08.11.1996 - Kabedeki Sel Baskınları, Hac ve Umre, Gaza Eden, Cuma Namazı Kılan Kişi Allahın Teminatı Altındadır

08.11.1996 - Kabedeki Sel Baskınları, Hac ve Umre, Gaza Eden, Cuma Namazı Kılan Kişi Allahın Teminatı Altındadır
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,
Kâbe-i Müşerrefe tam Cebel-i Ebû Kubeys'in; Safa'nın arkasındaki dağın -ondan sonra Merve'nin arkasındaki Şamiye Mahallesi, orası da yüksek, arka tarafında Peygamber Efendimiz'in doğduğu ev tarafı da daha yüksek- oralara yağmur yağdığı zaman seller doğrudan doğruya Harem-i Şerîf'e geliyor, en çukur yer orası. Eskiden beri daima oradan Kâbe'ye hasar vermiş. Gelen sular fazla olduğu, gitme az olduğu zaman Kâbe'nin etrafına su birikmiş.
Benim yanımda, konuşmamı dinleyen kardeşlerden; "Altınoluk'un altında yağmur sularından sırılsıklam ıslanıp duş yaptığım ve bileklerime kadar çapıl çıpıl suların içinde tavaf ettiğimi ben biliyorum…" diyenler var.
Muhterem kızının kendi ağzından dinlediğine göre bizim hocamız Mehmed Zahid Efendimiz de böyle yağmurlu bir zamanda yüzerek tavaf etmiş.
Yine mühendis kardeşlerimizden birisinin de yüzerek tavaf ettiğini biliyoruz. Demek ki en çukur yeri mescidin olduğu yer olduğundan çok yağmur yağdığı zaman buraları yağmurla doluyordu. Artık dolmuyor.
Neden?
Çünkü Kâbe'nin Safa ile Merve'nin dış tarafına kamyon, tır girecek kadar büyük bir tünel açtılar. Harem-i Şerîf'in altından Mesfele tarafına geçirdiler. Gelen sular artık Kâbe'ye zarar vermeden, o geniş kanaldan, yeraltından akıp gittiğinden artık Kâbe-i Müşerrefe'yi su basma durumu yok.
Bir soru!
Kâbe'nin içinde namaz kılarken ne tarafa döneceğiz?
Kâbe'nin dışında namaz kılarken Kâbe'ye doğru dönüyoruz.
Fevelli vecheke şatra'l-mescidi'l-harâm.
Âyet-i kerîmelerle kıblemiz Kâbe, oraya dönüyoruz.
Kâbe'nin içinde nereye dönülür?
Orası merkez olduğundan artık dört cihete de, istediğiniz tarafa da dönüp namaz kılabilirsiniz.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Kâbe'nin içine girip namaz kılmıştır. Sahâbe-i kirâm, Hz. Âişe validemiz, ümmühât-ı mü'minîn… mübarek kimseler Kâbe'nin içine girip namaz kılmışlardır. Peygamber Efendimiz'in içeriye girip iki namaz kılıp hemen çıktığı rivayet ediliyor. Peygamber Efendimiz tavana bakmayı, etrafa bakınmayı uygun görmezmiş. Çünkü Kâbe-i Müşerrefe çok mübarek bir yer olduğundan, Kâbe-i Muazzama olduğundan "İçinde iki rekât namaz kılıp çıkmak doğrudur." diyorlar.
Ama ben bunları sonradan okuduğum için bir kapının karşısındaki tarafa, kapıdan girişe göre karşı tarafa doğru iki rekât -Allah kabul etsin- bir Rükn-ü Yemanî-Hâcer-i Esved köşesi arasına iki rekât, bir kapıya doğru iki rekât, bir de Rükn-ü Irakî ile Rükn-ü Şâmî arasında Kuzey'e, Altınoluk'un altına doğru iki rekât; sekiz rekât namaz nasip oldu. Böylece Kâbe'nin içini de görmüş olduk.
Benim okuduğum kitapta IV. Murad'ın tamiri onuncu tamir olarak gösteriliyordu. Birinci inşası melekler tarafından olmak üzere; bir meleklerin yaptığı Kâbe-i Müşerrefe. İki; Âdem aleyhisselam'ın yaptığı. Böylece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de 35 yaşındayken yine sellerle Kâbe yıkılınca bir tamir de Peygamber Efendimiz'in zamanında olmuş.
Hatta o tamir esnasında gene duvarlar indirilmiş, Hâcer-i Esved'in yerine konulması bahis olunca her kabile demiş ki;
"Bu şeref bana ait. Kimseye izin veremem, ben koyacağım!.."
Kavga etmeye karar vermişler. O zamanın cahiliye âdetine göre herkes deve kesmiş, devenin kanını içmiş.
"Bu işte çok kararlıyım, bu işten kan çıkar, kavga ederiz!.." mânasına.
Fakat sonunda;
"Birisini hakem tayin edelim. Şu saatte Bâbü's-selâm'dan kim gelirse o hakem olsun, hangimizi seçerse o Hâcer-i Esved'i yerine koysun…" diye hakem beklemeye başlamışlar.
"Kapıdan kim gelecek?" diye gözlerken -Allah'ın hikmeti- Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, henüz daha peygamberlik kendisine gelmemiş ama yakın, dört beş sene var, 35 yaşlarında. Bâbü's-selam'dan oraya çıkmış gelmiş. Çok sevinmişler.
"Tamam, bu Muhammed el-Emîn'dir. Bunun hükmüne razıyız!"
Meseleyi anlatmışlar:
"Hakem olur musun?"
Peygamber-i zîşânımız sallallahu aleyhi ve sellem;
"Hay hay, olurum." demiş.
Kendisinin mübarek ridâsını; omzuna aldığı üst elbisesini yere sermiş, Hâcer-i Esved'i onun üstüne koymuş. Kabilenin ilgilileri o çekişen iddialı kimselere;
"Dört bir yanına tutun!" demiş. Herkes ridânın ucundan tutmuş. "Kaldırın!" demiş, herkes kaldırmış.
Efendimiz’ in hükmünün güzelliğine bakın! Hiç kimseyi mağdur etmiyor, üzmüyor; hepsini memnun ediyor.
Hâcer-i Esved hizaya kaldırılınca kendisi mübarek elleriyle yerli yerine yerleştirmiş.
Tabii konuşmamın sonuna yaklaştık.
Câbir radıyallahu anh'ten bir hadis-i şerifi okuyarak konuşmamı bitirmek istiyorum aziz ve sevgili
Akra dinleyicileri,
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki;
el-Hâccu ve'l-mu'temiru ve'l-gâzî fî sebîlillâh ve'l-mucemmiu fî dımânillâh deâhum fe'ecâbuhû ve se'elûhu fe a'tâhüm.
Kısa bir hadis-i şerif ama çok müjdeli. Buradaki kardeşlerimi de bir toplantıda bu hadisten haberdar etmiştim, müjdelemiştim, sevinmişlerdi.
Efendimiz buyuruyor ki;
el-Hâccu. "Hac yapan kimse."
Hac yapan Zilhicce'den gelir, haccın zamanı Zilhicce ayı.
Ve'l-mu'temiru. "Umre yapan kimse."
Umre, senenin her vakti yapılır hatta hacla beraber de yapılır. Aynı ihramla yapılırsa hacc-ı kıran olur. Ayrı ihramla; bir umre yapılır, ondan sonra hac yapılırsa hacc-ı temettû olur. O zaman da olabiliyor. Umre her senenin her zamanında yapılabiliyor.
"Haccı ve umreyi yapan kişi…"
Ve'l-gâzî fî sebîlillâh. "Gaza eden kimse."
Ve'l-mucemmiu. "Cuma namazına gidenler."
Mucemmi; cumaya giden kimse, demek. Erkeklere farz Cuma namazı.
Demek ki, "Hacca gelen kimse, umre yapan, Allah rızası için gazaya giden kimse ve bir de cuma namazına giden kimse…"
Fî dımânillâh. "Bu mübarek insanlar Allah'ın teminatı altındadır. Allah bunları koruyor, Allah bunları himayesine almış, Allah'ın dımânında, himayesinde."
Bunlar nasıl kimselerdirler?
Deâhum fe'ecâbuhû.
Deâhum. "Allah bunları davet etti."
"Gelin beytimi ziyaret edin, gelin benim uğrumda savaş yapın, camiye gelin cuma kılın!" diye çağıran Allah, nasip eden Allah.
Deâhum fe'ecâbuhû. "Onlar da Allah'ın bu davetine icabet ettiler. Hacı; Allah'ın hac davetine icabet etti, Allah'ın misafiri. Umreci; umre davetine icabet etti, Beytullah'ı umre yapıp ziyaret ediyor, o da Allah'ın misafiri. Allah'ın davetine icabet ettiler.
Gaza eden de, Allah; "Cihat edin!" diye emrettiğinden o emre itaat etmiş oluyor. O da Allah'ın davetlisi. Cumaya giden de Allah'ın davetlisi.
Ben bu hadisi seçerken biraz da sizi düşünerek seçtim. Uzaktan sizin de içiniz yanacak, "Ah ben de umreye gitseydim, oraları görseydim…" diyeceksiniz.
Siz de orada cumaya gidin! Cumaya gittiğiniz zaman siz de Allah'ın himayesinde oluyorsunuz. Allah sizi davet etmiş oluyor. Siz de davete icabet etmiş oluyorsunuz.
Sonuç ne olacak?
Ve se'elûhu fe a'tâhüm. "Bunlar el açıyorlar, dua ediyorlar; Allah'tan bir şey istiyorlar. Allah da onlara istediklerini ihsan ediyor."
Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Onun için cumayı aşk ile şevk ile kılın. Evinizde cuma gusül abdesti alın, yıkanın. Ondan sonra güzel kokular sürünün. Bayram elbiselerini giyin, cumaya erken saatte gidin. Vaazı dinleyin, cumayı kılın, hutbeyi ses çıkartmadan dinleyin. Yanınızdaki insan konuşurken "Sus!" deseniz bile cumanın sevabı kaçar, hiç konuşmayacaksınız. Çıt çıkartmadan hutbeyi de dinleyeceksiniz. Allah'tan isteyeceklerinizi isteyin, Peygamber Efendimiz'e çok salât ü selâm getirin. Ne isterseniz Allah verecek!
Bu hadîs-i şerîfte bu insanlar için;
Featâhüm. "Onlar istediler, Allah da onlara verdi!" diyor.
Siz de isteyince size de verecek. Kendinize, ana babanıza dua edin, bizi de, sevdiklerinizi duada unutmayın aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.
Bir de cumadan önce veya sonra kabir ziyareti, hasta ziyareti çok önemlidir. Sadaka vermek, hayır yapmak çok önemlidir. Allah hayırlarınız kabul eylesin. Hayır da yapmaya gayret edin!
Kabir ziyaretine de dikkat edin; onlara Yâsîn-i şerîfler okuyun. Hasta ziyaretine dikkat edin, hastaları ziyaret etmek çok önemlidir.
Bir insan oruçluysa, cuma da kılmışsa, hasta ziyareti de yapmışsa, kabir ziyareti de yapmışsa, sadaka da vermişse hepsini bir günde bir araya getirebilen, bir günde bunların hepsini yapmaya muvaffak olan bir insanın cennetlik olacağına dair müjdeler var!
Allahu Teâlâ hazretleri sizleri iki cihan saadetine erdirsin. Hem dünyada hem âhirette aziz ve bahtiyar olun. Temenni ederim ki Allahu Teâlâ hazretleri sizlere de hem zenginlik versin hem sıhhat afiyet versin; cumaları da kılmayı nasip eylesin.
es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.
08.11.1996 -
Kabenin İçi Hakkında
08.10.1999 -
Sadaka, Sıla-ı Rahim,
