İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

08.03.1996 - Ezanı Dinlemenin Adabı, Ezanı Tekrarlamak, Cemaate Devam Etmek

08.03.1996 - Ezanı Dinlemenin Adabı, Ezanı Tekrarlamak, Cemaate Devam Etmek
Günün Sohbeti

08.03.1996 - Ezanı Dinlemenin Adabı, Ezanı Tekrarlamak, Cemaate Devam Etmek

13.01.2026
14 dk 26 sn

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekatüh

Size görevinizi hatırlatan müjdeli bir hadîs-i şerîfle başlamak istiyorum. Kısa, Arkasından bir de tehditli bir hadîs-i şerîf okuyacağım biraz dengelensin diye.

Yine Taberânî'nin rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;.

Men semia'l-müezzine fe-kâle misle mâ yekûlü felehû misle ecrihî.

"Kim ezan okuyan müezzini duyarsa -hani Allahu Ekber diye başlıyor minareden, camiden ezan okuyor- ve onun dediği sözleri söylerse, tekrar ederse onun sevabı gibi sevap kazanır." diye Peygamber Efendimiz müjdelemiş.

Müezzin ezanı okurken müslümanlıkta âdab nedir, İslâm ahlâkı nedir?

Bir kere, ezanı saygı ile dinleyecek. İşini bırakacak, konuşmasını, sohbetini bırakacak, ezanı güzel bir şekilde saygı ile dinleyecek; bu bir.

İkincisi; ezanın sözlerini tekrar edecek. Müezzin Allahu Ekber deyince, o da Allahu Ekber diyecek. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh deyince söyleyecek vs.

Hayye ale's-selâh, hayye ale'l-felah'larda Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyi'l-azîm deniyor. "Haydi namaza gel, haydi felaha gel!" mânasına gelen sözler söylendiği zaman deniliyor ki; "Güç, kuvvet Allah'ın verdiği bir şeydir. Allah nasip ederse olur!"

"Allah nasip ederse, inşaallah namaza geleceğim, Allah nasip ederse kurtuluşa ereceğim." demiş oluyor. Orada bu sözler söyleniyor. Ama genel olarak müezzinin sözleri tekrar ediliyor.

Peki, Müezzinin sözlerini tekrar eden kimseye bu sevaplar veriliyor da acaba müezzinin sevabı ne kadar?

Müezzinin sevabı çok fazla. Hz. Ömer radıyallahu anh demiş ki; "Eğer Emîrü'l-mü'minîn olmasaydım, halife olmasaydım müezzin olurdum!"

En şerefli hizmet müezzinlik.

Neden?

İnsanları Allah'ın ibadetine çağırıyorsunuz. Hele bu Allah rızası için olursa, fî sebîlillâh olursa, hasbeten lillâh olursa tabi sevabı daha da yüksek oluyor. Çünkü dünya karşılığı almıyor, âhiret sevabı bekliyor. Müezzinin sesinin eriştiği yere kadar bütün mahlûklar ona dua ediyorlar ve müezzinin günahları afv u mağfiret oluyor.

Uzun seneler, uzun yıllar buna devam ederse çok çok mükâfatlar alıyor. Demek ki âhirette müezzinlerin makamı yüksek olacak, mahşer yerinde de kıymetleri fazla olacak, özel durumda olacaklar. Ezanı tekrar edenler de müezzinin sevabı gibi sevap alacaklar. O halde ezanı dinleyelim, tekrar edelim, ezandaki mânayı gönlümüzden tasdik edelim, takip edelim. Bu da sevap kazanmak için müjdeli bir şey.

Müezzin sesleniyor ama daveti yapan Allah. Cami de Allah'ın evi. Allah'ın evine Allahu Teâlâ hazretleri davet ediyor. Zaten müslümanın o kadar güzel pozisyonu var ki şu dünya hayatında... Kur'ân-ı Kerîm'de buyuruluyor ki;

Vallâhu yed'û ilâ dâri's-selâm. "Dârusselâm olan cennetine Allah sizi çağırıyor, davet ediyor."

Biz hepimiz cennete davetli insanlarız ve Allah tarafından davet ediliyoruz. Ne kadar güzel bir pozisyon, ne kadar şerefli, güzel bir durum! Çok güzel bir durum bu. Hayatımız için, hayatımız boyunca geçerli olan bir davet. Allah biz insanları cennete çağırıyor. Davete icabet eden cennete gidecek. "Yok, ben gelmem." diyen cehenneme gidecek. Allah çağırıyor cennete ama "Gelmem." diyen tabi cehenneme gidecek.

Kim "Gelmem." diyor?

Allah'a âsi olan "Gelmem." demiş oluyor.

İkinci davet de her namazda minarelerden okunan ezan… Bu ezanın o kadar büyük şerefi, o kadar büyük kıymeti, o kadar büyük faydası var ki!.. Bir kere ezanın okunduğu yerde şeytan duramıyor. Ezanın sesinin duyulmadığı yere kadar gidiyor. Bir yerde beş tane ev varsa ve orada ezan okunmuyor, kamet getirilmiyor, cemaatle namaz kılınmıyorsa şeytan oraya hâkimiyetini kuruyor, oradaki insanları rütbe altına alıyor, esir ediyor. Şeytanın esaretine, hükmü altına düşmüş olan insan da iyilikleri sevse, istese bile yapamıyor. Canı istiyor, kalkamıyor. Canı istiyor, yapamıyor. Canı istiyor, başaramıyor...

Neden?

Şeytanın esiri durumuna düştü. Ezan böyle önemli bir şey, şeytandan kurtarıyor insanı ve çok sevaplar kazandırıyor. Bir de ezanın davet mânası var. Kuru bir sözden, kuru bir ilandan ibaret değil.

"Allah en büyüktür. Ben şahadet ederim ki Allah'tan gayrı ilâh yoktur; Muhammed, şahadet ederim ki onun Resûlü'dür!.." demek, sadece bir ilan değil.

Sonra bir de Hayye ale's-selâh var, hayye ale'l-felâh var. "Gelin bakalım, hadi Allah'ın da huzuruna gelin, namaza gelin, namazı kılın." denmiş oluyor. Bu davete icabet etmek lazım, lebbeyk demek lazım.

Lebbeyk ne demek?

"Kat kat emrindeyim, geliyorum." demek. Hacca giderken hacılar Lebbeyk Allahümme lebbeyk!.. diyorlar. "Sen bize emretmişsin, hacca davet etmişsin; geliyorum yâ Rabbi, emrini tutuyorum [ey] Rabbim, lebbeyk!.." diyerek gidiyoruz. Ezan duyulduğu zaman da lebbeyk yâ Rabbi, demek lazım. "Davet ettin, geliyorum." demek lazım ve gitmek lazım.

Gitmek güzel! Sözüm bir bakıma tehditli oldu ama bir bakıma müjdeli gene. Gitmek güzel ama gitmemek tehlikeli!

"Canım ben evde namaz kılıyorum…"

Biliyoruz, kılıyorsun ama tembellik ediyorsun. Allah'ın davetini kabul etmedin, Allah'ın evine gitmedin. Allah'ın evine gitseydin attığın her adımda derecen bir derece yükselecekti, derecen artacaktı. Bir günahın af olacaktı, sana bir hasene yazılacaktı. Her adımında böyle mükâfat kazanacaktın. Camiye gidince de Allah camiye gelenlere mükâfat dağıtacaktı, o mükâfatları alacaktın. Senin namazın kusurlu bile olsa öteki iyi insanların iyiliği dolayısıyla sevaplarından sen de hisse alacaktın. Senin namazın da grup namazı olduğu için, cemaat namazı olduğu için beraber kabul olacaktı.

Evde Allah, senin namazını kusurlu olduğu için belki kabul etmeyecekken orada cemaate uyduğun için o arada seninki de kabul oluyor, namazın kabul olması garantide oluyor.

Acaba Allahu Teâlâ hazretleri niye namazı bize bu kadar emretmiş, niye cemaati Peygamber Efendimiz bu kadar kuvvetle tavsiye buyurmuş?

Çünkü namaz insanı günde beş defa kendi kendini kontrole, vicdan muhasebesine sevk ediyor. Kötülüklerden çekiyor, kötülükleri engelliyor; iyi insan olmaya yöneltiyor. Allah kuluna hatırlatıyor. Allah'ın huzurunda onunla buluşturuyor, mülâkat nasip ediyor…

Allah'la buluşmuş insan da bu beş buluşmanın arasındaki zamanlarda da Allah'a iyi kulluk eder, iyi insan olur; bu faydası var. Cemaate gelince, insan öteki müslümanlarla da görüşüyor, dostluk ediyor, muhabbeti ziyade oluyor, selamlaşıyor, selamlaşmaktan sevap kazanıyor. Düşünün camiye gelen bir insan es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh dediği zaman… Caminin avlusunda kaç kişi var?

Camiye gelen 20 kişiye selam verme sevabını kazanmış oluyor. Ne kadar güzel! Onun için camilere gelmemiz lazım. Camiler hepimizin toplantı yerlerimizdir. Müslümanlık ne kadar güzel bir din ki müslümanların toplantı yerleri var; günde beş defa müslümanlar camilerde toplanıyorlar.

Gayet güzel; yerler halı döşeli, kubbeli, nakışlı, süslü, levhalı mübarek; kötü şeylerin yapılmadığı, gürültünün patırtının olmadığı ruhanî yerler. Ne kadar güzel toplantı yerleri nasip etmiş Allahu Teâlâ hazretleri.

Adam camiye gelmiyor!

Evimde kılarım…

Olmaz! Dinin düşündüğü büyük amaçlar var. Hedeflediği büyük hedefler var. O hedeflerin hâsıl olması için camiye geleceksin, namazı kılacaksın; toplum kuvvetli, muhabbetli bir toplum olacak.

"Filanca hastaymış, hadi ona yardım edelim, filanca fakirmiş, hadi ona yardım edelim, filancanın çocuğu yetim kaldı, hadi onu okutalım, filanca kız, hadi evlendiriverelim…"

Bir arada olunca insan, tek kişinin yapamadığı nice hayırlı işleri yapabiliyor.

O bakımından bu hadîs-i şerîfler bizler için, sizler için çok önemli oluyor sevgili kardeşlerim. Bu konuyu tamamlayan bir hadîs-i şerîf daha okuyayım sözümü, sohbetimi tamamlayayım. Yine Abdullah b. Ömer radıyallahu anhümâ'dan bir hadîs-i şerîf, Deylemî rivayet etmiş;

Men serrehu en yeskune buhbûhate'l-cenneti fe'l-yelzemi'l-cemâate fe-inne'ş-şeytâne mea'l-vâhid ve hüve mine'l-isneyni eb'ad.

Bu deminki sözümü tamamlayan bir konu ama biraz daha geniş anlamı var, onu söyleyeceğim:

"Kim Cennetin ortasında mekân tutup oraya yerleşmek isterse -kenarında köşesinde değil de tam ortasında yerleşmek isterse, (sakin olmak, mesken tutmak)- cemaate sarılsın, cemaate devam etsin, cemaati terk etmesin, cemaate mülazım olsun!"

Yani topluluktan kopmasın. Buradaki cemaat; hem caminin cemaatine devam etmek hem de İslâm topluluğundan kopup uzakta boşta kalmamak, cemiyetten de uzak kalmamak mânasına. Ve buyuruyor ki Peygamber Efendimiz bunun izahı olarak;

Fe-inne; "Çünkü", eş-şeytâne mea'l-vâhid; "şeytan tek kişiyle[dir], onun yanındadır; [onunla] uğraşır.

"Sen bunu yalnız yakaladın." diye; hani kurdun bir zavallı kuzuyu çoban köpeksiz, bekçisiz yakaladığı gibi... Bir kişiyle beraberdir şeytan.

Şeytan bir insanla beraber oldu mu o tecrübesi ile dünya kurulduğu zamandan beri çalışmalardan elde ettiği tecrübe ve imkânlarıyla o insana ne oyunlar eder!.. Şeytan ne kadar zararlara sokar, ne kadar günahlara karıştırabilir!..

O bakımdan şeytan bir kişi iledir.

Ve hüve mine'l-isneyni eb'ad; "İki kişiden daha uzak durur."

Üç kişi olursa daha uzak durur, üç kişiye söz geçiremez. Onun için ikiden daha uzaktır ama en aşağı üç kişi olmak lazım. Üçten de daha fazla sayıda olmak lazım. Toplulukta olmak lazım. Topluluktan kopmamak lazım. Cemaatten ayrılmamak lazım. Bu da İslâm'ın topluluğa verdiği değeri gösteriyor. Hakikaten insanlar toplu halde yaşamaktan çok büyük avantajlar sağlamışlardır, tarihler boyunca. İnsanoğlu, insan nefsi başka yaratıkların yanında beraber yaşamaktan medeniyetler kurmuştur, şehirler kurmuştur ve şehirlerde rahat, huzur içinde yaşamaktadır. Dağda olsa, aç kurtlar iner, saldırır. Yabancı yırtıcı, parçalayıcı hayvanlar gelir; -şimdiki zamanı düşünelim- elektriği yok, fırın, kasap, bakkal yok… Her şeyi kendisi sağlayacak. Tek başına uzakta yaşayan, yalnız, zor bir durumdadır. Ama topluluğun içinde bir sosyal iş bölümü oluyor, herkes bir iş kuruyor ve insanlar mutlu ve rahat, emniyet içinde yaşıyorlar. Topluluk çok güzel bir şey. Eğitim de, sevaplı işler de toplulukla oluyor.

Onun için Abdullah b. Abbas radıyallahu anhümâ'nın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîf var. Tirmizî ve Ebû Dâvud -rahmetulllahi aleyhimâ- rivayet etmişler:

"Kim badiyede oturursa…"

Badiye; Araplar'ın çöl dediğimiz kısmı, yani şehir olmayan yerde. Kim orada oturursa… Ne yapar?

"Duyguları sönükleşir, kurur ve gaflete düşer!" diye bildiriyor Peygamber Efendimiz.

Onun için zaman zaman bazı işler dolayısıyla, dinlenmek için ufak bir vesileyle böyle bir yere gidebilir ama bunu bir genel yaşam tarzı olarak almak İslâm'da yoktur. İslâm'da cemiyeti terk edip de dağ başlarında, mağaralarda yaşamak gibi bir şey yoktur. Onun için kardeşlerim, cemaate bağlı olalım. Topluluğun içindeki yerimizin kıymetini bilelim. Topluluğa faydalı çalışmalar yapalım, camiye devam edelim, iyi güzel şeyleri birlikte yapmaya gayret edelim.

Allahu Teâlâ hazretlerinin böyle lütufları çoktur, ben de hepsini bir konuşmada söyleyebilecek durumda değilim. Ama bugün söylediğim hadîs-i şerîflerden epeyce güzel şeyler çıkar, epeyce sevaplar kazanabilirsiniz. Dilerim ki Allah sizi çok çok sevaplara mazhar eylesin, çok büyük mükâfatlara erdirsin. Hem bu dünyada mutlu, gönlünüzce şen ve esen -ama Allah'ın yolunda şen ve esen- olarak yaşayın hem de âhirette Allahu Teâlâ hazretleri sizi sevdiği, razı olduğu kulları arasına alsın. Cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin, çoluk-çocuğunuzla, büyüklerinizle, akrabalarınızla, dostlarınızla sevdiklerinizle beraber.

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekatüh.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA