12.06.1998 - Allahtan Başkasından Korkmamak

12.06.1998 - Allahtan Başkasından Korkmamak
es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
Allah dünya ve âhiretin her türlü iyiliklerini, hayırlarını, nimetlerini, rahmetlerini, ihsanlarını,ikramlarını sizlere versin. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun.
Men hâfallâhe ehâfallâhu minhü külle şey'in ve men lem yehafillâhe hâfe min külli şey'in.
Bu hadîs-i şerîfi Ebu'ş-Şeyh Vâsile radıyallâhu anh'ten, Râfi'î de İbn Ömer radıyallâhu anhümâ'dan rivayet etmiş. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
"Kim Allah'tan korkarsa Allah her şeyi, ondan korkar duruma getirir. Her şey ondan, o mü'minden korkar. O Allah'tan korkan, sağlam, selametli, has, hakiki mü'minden herkes, her şey korkar."
Havf; korkmak demek.
Külli şey' diyor; sadece insanlar değil, başka mahlûklar da korkar.
Şimdi misalini de vereceğim.
"Buna mukabil, bunun zıddı olan durum, eğer bir insan Allah'tan korkmuyorsa Allah'tan korkmayan, korkmaz, utanmaz bir adamsa Allah onu her şeyden korkutur. Bu defa o her şeyden korkar. Allah onu her şeyden korkar duruma getirir, hayatını korkularla zehir eder."
Onun için bir müslümanın nasıl olması lazım?
Sadece Allah'tan korkması lazım.
Zaten Allah'tan gayrıdan ne fayda gelir ne zarar gelir! Faydayı ve zararı Allah kader olarak insanın alnına yazıyor ama insanların çoğu bu kaderin esrarını bilmiyor. Bunu nasip eden Allah; veren Allah, vermeyen Allah, yaşatan Allah, öldüren Allah, yükselten Allah, alçaltan Allah… Her şey Allah'ın takdiriyle oluyor. Fayda da zarar da Allah'tandır.
Kulun Allah'a güzel kulluk etmesi lazım. Allah'a kulluğu bırakıp da kula kulluk etmek, dalkavukluk etmek, tabasbus etmek, eğilmek, alkışlamak, zalimi desteklemek, zalimin yardakçısı olmak, zulmünde yardımcısı olmak… Bunların hepsi son derece cahilce, imana-İslâm'a uymayan şeylerdir. Müslüman yalnızca Allah'tan korkar, başka bir şeyden korkmaz. Zaten Allah her şeyi ondan korkutur, her şey bu müslümandan korkar duruma gelir.
Râviler buyuruyor ki; Peygamber Efendimiz'in zamanında -İbn Ömer radıyallâhu anh Peygamber Efendimiz'den sonra da yaşadı, Peygamber Efendimiz'in vefatından sonra da olabilir - birileri şehrin kenarından toplanmışlar, şehirden çıkacaklar, gidecekler fakat yola gidemiyorlar, yola çıkamıyorlar. Abdullah b. Ömer radıyallâhu anhümâ -bu hadisi rivayet eden kişi- oradan geçiyormuş. Bakmış, bir kalabalık var, merak etmiş, bir ihtiyaçları mı var falan diye yanlarına gitmiş. Demiş ki;
"Ne var? Niye toplandınız? Hem yolcu gibi görünüyorsunuz hem de bir yola gitmiyorsunuz, yolun başında bekleşiyorsunuz, titreşiyorsunuz; nedendir?"
Demişler ki; "Ey Ömer'in oğlu, karşıya baksana, yolun öbür ucuna bir baksana!"
Dönmüş bakmış, orada bir arslan yatıyor.
Biz geçtiğimiz hac döneminde Mekke-i Mükerreme'den Medine-i Münevvere'ye giderken bu sefer baktım; yolun kenarında15-20 tane irili ufaklı maymun… Hiç görmemiştim. "Taif tarafında oluyor." falan diye söylüyorlardı ama hiç görmemiştim. Çok da değişik kürklü, kırmızı tüylü filan değişik, güzel maymunlar... Biraz güzel görünüyor.
Bak, demek ki oralarda maymunlar varmış, biz bilmiyorduk.
Eski zamanlarda da kim bilir oralar nasıldı?
İnsanlar doğayı tahrip ediyorlar, bozuyorlar, yıkıyorlar. Kalabalıklaştıkça vahşi hayvanları öldürüyorlar.
Demek ki oralarda çöl arslanı varmış. Araplar arslanı biliyorlar. Arapça "arslan" nasıl denilir?
Esed.
Hz. Ali Efendimiz'in lakabı ne?
Esedullahi'l-gâlib. ayrı.
"Allah'ın her zaman savaşlarda galip gelen arslanı." Esedullah. "Allah'ın arslanı."
Esed kelimesinin çoğulu nasıl geliyor?
Üsd veya üsud geliyor.
Mesela birisi sahâbe-i kirâmla ilgili bir kitap yazmış, Üsdü'l-gâbe; "Ormanın arslanları, Koruluktaki arslanlar..." Demek ki eskiden ağaçlık koruluk olan yerlerde bu vahşi hayvanlar oluyordu, şehrin yakınına kadar da gelebiliyorlardı.
Abdullah b. Ömer bir de bakmış ki orada arslan yatıyor, yolun üstüne sere serpe serilmiş, bakıyor. "Geçsek bu bizim üstümüze çullanır, saldırır, kovalar…" diye insanlar da korkuyor. Abdullah b. Ömer gitmiş arslanın üstüne yürümüş. Arslan ona bakıyor. O onun üstüne yürümüş. Arslanın kulağından tutmuş. Başka neresinden tutacak? Boynuzu yok, yelesi yok, tasması yok… Kulağından tutmuş, yoldan çekmiş, kışalamış… Artık ne tarafa doğru kışaladıysa… Ağaç mı, dere mi, çalılık mı vardı… Kışalamış, kovalamış. Sonra gelmiş, insanlara; "Hadi, yol serbest. Köyünüze, kasabanıza, obanıza, kabilenize buyurun. Gidebilirsiniz. Yolu serbestlettim." demiş.
Ondan sonra bu hadîs-i şerîfi rivayet etmiş: "Bak ne kadar doğru söylemiş. Ben, Resûlullah'tan, duydum ki; ‘Kim Allah'tan korkarsa Allah her şeyi ondan korkar duruma getirir. Her şey ondan korkar. Kim Allah'tan korkmazsa o da her şeyden korkar!' buyurdu." demiş.
Korkmayın! Allah'tan korkun, başka mahlûktan korkmayın! Allah'a sığının, yürüyün… demek istemiş.
Demin dedim ki;
"Arapça ‘arslan' nasıl denilir?
Esed, arslan demek.
Bir de Es'ad var, benim ismim Es'ad. Ayn harfi de var. Saadetli, en saadetli, en mutlu demek. O ayrı.
Arslan sadece esed kelimesi ile değil, arslan hakkında çeşitli kelimeler var. Mesela gazanfer kelimesi de arslan demek. Araplar daha başka kelimeler de kullanmış. Bazen bir varlık için birkaç isim kullanırlar.
Sevgili kardeşlerim!
Demek ki Allah'tan korkacağız, Allah yolunda yürüyeceğiz, sağlam müslüman olacağız, Allah'ın emirlerini tutacağız. Allah bana azap vermesin diye günahlardan kaçınacağız. "Aman cenneti kaçırmayayım!" diye titreyeceğiz, yasaklarından kaçınacağız, emirlerini tutacağız. Allah yolunda yürüyeceğiz, Allah'ın dinine hizmet edeceğiz.
O zaman ne olur?
Ehâfallâhu minhü külle şey'in. "Allah her şeyi ondan korkar duruma getirir. Her şey onun karşısında titrer."
Peygamber Efendimiz'in düşmanlarının yürekleri Peygamber Efendimiz'den korktukları için bir aylık mesafeden güp güp atardı. Bir ay mesafedeki düşmanın gönlüne Allah Peygamber Efendimiz'in korkusunu duyururdu, düşmanını titrettirirdi.
Neden?
Sevgili kulu. Allah'tan korkan insanların da heybeti, mânevî heybeti vardır. Eski hükümdarlardan bazıları dosdoğru konuşan alimlere kızıyorlar.
"Şu alimi huzuruma getirin!"
Getirtiyor. Önceden de adamlarına;
"Ben bir işaret yaparsam, alimin üstüne çullanırsınız, onu kesersiniz. Tamam mı? Bıçakları, baltaları, kılıçları hazırlayın!.." diyor.
Alim geliyor, heybetle konuşuyor, o hükümdara nasihat ediyor. Hükümdar, karşısında büzülüyor, üzülüyor, ses çıkartamıyor filan. Ondan sonra kalkıp gidiyor. Diyorlar ki;
"Efendim, hani gelince siz bize işaret verecektiniz? Üstüne atlayacaktık, öldürecektik?!.."
"Vallahi yapamadım, gelince üzerime bir heybet düştü." diyor.
Allah böyle korkutturur.
Başkalarını Allah'tan korkan insanlardan korkutturur. Böylece korur. O da Allah'ın mü'mine verdiği bir vasıftır. Bugün de dünya üzerinde Müslümanlıktan, müslümanlardan herkes korkuyor.
Neden?
Bunlar doğru insan! Bunlar gelirse hile yapamayız, rüşvet alamayız, haram yiyemeyiz, çarçur edemeyiz, hazineyi hortumlayamayız, yağmalayamayız, içki içemeyiz, kumar oynayamayız, kadın oynatamayız… Yandık! O zaman bizim keyfimiz kaçar. Neler düşünüyorlarsa; korkuyorlar. Bu da bir çeşit korku tabii!
Demek ki "Aman şöyle olacak, böyle olacak..." diye Allah müslümandan korkutuyor! Hâlbuki bak, Peygamber Efendimiz ölenin bile borcunu ödüyor. Müslüman merhametlidir, herkesin iyiliğini ister, kimseye bir kötülük yapmak istemez.
Ben Avustralya'da gezerken gördüğüm şeylerden hayretler içinde kalıyorum. Mesela geçen Sydney'den Brisbane'a yolculuğumuzda bazı yerlerde kaldık, bazı şehirlerde gezdik. Caddeye "Buralarda içki içmek belediye meclisi kararınca yasaklanmıştır!" diye yazmış. Adam içki içirtmiyor. Türkiye'de olsa gazeteler; "Vay gericiler vay!.." diye hop oturup hop kalkar. "Burada içki içemezsin!" diyor. Çünkü içki içince sarhoş olacak, orada parkta vs. insanlar, aileler rahat edemeyecek. Yasaklamış. İçki içecekse meyhanede içsin, diyor.
Deniz kenarında 8-10 araba kalabalık bir kafile halindeydik. Çok güzel bir derenin okyanusa karıştığı kumluk güzel bir yere çok büyük bir park yapmışlar. Oturma yerleri, abdest alma yerleri, abdest bozma yerleri, kebap pişirme yerleri var. Baktık karşı tarafta meyhane var. İçki satılan, bira satılan dükkân var ama belediye meclisi oraya yazmış. Burada içki içmek yasaktır, tamam! Oradan içkiyi alıp gelip de orada, o güzelim yerde içki içemez, içip de başkasını taciz edemez. Yasaklamış! Ne kadar akla mantığa uygun işler oluyor.
Allahu Teâlâ hazretleri hepimizi dindar eylesin. Çünkü en büyük akıllılık dindarlık, Müslümanlık. Müslümanlık olmadı mı her şey berbat oluyor!
Allahu Teâlâ hazretleri hepimizi ilmiyle âmil olan, ihlâslı müslümanlar eylesin. Allah, dîn-i mübîn-i İslâm'a canımız gibi severek, sımsıkı sarılarak, var gücümüzle yardım ederek Allah'ın rızasını kazanmayı cümlemize nasip eylesin. İki cihanda sevdiği kullarıyla beraber eylesin, onlarla haşreylesin, cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin.
Ben kardeşinizi de duadan unutmamanızı tekrar hatırlatırım. Allah her şeyi gönlünüzce, muradlarınız üzere versin, dileklerinizi ihsan eylesin. İki cihanda aziz olun.
es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
12.06.1998 -
Arkadaşa Yolculukta Eşlik
12.05.1997 -
Yakin ve Züht
