12.01.2001 - Ahir Zamanda Olacaklar, Niyetlerin Bozulması, Amaçların Değişmesi

12.01.2001 - Ahir Zamanda Olacaklar, Niyetlerin Bozulması, Amaçların Değişmesi
es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
Allah'ın selâmı, rahmeti üzerinize olsun.
Hz. Ali radıyallahu anh'dan, Ebû Abdirrahman es-Sülemî kaydetmiş.
Hz. Ali Efendimiz tarif edilmeyecek kadar, güneş gibi aşikâr bir mübarek büyüğümüz, başımızın tâcı. Ebû Abdirrahman es-Sülemî de çok büyük bir alim ve sofî. Onların kitabına yazdıklarına, Hz. Ali'den rivayet olunduğuna göre Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;
Ye'tî 'ale'n-nâsü zemânün. "İnsanların başına, üzerine bir zaman gelir ki… İleride gelecek ki..."
Ne olacak?
Hemmühüm bütûnühüm ve şerefühüm metâ'uhüm ve kıbletühüm nisâühüm ve dînühüm derâhimühüm ve denânîruhüm, ülâike şerrü'l-halkı lâ halâka lehüm indallâh."
Yine bu kıyamete yakın zamanı anlatan bir hadîs-i şerîf. Peygamber Efendimiz neler olacağını şöyle buyuruyor;
"O zamanda..." Hemmühüm. "İnsanların tasası, gayreti..." Bütûnühüm. "Karınları olacak." Akılları, fikirleri hep karınlarının ihtiyaçlarını gidermekle ilgili olacak demek. Tasaları; karınları...
Karın denilince karından maksat iki şey olabilir: Bir, mide olur; akılları, fikirleri, "Ne yiyeceğim, ne içeceğim?" Yemek içmek... Bir de, cinsel konular kasdedilmiş olabilir. Cinsî duyguları esir almış, cinsel manyak gibi; akılları, fikirleri o... Tabii kötü bir durum.
Çünkü insanın hemminin, gayretinin, tasasının, fikrinin, düşüncesinin, amacının yüksek şeyler olması lazım! Böyle basit, süflî, âdî şeyler olmaması lazım! Amaçlarının yüksek olması, himmetinin âlî olması lazım! Aksine insanlar kötüleştiği için, o devrin insanları kötü olduğundan bu kötülüğün vasıfları... Böyle olacak durumları. Akılları, fikirleri belden aşağısı... karınları...
Ve şerefühüm metâ'uhüm. "Adamların şeref telakkisi, anlayışları da malları, mülkleri olacak." Yanında ne kadar metaı varsa; yani emtia, mal mülk cinsinden varlığı varsa şerefi öyle... Parası kadar şerefi... Çok parası olan, çok şerefli; parası olmayan şerefsiz.
Halbuki İslâm'da böyle değil. Takvası olan şerefli, takvası olmayan şerefsiz. Dindarlığı, hâlis duyguları olan Allah indinde kıymetli; günahları, hataları olan, ne kadar zengin olursa, ne kadar makamı yüksek olursa olsun, ne kadar dış maddî imkânları çok olursa olsun, İslâm'a göre kıymetsiz.
Ama artık her şey maddîleşmiş olduğundan o devirde adamların şeref anlayışları da değiştiğinden, malı mülkü şeref ölçüsü oluyor; zenginliğine göre itibar görüyor. Halbuki zengin olmadığı halde, namuslu olduğundan çok para kazanamadığı halde, çok iyi, melek gibi, altın, som altın gibi, elmas, pırlanta gibi insanlar olabilir. Öyle düşünmüyorlar. Çünkü herkes maddiyata dalmış, her şeyi maddeyle ölçüyorlar.
Ve kıbletühû nisâühüm. "Kıbleleri de karıları..." Kâbe'ye dönmüyorlar, karılarına yönelmişler. Karılarına tapıyorlar, akılları fikirleri onlar olmuş oluyor. Bu da dindarlığın bozulması, amaçların sapması, insanların süflîleşmesi demektir.
Ve dînühüm. "Dindarlıkları da dinleri de..." Derâhimühüm ve denânîruhüm. "Altın gümüş paraları..." Dinleri imanları para. O devirde dinleri imanları para para para olmuş oluyor.
Bu durum, yani maddecilik, şehvetperestlik, mideperestlik, her şeyi maddî, materyalist ölçülerle görmek, ölçmek... olunca, insanlar artık her şeyi unutmuşlar. Faziletleri, mânevî değerleri, yüksek erdemleri unutmuşlar. O zaman artık çok kötü bir durum olmuş oluyor. İnsanların bu zihniyette olanları çok kötü olmuş oluyor. Peygamber Efendimiz Onlar için buyuruyor ki;
Ülâike şerrü'l-halk. "Bunlar halkın en kötüleridir." Halk, dar manasıyla insanlar demek, geniş mânasıyla Allah'ın yarattığı bütün varlıklar demek. Bütün varlıkların en kötüleri. Çünkü taşın toprağın, otun yaprağın, ağacın hiç olmazsa suçu, günahı yoktur. Allah ne için yaratmışsa, o işte bulunuyorlar, devam ediyorlar. Bir insana kızdık mı "Odun!" deriz ama odunun bir kabahati yok. Ama adam çok kötü vasıflara düşmüşse, sahip olmuşsa, çok fena durumlara düşmüşse; o zaman odundan, kütükten de daha fena...
Bazen bir hayvan ismi söylüyoruz kızdığımız adama; o hayvan masum, onun bir suçu günahı yok, nihayet bir hayvan, yaratılışı öyle... Ama insan, kötü sıfatlarla, kötü işlerle ondan da daha aşağılara düşüyor.
Şerrü'l-halk. "Bunlar halkın, mahlûkatın en kötüleridir."
Lâ halâka lehüm indallâh. "Onların Allah yanında hiçbir nasipleri yoktur." Hayır, mükâfat, ecir, sevap gibi bir şey almaları mümkün değildir.
Nasıl olmamız lazım?
Himmetimizin âlî olması lazım! Aklımızın fikrimizin, dünyamızın, âhiretimizin Allah'ın rızasına göre olmasına yönelmesi lazım! Hem dünyamız Allah'ın istediği gibi tertemiz olsun hem de âhiretimiz azapdan uzak, tam saadet olsun diye himmetimizin o tarafa sarf edilmesi lazım! İnsanlığın selâmeti, iyiliği için âhirette de Allah'ın rızasına erip, cennetiyle cemaliyle müşerref olmak için gayret etmeli, insan ona tasa çekmeli, onun için uğraşmalı!
İnsanın şerefi ilmiyle, irfanıyla, faziletiyle olmalı! Bir insan fakir olabilir. Yunus Emre'nin hakkında anlatılanları doğru kabul edelim; oduncu olabilir, fakir bir köylü olabilir... Ama Yunus Emre gibi olunca en şerefli insan oluyor. İnsan mânevî değerleriyle, gönül zenginliğiyle, iman kuvvetiyle, kalbinin altın gibi olmasıyla kıymetli olur. Ama parası olmayabilir, kulübede oturuyor oturabilir, dağda bir mağarada yaşıyor olabilir. İşin doğrusu, asıl şerefin takvada olması lazım!
Ve kıbletühüm nisâühüm. Evet, çok tabii, İslâm da teşvik ediyor; elbette insan aileseni sever, sevmeli! Allahu Teâlâ hazretleri sevmeye de sevap veriyor ama insanın kıblesi Kâbe olmalı, din olmalı; maddî, geçici ve fâni bir şey olmamalı!
Evet, insan annesini, kızını, hanımını sever, çoluk çocuğunu sever... İyi arkadaşlarını sever... Ama bu sevgilerin hiçbirisi tek başına hayatın amacı olmaz. Çünkü onlar fâni...
Hayatın asıl amacı, insanın asıl yöneleceği yüksek şeyler olması lazım! Allah indinde geçerli şeyler olması lazım! Yönünün, kıblesinin ulvî şeyler olması lazım!
Dininin de para para para... dininin imanının para olması insanın iyice materyalist olması demek… Para buldu mu babasını bile satar, vatanını, vatanın sırlarını satar. Çok kötü bir şey...
Nasıl olması lazım?
Dünyaları verseler, bazı faziletlerden, bazı güzelliklerden vazgeçmemesi, onları vermemesi lazım! Ne diyor Mehmet Akif:
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı!
Ne kadar güzel! Dünyaları alsan bile, dünya kadar rüşvet verseler; Amerika'dan, Rusya'dan, Avrupa'dan rüşvet gelse, bir karış toprağı verilmez!
Onun için ölür, canını verir ama vatanını vermez. İşte bu, şerefli, hakîkî mü'min insanların amaçlarının çok yüksek olmasından... Maddeye tenezzül etmez, maddeyi teper, elinin tersiyle iter.
"Ben böyle yakışıksız teklifleri kabul edemem! Ben böyle maddiyat için, çok değer verdiğim mübarek, mukaddes şeyleri satamam!" diye söyleyecek sağlamlıkta olması lazım!
Öyle olmazsa, dünyada çok zengin devletler var, parayla herkesi alırlar. Herkese her şeyi yaptırırlar. İyi ki para ile satın alınamayacak insanlar var, olmalı ki, -halen de ülkemizde var, başka ülkelerde var- Allah onları hakim eylesin, işlerin başına onları getirsin. Sarsılmayan, sapasağlam, dürüst, dosdoğru insanlar olmak lazım! "Öyle olmayan insanlar mahlûkatın en kötüleridir. Allah onlara hiçbir mükâfât vermeyecek. Allah indinde hiçbir nasipleri yoktur." buyuruluyor.
Allahu Teâlâ hazretleri bizi, dinimizden, güzel ahlâkımızdan, sağlam imanımızdan, pırıl pırıl ahlakımızdan milletimizi, çoluk çocuğumuzu, nesillerimizi mahrum eylemesin. Allahu Teâlâ hazretleri ümmetimizi korusun. Düşmanların topluca birlikler, ittifaklar kurarak yaptıkları zulümleri karşılamayı, müşterek çalışmalarla yenmeyi Allah nasip eylesin!..
Mazlum insanların imdadına koşmamızı, onları zulümden kurtarmamızı nasip eylesin! Esir kardeşlerimizi esaretten, mazlum kardeşlerimizi zulümden, mağdur kardeşlerimizi gadirden kurtarmakta bizlere gayret versin, yardım eylesin! Tevfîkını refîk eylesin!
Cümleten bizi her yönden mansur, müeyyed, muzaffer ve galip eylesin.
es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû!
12.05.1997 -
Yakin ve Züht
12.01.2001 -
Ahir Zamanda Olacaklar,
