09.12.1994 - Şeytanın Hileleri, Tevbede Acele Etmek, Cennete Girebilmenin Şartları

09.12.1994 - Şeytanın Hileleri, Tevbede Acele Etmek, Cennete Girebilmenin Şartları
Allahu Teâlâ hazretleri nice cumalara, kandillere, mübarek günlere, sıhhat afiyetle eriştirsin ve o mübarek günlerin bereketinden, feyzinden, rahmetinden, sevabından istifade eden, faydalanan kullardan eylesin cümlenizi.
Şeytanın çok çeşitli oyunları var. Şeytan gücü yeterse bir insana, doğrudan doğruya kötülük yaptırtıyor: "Şu kötülüğü yap, şu cinayeti işle, şu hırsızlığı yap, şu günahı işle..." diyor. Eğer insan biraz ona mukavemet gösterecek bir terbiye almışsa; "Yok, yapmam!" dediği zaman da çeşitli hilelerle onu günaha düşürmeye çalışıyor. Yine de günaha düşmezse hayırları yaptırmamaya çalışıyor. Hayırları yapmakta da ısrarlıysa, "Sonra yaparsın!" diye tehir ettirip unutturmaya çalışıyor. Onun için tehir de doğru değil!
Bu hadîs-i şerîfin bu cümlesi, bu soru, bu hitap…
Yebni âdem. "Ey Âdemoğlu" İlâ metâ tatlubu't-tevbete ve tüsevvifü'l-evkât.. "Ne zamana kadar, tevbeyi isteyip durduğun hâlde vakitleri geriye atacaksın, tevbeyi tehir edeceksin?!.."
"Olur mu böyle şey, yapma!" demek.
Böyle sorulara istifham-ı istinkarî derler; soru soruyor ama "Böyle yapmamalısın, olur mu böyle şey…" mânasına soruluyor.
Devamında buyuruyor ki;
Ve tergabu fi'l-âhireti ve tetriku'l-amel. "Hem âhireti, cenneti istiyorsun hem de cenneti kazanmana yardımcı olacak, âmâl-i sâlihâyı, hayrât u hasenâtı işlemeyi terk ediyorsun, böyle şey olur mu?!.."
İnsan bir şey istediği zaman o şeyi elde etmeye yarayacak teşebbüse de başlaması lazım.
"İyi bir insan olarak çocuğumu yetiştirmek istiyorum. Allah bana bir güzel evlat verdi, akıllı, mâşaallah, cin gibi, sevimli de kerata, çok seviyorum. Aman şunu iyi yetiştireyim, iyi bir okulda okutayım, senelerce ne masrafı olursa yaparım, kolejlere gönderirim, yabancı dil öğretirim, yeter ki evladım iyi insan olsun…" diyoruz. Esbâba tevessül ediyoruz. Onun büyük, iyi insan olması için nice seneler önceden hazırlıklara, fedakârlıklara girişiyoruz.
Hepimiz cenneti istiyoruz; duyduk, sevdik, temenni ediyoruz. Allahu Teâlâ hazretleri bizi cennetlik eylesin, cennetine dâhil eylesin. Çünkü bütün iyi kulları cennette olacak. Onlarla orada bulaşalım; bütün nimetler cennette olacak, o nimetlerden istifade edelim, mahrum kalmayalım diye hepimiz can u gönülden cenneti istiyoruz.
Ve tergabu fi'l-âhireh "Âhirette cennete gireyim, diye rağbet ediyorsun, içinde bir sevgi, istek var ama" ve tetriku'l-amel "ama ameli terk ediyorsun!"
Cenneti kazanmana yarayacak olan ameller nedir, [diye] hiç etrafına sordun mu? Kendi kendine sordun mu; "Acaba benim cennete girmem için neler yapmam lazım? Acaba beni cehenneme girmekten alıkoyacak bir şeyler yapıyor muyum? Ben cennete girmek isteyip dururken; 'Senin gibi bir insan cennete giremez, dur bakalım, sen şöyle yaptın, böyle yaptın…' diye benim yaptığım bazı işlerden dolayı acaba cennete girmekten men olunabilir miyim? Engellenebilir miyim? Öyle bir şeyler varsa hemen terk edeyim, başımı dertlere uğratmayayım. Kötü şeyleri bırakayım, iyi şeyleri yapayım…"
Kötü şeyler neler, iyi şeyler neler sordun mu, bir deftere yazdın mı?
"Şu tarafta iyi şeyler var; şunları yapmalıyım, yaparsam cenneti kazanma ihtimalim var, cennete girmek için bunları yapmak lazım."
Sol tarafta da birtakım şeyler var: "Şunları da bırakmalıyım, yapmamalıyım. Çünkü bunları yaparsam cenneti elden kaçırabilirim, cennete giremem. Üstelik de cehenneme düşer yanarım, Allah'ın kahrına gazabına uğrarım…" diye bir hesap, bir araştırma yaptın mı, bir soru sordun mu, bunları deftere yazdın mı?
İnsanın not defterleri [oluyor], cebinde kalemi oluyor: "Bunu unutmayayım, bu çok önemli. Vergimi ne zaman yatıracağımı unutmayayım, cezalı olur. Şu işi kaçırmayayım. İlacımı vaktinde içeyim…" diye mühim şeyleri yazıyor. Her şeyin zamanını düşünüyor, kolluyor, kalkacağı zamanı hesaplıyor; "Saat dört buçukta kalkmam lazım, yoksa uçağı kaçırırım. Çantamın içine akşamdan şunu koyayım, sonra sabahleyin telaştan unuturum…" diye önceden tedbir alıyor, saatini ona göre kuruyor.
"Ve tergabu fi'l-âhireh" Ahirette cennete girmeye rağbet ediyorsun. Cenneti neyle kazanacaksın? Nelerle kazanacaksın? Neler yapman lazım? Cehenneme girmekten seni neler alıkoyabilir? Bunları sordun mu? Sormadın. Araştırma yapmak lazım.
"Acaba benim cennete girmem için neler lazım, benim cennete girmeme neler kesin olarak engel olur?" bu soruları sorun! Bir defter alın kırtasiyeden; sağ tarafına cennete götürecek şeyleri yazmaya başlayın, sol tarafına da cehenneme düşmeye sebep olacak şeyleri veya cennete girmeme cezasına çarpılmaya sebep olacak şeyleri yazmaya başlayın!
Cennete girmenin birinci şartı mü'min olmak; sağlam, doğru bir akideye, inanca sahip olmak, Allah'ın varlığını bulmak, bilmek, Allah'ın birliğini tanımak!
Dünya üzerinde milyonlarca, milyarlarca dindar insan var…
Dindarlık yetmiyor! Avrupalılar'da böyle bir moda var: "Dindar insanı seviyoruz, hangi dinden olursa olsun!" diyorlar. Biz öyle düşünmüyoruz, biz doğru dinden olanları alkışlıyoruz, yanlış dinden olanlara sıcak bakmıyoruz; çünkü yanlış! Yanlışa prim verilmez, alkış tutulmaz. Yanlış, tasvip edilmez!
Eliyle yapmış olduğu puta tapıyor. Dağın kenarında bir taş idi, sanatkâr bu taşı alıyor, eline taş yontmaya mahsus aleti alıyor, küt küt vurarak güzel bir şekil meydana getiriyor. İşte bu put. Herkes karşısına geçiyor, tapınıyor. Veyahut madenci güzel bir kalıp yapıyor, o kalıba döküyor. İşte Buda heykeli; koca göbekli bağdaş kurmuş şişman bir adam oturmuş.
"Kim bu?"
"Bu Buda."
"Ne olacak?"
Bunun karşısında geçecek, tapınacak.
"Az önce bu bir madendi, bunu sen yaptın!"
"Bu bir sembol…"
Öyle şey olur mu, sembol de olsa Buda yaşayan bir insandı.
Buda'nın yaşamasından önceki insanların dini ne olacaktı?
Hristiyanlar Hz. İsa'ya tapıyor:
Hz. İsa'ya niye tapıyorsun? Hz. İsa yokken bir asır önce gelen insanlar ne yapacaktı? Onların dini Hristiyanlık olamıyordu, ne olacaktı?..
Bizim dinimiz bu konularda ne kadar güzel söylüyor. Hz. Âdem'den beri Allah'ın gönderdiği peygamberlerin bildirdiği akide bir tane, Allah'ın varlığının, birliğinin ifadesi hepsi aynı şeyi ifade etmişler ve aynı akideye insanları çağırmışlar. Hz. Âdem de Hz. İbrahim de lâ ilâhe illallah demiş, Hz. Musa da Firavunun karşısına, "Sen yanlış bir iş yapıyorsun, kendine taptırıyorsun!.." diye çıkmış. Hz. İsa da lâ ilâhe illallah diye söylemiş.
İnancın doğru olması en önemli oluyor. Binâenaleyh Amerikalı, Avrupalı, Fransız, İngiliz, Afrikalı, Asyalı, Japon, Hintli… herkesin ilk önce inancının doğru olması lazım. İnanç doğru olmayınca cennet yok, inanç yanlış olduğu zaman cennete girmek mümkün değil, cehennemde ebedî yanma cezası var! İlk önce inancın doğru olması lazım; herkesin Hz. Âdem'den, Musa aleyhisselam'dan, İsa aleyhisselam'dan, İbrahim aleyhisselam'dan Peygamber Efendimiz'e kadar bütün peygamberlerin söylediği lâ ilâhe illallah akidesine gelmesi lazım. Allah'ı tanıması, Allah'ın birliğini kavraması lazım.
İkincisi: Allahu Teâlâ hazretleri güzel şeyleri emretmiştir. Çirkin, zararlı şeyleri yasaklamıştır. Bütün güzel şeyleri işlemek lazım. İbadet olarak, âdet olarak, yaşayış, uygulama olarak, çirkin şeyleri bırakmak lazım. Bunların detayı kitaplarda yazılıdır. Onun için ilim öğrenmek çok önemli oluyor. İnsanın ciddi, sağlam kitaplardan doğruyu öğrenmesi ve uygulaması lazım.
09.12.1993 -
Hamdin Fazileti, Allaha
