İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

17.05.1996 - Zamanın Kıymetini Bilmek, Haram Aylar, Hilalin Gözlenmesi

17.05.1996 - Zamanın Kıymetini Bilmek, Haram Aylar, Hilalin Gözlenmesi
Günün Sohbeti

17.05.1996 - Zamanın Kıymetini Bilmek, Haram Aylar, Hilalin Gözlenmesi

03.12.2019
16 dk

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri;

Allah-u Teâla Hazretleri cümlemize sevdiği, razı olduğu vech ile ibadetler yapmayı, haclar umreler yapmayı, rızasını kazanmayı, cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip etsin.

Zamanı üçe ayırmış büyüklerimiz: Birisi mâzi, birisi şu anda içinde bulunduğumuz zaman, birisi istikbal, gelecek zaman diye üç bölümde mütalaa etmiş. Çünkü bunlara yapılacak muamele değişik olacak. Mâzi -geçmiş zaman- geçmiş gitmiştir, onun için yapılacak şey sadece mâzinin düşünülmesi, müzâkere edilmesi, muhasebe edilmesidir. Bu mâzi nasıl geçti, Allah'ın rızasına uygun mu geçti, ne gibi hatalar oldu, ne gibi işler yapıldı? Onları düşünüp, onlardan ders almak, ibret almak. Bir de hatalarına tevbe istiğfar eylemek, Allah'tan af dilemek, iyi işleri yapmaya da kalbinden düşünüp niyetlenmek, "ben ilerde şunu yapacağım." diye. Çünkü mü'minin niyeti amelden hayırlıdır. Niyetini yapamasa bile niyetinden dolayı sevap kazanır.

İkinci zaman; içinde bulunduğumuz zamandır. İslâm'a göre en kıymetli, üzerinde en çok durulması gereken zaman parçası içinde bulunduğumuz zamandır. Çünkü içinde bulunduğumuz zamanı iyi değerlendirirsek bütün zamanlar iyi geçmiş olur. Zamanını şu anda nasıl değerlendiriyor nasıl geçiriyor? Şu anda yaptığı işler, bulunduğu yer, iştirak ettiği faaliyet, Allah'ın rızasına uygun mu diye düşünmesi lazım. Ve Allah'ın rızası ne ise onu yapmaya dönmek. Allah'ın sevmediği, "yapmayın" dediği bir iş üzerinde ise hemen bırakmak gerekir. Gaye Allah'ın rızasını kazanmaktır. Allah'ın sevdiği, razı olduğu işleri âmâl ü ef'âli yapmaktır. Sevmediği işleri de bırakmaktır. Zikirden, Allah'ı anmaktan, hatırlamaktan murat da budur. İtaattir. Allah'ı zikredecek, hatırında tutacak ama hatırına getirdiği halde ona isyan etmeyecek. Hem Allah hatırında, Allah'ın kendisini gördüğünü, hesaba çekeceğini biliyor hem de günah üzerinde devam ediyor. Bunun kıymeti yok.

Onun için "bir insan, eğer elinde tesbih olsa Lâilâhe illallah veya Allah demekte olsa bile o anda günah üzere, kötü bir yol üzere, yanlış bir iş üzere ise Allah'ı zikretmiyor demektir." diye hadîs-i şerîflerde bildiriliyor. Zikirden de murat; Allah'ı hatırlayıp Allah'a itaat etmek, rızasını kazanacak işleri yapmaktır. Onun için içinde bulunduğumuz, sahip olduğumuz zaman, en önemli zamandır. Mâzi geçmiştir, elimizden kaçmıştır. İstikbal ya gelir ya gelmez. Önümüzdeki zamanı, kaç sene yaşayacağımızı bilmiyoruz. Seneyi bırakalım kaç saat, kaç dakika yaşayacağımızı bilemeyiz. Yahya Kemal'in dediği gibi:

Bir tel kopar âhenk ebediyen kesilir.

