24.03.2000 - Mümin Kardeşine Dua, Duanın Önemi

24.03.2000 - Mümin Kardeşine Dua, Duanın Önemi
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh... Aziz ve sevgili dinleyiciler. Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun...
Enes radıyallahu anh'ten Hulvânî rivayet etmiş ki; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor;
Ye'tî ale'n-nâsi zemânün yed'û fîhi'l-mü'minü li'l-âmmeti feyekûlu'llâhu: Üd'u li-hâssati nefsike estecib leke feemme'l-âmmetü fe innî aleyhim sâhitun.
Sadaka Resûlullâh, fî mâ kâl ev kemâ kâl.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bildiriyor ki;
Ye'tî ale'n-nâsi zemânün. "İnsanların üzerinden asırlar, devirler, yıllar geçe geçe, insanların başına bir zaman gelir ki..."
Peygamber Efendimiz kendi devrinden, ileride olacak bir hadiseyi bildiriyor.
Yed'û fîhi'l-mü'minü li'l-âmmeti. "Mü'min, orada, o zamanda âmme için dua eder."
İnsanın kendisi için dua yapması caizdir. Kendisine, anne babasına, arkadaşlarına, sevdiklerine dua eder. Ama bir mü'min bir mü'min kardeşine, o yokken, onun arkasından, onun lehine dua ediverirse; en süratli kabul olunan dualardan birisi budur. Çünkü sevgiden doğuyor. Bu mü'min, o mü'mini seviyor da, gıyabında Allah'a yalvarıyor, onun için dua ediyor. Bu Allah'ın sevdiği bir duadır, çabuk kabul edilir. Onun için mü'minler kendilerinden başkalarına, kardeşlerine, arkadaşlarına, Ümmet-i Muhammed'e dua ederler.
Ümmet-i Muhammed'e dua etmek de çok sevaptır. Efendimiz'in bize öğrettiği dualardandır;
Allâhümmerham ümmete muhammedin rahmeten âmmeh. "Yâ Rabbi! Ümmet-i Muhammed'e umûmî olarak rahmetinle tecelli eyle, rahmetini ihsan eyle, onlara merhamet eyle, lütfuna mazhar eyle!" demek oluyor.
Böylece insan, Ümmet-i Muhammed'in umumuna dua etmiş oluyor.
Sonra mesela, hadîs-i şerîfte bildiriliyor:
Allâhümmağfir li'l-mü'minîne ve'l-mü'minât. "Yâ Rabbi, mü'min erkeklere, mü'min kadınlara mağfiret eyle! Erkek-kadın, bütün mü'minlere mağfiret eyle!" demek.
"Kim bu duayı yaparsa, Allah onların sayısınca, mü'min erkeklerin, mü'min kadınların sayısınca böyle diyene sevap verir." buyuruluyor.
Neden?
Çünkü âmmeye dua ediyor. Âmmeye dua etmek, umûma, topluluğa, topluma dua etmek İslâm'da çok önemlidir. Toplumu düşünmek, toplumun iyiliğini istemek, toplumun hayrını istemek çok önemli bir şey. Onun için sevabı büyük.
Bu edebe sahip olan insanlar her zamanda var; kendisinden ziyade ümmeti düşünüyor. Peygamber Efendimiz öyle yapmış zaten. Cenâb-ı Hak'tan hep ümmetini dilemiş, afv ü mağfiret olmasını dilemiş. Efendimiz'in ahlâkıyla ahlâklanmak isteyen kâmil insanlar da böyle dua ederler. Tamam, bu güzel bir şey.
Bu hadîs-i şerîfte şimdi ilginç bir durumla karşılaşıyoruz:
"Öyle bir zaman gelir ki o zaman mü'min toplumun tamamına, umûma dua eder."
Yed'û fîhi'l-mü'minu li'l-âmmeti. "Âmmeye dua eder."
"Yâ Rabbi! Müslümanlara şunları ver, bunları ver. Günahlarını affet, üstlerinden belaları, fitneleri kaldır vs…" diye dua eder.
Kendisi için değil de, âmmeye dua eder, âmmenin iyiliğini ister ama;
Fe-yekûlu'llâhu. "Allahu Teâlâ hazretleri o kuluna buyurur ki:" Üd'u li-hâssati nefsike. "Sen kendi nefsinin özel sorunları için dua et. Kendine ne istersen iste." Estecib leke. "Ben de senin duana icabet edeyim, kendin için istediklerini sana vereyim." Fe-emme'l-âmmete. "Ama umûma gelince, toplumun bütününe gelince…"
Cenâb-ı Hak Teâlâ;
Fe-ennî aleyhim sâhitun. "Ben onlara kızgınım, kızmaktayım. Onun için kızdığım kimselere dua edip durma!" demiş oluyor.
Bu, üzerinde çok durmamız gereken, çok çok önemli bir hadîs-i şerîf. Çok derin bir mânası var. Mü'minin şânı, toplumun iyiliğini istemektir ama Cenâb-ı Hak topluma kızdığı için ona;
"Artık toplum için dua etme, ben seni seviyorum, sen ne istersen sana vereceğim. Ama topluma kızdığım için onlara vermeyeceğim. Onlara dua etme!" demiş oluyor.
Şimdi burada önemli olan, topluma Cenâb-ı Hak neden kızıyor? Toplum Cenâb-ı Hakk'ın gazabını niye çekmiş, niye bu duruma düşmüş? Bu çok önemli. Eskiden öyle değilken sonra bu duruma gelmesi neden oluyor?
Bunun sebebi dinden uzaklaşmadır, ahlâkın bozulmasıdır, Allah'ın emirlerinin tutulmamasıdır, yasakladığı günahların işlenmesidir ve emr-i mâruf, nehy-i münker yapılmamasıdır. İyilerin iyiliği ayakta tutmak için çalışma yapmaması, kötülerin var gücüyle çalıştığı halde iyilerin böyle etkisiz, tesirsiz, pasif kalmasıdır. Ondan dolayı Cenâb-ı Hak topluma kızıyor, bir cezalandırma yapacak demektir.
Tabii bunun çaresi nedir? Bu durumdan kurtulmanın, toplumun bu duruma düştüğünü hissettiği zaman yapması gereken şey nedir?
İmanını tazelemek, İslâm'a sarılmak, Allah'ın emrettiği her şeyi yapmaya gayret etmek, Allah'ın yasakladığı şeylerden kaçınmak, haramları günahları öğrenmek ve hayatını ona göre düzenlemektir. Cenâb-ı Hak o zaman affeder. Tevbeleri kabul edicidir. Kul yanlış yoldan döndü mü, kabul eder. Günahta ısrar ederse, günaha devam ederse, kızar. Günaha devam ederken tevbe, istiğfar ederse, Allah'la alay etmiş gibi olur.
Onun için işin vehametini, ciddiyetini herkes bilmeli! Bu hayat bir imtihandır. Bizi yaratan Cenâb-ı Rabbü'l-âlemin bir müddet sonra, bir zaman gelecek huzuruna çekecektir. Bu dünyadaki imtihanın sonucu orada belli olacak. İnsanların dünyada yaptıklarından sorgu sual olacak. Onun için herkesin buranın imtihan yeri olduğunu unutmaması ve Cenabı-ı Hakk'ın emirlerini ciddiye alması, haramlardan sakınması, ibadetleri yapması çok önemlidir.
Allahu Teâlâ hazretleri hepinize, hepimize o sağlam ihlâsı, imanı nasip eylesin... Her yaptığımız işi Allah rızası için yapalım! Allah'ın rızası olmayan işleri de yapmamaya var gücümüzle çalışalım! Böylece Cenâb-ı Hakk'ın rızasına erelim… Allahu Teâlâ hazretlerinin rızasını kazanasınız.
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!..
24.11.2000 -
Orucun Sevabını Kaçıran
24.02.1995 -
Ramazan Geçti, Ramazanı
