02.07.1999 - Peygambere İtaat, İslam Olmak, Hicret

02.07.1999 - Peygambere İtaat, İslam Olmak, Hicret
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!..
Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Cenâb-ı Hak dünyanın ve âhiretin hayırlarına cümlenizi erdirsin. Dünya ve âhiretin şerlerinden cümlenizi korusun.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki:
Ve ene zaîmün. "Ben yine kefilim..."
Kime?
Limen âmene bî ve esleme. "Bana iman eden ve müslüman olana..."
Allah'ın iradesine teslim olan, Allah'a söz veren, Allah'ın dinine giren kimseye kefilim.
Bi-beytin fî rabadı'l-cenneh. "Cennetin banliyösünde bir köşk sahibi olmasına kefilim." Ve bi-beytin fî vasatı'l-cenneh. "Veyahut ameline, ihlâsına, samimiyetinin kuvvetine, fedakârlığının fazlalığına göre Allah'ın cennetin ortasında bir ev, bir köşk vermesine kefilim." Ve bi-beytin fî a'lâ gurafi'l-cenneh. "Ya da cennetin en yüksek köşklerinde iskân olunmasına kefilim."
Fe-men feale zâlike. "Kim bu söylediğimi yaparsa..."
Peygamber Efendimiz'e inanıp müslüman olacak. İcabında yerini terk edecek, icabında kahramanca direnecek, savaşacak.
Lem yeda' li'l-hayri matlebâ ve lâ mine'ş-şerri mehrebâ. "Hayırlardan yapılmadık, Talep edilen, istenilen, temenni edilen hiçbir şeyi geride bırakmamış olur. Şerlerden de kaçınılmamış bir şey bırakmamış olur."
Böyle bir kimse istenilecek her şeyi istemiş sayılır; istenmeyecek, kaçılacak her kötü durumdan da kaçmış sayılır.
Yemûtü haysü şâe en yemût. "Artık nerede isterse, orada vefat etsin!"
Her hayrı elde etmiş, her şerden kaçmış olur, ömrü nerede sona ererse, orada âhirete irtihal eylesin.
Hayır nedir?
Allah'ın rızasını kazanmak, mükâfatına ermektir.
Şer nedir?
Dininin, imanının zaafa uğraması, kulluğunun kötü olmasıdır. Bir hileye, bir tuzağa, şeytanın bir oyununa kapılmasıdır. Şeytana uyması, nefse uyması, dünyaya kapılmasıdır.
"Böyle yapan bir kimse, bunların hepsinden sıyrılmış olur. Artık temenni edilen her şeyi de elinden geldiğince yapmış olur." diyor.
Cenâb-ı Hak bizleri Peygamber Efendimiz'e aşk ile, sıdk ile, sadâkat ile vefa gösterenlerden, bağlı olanlardan eylesin...
Evet, o bir çölde yetişti ama âlemlerin sultanı, seyyidü'l-evvelîne ve'l-âhirîn... Bunu anlamak için hayatını okumak lazım! Nasıl fedakârca yaşadığını, nasıl iyiliklerle ömrünü geçirdiğini, nasıl lüksten kaçtığını anlamak lazım!
Müslüman hatunlardan birisi, kendisine bir yatak getiriyor da;
"Yâ Resûlallah! Çok kuru yerde yatıyorsun. Sana bir yatak hazırladım, buyur, bundan sonra bunda yat!" diyor.
Peygamber Efendimiz bir gece o yatakta yatıyor. Ertesi gün bir de uyanıyor ki çok rahat uyumuş. Uykudan, rahatlıktan dolayı gece teheccüd namazına kalkamamış. Diyor ki;
"Bu yatağı alın götürün! Çünkü bu yatak çok rahat. Ben burada yatarken bu gece teheccüde kalkamadım. Bu kadar rahat iyi değil!"
Efendimiz yatağı geri göndertiyor.
Bir güzel elbise hediye etmişler; "Giy yâ Resûlallah" diye... Üstüne giymiş, çok yakışmış. Yeşil renkli çok da güzel bir elbise imiş. Hemen sahabîden birisi gelmiş;
"Yâ Resûlallah! Bu gömleğini bana versene!" demiş.
Peygamber Efendimiz;
"Pekiyi..." demiş, çıkartmış, vermiş. Daha sırtında ısınmamış, uzun boylu durmamış; hemen çıkartmış vermiş. "Vermem!" demiyor.
"Dur bakalım! Ne oluyorsun. Ben daha yeni giydim. Bu zamanda böyle bir olay olsa, istenen kimse; Bana da birisi hediye etti, veremem!" der.
Efendimiz; "Pekiyi..." dedi, verdi. O sahabîye gittiler;
"Yâhu, ayıp ettin. Resûlullah giyseydi biraz!" dediler.
"Ben vefat edince bununla sarınayım da, kabrimde Resûlullah'ın gömleği içinde yatayım, diye temenni ettim." dedi.
Resûlullah Efendimiz işte öyle cömert, ümmetine öyle şefkatli idi.
Lekad câeküm Resûlün min enfüsiküm azîzün aleyhi mâ anittüm harîsun aleyküm bi'l-mü'minîne raûfün rahîm.
Tevbe sûresinde bildiriliyor:
Öyle merhametli, öyle şefkatli, ümmetini korumaya kollamaya o kadar dikkatli idi. O bize bu kadar sevgi ve şefkat gösteriyor.
Süleyman Çelebi'nin Mevlîd-i şerîf'ini okuyoruz biz ama her tarafını okumuyoruz. Camideki zamanın ayarına, verdiği imkâna göre biraz başından, biraz ortasından, biraz sonundan okuyoruz. Mevlid kitabının okumadığımız güzel, şâheser başka beyitleri de var.
Peygamber Efendimiz küçükken, daha beşikte iken bir şeyler söylüyormuş. Kulağını yanaştırıp bakmışlar, "Ümmetim... Ümmetim..." diyormuş. Süleyman Çelebi bu rivayeti okuduğu için Mevlid'inde diyor ki:
Ol beşikte diler idi ümmetin,
O Resûlullah daha beşikte iken Cenâb-ı Hak'tan ümmetini isterdi. "Yâ Rabbi! Ümmetimi af ve mağfiret eyle!" diye dua ederdi.
Sen kocaldın, terk edersin sünnetin!
O beşikte iken seni düşünüyor; sen ihtiyarladın gittin, hâlâ onun sünnetini uygulamıyorsun, sünnetini terk ediyorsun, diyor.
İyi bir müslümanın Peygamber Efendimiz'in sünnetine göre yaşaması, sünnetini terk edip de bid'at yollara sapmaması lazım!
Bugün, halkın yaşantısına bakın! Yediği içtiği maddelerin haramlığına helalliğine, giyimindeki açıklığa saçıklığa, günaha şöyle bir bakın!.. Sünnet-i seniyyeden, Peygamber Efendimiz'in öğrettiği asıl dinden, asıl İslâm'dan ne kadar ne kadar uzaklaştıklarını, ne kadar ihmalkâr olduklarını üzülerek görebilirsiniz.
İnsanlık umûmiyetle böyle maalesef... Dünyanın her yerinde bir zevkperestlik, kendi zevkine, şehvetine tapınmak, kendi nefsine kul olmak, dünyaya sımsıkı bağlanmak, materyalizme sımsıkı saplanmak... Her yerde maalesef umûmî hastalık bu! O eski faziletler, fedakârlıklar, arkadaşlıklar, hayırseverlikler yine var fakat toplumlar uçuruma doğru gidiyorlar. Çünkü imandan uzaklaşıyorlar. İmandan uzaklaşınca, âhiret inancı olmayıncaÇünkü hesap korkusu yok! İnanç yanlış olunca, çok yanlış işler oluyor.
Cenâb-ı Hak bizi Peygamber Efendimiz'in o güzel, nurlu, pırıl pırıl sünneti yolundan ayırmasın. Allah'ın rızasına uygun yaşamayı nasip eylesin. Güzel müslüman olmayı nasip eylesin.
Peygamber Efendimiz'e inanmanın gereği, onu tanımak, sünnetine uymaktır. Allah'a teslim olmanın, müslüman olmanın gereği Kur'an'ı okuyup, öğrenip Kur'an yolunda yürümektir. Ondan sonrası gerekirse hicret, gerekirse cihat... Hicret edilecek yerde, zamanda, mecburiyette hicret etmesi; hicret edilmeyecek zamanda, yerde, şartlarda, İslâm'ın korunması, müslümanların savunulması, imanın öğretilmesi için olanca gücünü sarfetmesi lazım!..
Allah hepinize kendisinin rızasına uygun yaşamayı nasip eylesin... Rızasını kazanmayı nasip eylesin... Dünyada ve âhirette cümlenizi aziz ve bahtiyar eylesin...
04.04.1990 -
Aşure Orucu, Takvim
02.06.1995 -
Hicri Yıla Girdik,