Birden hayatın ebediyen kesilebilir, tel kopup insanın eceli gelip vadesi yetip bitebilir. Sahip olduğumuz zaman, içinde bulunduğumuz zamandır. Bir de önümüzdeki zaman var. İstikbal bizim için avantajlıdır. Çünkü istikbali düşünüp planlama yapmamız mümkün. Çeşitli planlar, projeler, stratejiler, taktikler, niyetler, projeler hazırlamak mümkün. İslâm'da yapılmamış olsa bile iyi şeyleri düşünmenin, planlamanın, temenni etmenin, niyet etmenin sevabı var. Bunun için istikbale ait böyle ön çalışmalar yapmamız lazım ve yapmak için de fırsat var elimizde. Çünkü henüz o zaman gelmemiştir, gelecektir.

Bunu niçin anlatıyorum sevgili dinleyiciler. Bunlar çok önemli bilgiler.

Zamanı iyi kullanmak müslümanın önemli bir vazifesidir. Zamanla ilişkisi müslümanın çok önemlidir. Hepimizin kolunda saat var ama saatlere, dakikalara, saniyelere, günlere önem vermezsek o saatin kıymeti yok. Yani dakikalar, saniyeler bile kıymetlidir, bir saniyenin bile boş geçmemesi lazımdır.

İslâmî, kamerî takvimde yeni bir ay ne zaman başlar?

Akşam güneş batarken, ufukta yeni hilâl görününce başlar. Yani bu akşam eğer yeni hilâl görünürse, yarın yeni bir ay başlıyor demektir. Güneş battıktan sonra ufukta incecik bir hilâl görünürse yarın ayın biridir. Daha önceden beri gözlüyorsunuz, görmüyorsunuz, görmüyorsunuz… derken bir akşam karşınızda güneş battıktan sonra incecik bir hilâli görebiliyorsunuz. Tamam! Demek ki ay, dünya ile güneşin arasındaki doğrultudan biraz daha yan tarafa kaymış. Böylece kenarı güneş ışınları tarafından aydınlanacak hâle gelmiş hilâl. Demek ki "kavuşum noktası"nı geçmiş diyoruz biz buna, teknik tabir. Araplar "içtima noktası" derler. Türkçe kavuşum deniliyor. Batı dillerinde de bir karşılığı vardır. Şu anda hatırlayamıyorum. Demek ki kavuşumu geçmiş hilâl görünebiliyor. Tamam! Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yeni bir ay'ı böylece anlatmış. Hilâli gördüğünüz zaman ertesi günü yeni bir aydır. Gayet kolay.

O devri düşünün, çeşitli ülkeleri, bölgeleri düşünün, insanları düşünün, zamanı nasıl ayarlıyorlar?

Akşamleyin ufka bakarken, zaten o vakit akşam namazı vaktidir. Zaten hazır olacak. Ufka bakarken yeni hilâli gördü mü, demek ki yeni ay başladı diyecek oradan sayacak. Peygamber Efendimiz Ramazan'ın tespiti hususunda da bu esası koymuş. Hilâli gördüğünüz zaman ertesi günü Ramazan demektir, oruç tutmaya başlayın. Ondan sonra 29 gün veya 30 gün geçecek. Çünkü küsurattır. Küsurat bazen bu tarafa eklenir, bazen de öteki tarafa eklenir. 29 veya 30 olur. Bir daha hilâl gördüğünüz zaman bayramdır. Artık Ramazan bitmiştir. Ramazan'dan sonraki Şevval ayı gelmiş demektir. Hilâli gördüğünüz zaman oruç tutun, hilâli gördüğünüz zaman orucu bırakın, bayram yapın diye hilâle bağlanmış olduğu için biz hilâlin görünmesini esas alıyoruz. Hilâli görmeyi esas alıyoruz. Şimdiye kadar da o esas alınırdı. Herkesin görmesi esas alınırdı. Hilâli gözleme önemliydi. Ramazan'da da önemliydi. Ramazan'ın bitimini tespit için Şevval'de de önemliydi; bir de Arafat'a ne zaman çıkacağını bilmek için Zilhicce dediğimiz hac ayının da başlangıcını bilmek önemliydi.

Böylece en aşağı üç ayın bilinmesi önemli. Bir de bunların doğru tespiti için daha önceki ayların tespiti önemli olduğundan müslümanın bu hilâli takip etmesi lazım. Hilâlin macerasını bilmesi lazım. Nasıl hilâl olur, nasıl yarım ay olur, nasıl dolunay olur, nasıl tekrar küçülmeye başlar, ay başında ne zaman görünür, ay sonunda ne zaman görünür. Bunları müslümanın bilmesi lazım. Biz ona uyuyoruz.

Yeni bir yıl başlıyor. Bu heyecanlandırıcı mühim bir olay. Biz yeni bir yıl başladığı zaman hangi duyguların içine giriyoruz müslümanlar olarak?

Geçmiş yılın muhasebesine giriyoruz. Nasıl geçti geçmiş yılımız diye onu düşünüyoruz. Ondan sonra da "gelecek yılı nasıl geçireyim?" diye tefekküre dalıyoruz, planlar yapıyoruz. Bu bakımdan bizim için önemli oluyor. Şimdi kamerî yılın Ramazan'dan sonra bayramın ilk günleri ile başlayan Şevval ayı vardır. Ondan sonra Zilkâde vardır. Zilkâde, hacdan bir önceki ay olur. Kâde oturmak demek, biliyorsunuz.

Mesela namazda da oturmaya el-kâdetü'l-ûlâ deniliyor. Dört rekâtlı bir namazın ilk iki rekâtını kıldıktan sonra oturuyoruz. Biz et-tahıyyâtüyü okuyoruz, teşehhüd okuyoruz, el-kâdetü'l-ûlâ. Ondan sonra veya dört rekâtı tamamladıktan sonra oturmamıza el-kâdetü'l-âhıra diyoruz. Son oturuş demek oluyor. Kâde oturmak demek.

Zilkâde ne demek?

Oturulan ay demek.

Niye bu ismi vermişler acaba Araplar hacdan bir önceki aya?

Onların lügatlerini karıştırdım, orada izahını gördüm. Hac, Araplar'da eskiden beri geleneksel olarak tarihi bakımdan çok önemliydi. Kabileler hacca gitmek için yola çıkacaklar. Belki bir aylık yoldan belki daha uzun bir yoldan gidecekler, Kâbe-i Müşerrefe'de hac yapacaklar. Mekke-i Mükerreme'de hac yapacaklar, vazifelerini yapacaklar, o zaman düşmanlıklar, mücadeleler, husumetler, kan davaları, diğer mücadeleler bırakılıyor. Bu sosyal bir mutabakat imiş eski cahiliye Arapları arasında. Yani hac yapılacak, tamam! Silahları bırakalım, mütareke deniliyor ya hani, silahları bırakalım veya time out diyorlar sporda. Ara verelim, "sonra yapacağımızı yaparız. Ama şu anda bir ara verelim." diyorlar.

İşte, Zilkâde oturup ara verme ayı.

Neden?

Hacılar hacca gitsin diye. Haccın yapıldığı ayın adı da Zilhicce. Haccın yapıldığı ay demek.

Hicce ne demek?

Bir çeşit ziyaret demek. Ziyaretler çok olabilir ama hicce bir çeşit ziyaret, Kâbe-i Müşerrefe'yi ziyaret.

Arapça'da böyle fi'le vezninde olunca, mastarun nev derler.

Bir şeyin yapılış nev'ini, cinsini, şeklini gösteriyor. Bir çeşit ziyaretin yapıldığı ay.

Hangi ziyaret bu?

Hani ev ziyareti mi, komşu ziyareti mi, düğün ziyareti mi vesaire hiçbiri... Onlar değildir. Allah'ın Beyti olan Kâbe-i Müşerrefe'yi ziyaret ve usûlüne göre o ziyaretin gerektirdiği vazifeleri yapmak.

Hicce bir çeşit ziyaret. İşte Zilhicce, içinde haccın yapıldığı ay demek. Ondan önceki ayın adı; herkes silahları bırakıyor, oturuyor, mücadeleyi bırakıyor, Zilkâde oturma ayı. Mücadeleyi terk etme ay'ı. Kendi aralarında kabile mücadeleleri olsa bile.

Peki, hacdan sonra ayın adı ne?

Muharrem.

Muharrem de her şeyin, suçun, mücadelenin, kavganın, gürültünün yine haram kılındığı, yasaklanmış olduğu ay demek. Demek ki hacdan önce de yasak, herkes oturuyor silahları bırakıp, hacdan sonra da yasak. Artık hac yapmış, bırak bakalım düşmanın bile olsa, dokunma mânasına. Muharrem de hacdan sonraki ay oluyor. Hicrî yılbaşı oluyor.

Hicrî yılbaşı olması Hz. Ömer zamanında alınmış bir karar. Hz. Ömer radıyallahu anh'ın devrinde Emîrü'l-mü’minînlik yaptığı zamanda, halifeliği zamanında alınmış ama teklifi de Hz. Ali Efendimiz yapmış. Allah şefaatlerine erdirsin. Fikir de Hz. Ali Efendimiz'in fikri, hicret esas olsun diye. Teklifi güzel, bilimsel ve çok isabetli; hayran olduğumuz teklifi yapan Hz. Ali Efendimiz.

Evet, Muharrem ayı birinci ay oluyor ama isminin sebebi de artık hacılar yerine varıncaya kadar savaş haram mânasına geliyor. Böylece Zilkâde haram aylardan! Zilhicce zaten haccın yapıldığı ay, o da haram! Ondan sonra herkesin yurduna dönmesinin sağlandığı ay Muharrem, o da haram! Üç ay peş peşe... Demek ki üç ay da haram aylar oluyor. Ama Kur'ân-ı Kerîm'den biliyoruz ki Allah-u Teâlâ hazretleri on iki ay yaratmıştır. Bundan dördü haram aydır deniliyor. Zilkâde, Zilhicce, Muharrem haram aylardır.

Dördüncü haram ay hangisidir?

Bunu da kendi aralarında yine sosyal bir mutabakatla örf, âdet, cahiliye devrinin tarihî hatıraları. Ama orada kalmamış, bizim de dînî hayatımızda. Zamanlamamızın esası olduğu için bugün bizim için de canlı. Dördüncü haram ay da Muharrem'den beş ay sonra gelen Receb ayı. Receb ayı, bu üç tane birbirine komşu, bitişik haram aylardan çok ayrı geldiği için onun adına Recebü'l-ferd derler. Öteki ayların arasında haram olmayan ayların içinde tek başına kalmış. Demek ki Araplar böyle üç ay hac için bir arada mütareke yaptıkları, silahla mücadeleyi bıraktıkları gibi bir de sıkılıyorlar, bir aylık mütareke daha yapıyorlardı. O da Receb. Hatta Receb'in bir adı Recebü'l-asam'dır.

Asam; Arapça'da sağır demek.

Niçin sağır?

Receb ayında da bir düşmanını görse görmemiş gibi olacak, geldiğini bilseler, söyleseler, bilmemiş gibi olacak, sağır gibi.

Neden?

Receb ayında da mücadele olmaz diye karar vermişler, âdet yerleşmiş aralarına. Böylece Receb tek, o ileride Muharrem'den beş ay daha geçtikten sonra gelecek. O ayları da Allah saadetle idrak etmeyi nasip eylesin.

Üç aylar diyoruz onlara da Receb, Şaban, Ramazan.

O da mânevî sevapların çok olduğu, Peygamber Efendimiz'in ibadetini çok arttırdığı bir mevsimin başlangıcı.

Sevgili kardeşlerim yeni yılınızı tebrik ederim. Allah nice nice yıllara sizi mutlulukla, sağlıkla, âfiyetle, huzur ve saadetle ve yolunda yürüyen iyi bir mü'min olarak erenlerden eylesin. Ömrünüzü rızasına uygun geçirmeye muvaffak eylesin. Cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin.

Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühû aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA