İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

12.01.1996 - Dünya Kaygıları, Ahireti de Düşünmek, Sevaplı İşler

12.01.1996 - Dünya Kaygıları, Ahireti de Düşünmek, Sevaplı İşler
Günün Sohbeti

12.01.1996 - Dünya Kaygıları, Ahireti de Düşünmek, Sevaplı İşler

13.06.2025
16 dk 6 sn

Es-selâmü aleyküm ve rahmetu’llahi ve berekâtühû!

Aziz ve muhterem Akra dinleyicileri! Size hadis kitabından kur’a ile açtığım bir sayfadan, karşımıza çıkan birkaç hadisi okumak istiyorum bu sohbetimde.
Abdullah ibn-i Mes’ud RA’dan rivayet olunmuş. Abdullah ibn-i Mes’ud, Peygamber Efendimiz’in ashabı içindeki ilimle meşhur dört mübarek Abdullah’tan birisidir. Bizim de Hanefî fıkhının bilgilerinin çoğunun geldiği sahabidir. Bakalım Peygamber Efendimiz, onun rivayet ettiği bu hadis-i şerifte ne buyurmuş; ben okuyayım, izah edeyim, siz dinleyin:
Men ceale’l-hümûme hemmen vâhiden hemme’l-meadi,kefâhu’llahu sâire hümûmihî;ve men teşa’abet bihi’l-hümûmü min ahvâli’d-dünyâ,lem yübâli’llâhu fî eyyi evdiyetihâ heleke.
Sadaka rasûlü’llah,ve netaka habîbu’llah.
İbn-i Mâce’den ve Hakîm-i Tirmizî’den, ve Şâşî’den ve Beyhakî’nin Şuabü’l-İman’ındanaldığımız bu hadis-i şerifi izah edelim.
Peygamber SAS buyuruyor ki: Men ceale’l-hümûme hemmen vâhidâ “Kim bütün gamlarını, kaygılarını, tasalarını tek bir gam, kaygı, tasa haline getirirse.” Nedir bu, bütün kaygıların bir kaygı haline gelmesi? Peygamber Efendimiz izah ediyor hemen arkadan, hatırımızı toplayalım, anlayalım, şaşırmayalım diye: Hemme’l-mead “Ahiret kaygısı.” Meadne demek? İnsanın döndüğü, avdet ettiği yer demek. Biz nereden geldik? Öbür alemden geldik. Nereye gideceğiz? Öbür aleme gideceğiz. Yâni, öldükten sonra varacağımız asıl alem öteki alem, ahiret alemi. Bunun bir adı da mead’dır. Ahiret diyoruz, ahiret sonraki demek. Ukbâ diyoruz, o da daha sonraki mânâsına gelen bir kelime. Mead, insanın dönüp avdet edeceği alem demek. Bu dünya fânî, bu dünya geçici, bu dünya muvakkat, bu dünya bir yolculuk yeri gibi, yolculuk sahnesi gibi. Arkasından ebedî hayatın olduğu öbür hayat var. İnsanın çeşitli kaygıları, tasaları vardır. Kafasını, gönlünü meşgul eden, kendisini üzen çeşit çeşit düşünceleri, kaygıları vardır. “Bunların hepsini bir kaygı haline getirirse bir insan, yâni bütün kaygılarını bir tek ahiret kaygısı haline getirirse; kefâhu’llahu sâire hümûmihî Allah onun öteki kaygılarını karşılar, o kaygılarını giderir. Kaygı duyduğu şeyleri gönlüne göre ihsan eder, gönlüne göre yapar.” Ve men teşa’abet bihi’l-hümûm “Kimin kaygıları böyle tek bir ahiret kaygısı olmaz da, binbir kaygı dallanır, budaklanır, yayılır, çoğalırsa; min ahvâli’d-dünyâ dünya halleriyle ilgili kaygılar: ‘Evim şöyle oldu, işim böyle oldu, ikinci iş yeri açacağım, evimi badana yaptıracağım.’ Giyim, kuşam, eğlence, yazlık, kışlık. Dünya şeyleri, yâni ahirete yaramayan dünya hallerinden insanların çeşit çeşit düşünceleri, kaygıları var. ‘Senedim var, nasıl ödeyeceğim? Şu işi yapmam lâzım, para yok; parayı, finansı nerden bulacağım?’ Çeşit çeşit duygular oluyor.”
Lem yübâli’llâhu fî eyyi evdiyetihâ heleke “Kim dünyanın böyle çeşit çeşit kaygılarını gönlüne toplar, kafasını onlara takar da, böyle binbir dallı budaklı kaygılarla kendisini meşgul ederse, Allah onunla ilgilenmez; dünyanın hangi vadisinde, hangi yolunda helâk olursa olsun, aldırmaz.” diye bildiriyor Peygamber Efendimiz SAS.

Şimdi muhterem kardeşlerim, bunu biraz açıklayalım.
Biz bu dünyaya niçin geldik?
Biz bu dünyaya imtihan edilmek için gönderildik.
Ayet-i kerimeler bu konuda çok açık, hiç tereddüde mahal yok. Bu dünya hayatının bir anlamı var, çok derin bir anlamı var: Biz bu dünyaya imtihan için geldik, imtihan olmaktayız. İmtihan olup öbür dünyaya gideceğiz. Bu dünya kısa, öbür dünya sonsuz, ebedî. Bu dünyaya bir müddet için gelip, ondan sonra gideceğiz.
Nasıl bir insanın imtihanı,hayatında çok büyük bir yer tutmazsa; hani gidiyor, bir yerde bir imtihan oluyor.
“Kaç saat imtihan oldun?”
“Bir saat oldum, birbuçuk saat oldum, iki saat oldum.”
“Ooo, uzun sürmüş senin imtihanın!” diyoruz.
Sonra çıkıyor imtihandan, başardım diyor veya bir dahaki sefere kalıyor.
İmtihan bu, yâni kısa süren bir şey. Dünya imtihanı da, ahirete göre çok kısadır. Dünya ahirete göre sıfırdır, zerre kadardır, kıymeti yoktur. Çünkü ahiret sonsuz; dünya ne kadar uzun olsa birkaç yıl, birkaç on yıl, hadi diyelim yüzü aşmış insan, hadi diyelim birkaç yüzyıl. Çok nadir olan şeyleri de var kabul edelim ama, bin olsa bile çok değil! Bin yıl, sonsuzun yanında sıfır demektir. Şimdi biz burada imtihan olduğumuzu bildiğimiz için, her işimizi bu imtihan olmanın şuuruna göre düşünüp, ayarlamak durumundayız. Ticaret yapabiliriz, sevaptır. İnsanın kazanç sağlaması ve bu kazancıyla çoluk çocuğunu yetiştirmesi, ihtiyaçlarını karşılaması, başkalarına hayır hasenât yapması mümkün oluyor. Ticaret sevaptır, Peygamber Efendimiz de yapmıştır. Bunda bir şey yok. Ticaret yapabilirsin, evlenebilirsin. İslâm’da evlilik de sevaptır. Bağ bahçe, çift, çubuk, ekin, harman. Bunların hepsi dünya hayatının meşguliyetleridir, olabilir. Bunların hepsi normal şeyler. Fakat bunların esnasında, bunları yaşarken, bunları yaparken, günlük hayatımızı sürerken, ömrümüzü geçirirken, imtihanda olduğumuzu hiç unutmayacağız. Dâimâ ahireti düşüneceğiz, ahirette hesabı düşüneceğiz. Allah-u Tealâ Hazretleri’nin bu dünyada yaptıklarımızdan, bizi muhakeme edeceğini düşüneceğiz.
“Niye öyle yaptın, niye böyle yapmadın?
Buyurdum, buyruğumu niçin tutmadın?
Yasakladım, yasağıma niçin uymadın?
Şunun sevaplı olduğunu bildiğin halde, niçin yapmadın?
Niye ibadet vazifelerini yerine getirmedin?
Niye müslüman kardeşine yardım etmedin?” diye sorgu sual, hesap olduğu için, hem yaptığımız işlerin Allah’ın rızasına uygun olmasına dikkat etmemiz lâzım, hem de güzel şeylerden yapmadığımız şeyler varsa;
“Eyvah, yapmamaktan da sorumlu olabilirim! Yapmam gerektiği halde yapmadığım bir şey varsa, tembellik etmeyeyim, yapayım!” diye, yapması gereken şeyleri de düşünmesi lâzım bir insanın. Sabah düşünün, akşam düşünün! Sabah evinizden çıkarken, “Bugün Allah için neler yapmam lâzım?” diye düşünün! Akşam kendinizi sorguya çekin, “Bugün Allah için neler yapabildim? Yarın neler yapabilirim?” deyin! Ömrünüzü planlayın!
Meselâ, küçük bir çocuğa soruyoruz: “Büyüyünce ne olacaksın?”
Diyor ki: “Pilot olacağım, mühendis olacağım, doktor olacağım, çocuk doktoru olacağım, eczacı olacağım.” diyor. Herkesin gönlünde bir arslan yatıyor. Bir arzusu, ideali var; onu yapacağım diye gayret ediyor. Biz de hayatımızı planlarken, Allah’ın rızasını kazanacağım demeliyiz. Allah’ın rızasını kazanmak, her meslekte yapılan çalışmalarla mümkün olabilir. Vali valiliğini güzel yaparsa, Allah’ın rızasını kazanabilir. Devlet başkanı devlet başkanlığını güzel yaparsa, Allah’ın rızasını kazanabilir. Tüccar, tüccarlığını dürüst, güzel yaparsa, Allah’ın rızasını kazanabilir. Sanatkâr öyle, esnaf öyle, işçi öyle, memur öyle. Hattâ köle öyle. Köle, esir olmuş, müslüman olmuş; müslüman bir patronun, sahibin yanında, köle. Köle de müslümanlığını güzel yaparsa, cennete girebilir. Hattâ fakir, yoksul bir insan. Yoksul bir insan da parasız, pulsuz olduğu halde Allah’ın rızasını kazanabilir. Allah’ın rızasını kazanmak, cenneti kazanmak her zaman para ile olmuyor. İslâm’da çok çeşitli sevap kazanma yolları var. Ben bunlardan enteresan olanları, halkımız duysun diye söyledim. Kısaca hatırlatıvereyim: Meselâ, tefekkür sevap. Allah Allah, düşünmek, tefekkür etmek İslâm’da sevap. O zaman buyur, mütefekkir ol, düşünen bir insan ol! Allah’ı düşün, Allah’ın nimetlerini, hikmetlerini düşün, ayetlerini düşün, peygamberlerini düşün. Peygamberlerin hayatlarını düşün, onların davranışlarının sebeplerini düşün. Evliyâullahı düşün. Ahiretini düşün. Çoluk çocuğunu düşün, onların istikbâlini düşün! Bunların hepsi serbest. Çoluk çocuğu için insanın çalışması sevaplı bir şey. Tefekkür bir ibadettir, sükût bir ibadettir. Hayır söylemeyeceksen sükût et, oradan da sevap kazan. Meselâ, arkadaşının yüzüne insanın tebessüm etmesi sadakadır. Arkadaşına güleç yüzlü muamele et, bundan sevap kazanacaksın. İmâtetü’l-ezâ ani’t-tarîkı sadakatün deniliyor, Arapça ifadesi bu.“Yoldan insanların ayağına takılacak, çelme olacak, düşmesine, kaymasına sebep olacak taşı, dalı, dikeni veya şimdi diyelim muz kabuğunu kenara almak sadakadır.” Ayağının altına muz kabuğu koymak diyoruz, basınca vızt kayıyor. Veya karpuz kabuğu yazın. Adam karpuzu,kavunu yiyor, savuruyor yola. Üstüne birisi bastığı zaman, kayıyor, düşüyor, kafası kırılıyor, hastanelik oluyor. Demek ki, yoldan böyle bir eza verici, tehlikeli, bir insana zarar verebilecek bir çörü çöpü, taşı, çubuğu, çalıyı, dikeni kenara koymak bile sadaka.Yâni sadakanın, sevap kazanmanın binbir türü var. Gidersin, bir ihtiyar kimseye yardım edersin. Bir köre, yolun bu tarafına geçmesine yardımcı olursun. Demek ki zengin olmak şartı yok, güçlü olmak şartı yok, hür olmak şartı yok; insan her meslekte, her durumda Allah’ın rızasını kazanabilir, cennetlik olabilir. Ama imtihanda olduğunu bilecek. Mühendisse, kendi mesleğinde; doktorsa, kendi mesleğinde; idareciyse, işletmeciyse, yöneticiyse, politikacıysa, herkes mesleğinde, “Ben Allah’ın rızasını bu alanda nasıl kazanabilirim? Ne yaparsam Allah beni sever?” diye düşünecek, canla başla çalışacak, bu sevabı kazanacak. İşte insanın bütün kaygıları ahiret olursa. Tek bir kaygısı var. Nedir aklındaki kaygın, tasan, üzüntün? Ahiret. Ahireti kazanmak istiyor, ahirete yüzü ak, alnı açık varmak istiyor, Allah’ın sevdiği bir kulu olmak istiyor. Mahkeme-i kübrâda mahcub düşmemek istiyor, mahşer halkına rezil olmamak istiyor. Cehenneme düşüp yanmamak istiyor, sıratı geçip cennete varmak istiyor. Peygamber Efendimiz’i görmek istiyor, evliyâullahla beraber olmak istiyor. Cennettin sonsuz nimetlerini görmek ve yaşamak istiyor. Tamam, bir tek kaygısı var: Ahiret, ahiret, ahiret. Bütün kaygılarını böyle yapan bir insanın, Allah öteki kaygılarını halleder diyor Peygamber Efendimiz. Yâni işini rast getirir demek. Ticareti rast gider, çalışmaları hayırlı olur. Günlük hayatında işleri hayra döner ve Allah yardımcı olur. Ama binbir türlü kaygıyı içine sokar da, asıl önemli fikri geride bırakırsa. Asıl önemli fikir, Allah’ın rızasını kazanmaktı, ahireti elde etmekti. Biz onun için, formüle etmişiz bu ideali: İlâhî ente maksùdî,ve rıdake matlûbî  “Yâ Rabbi, benim maksûdum sensin! Ben senin rızanı kazanmak istiyorum!” diyoruz. Bu kaygıları bırakmış, dünya telaşına düşmüş. Yunus Emre’nin dediği gibi, tatlı tatlı ihtar ettiği, ikaz ettiği gibi:
Nice bir besleyesin, Bu kad ile kameti?
Düştün dünya derdine, Unuttun kıyâmeti!
Hani, “Kabristanlarda gezip de, gör bakalım! Bu kabirde yatanların hallerini bir düşün!” diyor Yunus Emre şiirlerinde. “Bu yıkılmış, viran olmuş kabirlerin, çökmüş kabirlerin bazılarında kemikler dışarıya çıkmış. Bu kemiklerin, bu kafataslarının sahipleri kimdi bir zamanlar? Düşün, tefekkür et! Padişahtı, beydi, zengindi, sıhhatliydi, pehlivandı, ölmeyeceğini sanıyordu, hiç ölüm aklına gelmiyordu, hayatını geçirmişlerdi amaşimdi işte mezarda. Herkesin sonu öyle olacak! Binaen aleyh, ona hazırlanmak lâzım! Yunus Emre’nin şiirlerinden bir bölümü kabristanlarla ilgili, ölüm temasını işliyor, ölümü anlatıyor. Bir de bazı şiirlerinde soruyor; “Sen bu dünyaya neden geldin? Aman bunu unutma!” diyor. Nice bir besleyesin, Bu kad ile kameti? Bakın, bir şiirin başlangıcı bu, bakın ne kadar güzel! Ne kadar tesirli! Bana çok tesir ediyor. Sanıyorum size de tesir eder: Düştün dünya derdine,Unuttun kıyâmeti!Dünya telaşına, bu küçük detaylara takılıp da, insan ahireti unutur mu? Ahiret ebedî hayat, ahirette mahkeme-i kübrâ çok mühim, mahşer yeri çok önemli! Onu unutmaması lâzım! Sonra yine hoşuma giden bir şiiri var Yunus’un, hatırlatalım:
Yunus, sen bu dünyaya niye geldin,
Gece gündüz hakkı zikretsin dilin,
Evliyâya uğramaz ise yolun,
Göçtü kervan, kaldın dağlar başında!
Nasıl toptan bakıyor işe. Hani, kendisi tavsiye etmiş ya:
Nazar eyle itürü,
Bazar eyle götürü,
Yaradılanı hoş gör,
Yaradan’dan ötürü!
Nazar eyle itürü ne demek? “Keskin nazar et!” demek. İtürü, keskin demek eski Türkçe’de. Yâni, “Dikkatli, keskin bir bakışla bak şu olaylara, dünya hayatına. Bazar eyle götürü Toptan pazarlık eyle! Perakende, ıvır zıvır küçük şeylerle uğraşma, büyük kârların peşinde koş!” demek istiyor. “Küçük detaya takılıp da, küçük şeylerde kalma!” demek istiyor. Yaradılanı hoş gör, Yaradan’dan ötürü! “Tabii, insan toptan pazarlık yapınca, ahireti kazanacak insan, yaradılanı da hoş görür, aldırmaz. Ezasına, cefasına tahammül eder, affeder.” Affetmek büyüklüktür. Böyle müstağni bir insanın, olgun bir insanın, gün görmüş, geçirmiş bir bilge kişinin davranışı ile davranır. Yunus bunları çok güzel biliyor ve işliyor.
Bizim de öyle yapmamız lâzım!
En mühim işimiz ahirettir. En büyük kazanç ahireti kazanmaktır. Bütün işlerimizi ona göre yapmalıyız.

Allah-u Tealâ Hazretleri ahirette de bizi lütfuna erdirsin. Cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin.
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri, cumanız tekrar mübarek olsun.

Es-selâmü aleyküm ve rahmetu’llahi ve berekâtühû!

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA