16.05.1997 - Aşure Gününde Tesbih Namazı, Teheccüt Namazı, Nuh (as), Aşure Tatlısı

16.05.1997 - Aşure Gününde Tesbih Namazı, Teheccüt Namazı, Nuh (as), Aşure Tatlısı
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh, aziz ve sevgili Akra dinleyicileri
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz kendileri Âşûrâ orucunu tuttulardı ve başkaları da tutsun diye emretmişlerdi."
Âşûrâ orucu Peygamber Efendimiz'in tavsiye ettiği, kendisinin tutmuş olduğu bir oruçtur.
Muharrem ayında bu gecelerde, gündüzlerde yapılacak başka neler olabilir diye, kardeşlerimize sevaplı başka şeyleri de konuşmamızda hatırlatalım:
Deniliyor ki: "Bu gecelerde tesbih namazı kılmak da çok sevaptır."
Tesbih namazı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in tavsiye buyurduğu bir namazdır. İnsanın hiç olmazsa ömründe bir defa kılması, daha çok kılabilirse her sene kılması, daha çok kılabilirse her ay kılması tarzında yapabildiğince çok yapmasını teşvik eden rivayetler var.
Tesbih namazı nasıl kılınır?
Dört rekâttır, her rekâtta 75 defa:
Sübhânallâhi ve'l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber.
Deniliyor. Sonuncusunda bunu söylerken ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm ekleniyor.
Bu nasıl oluyor?
Allâhu Ekber diye namaza durulduğu zaman Sübhâneke okunuyor. Fâtiha'ya başlamadan evvel sübhânallâhi ve'l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber 14 defa söyleniyor; 15'inciden sonra ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm deniliyor. Ondan sonra eûzu-besmele çekiliyor, Fâtiha okunuyor. Fâtiha'dan sonra Kur'ân-ı Kerîm'den bir miktar sûre veya bazı âyetler okunuyor.
Kıraat bitince, rükûa varmadan daha ayaktayken 10 defa sübhânallâhi ve'l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber deniliyor. 10'uncudan sonra ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm ekleniyor.
Başta 15 okunmuştu, rekâtın sonunda 10 okundu, 25 etti. Sonra rükûa varılıyor, rükûda her zaman okuduğumuz tesbihleri okuduktan sonra yine 10 defa bu okunuyor; etti 35. Rükûdan kalkıp doğrulduğu zaman kâmede yine 10 defa okunuyor; etti 45. Ondan sonra secdeye varılıyor, secdede her zaman çektiğimiz tesbihler söylendikten sonra 10 defa bu söyleniyor; etti 55.
Sonra iki secde arasında doğruluyoruz, orada, celsede yine 10 defa okunuyor; etti 65. İkinci defa secdeye varılıyor, orada da olarak okuduğumuz tesbihlerden sonra 10 defa okunuyor; etti 75. Bir rekâtta 75, ikinci rekâtta 75 daha; 150 ediyor. Selam verildikten sonra iki rekât daha kılınıyor. Böylece dört rekâtta 300 defa sübhânallâhi ve'l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber deniliyor.
Çok sevaplı bir namazdır, bugünlerle ilgili kitaplarda tavsiye ediliyor. Böylece size tesbih namazını da hatırlatmış olduk. Tesbih namazı yalnız kılınan bir namazdır. Fakat her zaman kılınan bir namaz değildir. Bazıları alışmamış, nasıl kılındığını bilmediği için öne bir imam geçip arkadakiler de ona uyarak kılınabilir. Bizim camilerimizde, İskenderpaşa'da ve kardeşlerimizin devam ettikleri camilerde cemaatle de kılınıyor. Tavsiye ederiz; o camilerde de bu akşam, bu tesbih namazını kılsınlar, bu sevabı kazansınlar.
Ayrıca geceleyin teheccüd namazı var. Teheccüd namazına kalkarlar da teheccüd namazı kılarlarsa çok iyi olur. Zaten teheccüd namazının fazileti, sevabı hadîs-i şerîflerde tavsiye edilmiş:
"Kim Allah rızası için biraz uyuduktan sonra geceleyin kalkar, iki rekât namaz kılarsa; dünyadan ve dünyanın içindeki her şeyden daha hayırlı bir iş yapmış olur, daha büyük mükâfat kazanmış olur." diye bildiriliyor.
Muharrem senenin yeni ayıdır, ilk ayıdır. Herhalde bu an'ane tâ İbrahim aleyhisselam zamanına kadar gidiyor. Bu ayları Musa aleyhisselam zamanında da böylece kullanıyorlardı. Dinler tarihi bakımından kutsal bir gün. Zaten bizim ibadetlerimizin bir kısmı tarihî olaylarla ilgilidir. Haccın İbrahim aleyhisselam'la, İsmail aleyhisselam'la, Hacer validemizle, onların başından geçen hikmetli olaylarla ne kadar ilgili olduğunu hacılar bilirler.
Allah rızası için gecelerinde teheccüd namazı kılmaya da gayret edelim. Bu teheccüd namazını da rivayet edilen şekiller arasında Fâtiha'dan sonra 50 İhlâs-ı şerîf;
Kul hüvallâhü ehad Allâhu's-samed lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad. diye okunması tavsiye edilmiştir.
Bu ayda çok çok tevbe ve istiğfar etmeye, bu Âşûrâ günü geçtikten sonra da tevbe istiğfar etmeye, oruçlar tutmaya gayret edilmeli! Böylece ibadetlerine taatlerine gayret göstermeli.
Bir de bu günde, an'anevî yemek var. İşin söz bakımından da tatlı, hakikaten mide bakımından da tatlı tarafı var. İçinde çeşitli gıdaların, kuru yemişlerin bulunduğu bir de tatlı yapılıyor.
O da neye dayanıyor, hangi an'aneye dayanıyor?
Nuh aleyhisselam ve kendisine inanan mü'minlerin tufandan kurtuluşuna dayanıyor. Nuh aleyhisselam tufandan önce gemi yapmaya başladı ve Kur'ân-ı Kerîm'in bize bildirdiğine göre deniz olan bir yerde değildi. Allahu Teâlâ hazretleri;
"Yâ Nuh, bir gemi yap!" diye emredince, Nuh aleyhisselam gemi inşa etmeye başladı. Yanından geçenler alay ediyorlardı;
"Yahu bu gemiyi ne yapacaksın, karada böyle gemi yapılır mı?" diye.
O, Allah'ın vahyi ile gemiyi yapıyor; ötekiler de vahyi ve istikbalde olacakları bilmedikleri için saçma görüyorlar.
İşte insanların durumları budur. Allah'ın mübarek kulları bir şey yapınca bazen gafil ve cahil kullar da onun neden yapıldığını bilmediği için alay ederler. Ama aslında kendileri zavallı durumdadır.
Nuh aleyhisselam gemiyi tamamladı. O sırada yağmurlar başladı. Yağmurlar başlayınca mü'minleri gemiye almaya başladı. Burada bir ibretli olayla daha karşılaşıyoruz, bunu da mutlaka altını çizip söylemek lazım:
Nuh aleyhisselam'ın kendisine inanmayan, tâbi olmayan insanların arasında oğlu vardı, hatta hanımı vardı. Hanımı ile oğlu Nuh aleyhisselam'ın peygamberliğini tasdik ederek ona tâbi olmamışlardı:
"Oğulcuğum gel, gemiye bin!" diye söylediği zaman, babasına;
"Ben yüksek bir tepeye tırmanırım, sudan kurtulurum, yağmur bana zarar vermez." diye cevap vermişti.
Ama o sırada azgın seller gelip tam bu konuşmayı yaparken çocuğu devirip götürmüştü. Peygamber ailesinden olmasına rağmen bazı insanlar imandan yana nasipsiz olabiliyor. Demek ki peygamber ailesi olmak bile tam bir teminat olmuyor. Herkesin Allah'ın rızasını kazanmaya çalışması, akrabalıklara güvenmemesi lazım! Allah sevgisini, rızasını kazanmak için kendisine dikkat etmesi, çekidüzen vermesi lazım!
Nuh aleyhisselam bu olayı gördü, üzüldü ama ne yapsın mukadderât.
Gemi suyun üstünde yüzmeye başladı, aylarca böyle devam ettikten sonra Muharrem ayının onuncu günü, sular çekilmeye başlayınca gemi Cudi dağının üstüne oturdu. İçindeki yiyecekler de azalmıştı, en son ne varsa pirinçten, fasülyeden, nohuttan, incirden, üzümden, zerdaliden, şeftaliden, erikten… Bir yemek yaptıkları kitaplarda rivayet ediliyor. Allah için tuttukları o orucu da bu pişirdikleri yemekle açtıkları için bu gün de Nuh aleyhisselam'dan bir hatıra olmak üzere, biz müslümanlar böyle bir Âşûrâ yemeği yapıyoruz, dağıtıyoruz.
Bu, bir tatlı hatırayı canlandırmak için yapılıyor ama işin öbür tarafında ne var?
Netice itibariyle eve bir ikram sağlanırsa, bütün sene bolluk olacak. Başkalarına iyilik yapılırsa bu ayda yapılan iyiliklerin mükâfatı çok, o da sağlanmış oluyor. Onun için hanımlara tavsiye ederiz, hatırlatırız, zaten onların hatırlarındadır. İnşallah en güzel şekilde, evdeki kuruyemişlerden, üzümlerden güzel aşureler yaparlar; üstüne tarçınlar, karanfiller de ekleyerek, konu komşuya, tanıdıklarına, dostlarına, fukarâya, cemaate ikram ederler. Böylece bir muhabbet olur, hayır olur. Allah razı olsun, ellerine sağlık olsun, sıhhat ve afiyet olsun diyoruz, onu da hatırlatıyoruz.
Nice nice böyle mübarek kutlu günlere, sıhhat ve afiyetle erişmenizi, dünya ve âhirette aziz ve bahtiyar olmanızı temenni ederiz, Allahu Teâlâ hazretlerinden dileriz. Âşûrâ gününüz ve Muharrem ayınız mübarek olsun. Allah sizi iki cihanda her türlü bildiğimiz, bilmediğimiz, aklımıza gelen, gelmeyen hayırlara erdirsin, her türlü şerlerden korusun. Cennetiyle Cemâli'yle müşerref eylesin.
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.
16.05.1997 -
Aşure ve Muharrem
14.04.2000 -
Aşure Gününde Oruç,
