İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

01.10.1998 - İslamın İnsan Eğitimine Etkisi

01.10.1998 - İslamın İnsan Eğitimine Etkisi
Günün Sohbeti

01.10.1998 - İslamın İnsan Eğitimine Etkisi

18.12.2025
8 dk 12 sn

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Allahu Teâlâ hazretleri hakkı ve hayrı söylemeyi nasip etsin. Doğruluktan ayırmasın. Sevdiği razı olduğu sözleri söylemeyi, işleri yapmayı, sevdiği şekilde ömür geçirmeyi, huzuruna sevdiği razı olduğu bir kul olarak varmayı nasip eylesin.

İslâm insanı sâhib-i iman yapmak için gelmiştir. İman insanı cennetlik eder, cennete sokar. İnsanoğlu bu dünyaya imtihan olunmak için gönderilmiştir. Bu imtihanı iman sahibi olursa, imanının icabına göre yaşarsa kazanır. Onun için İslâm; iman nedir, onu öğretmek için gelmiştir. İnsanı sâhib-i iman etmek için gelmiştir. Ama sadece inanmak, sadece inanç sahibi olmak üryan

-çıplak- olduğundan, İslâm inanan insanı irfan sahibi yapmak için, ârif bir kul olması için, mârifetullaha ermesi için, Rabbini, Yaradanını bilen ve Yaradanına karşı kulluk edebini takınan, irfan sahibi bir insan yapmayı da öğretmek için gelmiştir. Böylece insan irfan sahibi olursa mânevî sultan olur, Habîb-i Rahmân olur, Halîl-i Rahmân olur, Allah'ın dostu olur, Allah'ın sevdiği kul olur.

Bu ve daha başka şeyler; ister maddî ister mânevî, ister bedenî ister ruhî olsun bütün işler eğitim ister. Eğitimin iyisi de vardır, kötüsü de vardır. "Eğitim doğrudan doğruya iyidir." de diyemeyiz. Kötü eğitim kötüdür, iyi eğitim iyidir. Yanlış şeyler öğretilmişse yanlış, sakat, ters, kötü bir eğitimdir. Güzel şeyler öğretilmişse iyi bir eğitimdir. Eğitim doğrudan doğruya kendisi bizâtihî makbul bir şey de değildir.

Ama hayatın her yerinde eğitim lazımdır. Çıraklar eğitim görür; kalfa olur, usta olur. İnsanlar bedenini eğitir; iki büklüm katlanabiliyor, arkaya doğru katlanabiliyor. Vücudunu arkaya doğru kıvırıp iki bacağının arasından kafasını arkadan çıkartabiliyor. Dört köşe bir küçük kutunun içine vücudunu sokabiliyor. Cambazları görüyoruz. Bu bir eğitim meselesidir. Biz eğilip de dizimize başımızı değdiremezken adamlar eğitimle neler yapıyorlar. İplerin üstünde oynuyorlar, motorsikletlerle havada, paraşütte, denizde, su altında, su üstünde nice cambazlıklar yapıyorlar. Bunlar da eğitimdir. Bunlar da beden eğitimidir. Herhangi bir işi yapmak hususunda eğitimdir.

Tabii eğitimin amacı, hedefi güzel olursa güzel bir eğitim olursa sonunda insan istifade eder. İyi, faziletli, erdemli, güzel, kendisine ve çevresine faydalı bir insan olur. Gittiği yerden bırakmak istemezler. "Ne olur, gitme!" derler. Giderse ağlarlar. Gelirse sevinirler. "Hoşgeldin, sefa getirdin!" derler. İnsan iyi eğitim gördü mü, müslüman iyi müslüman oldu mu, müslümanın her şeyi faydadır. Yanında yürüsen faydadır, konuşsan faydadır, iş yapsan faydadır; otursa faydadır, kalksa faydadır, konuşsa faydadır, sussa faydadır...

El-Mü'minu küllühû menfaatün.

"Müslüman tamamen, tepeden tırnağa fâide olur." Fayda, yarar, yararlılık dolu olur.

Onun için, insanın eğitilmesi lazım! Ama güzel eğitilmesi lazım! İyi bir amaca doğru, doğru bir istikamette eğitilmesi lazım!

Bu İslâm'da yapılmıştır. O kadar güzel yapılmıştır ki; yarı vahşî insanlar, bedevî insanlar, hayvanlar gibi birbirlerini öldüren insanlar, birbirlerine ağza alınmayacak kötülükler yapan insanlar evliyâ olmuştur. Kısa bir dönem içinde İslâm'ın gelmesinden önceki devreyle geldikten sonraki devre karşılaştırıldığı zaman, cahiliye çağıyla asr-ı saadet karşılaştırıldığı zaman bu değişimin ne kadar muhteşem bir değişim olduğu derhal görülür.

Hz. Ömer bir keresinde halife iken bir yerden geçiyordu da ağladı. "Ben buralarda deve güderdim. Develerin sahibi bazen beni döverdi..." dedi. Ama o sırada bir imparatorluğun başında emîri'l-mü'minîn idi, halîfe-i Resûlullah idi, imâmü'l-müslimîn idi. Bu kadar büyük bir değişme...

Hz. Ömer radıyallahu anh Medine-i Münevvere'den Mekke-i Mükerreme'ye seyahat ediyordu. Yanında bir arkadaşı vardı; yol arkadaşı. Yola yalnız çıkılmasın diye... Eskiden mümkün mü; bir yolcuyu gördüler mi saldırırlardı, yağmalarlardı, esir alırlardı, öldürürlerdi, satarlardı. İki kişinin kendisine ait olmayan arazide, başkalarının mıntıkalarında dolaşması mümkün değildi. Hz. Ömer'le yanında birisi Medine-i Münevvere'den Mekke'ye yalnız gidiyorlardı. Şöyle bir nefes almak, dinlenmek için bir gölgeliğe çekildiler. Orada bir çoban gördüler. Hz. Ömer çobana dedi ki;

"Şu koyunlardan bize bir tane ver."

Radıyallahu anh... Belki parasını verecekti. Çoban dedi ki;

"Ben koyunların sahibi değilim. Satamam. Satma hakkım ve selâhiyetim yok, sadece gütme vazifem var. Sadece koyunları güdüyorum, o kadar. Fazla bir vazifem yok."

Hz. Ömer denemek için dedi ki;

"Yahu ne olacak? Sat, koyunu bize ver, parasını al. Sahibine 'Kurt yedi.' deyiverirsin."

Halife kendisi... Ama denemek için söylüyor. Aşere-i mübeşşereden. Kötülük yaptırmak için söylemiyor, imtihan için, "Bakalım böyle bir teklifin karşısında ne yapacak?" diye.

Çoban karşısındaki şahısların kim olduğundan haberi yok. Dedi ki;

"Koyunların sahibini aldattık, ya âlemlerin Rabbini ne yapacağız? O her şeyi görmüyor mu? Olur mu öyle şey? Vermem!" dedi.

Böyle bir değişiklik oldu.

İnsanlar kendi kız çocuklarını kendi elleriyle kazdıkları çukurlara gömüp, üstüne toprak devirip gömerlerken dünyanın en zarif insanları hâline geldiler, en edepli insanları hâline geldiler. Resûlullah konuşurken gözlerini kaldırıp yüzüne bakamazlardı. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem konuşurken başlarının üstüne bir kuş konmuş da kıpırdarsa, kuş uçacakmış gibi o kadar sessiz sakin dururlardı. Resûlullah'a olan edeplerinden, saygılarından kalkıp bir söz söyleyemezlerdi de, soru soramazlardı da; "Bir yabancı gelse de, bir soru sorsa da biz de dinlesek, böylece istifade etsek." derlerdi. Soru sormaya bile teeddüb ederlerdi. Öyle edepli insanlar hâline geldiler.

Bu İslâm sayesinde oldu. Muazzam bir değişim oldu. Çok büyük bir değişme, çok büyük bir güzel hâle dönüş oldu. İslâm insanları böyle eğitti, böyle bir hâle getirdi.

 

Allah hepimizi iyi müslüman olmaya muvaffak eylesin, arif Müslüman eylesin. İnsanı kamil olmayı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği razı olduğu kullar olarak varmayı nasip eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA