12.01.2001 - Ahir Zamanda Olacaklar, Münafıklık

12.01.2001 - Ahir Zamanda Olacaklar, Münafıklık
es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
Allah'ın selâmı, rahmeti üzerinize olsun.
Câbir radıyallahu anh'den, İbn Sinnî rahmetullahi aleyh tarafından kitabına kaydedilmiş. Bu hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki:
Ye'tî 'ale'n-nâsi zemânün yestahfî fîhimü'l-mü'minü kemâ yestahfi'l-münâfiku fî-kümü'l-yevme.
Sadaka Resûlullâh fî mâ kâl ev kemâ kâl.
İstikbâlde olacak şeyleri beyan buyuruyor Peygamber Efendimiz.
Ye'tî 'ale'n-nâsi zemânün. "İnsanların üzerine bir zaman gelecek ki… Gelir ki..." "İstikbâlde şöyle olacak..." demek. Sanki insanlar duruyor da zaman üstlerine geliyormuş gibi, ifade öyle. "İnsanların üzerine öyle bir zaman gelir ki..." Yestahfî fîhimü'l-mü'min. "O zaman insanların içinde mü'min, kendisini saklamaya çalışır, gizlenir." Kemâ yestahfi'l-münâfiku fî-kümü'l-yevm. "Şu gün, şu anda, bu asr-ı saâdette, sizin aranızda münafığın kendisini gizlemeye çalıştığı, saklandığı gibi, o zaman da mü'min saklanmaya çalışır, kendisini gizler." buyuruyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.
Bu neden olacak?
Âhir zamanda, dünyanın sonu geldiği, kıyametin kopması yakın olduğu zaman toplum bozulacak. Ahlâkî değerler tepe taklak olacak. Ahlâk küçümsenecek, ahlâksızlık yayılacak... İyi insanlar horlanacak, ayaklar altına alınacak, ezilecek. Kötüler hakimiyeti ele geçirecek, başa geçecekler... İyi şeyler aptallık, yanlış ve kötü gibi değerlendirilecek. Kötü şeyler, günahlar vesaire de açıkgözlülük ve iyiymiş gibi değerlendirilecek. Her türlü ahlâksızlık artacak, her şey bozulacak. O zaman mü'minin de kıymeti bilinmeyecek. Mü'minin kıymeti bilinmediği, toplum bozulduğu için, mü'min toplumun içinde garip olarak kalacak.
Bir başka hadîs-i şerîfte de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu istikbâlde olacakları Allah kendisine bildirdiği için yine naklediyor;
"İslâm garip olarak başladı, garip olarak sona erecek; tekrar garip hâle gelecek. Ne mutlu gariplere!" buyurmuş.
Garip ne demek?
Kendi vatanından, ehlinden, akrabasından, tanıdıklarında uzakta diyâr-ı gurbette olan kimse demek.
Müslümanın garip olması ne demek?
Toplumda kendisinin ehlî, ahbâbı, arkadaşı, kendisini anlayan, seven insanlar kalmadığı için, toplumun içinde diyâr-ı gurbetteki bir yolcu, yabancı gibi; az ve sevilmeyen, tanınmayan bir insan durumunda kalacak.
Onun için toplum bozulunca, kötü insanlar hakim olunca, bu sefer mü'min saklanacak. İmanın ızhar ettiği zaman çeşitli sıkıntılara uğradığı veya ızhar edemediği için veya başka sebeplerden dolayı...
Peygamber Efendimiz neye benzetiyor?
Asr-ı saadette münafıkların, içi inanmayan insanların mü'minlerden korktukları için mü'min gibi davranmalarına benzetiyor, teşbih buyuruyor. Münafık içinden inanmıyor, dışından mü'minmiş gibi davranıyor, Allah'ın ahkâmına tam ihlasla teslim olmuyor.
Münafıklığın iki mertebesi var: Bir, imanda münafıklık. İmanda münafık, kâfirlerin en azılılarındandır, daha tehlikelidir. Çünkü kâfir hiç olmazsa âşikâredir, biliniyor, tedbir alınır. Münafık insanların içindedir. Bilinemediğinden zararı daha çok olabilir.
Bunlar hakkında Kur'ân-ı Kerîm'de;
İnne'l-münâfikîne fi'd-derki'l-esfeli mine'n-nâri.
"Münafıklar cehennemin en aşağı derekesinde, tabakasındadır." buyuruluyor. Demek ki cehennemlik olacaklar ve hem de en aşağısında, en çok azap olunan yerinde.
Bir de amelde münafıklık vardır. Mü'mindir, iyi niyetlidir de bu tip insan; ama arada, mü'mine yakışmayan amelleri yapıyor, günahları işleyiveriyor, sonra pişman oluyor vesaire... İhlaslı bir mü'min gibi davranamıyor.
Sahabe-i kirâm, kendilerinin zaman zaman hallerine bakıp, kusurlarını gözlerinde büyütüp de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e gelip kendilerinden şikâyet ederlerdi;
"Yâ Resûlallah! Ben münafık mı oluyorum, ben münafık oldum, galiba münafık durumuna düştüm yâ Resûlallah!" diye dertlerini açarlardı.
Peygamber Efendimiz "Niye?" diye sorduğun da durumlarını anlatırlardı;
"Senin yanında olduğumuz zaman, ne güzel duygular içinde oluyoruz. Mânevî hazlar, zevkler, feyizler, bereketler içinde... Eve gittiğimiz zaman çoluk çocuğumuzla düşüyoruz, kalkıyoruz derken dünyaya dalıyoruz." filan diye, kendi hallerini devam ettirememekten dolayı kendilerini münafık sanıyorlardı.
Sonra, bazı hatalı hareket ettikleri zaman da, gerçek mü'mine yakışmadığı için kendilerini kınıyorlardı, kendi kendilerini levm ediyorlardı. Bu çeşit hatalı durumlara, amelde münafıklık deniliyor. Bu tip insanlar hatalarından döndüğü zaman, kusurları bırakıp tevbe edip iyi hâle büründükleri zaman; Cenâb-ı Hak gaffârü'z-zünûb'tur, settârü'l-uyûb'tur, günahları bağışlar, ayıpları kusurları setreder, örter, göstermez, bildirmez, saklar. Cenâb-ı Hak onu yine cennete sokabilir. Çünkü mü'mindir, hatalıdır; hatalı mü'mindir.
O devirde münafık, aslında inanmamış, Peygamber Efendimiz'e kızıyor, ashâbına kızıyor ama bu kızgınlığını ortaya vursa toplum içinde vaziyeti fena olacak; saklıyor. Ona benzetiyor, onun durumuna benzetiyor. Demek ki âhir zamanda da toplum öyle bozulacak ki mü'min halini ızhar ettiği zaman çeşitli hücumlara mâruz kalacak. İşte Çeçenistan, Rusya, Kosova, işte Kıbrıs'ın Rum kesimi...
Şöyle düşünün. Oralarda bir zaman Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye'nin teb'ası olarak rahat, sarı metin huzur içinde yaşarken dindaşlarımız, kardeşlerimiz; Boşnak veya Arnavut veya Pomak veya başka... Sonra Bulgarlar geldiler, baskı yaptılar, kişilerden dinini değiştirmesini, ismini değiştirmesini istediler. Karşı koyanları öldürdüler.
Rusya'da ihtilâl olduğu, Türkistan'ı vesaireyi istilâ ettikleri zaman, çok korkunç zulümler yaptılar. Şimdiki Özbekistan'da Fergana vadisi diye bir vadi var, hafızlar diyarıymış. Hocalar yetişen, çok ihlaslı insanların olduğu yermiş. Ruslar oralara girdikleri zaman, çok korkunç katliamlar yapmışlar. Rus istilâsının şiddetli olduğu zamanlarda da dindarlıklarını yapamadılar, saklamak zorunda kaldılar.
İspanya yedi asır müslüman yaşadı, Endülüs... Ondan sonra siyasî çekişmelerden, kıta katoliklerin, hıristiyanların eline geçince çok büyük katliamlar yaptılar. Oradaki müslümanlar da çok zor durumlara düştüler.
Allah hürriyetimizi, istiklâlimizi kaybettirmesin. Çünkü hürriyet ve istiklâl olmayınca, onunla beraber İslâm'ı yapabilme imkânları da kayboluyor ve mü'minler çok zor durumlara düşüyorlar. Allah alnı açık, göğsünü gere gere mü'min olduğunu söyleyerek, inancının gereğini her yerde, her zaman çekinmeden, tatlı tatlı duyarak, Cenâb-ı Hakk'a güzel kulluk ederek, tam bir serbestlik içinde, müslümanlığı yaşamayı bize nasip eylesin.
Allahu Teâlâ hazretleri bizi, dinimizden, güzel ahlâkımızdan, sağlam imanımızdan, pırıl pırıl ahlakımızdan milletimizi, çoluk çocuğumuzu, nesillerimizi mahrum eylemesin. Allahu Teâlâ hazretleri ümmetimizi korusun. Düşmanların topluca birlikler, ittifaklar kurarak yaptıkları zulümleri karşılamayı, müşterek çalışmalarla yenmeyi Allah nasip eylesin!..
Mazlum insanların imdadına koşmamızı, onları zulümden kurtarmamızı nasip eylesin! Esir kardeşlerimizi esaretten, mazlum kardeşlerimizi zulümden, mağdur kardeşlerimizi gadirden kurtarmakta bizlere gayret versin, yardım eylesin! Tevfîkını refîk eylesin!
Cümleten bizi her yönden mansur, müeyyed, muzaffer ve galip eylesin.
es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû!
12.01.2001 -
Ahir Zamanda Olacaklar,
12.01.2001 -
Ahir Zamanda Olacaklar,
