03.07.1994 - Dinimizi, Yolumuzu Dünyada Birinci Yapmamız Gerek

03.07.1994 - Dinimizi, Yolumuzu Dünyada Birinci Yapmamız Gerek
Bismillâhirrahmânirrahîm
Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve-li azîmi sultânih. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve ala âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ecmaîne't-tayyibîne't-tâhirîn.
Emmâ ba'd.
Biz mü'minleriz, Allah'ın sevdiği kullarız. Ama dünya üzerinde bizden çok daha üstün başarı sergileyen gayrımüslim milletler var. Kıskanıyorum. Japonya'nın o gelişmesi, o üretimi, o üretimdeki canlılığı, üretimi geliştirmek, güzelleştirmek için fikirlerin çalışması, buluşların yapılması... Çok önemli!
Elemanların her birisi, işin gelişmesi için bir yeni teklifte bulunuyor ve bu dört bin adedi buluyor. Bizde dört tane yeni teklif yapılmıyorsa ayıptır, günahtır.
Bizim kafamız mı eksik? Nedir yani? Biz bir buluş yapamaz mıyız?
Ben oturduğum yerden, edebiyat fakültesi mezunu bir insan olarak, pencerelerin şekli, kapıların formu, bilmem nenin nasıl olması gerektiği konusunda icatlar peşindeyim. Vaktim olsa oturacağım, cetvelle çizeceğim. Bence bu direklerin köşeleri böyle olmaz.
Neden?
Bir çocuk çarparsa, burada kafası yarılır. Kafası karpuz gibi ikiye ayrılır.
Nasıl olacak?
Yuvarlak olacak. Hafif yuvarlatılmış olacak. Bu önemli bir şey. Bir müslümanın kafasını, Allah'ın verdiği aklı, muhakemeyi, tefekkürü geliştirmesi lazım.
La 'ibâdete ke't-tefekkür. "Düşünmek gibi kıymetli, sevaplı ibadet olmaz." buyuruyor. Düşünen insan olacağız, geliştiren insan olacağız. Problemleri çözen, yenilikler ortaya koyan insan olacağız. Ben kardeşlerime "yeni icat edin, onu imal edelim yeni olsun." dedim. Niye başkasını takip ediyoruz? Otururuz, daha güzelini yaparız. Düşünelim. Ama daha güzelini yapmak için mevcudu bilmek gerekir. İlmin ilk şartı budur.
Mevcudu bileceksiniz. Ondan sonra mevcudu aşacaksınız. Çünkü sizin aylarca yıllarca uğraşacağınız şeyi birisi uğraşmıştır da çözmüştür.
Onun için Amerika'nın demir perde olduğu zaman, Rusya'daki buluşları iyi takip edememesinden araştırma, geliştirme masraflarına çok büyük kayıplar yaptığını yazıyordu bir kitap. Çünkü aynı konuyu Ruslar da incelemiş ve çözmüş. Amerika ondan habersiz o konunun çözümü için ne kadar masraf yapmış, sene harcamış. Onun için teknolojik casusluk, teknolojik istihbarat, bilimsel istihbarat önemlidir. Yeni şeyler bulanlar bilgisini saklarlar. Karşı taraf da onu çalmak için allem eder, kallem eder, uğraşır, didinir, onu çalmaya çalışır.
Neden?
Zahmetten kurtulmak için.
Bir Japon öğrencisi Almanya'daki bir fotoğraf firmasının çeşitli bölümlerinde çalışıyor, çalışıyor. Sonra işini bitirdiği zaman Japonya'ya dönüyor. Japonya'da o çalıştığı firmanın aynısı inşaa edilmiş o fabrikanın başına getiriliyor. Çünkü çalıştığı bölümlerin fotoğraflarını çekmiş, Japonya'ya aktarmış. Japonya'ya geldiği zaman o bölümler aynen Japonya'da inşaa edilmiş. Almanya'daki o fotoğraf firması o hâle gelinceye kadar neler çekmiştir. Hazır olarak, hemen yüksek seviyeden fotoğrafçılık yapmaya başlıyor. Ondan sonra da geliştiriyorlar. Yeni bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.
Bir imalatçı, fabrikatör şahıstan dinlemiştim.
"Bizim fabrikamızda bir problem vardı. İmalatı aksatıyordu. Onun çözümünü bilmiyorduk. Almanya'da veya Avrupa'nın bir başka şehrinde, aynı cins imalat yapan bir fabrikaya gittim. O benim problemli bölümüm, orada gizli bölüm. Oraya beni sokmadılar. Tam püf noktası olan noktaya, yasak kısma sokmadılar. Ama ben oradaki konstrüksiyondan bir şeyin nasıl yapıldığını anladım." diyor. "Biz başka türlü yapıyorduk, o şöyle yapmış. Cihazların, depoların, vesairenin duruşundan, gelişinden, gidişinden, ham malzemenin geliş yeriyle çıkış yerinin farkından meseleyi anladım problemi bir bakışta çözdüm. Gittim, hallettim." diyor.
Bir Karadenizli kardeşimiz radyo evinin kartonpiyerlerini yapma ihalesini kazanmış. Alçı kartonpiyerler; şu kenarlardaki desenli, alçı kısımlar yapılacak. "Bidonla alçıyı karıyoruz, yerine uygulayacağımız zamana kadar donuyor. Çuvallarla alçı ziyan ettik, meseleyi çözemedik." diyor. Onun üzerine gitmiş, bu işin ustası bir gayrimüslimi parayla tutmuş. Bakalım bu problemi nasıl çözecek. Alçının ani donmasını engelleyip oraya uygulanmasını sağlayacak kadar zamanı nasıl kazanıyor ve bu işi nasıl uyguluyor, diye başında da şahin gibi oturmuş. O adamı bir gün çalıştırmış ondan sonra işine son vermiş. Çünkü problemi çözmüş. O işi nasıl uyguladığını anlamış.
Araştırma ve geliştirmenizi teşvik için bu sözleri söylemiş oluyurum.
Muterem kardeşlerim;
Bizim, Japonya'dan aşağı kalmamamız gerekir. Putperest bir kavim, müşrik bir kavim ama hırsla çalışıyorlar. Allah-u Teâlâ'da say-u kanununa göre çalışmalarının karşılığını veriyor.
Batı Almanya'nın gelişmesi; yahudiler kendilerine düşman, yahudileri destekleyen Amerika, İngiltere, Fransa kendisine düşman. Avrupa devletlerinin çoğu eskiden beri onun hasmı. Bu kadar hasmın karşısında vura-kıra Almanya, bugün Doğu Almanya'yı kurtardığı gibi Avrupa Birliğini sürüklüyor. Düşmanlarının muhalefetlerine rağmen Amerika gibi, Rusya gibi, Çin gibi devlet olma dinamizmi gösteriyor, o hızla çalışıyor.
Çok mu tanıyor?
Bizim Almanya'dan ve Japonya'dan geri kalmamızı fevkalade utanç verici bir durum olarak görüyorum. Çünkü bizde, Osmanlı devlet -i aliyyesinin evlatlarıyız.
Biz niye Osmanlı devlet-i aliyyesini, Batı Almanya'nın şimdiki çalışması gibi yeniden kurtarma çalışmasına girmemişiz.
İşte ihtilal oldu. Makedonya'dan, Kosova'dan, Arnavutluk'tan, Batı Trakya'dan, Bulgaristan'dan, Kafkasya'dan, Suriye'den, Irak'tan, Kuveyt'ten görülüyor. 23'den sonra bu gibi meselelerle ilgilenmemiştir. Gözümüzün önünde oniki ada, yendiğimiz Yunanlılara verilmiştir. Bulgaristan'la ilgilenilmemiştir, Yunanistan'a buğday yardımı yapılmıştır ama Batı Trakya desteklenmemiştir. Kafkasya ihmal edilmiştir. Kafkasya'dan Türkiye'ye kaçanlar, İnönü zamanında oraya iade edilmiştir. Köprünün öbür tarafına geçer geçmez bunlar bu tarafta yalvarmışlardır. Bunlar, o tarafa geçince "bizi öldürecekler, siz de öldürün." demişlerdir.
Öbür tarafa geçer geçmez Rus askerleri başka bir şey yapmadan takır takır orada teslim edenlerin gözü önünde o mültecileri öldürmüşlerdir.
Yöneticilerin ne Nahçıvan hakkında bilgisi vardır, ne Azerbeycan'ın yapısını bilirler, ne Kafkasya'yı bilirler.
İtiraf ediyorum ki; ben de Kuzey Otesya, Güney Otesya, Çeçen vesaire gibi Kafkasya'daki önemini son olaylardan sonra tanıdım. Sancak, Kosova, Makedonya vesaire gibi şeyleri son olaylarda öğrendim.
Bizim Japonya'dan ve Almanya'dan ne eksikliğimiz vardı. Biz vefasız bir millet miyiz? Duygusuz bir millet miyiz? Korkak bir millet miyiz? Aptal bir millet miyiz? Aptal bir ümmet miyiz?
Nedir bizim kusurumuz?
Biz Japonya'daki gibi Amerika'nın karşısında mutlak bir teslim oluşla, Hiroşima ve Nagazaki'ye iki tane atom bombası atılmasından sonra kayıtsız, şartsız teslim olmuş bir Japonya'dan ve Fransa, Rusya, Amerika, İngiltere tarafından toprakların istila edilmiş bir Batı Almanya'dan daha geri bir toplulukmuyduk biz. Neyimiz eksikti ki onlar bu başarıyı bugünlerde aradan geçen bu zaman zarfında sağladılar da biz sağlayamadık.
Bizim Almanya'dan, Japonya'dan eksik tarafımız yoktur. Bizim rakibimiz Japonyadır, Almanyadır, Amerikadır. Bizim onlarla yarışmamız lazım. Bizim onlarla güreşmemiz lazım. Bizim onlarla olimpiyat mücadelesine girmemiz lazım.
Muhterem kardeşlerim;
Onun için vazifeniz çok büyük. Biz, dünya kupasında birincilik için mücadele verme durumundayız. Sizler de bu mücadelenin bulunduğunuz beldelerde elemanlarısınız. Sıradan insanlar değilsiniz.
Biz dünyadaki birincilik için çalışmaya başlamalıyız. Bu şuurla çalışıp,
Allahu Teâlâ hazretleri muvaffakiyet ihsan eylesin. Birinci olmayı ihsan eylesin. Çünkü İslâm birinci dindir. Çünkü müslümanlar Allah'ın en sevgili kullarıdır. Çünkü birincilik Allah'ın mü'min kullarına layıktır.
Es-selamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühû.
03.07.1998 -
Allah ve Peygamber
03.07.1994 -
Bizim Yolumuz En
