İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

02.02.1993 - Allah ve Peygamber Sevgisi

02.02.1993 - Allah ve Peygamber Sevgisi
Günün Sohbeti

02.02.1993 - Allah ve Peygamber Sevgisi

17.10.2026
10 dk 31 sn

"İslâm'ın kadr u kıymetini bilmeyen, imanın önemini kavrayamayan, dinden dönen, Resûlullah'a tâbi olmayan insanlar olursa, -isterse olsun- Allah sonra öyle bir kavim getirecektir ki yühıbbuhüm ‘Allah o kavmi seviyor.' Ve yühıbbûnehû ‘Ve o insanlar da Allahu Teâlâ hazretlerini seviyorlar.' Allah'ın sevdiği ve Allah'ı seven insanlar...” buyuruyor.

Minküm men yürîdü'd-dünyâ ve minküm men yürîdü'l-âhirete. diye mü'minlerin olgunlarını, zaiflerini; "Sizden bazılarınızın aklı dünya ile doludur, dünyayı ister. Bir kısmı da âhiret sevdasındadır, âhiretin önemini kavramıştır, âhirete rağbet eder." diye, Peygamber Efendimiz etrafındakileri "dünyayı sevip ona meyledenler, âhireti sevip ona rağbet edenler" diye ayırır. Bir iki âyet-i kerîmede de;

Yürîdûne vechehû. diyerek sırf "Allah'ın vech-i pâkini, zât-ı celîlini isteyen, seven" âşık-ı sâdıkların olduğunu bildiriyor. Ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e;

"Va'sbir nefseke mea'l-lezîne yed'ûne Rabbehüm bi'l-gadâti ve'l-aşiyyi yürîdûne vechehû ve lâ ta'dü aynâke anhüm, türîdü zînete'l-hayâti'd-dünyâ ve lâ tuti' men ağfelnâ kalbehû an zikrinâ ve't-tebea hevâhü ve kâne emrühû fürutâ" âyet-i kerîmesiyle, bu âşık-ı sâdıkları sevmesi, onlarla beraber olması, onların zahirî görünümlerindeki tevazu ve gösterişsizliğe bakılıp da, kıymetinin anlaşılmaması durumunun vukû bulmaması gerektiği anlatılıyor.

Demek ki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in çevresinde öyle insanlar vardı ki, gece gündüz yana yakıla Rabbine ibadet ve taat ediyor, dua ve niyazda bulunuyor ve Allah'ın vech-i pâkini arzu ediyor, o şevk ile yanıp tutuşuyordu.

Allah bize de o yüce idrakin, o asil ve ince duygunun, o eşsiz şerefin âlî makamlarını cûd u lutf u keremiyle bahş ü ikrâm eylesin. Bizi de üns ü kurbu, aşk u şevki ile has haremine kabul buyursun. Mârifet ve muhabbetiyle taltif eylesin.

Hayatın gayesi; Allah'ı bilmek ve mârifetullaha ermek, Allah'ı bilince de O'na âşık olup onu sevmektir.

Şâirin;

"Kad bedâ' bi'l-aşkı fi'l-ekvânı küllü mâ bedâ" dediği gibi kâinatın yaratılmasında, Küntü kenzen mahfiyyen fe-ahbabtü en u'rafa hadîs-i şerîfinde veya daha önceki ümmetlerden nakledilen o mübarek sözde beyan edildiği gibi sevgi önce Allahu Teâlâ hazretlerinde sonra kullarında oluşur.

Aşk odu evvel düşer ma'şûka, andan âşıka,

Şem'i gör kim yanmadan yandırmadı pervâneyi.

"Aşk önce mâşukta hâsıl olur, sonra âşıka intikal eder. Şem' de önce yandı, ondan sonra pervaneyi, kelebeği yandırdı." diyor şair.

Âyet-i kerîmede de Allahu Teâlâ, getireceği o kavmin evsafını sayarken; yühıbbuhüm ve yühıbbûnehû. "Önce kendisinin onları sevdiğini, sonra onların da Allah'ı sevdiğini" sırasıyla anlatıyor.

Demek ki kâinatın yaratılmasında Allahu Teâlâ hazretlerinin sevgisinin tesiri var. O'nun zâtındaki sevginin eseri var. Onun için Fuzûlî'nin mülemmaında da şöyle geçiyor:

Hak âferînişe sebeb etti vücudunu,

Evcebte bi'z-zuhûri zuhûre'l-mükevvenât.

Bunlar âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şerîflerden çıkan yüksek mânalardır. Ama dinleyicilerimizde yüksek kimseler. Allah o mânaları anlayanlardan eylesin.

İnsanın vazifesi, hedefi, en yüksek gayesi yaratanını bulmak, bilmek ve O'nu sevmektir. Bu muhabbetullahın mecburi gereği, tahtında müstetiri ve en yüce şubesi, mahabbet-i Resûlullah'tır. Biz Allah'ın kullarıyız, her şeyimiz Allah'tan.

Vücûd cûd-u İlâhî hayat bahş-ı kadîm.

"Varlığımız Allah'ın cömertliğinin bir ihsanı, hayat da onun bir ikramı."

Her şeyimiz O'ndan, nimetlerimiz O'ndan. O'nu seveceğiz. O sevginin bir zaruri şubesi de, O'nun her şeyini sevmek. Başta, gönderdiği Resûlü'nü seveceğiz.

Bir insan bir şeyi sevdi mi, onu her şeyiyle sever. Bir kişiyi sevdi mi, onun her şeyini sever. Bir varlığa sevgi duydu mu, onunla taalluku olan her şeyi sever.

Onun için Benî Âmir kabilesinden Mecnun'un, Leylâ'nın bir ara oturduğu, sonra da göç edip gittiği yere geldiği zaman kalıntıları, duvarları, çadır izlerini öptüğünü naklederler.

"Bu taşı, toprağı, duvarı niye böyle öpüyorsun?" diye sormuşlar.

O da cevap vermiş, sözü şiire geçmiş.

Emürru ale'd-diyâri diyâ-i leylâ

Ve ukabbilu ve'l-cidâra ve ze'l-cidâra

Ve mâ hubbü'd-diyâri şeğafne kalbî Ve lâkin hubbü men sekene'd-diyârâ.

"Leyla'nın akrabalarıyla beraber oturduğu, kabilenin yerleştiği yerden geçiyorum ve kâh o duvarı kâh şu duvarı öpüyorum, yüzümü gözümü sürüyorum. Duvarlara âşık olmuş değilim, sevgim duvarlara değil. Fakat bir ara bu duvarların arasında, içinde yaşamış olana olan şevkimden böyle yapıyorum." diyor.

Demek ki insan, sevgilisinin oturduğu yerleri, mekânları, duvarları bile böyle bir muhabbetle kucaklıyor.

Zamanımızın âşıklarından birisi hacca giderken Medine-i Münevvere'de otobüsten inmiş, kumlara yüzünü gözünü sürmüş. Bir taraftan da hıçkırarak ağlıyor;

"Acaba Resûlullah buraya ayağını bastı mı?" diyormuş.

Bir zât-ı muhterem talebelerine ders verirken arada bir ayağa kalkıyormuş. Onunla beraber talebeler de mecburen ayağa kalkıyorlarmış. Sonra oturuyormuş, onlar da oturuyorlarmış. Bir zaman sonra yine kalkıyormuş.

"Efendimiz, hocamız, üstadımız niçin ayağa kalkıyorsunuz?" diye sormuşlar.

"Dışarıda üstadımın torunu oynuyor, kapıdan onu görünce üstadıma hürmeten, muhabbeten ayağa kalkıyorum." demiş.

İnsan birini sevdi mi oturduğu mekânı da seviyor, ayağının bastığı yeri de seviyor. Sevdiğinin mütaallikâtını seviyor; çocuğunu, torununu, eşyasını seviyor. Saçının telini bergüzâr olarak, yadigâr olarak yanına alıyor, mendilinin arasında saklıyor. Mektubunu muhafaza ediyor, hatırasını muhafaza ediyor.

Evet, hayatımızın gayesi, amacı, uğraşmamızın asıl hedefi olan mahabbetullahın da, şu anlatmak istediğim şekil ile gereği ve bir şubesi, bir parçası mahabbet-i Resûlullah'tır. Resûlullah'ı sevmektir. Çünkü o, sıradan bir insan değildir, Allah'ın gönderdiği resûldür. Şu kitap lâlettayin bir kitap değildir, Allah'ın kelâmıdır. Onun için öpüp başımıza koyuyoruz, onun için göbeğimizden aşağı bile tutmuyoruz. Sevgili ile sevilen ile taalluku oldu mu, söz de kıymet kazanıyor, eşya da kıymet kazanıyor, kişiler de kıymet kazanıyor. Çünkü seven, sevdiğini her şeyiyle sever.

Allahu Teâlâ hazretleri, Kur'an-ı Kerîm'inde: "Biz Allah'ı seven insanlarız, Allah ehliyiz, Allah'ı tanıyoruz, inanıyoruz, Allah yolunun yolcularıyız." diyen Ehl-i Kitâb'a vahiy indirmiştir ve şöyle buyurmuştur:

Kul. "Ey Resûlüm! O müddeilere, o iddiacılara söyle!"

İn küntüm tühıbbûna'llâhe.

"Eğer Allah'ı gerçekten seviyorsanız" Fe't-tebiûnî yuhbibkümü'l-lâh.

"Bana tâbi olun ki Allah da sizi sevsin!"

Madem Allah'ı seviyorsunuz, o halde Allah'ın gönderdiği elçiyi sevmek ve saymak zorundasınız. Sevmemek, saymamak ve tanımamak olur mu?

 

Allah-u Teâlâ Hazretleri bizi muhabbetullah'a, muhabbeti Resulullah'a gark eylesin. O deryaya gark eylesin. O sevgi ile yaşatsın, o sevgiyle ahirete göçürtsün. Huzuru Rabbi'l izzete; yüzü ak, alnı açık olarak vardırsın. Habib-i Edib'ine, Firdevs-i Âlâ'sında komşu eylesin. Rüyada gül cemalini sık sık görmeyi nasip eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA