İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

03.02.1992 - Tasavvufun Tanımı

03.02.1992 - Tasavvufun Tanımı
Günün Sohbeti

03.02.1992 - Tasavvufun Tanımı

01.10.2026
8 dk 18 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

el-Hamdulillâhi Hakka hamdihi. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ hayrı halgıhi seyyidina Muhammedin ve alihi ecmaıned dayyibined dahirin.

Emmâ ba'd:

Peygamber Efendimiz'in hayatı sûfîyânedir. Peygamber Efendimiz mutasavvıfların şahıdır. Peygamber Efendimiz'in hayatı, bütün mutasavvıfların zaten örnek aldığı hayattır. Hayatı örnek olduğu için, en iyi numune Peygamber Efendimiz olarak, mutasavvıfların şahı olarak, -hani kral diyeceğim ama kral demek tabii şey olmuyor, sultan diyelim- sultanıdır.

Sahâbe-i kirâm da öyledir. Onlar da mutasavvıfların sultanlarıdır, yani parmakla gösterilecek büyük numuneleridir. İslâm'da, Kur'an'ı ve Peygamber Efendimiz'i en iyi anlayan zümre mutasavvıflardır, yani o büyük şeyhlerdir. Zaten hepsinin hayatını incelediğimiz zaman görüyoruz; aynı zamanda müfessirdir, aynı zamanda hadisçidir, aynı zamanda fıkıh alimidir, bu konularda kitaplar yazmıştır. Aynı zamanda fiîlen mürebbîdir, terbiyecidir, terbiyeyle meşgul olmuştur; yani eğitimcidir, eğitimin başında, müessesenin başında olan insandır.

En uygun öğretme tarzı da bu tarzdır. Çünkü Peygamber Efendimiz konferans yoluyla insanlara İslâm'ı öğretmeye çalışsaydı öğreti hayattan soyutlanmış olacaktı. Halbuki Peygamber Efendimiz etrafına insanları almış, bir topluluk meydana getirmiştir, bir cemiyet teşekkül etmiştir. Bu cemiyetin içinde günlük yaşam beraber sürmüştür. Camide toplu bir yaşayış vardır. Sosyal hayat son derece kuvvetlidir. Ve o sosyal hayatın içinde gelen bilgiler ile, âyetlerle, Efendimiz'in müslümanlara tavsiye ettiği hususlarla hayat İslâmîleşmiştir. Hayat İslâmca yaşanmıştır, Peygamber Efendimiz tarafından ve Kur'anca yaşanmıştır sahâbe-i kirâm tarafından. Ve bu örnek olmuştur.

Meşâyihin, tasavvuf büyüklerinin de müridleri terbiye metodu aynıdır. Peygamber Efendimiz etrafına sahabesini toplamıştır, İslâm'ı onlara bir toplu, beraber hayat tarzı içinde anlatmıştır. Şeyh Efendi de ona ittibaen, ona iktidaen müridlerini toplamıştır, müridleriyle bir sosyal yaşantısı vardır. Bu, üniversitedeki akademik yaşantı gibi değildir. Profesör gelir, kürsüde dersini verir gider ama talebesini -çoğunu- tanımaz bile. Temayüz etmiş bazı talebelerini bilir, bazılarını tanımaz bile. Bu o tarzda eğitim değildir. Gecesi gündüzü beraberdir, yemesi içmesi beraberdir. Bu beraberlik içinde hayat nasıl sürülecek, o öğretilmiştir.

İslâm zaten hayatı yaşama tarzıdır. Yani hayat ya İslâmca, Kur'anca yaşanır ya da gayri İslâmca, Kur'an'ın dışında bir yaşayışla yaşanır. İslâmca yaşama tarzıdır ve sevap kazanmak kaynakları sadece namaz, oruç, hac, zekât değildir. Hayatın bütün faaliyetleri bir müslüman için -Kur'an'a göre yaşadığı zaman, Peygamber Efendimiz'in yolunda yaşadığı zaman, İslâm'a uygun yaşadığı zaman- bir ibadet olur.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

"Doğru sözlü, emniyetli, güvenilir bir tüccar kıyamet gününde peygamberlerle, şehitlerle beraber haşrolacak."

Yani bir tüccar ama peygamberlerle ve şehitlerle beraber haşrolacak; mertebesi yüksek oluyor. Ticaret de sevap olabiliyor.

el-Kâsibu habîbullah.

"Kesb ü ticaret eyleyerek, kazanç sağlayarak geçimini temin edenler Allah'ın sevgili kullarıdır."

Çünkü başkasının sırtına yük olmuyor; bir iş yapıyor ve işinin karşılığını alıyor.

Askerlik yapar, sevap kazanır; nöbet tutar, sevap kazanır; ticaret yapar, sevap kazanır.

Evlilik sevaptır. Hatta "Evlilik münasebeti sevaptır." diyor Peygamber Efendimiz.

Sahabeden bir kimse diyor ki;

"Yâ Resûlallah! İnsan nefsinin arzusunu tatmin ediyor, bu da mı sevaptır?"

"Tabii, meşru yoldan tatmin edildiği için sevaptır. Ya gayrimeşru yoldan tatmin etmeye kalksaydı? -Zina olsaydı, flört olsaydı...- O zaman günah olacaktı. Onun için bu yoldan olması sevaptır." diyor.

İşte İslâm budur. Yani hayattır. İslâm fıtrattır.

Bizim bir askerî ateşe, albay dostumuz, tanıdığımız vardı. Fransa'da ataşelik yapmış, ateşe militer olarak bulunmuş. Tabii kendisinin Fransız dostları olmuş. Kendisi anlattı. Bir gün gelmiş Fransız dostu buna, demiş;

"Aziz dostum, karar verdim, intihar edeceğim."

"Niye?"

Eşinden, karısından şikâyet ediyor.

"Şu sebepten intihar edeceğim."

"E şikâyet ediyorsan karından boşan."

"Olmaz!" demiş. "Bizim Katoliklikte boşanma yok!"

Yani boşanma yok. Ne oluyor? İntihar ediyor.

Boşanma yok da intihar var mı?

Ne taraftan baksan saçma şey. Bir kere boşanmanın olmaması saçma. Evet, boşanma güzel bir fiil değil ama bir emniyet sübabı, yani o da yeri gelince yapılabilecek bir kapı. "Emniyet kapısı" deniliyor ya otobüslerde, araçlarda; kaza anında kullanılacak kapı deniliyor. Gerekebilir. Tamamen o kapının olmaması, pencerelerin açılmaması faciaya yol açar.

O bakımdan İslâm hayat dinidir. Hayatın her faaliyeti zihniyete göre sevap kazanma mevzuu olabilir.

Bir kadının çocuk doğurması cihattır. Çocuk yetiştirmesi, çocuk emzirmesi çok büyük bir cihattır ve sevaptır.

Annesi, babası ihtiyar olan birtakım kimseler Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e geldiler, dediler ki:

"Yâ Resûlallah! Müsaade buyurun, cihada katılıp sevap kazanmak istiyoruz."

İzin istediler.

Peygamber Efendimiz ahvâl-i şahsiyesini, yani neyin nesi olduğunu, kim olduğunu, annesinin babasının olup olmadığını sordu.

"Annem, babam var."

"Nerede?"

"Memlekette."

"Git, onlara hizmet et." buyurdu.

İslâm hayat dini, fıtrat dini, akıl ve mantık dini olduğu için İslâm'da anneye babaya hürmet etmek, itaat etmek sevap oluyor. Askerlik faaliyetleri sevap oluyor. Evlilik faaliyetleri sevap oluyor. Ticarî faaliyetler sevap oluyor. Başka bir dinde böyle bir şey yok; İslâm'ın özelliği.

Demek ki İslâm bir zihniyettir ki nereye gelirse, ne zaman kullanılırsa o iş bir ibadet haline geliyor. Tasavvuf da işte aynı metodu uygulayarak aynı tarzda bu işi sağlama yolu.

Allah u Teala hazretleri bizi muhabbetullaha muhabbeti Resulullaha gark eylesin,o deryaya gark eylesin,o sevgiyle yaşatsın ,o sevgiyle ahrete göçürsün,huzuru Rabbül izzete yüzü ak alnı açık o sevgiyle vardırsın,Habîb-i Edîbine Firdevsi alâsında komşu eylesin,dünyada gül cemâlini sık sık görmeyi nasib eylesin,

 

Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullah.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA