İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

01.10.1995 - Allahın Sevmediği Kişiler

01.10.1995 - Allahın Sevmediği Kişiler
Günün Sohbeti

01.10.1995 - Allahın Sevmediği Kişiler

07.10.2026
13 dk 3 sn

Bismillahirrahmanirrahim

Elhamdülillahi Rabbi'l âlemîn. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidi'l evvelîne ve'l ahirin. Senedinâ ve mededinâ ve üsvetüne'l hasenete Muhammedini'l Mustafa ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahü bi ihsânin ecmeîn

Emmâ be'd.

İnne'l-lâhe

"Hiç şüphe yok ki"

Azze ve celle

"Aziz ve celîl olan Allah"

Lâ yuhibbü'l-fâhişe'l-mütefahhiş. "Fâhişi de, mütefahhişi de sevmez."

Kimmiş bu Allah'ın sevmediği "fâhiş ve mütefahhiş" kimseler?

Fahişenin ne demek olduğunu biliyorsunuz; "fuhuş, fuhşiyat, günah ve kötü olan şeyleri yapan kadın" demek. Fahiş de; "Müstehcen, kötü, günah ve çirkin şeyleri yapan kimseye denir."

Mütefahhiş kelimesi de "fuhşiyat" kökünden geliyor; o da "çirkin, kötü işler yapmak" kökünden ama mütefahhiş, tefâul bâbından ism-i fâil. Arapça'da tefâul bâbı; "bir şeyi çok yapmak, külfetle yapmak, üstünde dura dura yapmak, ter dökerek, zahmet çekerek yapmak" mânasına geliyor.

Mesela Arapça'da alime "bildi" demek, "bilmek" demek. Tealleme ise "bilmeyi elde etmek için gayret sarf etmek demek, zorlanmak" demek."Zorlayarak, zorla, zorbalıkla, gayretle yapmak, çok yapmak" demek.

Mesela zekere "zikretmek" demek ama tezekkere "zikri; tazyik ederek, kendisini zorlayarak yapmak" demek.

Onun için demişler ki;

Ez-zikru bi't-tezekkür.

İnsanın hakiki zikir haline ulaşması, Allah'ı hep hatırlayan, hep seven, Allah'ı aklından çıkarmayan, iyi bir insan olması için ne lazım?

Önce tezekkür lazım.

Tezekkür ne demek?

"Zikri öğrenmek için biraz külfetli idman yapmak" demek yani zahmetli. "Zahmetini çekmek, çalışmak" demek.

Tefahhuş da "fuhşiyat yapan" demek ama "Bunu çok yapıyor; bayağı gayret sarf ederek yapıyor, bu işi meslek haline getirmiş, adamakıllı kapkara olmuş, tutulacak yanı kalmamış." demek.

Ötekisi belki bir kere yapmıştır; "Eyvah! Sen fâhiş bir hata işledin; yani kötü, çirkin bir iş işledin." Tamam ama mütefahhiş "hatayı devamlı yapan, artık onu iş edinmiş" demek.

Hırsızlık mı hırsızlık, yan kesicilik mi yan kesilik, küfürbazlık mı küfürbazlık, edepsizlik mi edepsizlik! "Mahallede namlanmış artık, beldede herkes yaka silkiyor." demek.

Allah; fuhşiyatı tek tük yapanı da, onu böyle iyice içine dalmış olarak çok yapanı da sevmez. Çirkin ve kötü işi yapanı Allah sevmez.

Ne yapacak?

Fuhşiyatı yapmayacak.

Neyi yapacak?

Güzel şeyleri yapacak.

İnna'llâhe cemîlun yuhibbü'l-cemâl.

Bu da bir başka hadîs-i şerîf:

"Allah kendisi güzeldir, güzeller güzelidir, her türlü güzelliğin sahibidir, Hâlikı'dır, Mâliki'dir, her şeyi güzeldir. En güzeldir."

Esma-i Hüsnâ ne demek?

"En güzel sıfatlar" demek. En güzel sıfatlar Allah'ındır. Her şeyin en güzeli Allah'ındır, Allah'tadır, Allah'ın sahip olduğu şeydir.

İnna'llâhe cemîlün.

"Allah çok güzeldir."

Yuhibbü'l-cemâl.

"Bir şeyin güzel olmasını da sever."

Sözü güzel söylüyorsan sever, hareketi güzel yapıyorsan sever. Konuşmanı güzel yapıyorsan, ticaretini güzel yapıyorsan, öğretmenliğini güzel yapıyorsan, öğrenciliğini güzel yapıyorsan sever, müridliğini güzel yapıyorsan sever.

Güzel, güzeli sever, güzel olan şeyi sever. Demek ki müslümanın yaptığı her işi güzel yapması lazım.

Onun için biz her zaman çalışmalarımızda, toplantılarımızda, konuşmalarımızda söylüyoruz:

Müslüman; sevaplı işi yapacak, günahlı işi yapmayacak. Önünde yol çatallaştı; şu taraf menfaatli, kârlı, cebim dolacak ama günah.

Bu taraf?

Bu tarafta öyle bir şey görünmüyor ama doğru olan, sevaplı olan yol bu taraf; o zaman o tarafı yapacak. Sevabı işleyecek; sevaplı olanı, doğru olanı işleyecek, günahlı şeyi işlemeyecek.

Bir de işlediğini mükemmel ve güzel yapmaya çalışacak. Bak ecdadımız şu yazı sanatını ne kadar geliştirmişler. "Hattat" diyoruz. Allah Allah!

Bu adam bunu eli titremeden nasıl bu kadar güzel yazmış?

Buradan buraya Besmelenin sin harfini bir çekmiş; insan elinden çıkma bu. Ben bir yazı yazacağım derken daha ihtiyarlamadığım halde elim kırk defa titriyor, imzamı atarken bile. Bu böyle besmeleyi bir çekmiş; zııızt öbür tarafa kadar. Bakıyorsun dümdüz.

Mübarek nasıl çektin bunu?

"E çalışa çalışa oluyor."

Güzel yapmayı öğrenmişler.

Hüsn-ü hat sanatı diyoruz.

Ne demek?

Güzel yazı yazma sanatı.

Batı dillerinde Kaleografi. Kali "güzel" demek, Rumca'dan geliyor, Batı'ya geçmiş.

Boğaziçi'nde oturduğum zaman bizim komşularımız vardı.

"Tikanis kaliys?" derlerdi.

"Nasılsın, iyi misin?" demek. "Kaliyse" yani iyi misin? Kala "güzel" demek, kaligrafi "güzel yazmak" demek.

Bütün bu sözleri neden açtık?

Allah; çirkin, kötü, kaba saba insanı sevmez.

Neyi sever?

Güzeli sever.

Güzel olanı, her yaptığı işi güzel yapanı sever. Bunları bunun için anlatıyoruz.

Buna göre ne yapacağız?

Dilimizi tutmasını; temiz, güzel ve iyi kullanmasını bileceğiz.

Müslümanın ağzından küfür çıkar mı?

Çıkmaz!

Kaba saba konuşur mu?

Konuşmaması lazım, konuşmaz!

Sağa sola sataşır, hakaret eder mi?

Yapmaz!

Burnunu karıştırır mı?

Hayır, yapmaz!

Derbeder, perişan, pejmürde olur mu?

Hayır!

Fakir olabilir ama temiz olur, derbeder olmaz. Dişleri sapsarı, kirli, ağzı kokuyor; hayır, tertemiz olur, misvaklanır. Tırnakları uzun...

Peygamber Efendimiz'in yüzü güneş gibiydi ve çok güzeldi. Gören Resûlullah Efendimiz'e âşık olurdu.

Dişleri için yanında misvak gezdirirdi. Ayna gezdirirdi, tarak gezdirirdi; çok güzel kokular sürerdi. Kadir gecesinde burada, mescitlerde sakal-ı şerîfini ziyaret ediyoruz, görüyoruz. Sakalına bakıyoruz, kırmızımtraklaşmış. Halbuki siyahtı; sayılabilecek kadar beyazları vardı.

Niye kırmızımtırak?

O kadar çok koku sürermiş ki o öyle kırmızılaştırmış; kitaplar öyle yazıyor. Güzel koku sürerdi. Geçtiği yerlerde kokusu kalırdı. Herkes;

"Buradan Resûlullah geçmiş." diye bilirdi.

"Resûlullah geliyor." diye kokusundan bilirdi.

Neden?

Güzel koku, hoş bir şey.

Şimdi kadınlar sürüyor, erkekler sürmüyor. Müslümanların dişleri sapsarı, taş bağlamış, kirli.

Müslüman nasıl olacak?

Her bakımdan vücuduna da dikkat edecek. Ben en çok sigara içip de sıhhatlerini mahvedenlere, heba edenlere acıyorum. Kahvelerde o dumanın içinde saatlerce duranlara acıyorum. Vaktini boşa geçirenlere acıyorum. Yapılacak çok iş var.

Mesela ormanlar tesis edelim; git orada ağaç dik. Cumartesi pazar günleri atla arabaya, git, ağaç dik. Ağaç sadaka-i câriyedir; senin hayratın hasenâtın olacak. Pis yerde durma. O dumanın içinde niye kendini zehirliyorsun. Senin yanına geliyor da geldiği zaman bile insan ceketinin kokusundan rahatsız oluyor. O kadar kötü!

Orada ne işin var?

Dumanını kokladığı zaman sigara içmeyeni de hasta edermiş, zararı dokunurmuş.

Hâsılı çirkin ve kötü olan her şeyi bırakacağız. Her şeyimiz güzel olacak. Giyimimizden kuşamımızdan, sıhhatimizden, dişimize saçımıza kılımıza varıncaya kadar her şeyimiz güzel olacak. Çünkü Allah; kötüyü, çirkini ve bunu ısrarla yapmaya devam edeni sevmez.

Hadis-i Şerif devam ediyor;

Ve'llezî nefsu Muhammedin bi-yedihî.

"Muhammed'in canı elinde olan Allah'a yemin olsun ki…"

Efendimiz'in yemin ediş şekillerinden birisi bu. Kendi adını öne sürüyor, kendi adını söylüyor.

"Muhammed'in canı elinde olan Allah'a yemin olsun ki" ne demek?

İnsanı yaşatan kim?

Allah.

Öldüren kim?

Allah.

Hayatımız kimin elinde?

Allah'ın elinde.

Allah bir insanı yaşatmayı murat etmişse ne yapar eder yaşatır; kimse onu öldüremez. Bin tane gangaster, mafya çetesi peşine düşse onlar kahrolur, mahvolur ama Allah onu yaşatacaksa kurtarır.

Firavun; öldürmek için Musa aleyhisselam'ın peşine düştü. Kendisi gitti gümbürtüye, kendisi denizde boğuldu. Allah, Musa aleyhisselam'ın öldürülmesini istemedi, onun yaşamasını istedi, Firavun'u da cezalandırmak, cezasını vermek istedi.

Musa aleyhisselam'ın kavmi, Musa aleyhisselam'ın mucizelerini görüp;

"Ona iman ettik." deyince;

"Ben size gösteririm. Sizi öyle bir cezalandıracağım ki emsali görülmemiş bir ceza olacak. Sizin ellerinizi ayaklarınızı çapraz keseceğim." dedi.

Mesela sağ kolunu kesecek, bir de sol ayağını kesecek; tam yamultmak için. İkisini eşit de kesse zaten felaket ya.

Sonra; "Sizi hurma dallarına asacağım." dedi.

"Ne yaparsan yap! Biz Rabbimiz'in rızasını istiyoruz. Biz imanı anladık; yanlış yolu doğru yolu anladık, senden korkmayız!" dediler.

Firavun hepsini öldürmek istiyordu, hepsini kesecekti, kollarını bacaklarını koparacaktı.

Ne oldu?

Kendisi gitti.

Allah bir insanı yaşatmak isterse ne yapar eder, yaşatır; esbabını ihsan eder, yaşatır. Kimisini beş gün yedi gün sonra zelzelede yıkılmış evin altından sağ çıkarır. Kimisini de sıhhat afiyet içinde en emniyetli yerde dururken öldürür.

Anarşistler İstanbul'da kışlanın önündeki iki askerciği şehit ettiler. Bunların anneleri babaları belki de;

"İyi ki çocuğumuz Kars'ta askerlik yapmadı da İstanbul'da yapıyor." dedi.

Dememiş midir?

Belki demiştir. Şehit edilenlerin ikisi de Karslı. Doğu Anadolu'da, tam anarşinin olduğu zor yerler.

"İyi ki İstanbul'a gitti; hiç olmazsa bu anarşi mıntıkasında askerlik yapmıyor. Şırnak'ta, Siirt'te, Diyarbakır'da askerlik yapmıyor; emniyetli bölgede." dememiş midir?

Düşünmemiş midir?

Düşünmüştür.

Ama bak o çocukların alnına şehitlik yazılmış. Nereye gitse olacak. Çare yok. Anarşi olmayan yerde de olsa Allah öyle yazmış; şehit olacak. Genç yaşında şehitlik onların alnına yazılmış. Tabi onları öldüren cezasını çekecek ama onun kaderi öyle işte, öyle olmuş.

Başka bir misal hatırlıyorum:

Bazıları İran rejimine, Humeyni rejimine karşı İran'dan kaçtılar. Sonra Antalya'da öldüler, İstanbul'da öldüler. Şunu demek istiyorum. Yaşatan da öldüren de Allah celle celalüh.

Onun için Peygamber Efendimiz;

"Muhammed'in canı elinde olana yemin olsun ki -Elinde olan kim? 'Allah' - Allah'a yemin olsun ki" derken bunu söylüyor.

Tam teslimiyet, her şeyin Allah'tan olduğunun tam şuuru. Ne kadar güzel, ne kadar ibretli ifade!

Allah hepinizden razı olsun

 

Es-selâmü aleyküm ve rahmetüllâhi ve berakâtühü.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA