09.12.1993 - Cuma Günü Salat-u Selam Getirmek

09.12.1993 - Cuma Günü Salat-u Selam Getirmek
Esselâmü aleyküm ve rahmetullâh.
Hepinize Allah'ın selamını, rahmetini dilerim.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;
İnne akrabeküm minnî yevme'l-kıyâmeti fî külli mevtınin ekserüküm aleyye salâten fi'd-dünyâ. Men sallâ aleyye fî-yevmi'l-cumu'ati ve leyleti'l-cumu'ati kadallâhu lehû miete hâcetin seb'îne min havâici'l-âhireti ve selâsîne min havâici'd-dünyâ sümme yüvekkilullâhu bi-zâlike meleken yüdhiluhû fî-kabrî kemâ yudhalu aleykümü'l-hedâyâ ve yuhbirunî men sallâ aleyye bi-smihî ve nesebihî ilâ aşîretihî fe-üsebbitühû indî fî-sahîfetin beydâ.
Uzunca bir Arapça ifade oldu ama Peygamber Efendimiz'in sözleri bu güzel sözler. Enes radıyallahu anh'ten İbn Asâkir rivayet eylemiş. Ama mânası çok güzel, müjdeli, hepinizin hoşuna gidecek, bu müjdelerden, bu hediyelerden memnun olacaksınız. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
İnne akrabeküm minnî yevme'l-kıyâmeti fî külli mevtınin. "Kıyamet gününde, bu dünya hayatı bitip de âhiret âlemi başladığı zaman, âhiretin her yerinde, her safhasında, her noktada bana sizin en yakın olanınız, benim yanımda olanınız."
Çünkü âhirette ne var?
Kabirden kalktık, mahşer yerine gittik. Mahşer yeri çok sıkıntılı, izdihamlı, korkulu, herkesin terlediği bir yer. O zaman Resûlüllah'ın Livâü'l-hamd'i altında olursak ne kadar güzel olacak! İnsanlar korkuda, biz emniyette olacağız. Arş'ın gölgesinde nurdan minberlere oturursak ne kadar güzel olacak! İnsanlar hesap telaşı için korkarken, titrerken biz o nurdan minberlerde huzur içinde oturuyor olacağız.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz cennetin kapısına vardığı zaman biz de onun arkasında, yanında olursak ne kadar güzel olacak! Cennete ilk girenlerden olacağız. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Havz-ı Kevseri başına vardığı zaman, biz de o Havz-ı Kevser'in başına vardığımız zaman, o kardan ak, baldan tatlı Kevser şarabından sunduğunda; biz de onlardan doya doya nûş ettiğimiz zaman ne güzel olacak! Cennette onun yanında olmak, onun köşküne komşu olmak ne kadar güzel!
Demek ki âhirette her noktada, her yerde Peygamber Efendimiz'e en yakın olan kimseler kimlermiş? Onu okuyalım:
Ekserüküm aleyye salâten fi'd-dünyâ. "Dünyadayken bana en çok salât ü selâm getirenler, bana en yakın olacak âhirette." buyuruyor Peygamber Efendimiz.
Demek ki Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammed veyahut es-Salâtü ve's-selâmü aleyke yâ resûlallah veyahut bildiğiniz başka ne kadar güzel salât ü selâm var. Herhangi biriyle Peygamber Efendimiz'e sevginizi, saygınızı, bağlılığınızı, selâmınızı söylemeniz, arz etmeniz; salât ü selâm getirmek bu. Allahu Teâlâ da Peygamber Efendimiz'e salât ü selâm getirdiğini, meleklerinin de salât ü selâm getirdiğini Kur'ân-ı Kerîm'de bildiriyor.
Bismillâhirrahmânirrahîm:
İnnallâhe ve melâiketihî yusallûne ale'n-nebiyyi. "Hiç şüphe yok ki Allahu Teâlâ hazretleri ve melekleri Peygamber Efendimiz'e salât ederler. Hz. Muhammed-i Mustafâ'ya Allah da melekleri de salât u selâm ederler."
Allah'ın salât ü selâmı, onu rahmetine gark etmesi, sarması, bürümesidir. Meleklerin salât ü selâmı duasıdır. Bizim de salât ü selâmımız ona sevgimizin, saygımızın, içten bağlılığımızın bir ifadesidir. Biz Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i canımızdan da çok seviyoruz. Annemizden, babamızdan, bütün insanlardan da çok seviyoruz. Zaten Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
"Beni bu derecede sevmedikçe hakikî müslüman da olamazsınız."
Herkes annesini, babasını sever ama birisine sevgisini göstermek için ne ifade kullanması, nasıl anlatması lazım bu sevgisini?
Onun için Peygamber Efendimiz'in sahabesi derlerdi ki Peygamber Efendimiz'e:
Fidâke ebî ve ümmî yâ resûlallah! "Ey Allah'ın Resûlü, ey Allah'ın bize gönderdiği elçisi, habibi olan Muhammed-i Mustafâ! Sana anam, babam fedâ olsun!" diye hitap ederlerdi. Söze böyle başlıyorlar, ne soracaklarsa soruyorlar. Ama ilk başlangıcı: Fidâke ebî ve ümmî yâ resûlallah idi.
Bu bir sevgi, bir bağlılık.
Neden?
Allah sevmiş… Yüzü gün gibi, güneş gibi parlıyor. Huyu huyların en güzeli… Kendisi peygamberlerin serveri. İçi merhamet, sevgi dolu, ümmetine şefkat dolu, bir Peygamber-i zîşan! Nasıl sevmeyiz! Onu rüyada gören, yürüyüşünü şaşırıyor, gündüz mest ü hayrân oluyor. Seviyoruz, ona salât ü selâm getireceğiz ve dünyada ona en çok salât ü selâm getirenler, âhirette de ona en yakın olanlar olacak. Sonra salât ü selâmın karşılığını Allah büyük mükâfatlarla veriyor:
Men sallâ aleyye fî yevmi'l-cumu'ati ve leyleti'l-cumu'ati. "Kim cuma gününde ve gecesinde Peygamber Efendimiz'e yüz salât ü selâm getirirse."
Burada yüz demiyor ama başka bir yerden hatırlıyorum orada öyle geçmişti.
"Allahu Teâlâ hazretleri onun ‘yüz' hâcetini görür. Yüz ihtiyacı olan hususta ona ihsanda, ikramda bulunur, dileğini kabul eder." mânasına…
Seb'îne min havâici'l-âhireti. "Görülecek ihtiyaçların yetmiş tanesi âhiretten. " Ve selâsîne min havâici'd-dünyâ. "Ve otuz tanesi de dünyadan."
Peygamber Efendimiz'e salât ü selâm getiren insan, daha büyük çoğunlukla âhirette çok büyük kâr etmek üzere, dünyadan da dünyalıktan da nasibini alıyor. Yetmişi âhiretten, otuzu dünyadan, işleri görülüyor. İhtiyaçları, hâcetleri, duaları, dilekleri karşılanıyor, Allah tarafından. Ne kadar güzel!
Sonra buyuruyor ki Peygamber Efendimiz:
Sümme yüvekkilullâhu bi-zâlike meleken. "Sonra Allah, o salât ü selâm getiren kula, bu salât ü selâmı dolayısıyla bir melek tayin eder. " Yudhiluhû fî-kabrî. "O salât u selâmları bu melek getirir, benim kabrime sokar. " Kemâ yudhalu aleykümü'l-hedâyâ. "Size birilerinin tepsiler içinde hediyeler getirdiği gibi, dünyada."
Hani gelin oluyor güveyi tarafından, ışıklar altında, ışıl ışıl güveyi evinden geline hediyeler geliyor, tepsi tepsi. Veyahut padişahtan, sevdiği bir kimseye tepsiler içinde hizmetçiler hediyeler getiriyor. Ne kadar güzel! Bir tane küçük bir paket değil, kocaman kocaman hediyeler. Işıl ışıl hediyelerden, insan ne kadar memnun olur. "Onun gibi, sizin üzerinize böyle birileri hediyeler getirip takdim ettiği gibi; sizin salât ü selâmınızı da o melek benim kabrime getirir, sunar." diyor Peygamber Efendimiz.
Ve yuhbirunî men sallâ aleyye bi'smihî ve nesebihî ilâ aşîretihî. "Ve o melek, bana kim salât ü selâm etmişse, onu ismiyle, nesebiyle, hatta kabilesiyle, ‘filancalardan, falanca kabileden, filanca kavimden, falancanın oğlu, kızı, filanca sana salât ü selâm gönderdi yâ Resûlallah!' diye bildirir." diyor.
Fe-üsebbitühû indî fî-sahîfetin beydâ.
Peygamber Efendimiz buyuruyor:
"Ben dahi onu, yanımdaki bembeyaz nurdan bir sayfaya, o ümmetimden bana salât ü selâm getiren şahsın ismini, nesebini şöyle kaydederim. Bana salât ü selâm getirenlerin defterinin arasına, o kaydedilmiş olur."
O halde Peygamber Efendimiz salât ü selâm getirmenin faziletini hadîs-i şerîfte böyle bildirmiş. Kur'ân-ı Kerîm'de de Allahu Teâlâ hazretleri:
Yâ eyyühellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslimâ. "Ey iman edenler! Madem Allah salât ü selâm ediyor, melekleri salât ü selâm ediyor o mübarek Peygamber'e; siz de o salât u selâmı çok edin!" diye buyurmuş.
O halde Peygamber Efendimiz'e salât ü selâm ile şu çok değerli dakikaları salât ü selâm ile değerlendirin ki âhirette Pegamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in yakınlığı, komşuluğu nasip olsun.
Hepinize Allah'tan dünyanın ve âhiretin her türlü güzelliklerini dilerim. Gönlünüzün muratlarını Allahu Teâlâ hazretleri sizlere ihsan eylesin… Sizi kuvvetli imana sahip mü'min-i kâmiller eylesin. Âhirette de en sevgili kulları zümresinden eylesin. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e komşu eylesin. Cennetiyle Cemâli'yle müşerref eylesin.
Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.
09.12.1993 -
Hamdin Fazileti, Allaha
09.05.1997 -
Tasavvuf, Takva, İhsan,
