03.04.1998 - Günahlardan Uzak Dur Çünkü Hicretin En Faziletlisi Budur

03.04.1998 - Günahlardan Uzak Dur Çünkü Hicretin En Faziletlisi Budur
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
Peygamber Efendimiz Ümmü Enes radıyallahu anhâ'ya, bir hanım sahabiyeye bir nasihatte bulunmuş. Anlamı hepimize faydalı olacak, onu da okuyayım.
Ühcüri'l-meâsî fe-innehâ efdalül-hicreti ve hâfizî ale'l-ferâidi fe-innehâ efdalü'l-cihâdi ve eksirî zikrillâhe fe-inneki lâ te'tîne'llâhe bi-şey'in ehabbe ileyhi min kesreti zikrihî.
Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.
Diyor ki Peygamber Efendimiz bu hanımefendiye, o mübarek sahabiyeye. "Sahabi" erkek, hanım olunca "sahabiye" demek lazım, "kâtib-kâtibe" der gibi.
Ühcüri'l-meâsî. "Günahlardan uzak dur, uzaklaş." Fe-innehâ efdalü'l-hicreti. "Çünkü hicretin en faziletlisi budur, günahlardan uzaklaşmaktır."
Peygamber Efendimiz, Allah'ın emriyle dini, dinin yayılması, korunması için Mekke-i Mükerreme'den Medine'ye hicret etti. Anasının, babasının yerini, yurdunu, kendisinin doğduğu diyarı terk etti; Medine'ye hicret etti, gurbete gitti.
Neden?
Din için, Allah'ın emrini tebliğ etmek için, korunmak için, savunmak için, İslâm'ı kuvvetlendirmek için.
Hicret her zaman yapılır. İnsan dinini kuvvetlendirmek ve dine hizmet etmek için hicret eder. Ama durduğu yerde duran insanın da bir mânevî hicreti var, o da günahlardan hicret etmek, uzak durmak. Günah yapmamak, günahlardan ayrılmak, işlemekte olduğu günahlara tevbe edip bırakmak. "En faziletli hicret budur." diye, Efendimiz karşısındaki hanıma, Ümmü Enes radıyallahu anhâ'ya nasihat ediyor; "Günahları terk et, onlardan hicret et çünkü en faziletli hicret budur." diyor.
Günahların ne olduğunu soracaksınız. Hocamız Mehmed Zahid Kotku hazretlerinin günahlarla ilgili kitapları var. Tasavvufî Ahlâk kitabında güzel huyları, kötü huyları, günahları bir bir sıralayıp anlatmıştı. Onu okursunuz, ruhu şâd olur, kitabı okundukça sevap kazanır; siz de öğrenmiş olursunuz.
Ve hâfizî ale'l-ferâidi fe-innehâ efdalül-cihâdi. "Allah'ın farz kıldığı ibadetlerin hepsini yapmaya dikkatli ol, müdavim ol, devamlı ol; çünkü bu, cihadın en faziletlisidir." buyuruyor.
Demek ki insanın ibadet yapması, namazı bırakmaması, orucu tutması, zikir yapması, sadaka vermesi, zekât vermesi, bunların üzerinde sabit durması, devam etmesi ne oluyor?
Bir çeşit cihat oluyor. Çünkü şeytan, nefis yaptırmamak ister. İnsan onları yenip de yapacak. İnsanın canı sabah namazına kalkmamak ister, kalksa camiye gitmemek ister. Halbuki nefsini yenecek, sabaha kalkacak; -efendi- nefsini yenecek, evde kılmayacak, camiye gidecek, 27 kat fazla sevap alacak, 50 kat fazla sevap alacak. Bir mânevî mücadele gerekiyor. "Farzları yap çünkü cihadın en faziletlisi budur." diyor.
Farzların yapılmaması için şeytan çok mâniler çıkartmaya çalışır. Mesela hac farzdır ama adam bir türlü hacca gitmez. Namaz farzdır ama namaz kılmaya bir türlü alışmamıştır, yanaşmaz. Oruç tutmak farzdır ama oruç tutmaz. Zekât vermesi lazım, zengin ama vermez, veremez. Bir sürü mâni çıkar. İşte o mânileri yenmek, cihat. Dine, ibadete sarılmak, sadık olmak, vefalı olmak, tembel olmamak cihattır.
Üçüncü tavsiyesi de:
Ve eksirî min zikrillâhi. "Allah'ı zikretmeyi çok yap."
Hani elimize tesbihi alıyoruz da çok çok zikir yapıyoruz ya, bu bizim dedelerimizin uydurduğu bir şey değil; Peygamber Efendimiz'in emri, Kur'ân-ı Kerîm'in emri.
Kur'ân-ı Kerîm'de;
Üzküru'llâhe zikran kesîrâ buyuruyor Allahu Teâlâ hazretleri.
Burada da karşısındaki hanımefendiye, Peygamber Efendimiz ne buyurmuş, üçüncü nasihatı olarak?
Ve eksirî min zikrillâhi. "Zikir yapma işini çoğalt, onu çok yap."
İbadetleri söyledi, "İbadetlere, farzlara devam et." dedi. Ayrıca zikri özellikle belirtiyor: "Allah'ın zikrini çok yap, çoğalt."
Fe-inneki lâ te'tîne'llâhe bi-şey'in ehabbe ileyhi min kesreti zikrihî. "Çünkü sen Allah'ın huzuruna, çok zikretmekten daha sevimli bir ibadetle varamazsın!"
Allah en çok kendisini çok zikredenleri sever. En sevimli ibadet, Allah'ın en sevdiği ibadet zikirdir. Onun için "Zikrini yap." diyor.
İnsan zikredince ne olur?
Kalbi nurlanır. Şeytan ondan uzaklaşır. Ahlâkı güzelleşir. Kâmil insan olur. Çok sevaplar kazanır.
Onun için aziz ve sevgili kardeşlerim, Peygamber Efendimiz'in o mübarek hanımefendiye tavsiyelerini böylece bu konuşmamda size hatırlatmış oldum.
Demek ki üç şeyi tavsiye etmiş:
1. Günahlardan hicret et, uzaklaş; çünkü bu, hicretin en sevaplı, en faziletli şeklidir.
2. Farzları yapmaya devam eyle; çünkü bu, cihadın en üstünüdür, en faziletlisidir.
3. Allah'ın zikrini çok yap; çünkü Allah'ın huzuruna çok zikir yapmaktan daha sevaplı bir işle varamazsın, en sevaplısı budur, diyor.
Kolay hatırda kalacak üç şey... Bunları yapın, Allah'ın rızasını kazanın, sevgili kulu olun, evliyâsı olun. Dünyanız, âhiretiniz mâmur olsun.
Allahu Teâlâ hazretleri sizleri cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin, taltif eylesin. Peygamber Efendimiz'e komşu eylesin. Rıdvân-ı ekberine vâsıl eylesin. Çoluk çocuğunuzla, dostlarınızla, sevdiklerinizle iki cihanda aziz olun.
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh...
03.07.1994 -
Bizim Yolumuz En
03.02.1992 -
Yabancı İlim Adamlarının
