geçiyorlar. "Tamam, geç bakalım!" deniliyor.
Âhirette de bazı insanlar bir hesap görecekler ama hisâben yesîrâ kolay, az bir şekilde hesap. Ondan sonra cennete girmek.
Bir de en yüksek insanlar var. Allah bizleri o duruma nâil eylesin. O muameleye mazhar eylesin. Onlar hiç hesap görmeden cennete girecekler. Bi-gayri hisâb muamele, hesap vesaire olmadan. Hani birçok büyük toplantı, şerefli, güzel herkesin rağbet ettiği toplantıyı düşünün. Herkes kuyruğa girmiş, biletler elde, kontrolden geçiliyor, içeriye giriyorlar. Girmek isteyen bir sürü insan bilet bulamamış, dışarıda bekliyor. Ama bakıyorsun, birisi arabayla geliyor, koca kapılar açılıyor, herkes selam duruyor. O toplantıya hiç öyle bir sorgu sual olmadan içeriye giriyor. "Kim bu?" diyorsunuz. "Protokolden, meşhur şahıs filanca." Elbette, ona biletin var mı diye sorulur mu? Zaten o toplantının şeref misafiri oluyor.
Gözünüze böyle bir manzara serilsin diye, hatırıma geldiği için söylüyorum. Bazı insanlar da cennete bi-gayri hisâb girecek.
Neden?
Allah'ın sevdiği kulu, dünyada Allah'ın rızasına uygun yaşamış. Allahu Teâlâ hazretleri onlara sorgu sual etmeden, defter divan açıp terletmeden, bi-gayri hisâb cennete sokacak.
Bu hadîs-i şerîfte bakın ne diyor?
"Allah kötü bir şekilde hesaba mâruz kalmaktan ve sonunda da hesabı bozuk çıkıp da cehenneme düşüp azap görmekten insanı korur. Hidayete erdirir ve cehenneme düşmekten korur. Kötü bir hesaba çekilip mahv ü perişan olmaktan korur.
Kimi korur?
Üstüne bastıra bastıra söylüyoruz. Allah'ın kitabına tâbî olanları korur. Mü'minler, müslümanlar olarak hepimiz Kur'ân-ı Kerîm'e tâbi olacağız.
Kur'ân-ı Kerîm bizim rehberimizdir. İçinde Allahu Teâlâ hazretlerinin emirleri ve yasakları var. Onun Fâtiha'sından Kul eûzü bi-rabbi'n-nâs sûresine kadar, sonuncu sûresine kadar içindeki ahkâm bizler için.
Mehmed Âkif ne güzel söylüyor: "Ölüler için inmedi ki bu kitap; cenazelere okunsun, kabirlerde okunsun diye inmedi ki; diriler için indi. Dirilerin hayatı dirlik ve düzenlik içinde olsun diye indi, hayatlarını düzenlemek, güzel ahlâkı yerleştirmek için; insanlar güzel şeyler yapsın, dünyada birbirlerini kırmasınlar, üzmesinler diye bir nizam getirmek için indi."
Onun ahkâmına herkes uyarsa nizam olacak, uymazsa uymayan da cezasını bulacak.
Onun için bu konuda kendinizi bir kontrolden geçirin, kendi kendinizi sorgulayın. Muhakkak ki evinizde kaç tane Allah'ın kitabı Kur'ân-ı Kerîm vardır. Kimisi yaldızlı, kimisi büyük, kimisi küçük, kimisi tercümeli.
Allah'ın kitabı elinizde var ama Allah'ın kitabına uyuyor mu yaşayışınız? Halleriniz, ahlâkınız, davranışınız, âdetleriniz, kazancınız, ailevî münasebetleriniz, komşuluk münasebetleriniz, Allah'ın kitabında bize emrettiği şekilde mi? Yasaklarından kaçınıyor musunuz?
Bunu bilmek için Allah'ın kitabını bilmek lazım! Allah'ın kitabını bilmek için de, güzel bir zamanımızı, günümüzün hatırlı, büyük bir zamanını Allah'ın emirlerini öğrenmek, kitabını öğrenmek için harcamak lazım! Bunu çok kimse yapmıyor. Kur'ân-ı Kerîm'i birazcık kekeleyerek okumayı kendisine kâfi sanıyor, ömrü böyle geçiyor. 70, 80 yaşına geliyor, Kur'ân-ı Kerîm'i okumadan göçüp gidiyor. Kul hüvallâhu ehadı bilmekle, Elhamdülillâh sûresini bilmekle, işin biteceğini sanıyor.
Hayır! Allah'ın kitabını bilecek. Allah'ın ahkâmını bilecek, Allah'ın haramlarını bilecek! Allah'ın Kur'ân-ı Kerîm'ini, Kelâm-ı Kadîm'ini kendisine önder ve rehber edinecek, kendisini ona uyduracak.
"Bu benim nizamnâmemdir, bu benim ilâhî kanunumdur. Bu, Allah'ın bana hitabıdır, bu Allah'ın mukaddes kitabıdır." diye onu göğsüne basacak, öpüp başına koyacak, gönlünden ona tâbi olacak. Ahkâmını da bilecek, tabii cahilce hareket etmeyecek.
Bir Müslüman âriftir, elbette alimdir; elbette Kur'ân-ı Kerîm'in ahkâmına uyması gerekiyor. Lütfen hepimiz kendimizi kontrol edelim ve Kur'ân-ı Kerîm'in ahkâmına uyan insanlar olmaya çalışalım! Kur'ân-ı Kerîm'i açalım, âyetleri, mânasını, mealini okuyalım! Ve kendi kendimize soralım:
"Bu âyetlerde anlatılan şeylere benim yaşantım, benim hayatım uyuyor mu, benim davranışlarım uyuyor mu?"
Uymuyorsa, Kur'ân-ı Kerîm'e göre kendimizi düzenleyelim ki Allahu Teâlâ hazretleri bizi kıyamet gününde korusun ve hidayete erdirsin ve cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin.
Çocuklarımızı da Kur'ân-ı Kerîm bilgisiyle yetiştirelim. Çocuklarımızın mutlaka bilmesi gereken bir bilgi dalı Kur'ân-ı Kerîm'dir, dindir, imandır. Ama öbür tarafta İngilizce öğrensin, mühendislik öğrensin, tıp öğrensin, çeşitli ilimleri öğrensin. Hatta onda profesör olsun, ihtisaslar yapsın. Hatta birkaç fakülte bitirsin. Ama mutlaka ve mutlaka Allah'ın kitabını hepimizin bilmesi lazım! Bileyim diye şevk ile okuması lazım!
"Her gün, Kur'ân-ı Kerîm için lütfen biraz zaman ayıralım, birkaç saatimizi Kur'ân-ı Kerîm'e ayıralım!" diye sizlere hatırlatıyorum.
Allah cümlenizi dünyada ve âhirette mutlu eylesin. Peygamber Efendimiz'in sevgisine, iltifatına, teveccühüne, şefaatine nâil eylesin. Âhirette bizi ve sizi Peygamber Efendimiz'e komşu eylesin. Firdevs-i Âlâ'da havz-ı kevserinden doya doya nûş etmeyi cümlemize nasip ve müyesser eylesin. Allah'ın rahmeti ve bereketi dünyada ve âhirette üzerinize olsun.
es-Selâmu aleykum ve rahmetullahi ve berekâtüh.
01.07.1994 -
Sahabe-i Kiram, Meslekler,
01.07.1994 -
Kan Dökmekten, Haram
