İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

22.01.1999 - Ramazandan Sonra, Nefs Mücadelesi, Her Ay 3 Gün Oruç, Arefe Günü Orucu

22.01.1999 - Ramazandan Sonra, Nefs Mücadelesi, Her Ay 3 Gün Oruç, Arefe Günü Orucu
Günün Sohbeti

22.01.1999 - Ramazandan Sonra, Nefs Mücadelesi, Her Ay 3 Gün Oruç, Arefe Günü Orucu

09.05.2022
13 dk 13 sn

Es-selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.

Aziz ve sevgili Akradyo dinleyicileri;

Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun, devam etsin, daimi olsun. Allah rahmetinden mahrum etmesin. Rızasının dairesinin dışına adım attırmasın. Sevdiği kul olmayı nasip etsin. Ramazan geçti; Ramazan'da kazanılan güzel vasıfları Ramazan'dan sonra kaybetmemeyi nasip etsin.

Oruç güzel bir ibadettir. Oruç çok güzel bir ibadettir.

1. Ruhun ve nefsin terbiyesi bakımından çok güzeldir. İnsanın iradesinin kuvvetlenip kendisine, nefsine hâkim olması bakımından çok güzeldir.

2. Sıhhî ve bedenî bakımdan çok güzeldir. Biz yiye yiye adeta vücudumuzu zorluyoruz, tazyik altında tutuyoruz. Biraz yememeyi öğrenerek midemizi, karaciğerimizi, sindirim cihazlarımızı rahatlattırmış olacağız. Her şey dinlenecek, hafifleyecek, rahatlayacak. Bunun hem sevabı var, hem sıhhî faydası var. Maddî ve mânevî faydası var. Rûhî ve irâdî faydası var. Çok kıymeti var. Ahlâkî faydası var; çünkü insan nefsine hâkim olduğu zaman [ahlâkı güzelleşiyor.] Ahlâk dediğimiz şey insanın kendi nefsine hâkim olmasıyla olabiliyor. Yoksa insan nefsine yenildi mi ahlâksızca işleri yapıveriyor.

Nefsi yenmek…

Kim nefsini yenerse o felâh bulur. Kim nefsini yenemezse, engelleyemezse, dizginleyemezse, frenleyemezse o da mahvolur. Nefsi insanı çok kötülüklere bulaştırır: içki içirir, kumar oynattırır, para kaybettirtir, hırsızlık yaptırtır, rüşvet aldırtır… Gözlerini hırs bürür. Canı bir şeyi çektiği zaman haram, günah, yasak tanımaz, onu yapmaya yönelir, büyük günahlara girer. Sonunda çok fena olur.

Onun için oruç çok güzel bir ibadet.

Men sâme selâsete eyyâmin min külli şehrin fe-kad sâme'd-dehra küllehû. "Her kim her ayın içinde üç gün oruç tutarsa bütün zamanı, bütün ömrü, bütün seneyi hep oruçlu geçirmiş gibi olur."

Tamam, bunu da anlıyoruz. Bizim bildiğimiz bir hesap var; iyilikler en aşağı on misli mükâfatlanacaktı. Her aydan üç gün olunca, demek ki on misli otuz edecek. Her aydan üçer üçer tutunca bütün sene oruçlu gibi olacak. Peygamber Efendimiz'in bu sözünü anlıyoruz. Kural işliyor. İlâhî mükâfat kuralı işliyor. Üç gün tutunca otuz gün sevabı verdiği için, bütün seneyi tutmuş gibi sevap kazanıyor sevgili dinleyiciler.

Demek ki her aydan üç gün tutacak.

"Hangi üç günü tutayım?"

Bu hususta çeşitli tavsiyeler var. Başında, ortasında, sonunda tutarsan olabilir. Tam ortasında 13, 14, 15'inde tutarsan o da olur. Daha güzel olur. Aralıklı aralıklı, istediğin zaman tutarsan, o da olur. Çünkü, "Mutlak ıtlâkı üzere bırakılır." Mecelle'nin kaidesi bu! Yani Peygamber Efendimiz herhangi bir şart koşmadan söylemişse, "Bir ayda üç gün oruç tutan bütün senesini, ömrünü oruçlu geçirmiş gibi olur." diyorsa, öyledir. Artık "hangi gün"ü kalmaz. Teferruat söylenmemiş, şart koşulmamışsa o umûmî genel hükme uyan her çeşit tavır olabilir.

Bir keresinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;

"Ey insanlar! Allah size bu mübarek Kâbe-i Müşerrefe'yi, Beyt-i Muazzama'yı, Mescid-i Haram'ı belirli zamanda, belirli kurallara, farzlarına riayet ederek ziyaret etmeyi, haccetmeyi farz kıldı."

Hac âyetleri, emirleri gelince cemaate, etrafındaki kalabalığa böyle duyurdu. Bir zât kalktı o sorunun, o açıklamanın üzerine Peygamber Efendimiz'e dedi ki;

"Yâ Resûlallah! Her sene mi haccedeceğiz?"

Efendimiz hiç cevap vermedi. O, Peygamber Efendimiz'i duymadı sandı. Tekrar;

"Yâ Resûlallah! Allah her sene mi haccetmeyi emrediyor? Her sene mi haccedeceğiz?"

Efendimiz yine bir şey demedi. Bir şey dememesinden yine anlamadı, bir kere daha sordu. Peygamber Efendimiz içeri girdi, bir müddet sonra çıktı. Dedi ki;

"Ey insanlar! Ben size bir söz söyledim mi benim söylediğimle yetinin. Fazla soru sorup da kendinizi tehlikeye atmayın! Çünkü eğer 'her sene mi' dediği zaman ben cevap verseydim, 'her sene' deseydim Allah, ben O'nun peygamberi olduğum için benim hatırıma haccetmeyi her sene farz ederdi. Her sene de gidemezdiniz, hepiniz günahkâr olurdunuz."

Her sene hacca kaç kişi gidebilir?

Belki Hicaz'dakiler gidebilir ama uzaktakiler gidemez.

"Ben umûmî söylemişsem umûmî haliyle bırakın. 'Her sene mi, şartı var mı, şurtu var mı?' diye sormayın. Sorarsanız, zorlaşır."

Biliyorsunuz Kur'ân-ı Kerîm'in ikinci ve en büyük sûresi Bakara sûresinde yahudilerin bir inek kurban kesme macerası vardır. Allahu Teâlâ hazretleri onlara;n"Bir inek kurban edin!" dedi. Onlar bu sefer dediler ki;

"Nasıl bir inek? Rengi nasıl olacak? Şöyle mi, böyle mi?"

Onlar sordukça Allah da, "Şöyle olacak, böyle olacak." diye şartlar vahyetti. Bu sefer o cins ineği bulmakta zorluk çektiler. Kestiler ama neredeyse kesmeyeceklerdi, günahkâr olacaklardı. Allah'ın kahrına, gazabına uğrayacak duruma geleceklerdi.

Demek ki "üç gün tutmak" diyor. Tamam! Artık, "Bunun hangi günüydü, hangi tarihleriydi?" filan diye karıştırmaya lüzum yok. Bir ayın içinde kendisine uygun gelen üç gün oruç tutarsa o sevabı alır.

Bir başka hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Hatîb-i Bağdâdî'nin Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet ettiğine göre, bir de Sehl İbn Saad radıyallahu anh'ten rivayet var, diyor ki;

Men sâme yevmen tetavvuan lem yettali' aleyhi ehadün, lem yerdallâhu lehû bi-sevâbin dûne'l-cenneti.

Ne kadar güzel!

"Bir insan Ramazan'ın dışında, farz olmayan bir zamanda…" Mecbur değil, farz değil ama "Sevap kazanayım." diye… Buna tav'an veya tatavvuan deniliyor. Yani, "İtaat olsun, Allah'a kurbiyet olsun, yakınlığa vesile olsun, sevap kazanayım." diye kim bir gün nafile oruç tutarsa...

Nafile, bizde boşuna mânasına da geliyor da onu kullanmak istemiyorum. "Nafile uğraşma" yani boş yere uğraşma gibi anlaşılıyor. Tatavvuan güzel! "Bir insan Allah'a itaat kastıyla, iyi kulluk yapmak maksadıyla bir gün oruç tutarsa…"

Ama nasıl, şart?

Lem yettali' aleyhi ehadün. "Onun oruç tuttuğuna kimse vakıf olmayacak." Kimse anlamayacak, kimseyi bilgilendirmeyecek, kimseye açmayacak, "Ben oruçluyum." diye ifşâ etmeyecek. Kimse de bu adamın oruçlu olduğunu anlamayacak. Yani delikanlı tabiriyle söyleyelim, çaktırmadan, sezdirmeden orucu tutacak.

Lem yettali' aleyhi ehadün. "Kimse bunun oruçlu olduğunu anlayamadı."

Öyle bir oruç tutarsa Allahu Teâlâ hazretleri onun mükâfatı olarak cennetten başka bir şeye razı olmaz. Yani, "Bu orucun mükâfatı cennettir, der; cenneti verir." demek.

Demek ki aziz ve sevgili dinleyiciler;

Oruçları Allah rızası için tutacağız ve "Oruçluyum, oruçluyum." diye de herkese söylemeyeceğiz, saklamaya çalışacağız. "Ben ne adamım, ne kadar dindarım! Bak, ne kadar âbid ve zahidim! Görüyor musunuz, işte oruçluyum, oruçluyum..." derse o zaman riyaya, gösterişe, süm'aya girer. Allah'ın sevmediği şeyler bunlar. Gösteriş için, başkası beğensin, alkışlasın veya takdir etsin diye böyle şeyler yapmak doğru değil; onlardan kaçınacağız. İbadetin, nafile ibadetin yani tatavvu, farz, mecburî olmayan, sevap kazanmak maksadıyla yapılan ibadetlerin saklı olmasını Allah seviyor. Riya olmasın, gösteriş olmasın, şöhret olmasın, alkış olmasın, caf caf olmasın, fiyaka olmasın, adam onu kullanmasın. Âhiret işi yapıp da dünyalık nüfuz ve alkış toplamak gibi çirkin işler tahakkuk etmesin diye saklamayı dinimiz uygun buluyor.

O zaman ne olur?

Sessiz sedasız olursa mükâfat alır. Alkışlı, davullu, zurnalı, "Ben oruçluyum! Ben oruçluyum! Ben oruçluyum!.." derse sevabı gider. Anlıyoruz ki ibadetler sessiz sedasız, Allah rızası için yapılacak.

Oruçla ilgili bir-iki hadîs-i şerîf daha okuyalım. Nafile oruçların mükâfatları hakkında çeşitli hadîs-i şerîfler var ama başka başka zamanlarda tutulan oruçları anlatmak istiyorum;

Men sâme yevme arefete ğaferallâhu lehû seneteyni seneten emâmehû ve seneten halfehû.

Hatırınızda kalsın istediğim, kalmasını temenni ettiğim hadîs-i şerîflerden birisidir. İbn Asâkir; Ebû Said hazretlerinden, Taberânî ve İbn Mâce; Katâde hazretlerinden rivayet etmişler. Başka kaynaklarda da var.

Arefe gününde oruç tutmak.

Arefe günü hangi gündür?

Karışıklığa sebep olmasın diye belirtmem lazım! Yevm-i arefete dediği, hacıların Arafat'a çıktığı gün demek. Biz her güzel bayram gününün bir gün evveline arefe diyoruz; öyle değil! Burada maksat hacılar hacca gittiğinde Kurban bayramından bir gün önce Arafat'a çıkıyorlar, işte o Arafat'a çıkma günü. Yani Zilhiccenin dokuzu. Zilhicce kamerî ayının dokuzuncu günü; tarih bu!

"Kim arefe günü oruç tutarsa Allah onun iki senelik günahını bağışlar."

Bakın, bir günlük oruçla iki senelik günahını bağışlıyor.

Seneten emâmehû.

"Önündeki bir yılın günahını bağışlar."

Ve seneten halfehû.

"Geçirmiş olduğu, mazide kalmış olan senenin günahını bağışlar."

Çok ilginç! Bu o kadar ilginç ki ben buradan şu anlamı sezinliyorum, inşaallah yanlış değildir:

Yani bu orucu tutanı Allah önündeki senede de yaşatacak da o sene yapacağı günahları da affedecek. Bir sene daha yaşamasını insan bilmez ki önündeki senesinin günahları affolsun.

Ne demek?

Yaşatacak… Allah ömür verecek de hatası, günahı da olursa bağışlayacak, mânasını seziyorum.

"O zaman aman bunu yazalım hocam!"

Zilhiccenin dokuzu... Açın takvimi, Zilhicce'nin dokuzunu kırmızı boya ile boyayın, fırçayla kocaman çarpı işareti koyun. Not olarak da isterseniz, "Kurban bayramından bir gün önceki arefe günü oruç tutmak!" diye yazın.

Yalnız burada bir şeyi hatırlatayım:

Hacılar, hacca gitmiş olan hacı babalar, hacca gidecek olan hacı namzedleri, hacı valideler, teyzeler Arafat'a çıktıkları gün oruç tutmazlar. Yani oraya hacca gitmiş olanlar tutmazlar. Orada mekruh. Pek makbul değil, uygun değil.

Neden?

Çünkü orada ibadet edecek; sefer hali, seyahat hali var. Ev yok, bark yok, sıkıntı var. Mina'dan sabahleyin Arafat'a gidecek, akşama kadar orada çadırda kalacak. Oradan akşamleyin Müzdelife'ye gelecek. Müzdelife'de ikamet yeri yok, çadır bile yok; açıkta kalacak. Yürüyecek, yürümezse vasıtaların içinde bekleyecek, pişecek, yorulacak. İşte o gün hacılara tavsiye edilmiyor.

Hacca gitmeyenler yazsınlar. Gidemeyecek veya gitmiş olanlar, Kurban bayramının arefesinde oruç tutmayı takvimlerine, "Bugün de çok sevapmış." diye işaretlesinler. Bunu da bildirmiş oldum.

Allah lütf-u keremi ile gaflet uykusundan uyandırsın. Kendisine güzel kulluk yapmayı nasip etsin. Tevfikini refik eylesin. Sonunda hem dünyada hem âhirette bahtiyar olmayı, felaketlere uğramamayı, cezalara çarpılmamayı nasip eylesin. Cümlemizi, cümlenizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin aziz ve sevgili dinleyiciler.

Es-selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA