24.11.2000 - Orucun Sevabını Kaçıran Şeyler, Oruçluyken Dikkat Edilmesi Gereken Ahlaki Davranışlar

24.11.2000 - Orucun Sevabını Kaçıran Şeyler, Oruçluyken Dikkat Edilmesi Gereken Ahlaki Davranışlar
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.
Aziz ve sevgili kardeşlerim!
Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Allahu Teâlâ hazretleri, dünya ve âhiretin hayırlarına cümlenizi erdirsin.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in oruçla ilgili hadîs-i şerîflerinden bir kısmını okumak istiyorum.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem; Câbir radıyallahu anh'ten, Enes radıyallahu anh'ten rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuş:
Hamsün sâimü el-kezibü ve'l-gıybetü ve'n-nemîmetü ve'l-yemînü'l-kâzibetü ve'n-nazaru bi'ş-şehveti.
Oruçlu su içmeyecek, bir; yemek yemeyecek, iki.
Bir de hep sorarlar; "Denize girilir mi, girilmez mi?" Girilmemesini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hadîs-i şerîfte bildiriyor. Kimse de hadîs-i şerîfleri dikkatli okumadığı için halkımız da bunu bilmiyor. Gazetelerde; "Olur mu, olmaz mı?" diye akıl yürütüyorlar. Halbuki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hükmünü zaten söylemiş, beyan etmiş. Demek ki teferruatı, incelikleri öğrenecek yer Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in mübarek hadîs-i şerîfleri. Ona müracaat etmedi mi insanlar ortada kalıyor, ne yapacağını bilemiyor; hatalı işler de yapıyorlar.
Yemeyecek, tamam. Yemek yemeyecek, ağzına lokma koymayacak. Teferruatı artık fıkıh kitaplarında anlatılan şekilde; incelikleri, hudutları, sınırları. Su da içmeyecek, şehvetini de terk edecek. Evliyse hanımına yaklaşmayacak, bekarsa başka türlü yönlerden kendisini tehlikeye düşürecek işler yapmayacak. Şehvetini de engelleyecek.
Başka?
Ahali bu kadar sanıyor, "sadece bu üçü var" zannediyor. Çok meşhur olan üç tanesi olduğundan, başka bir şey düşünmüyor. Hâlbuki oruç bir kapı, içine girdiğin âlem de ibadet âlemi.
İbadet sadece aç kalmak, susuz kalmak, şehvetinden uzaklaşmak değil, daha başka şeyler de var. Âzâlarını günahlarından da korumak ibadet, buna "takvâ" deniyor; sakınmak, korumak. Onu yapmadığı zaman, orucun sevabı kaçıyor. Nitekim bu okuduğum hadîs-i şerîfte sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz nasıl buyurmuş?
Hamsün. "Beş şey var ki." Yuftırne's-sâimü. "Oruçluyu iftar ettirir, orucunu bozar."
İftar etmiş gibi oruçlunun sevabını kaçırttırır. Burada orucunun bozulduğunu söyleyince; bunları yapan kimse; "Nasıl olsa benim orucum bozuldu." der de bir de yemeye içmeye kalkarsa bu sefer kefaret de gerekir. Mânevî bakımdan bozuluyor, onu hatırlatıyorum.
Önce okuyalım:
Beş şey oruçluya orucunu bozdurtur, iftar etmiş gibi yaptırtır.
Yuftırne's-sâimü. "Oruçluyu iftar ettirtir."
Akşam değil, günün ortasında iftar ettirtir; orucunu bozdurmuş olur.
1. el-Kezibü: Yalan; "Yalan söyledi mi, iftar etmiş gibi olur, yemiş içmiş gibi olur; orucun sevabı gider."
2. Ve'l-Gıybetü. Gıybet; "Mecliste olmayan bir mü'min kardeşinin ayıplarını fâş etmek, söylemek, dedikodu yapmak."
3. Ve'n-Nemîmetü : "Birisinin lafını alıp ötekisine götürmek, ikisinin arasının bozulmasına sebep olacak haberi ona ulaştırmak." Eski Türkçe'de buna "koğuculuk yapmak" deniliyor.
4. Ve'l-Yemînü'l-kâzibetü. "Bir de mahkemede veyahut herhangi bir işin inandırıcı olması için yalan yere yemin etmek."
Mahkemede olursa adaleti saptırıyor. Herhangi bir muamele de olursa karşı tarafı aldatıyor, aldatmaca olmuş oluyor. Öbür tarafa da "gadir" oluyor. Mahkemede olunca yemin etti tamam ötekisinin hakkını aldın; zulüm ve gadir olmuş oluyor.
5. Ve'n-Nazaru bi'ş-şehveti: "Ve şehvetle bakmak. Bakmaması gereken bir cinse; erkekse kadına kadınsa erkeğe şehvetle bakması da orucu bozdurur. Oruçluyu iftar etmiş gibi yapar."
Düşünelim; birisi öğleyin televizyonu açtı, oradaki bir şeye şehvetle baktı yahut birisine bile bile yalan söyledi veyahut bir toplantıda gıybet etti veyahut ticarethânesinde yalan yere yemin etti veyahut birinin lafını ötekisine taşıdı. Farz edelim; burada yasaklanan kötü şeylerden birisini yaptı, böyle bir durumu düşünelim. Sonra bu hadîs-i şerîften dolayı; "Ay benim orucum gitti!" dedi, üzüldü, pişman oldu. "Ben artık oruçlu değilim!" dedi; gitti, yedi, içti.
Ne olur?
Mânevî bakımdan sevabı kaçırıyordu; bu durum orucu maddî bakımdan da bozmuş olduğundan, bu sefer kefaret gerekir. İnsan bu şekilde maddî bakımdan orucunu bozarsa ceza olarak 60 gün oruç tutması lazım, bir gün de kaza etmesi gerekiyor; 61 gün ediyor.
O bakımdan bunları yapmayacağız ama bunlar kazara yapıldıysa; "Nasıl olsa orucum bozuldu." diye de tekrar alenen yiyip içmeyeceğiz. Bunlar mânevî iş, ahlâkî kusur. Ötekisi maddî bir şey. Böyle yaptığı zaman orucunu tamamen bozmaya kalkmayacak.
Bir hadîs-i şerîf daha okuyalım:
İnneme's-savmü cünnetün fe-izâ kâne ehadüküm sâimen fe-lâ yerfüs ve lâ yechel fe-inimruün kâtelehû ev şâtemehû fe'l-yekul innî sâimun, innî sâimun!
Buhârî ve Müslim'de, Ebû Hüreyre'den rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf.
İnneme's-savmü cünnetün. "Oruç kalkandır."
Cünne. "Savaşta insanın kendisini oktan, kılıçtan korumak için kullandığı alet, kalkan" mânasına. "Oruç kalkan gibidir, kalkandır." demek, teşbih maksadıyla böyle söyleniyor. Nasıl kalkan insanı kılıçtan, oktan, düşmanın saldırısından koruyorsa siper oluyorsa oruç da öyle bir şeydir. İnsanı fenalıktan korur, cehennemden de korur. Cehenneme düşmemesini, cennete girmesini de sağlar.
Fe-izâ kâne ehadüküm sâimen. "O halde bu işin olabilmesi için vaat edilen mükâfata erilebilmesi için sizden biriniz oruçluyken." Fe-lâ yerfüs. "Kötü, küfürlü, müstehcen laf söylemesin!"
Türkçe'si; "Küfretmesin!" Türkçe'de "küfretmek, ağzını bozmak" mânasına.
Refese-yerfüsü de "o fuhşiyatı işlemek veya sözünü söylemek" mânasına geliyor. Böyle yapmasın! Ağzını derli toplu tutacak, bozmayacak.
Ve lâ yechel: "Cahillik de etmesin!"
Cahillik ne demek?
"Alim, fâzıl, kâmil bir insanın yapmasını doğru görmediği bir şeyi, bunları düşünmediği için yapmak" demek. Cahillik demek, "okuma yazma bilmemek değil; kendisini günaha sokacak şeyin günah olduğunu bilmeyip günahı işlemek" mânasına. "Cahillik etmesin, ağzını bozmasın, küfretmesin!"
İşte bunlar da deminki yalan ve gıybet gibi, orucun sevabını kaçıran şeyler.
Fe-inimruün kâtelehû. "Pekiyi karşı taraftaki bir adam bununla dalaşırsa mücadele ederse kavga ederse." Ev şâtemehû. "Küfür etmeye kalkarsa, ağzını bozarsa."
Cevap verecek mi?
Fe'l-yekul: "Desin ki:" İnnî sâimun, innî sâimun. "Ben oruçluyum, ben oruçluyum!"
Ya kendi kendine desin, kendini tutsun ya da karşı tarafın da duyacağı şekilde; artık onun nasıl olacağını söylemiyor Efendimiz. "Ben oruçluyum, ben oruçluyum!" desin diye, iki defa tekrar buyurmuş.
Kendisine;
"Aman! Ben kendimi tutayım, bu adamın kötü davranışına kötü bir muamele ederek orucumun sevabını kaçırmayayım!" demiş oluyor.
Veyahut karşıdaki adama da;
"Ben oruçluyum, ben oruçluyum, sana uymam!" demiş oluyor. Onun için orucun tutulması esnasında bu gibi hususlara dikkat etmek lazım.
Etmezse ne olur?
Eline bir şey geçmez. Oruçtan hâsıl olacak muazzam kârları, sevapları, kazançları kaybeder. Bir de işlediği günahın cezalarını da çeker. Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, İmam Nesâî ve İbn Mâce'nin Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet ettiğine göre şöyle buyurmuş:
Kem min-sâimin leyse lehû min-savmihî illâ el-cû'u ve'l-ateşü.
Kem min-sâimin. "Nice oruç tutan insan vardır ki." Leyse lehû min-savmihî illâ el-cû'u ve'l-ateşü. "Onun tuttuğu oruçtan kendisine aç kalmaktan, susuz kalmaktan başka bir şey yoktur. Bir kârı yoktur, bir sevabı yoktur."
O halde orucu güzel tutalım. Ahlâkî şartlara, esaslara uyarak, dilimizi tutarak, gözümüzü koruyarak; her âzâmızı, her çeşit günahtan sakınarak ve ibadetin kapısı olduğunu bilerek, günümüzdeki diğer bütün hareketlerimizin de orucumuzun sevaplı olmasına veyahut sevabının kaçmasına tesir edeceğini bilerek, cahillik etmeden, ağız bozmadan, yalan yanlış, günah haram işler yapmadan, orucu güzel tutalım.
Bunun mukabilinde Cenâb-ı Hakk'ın vaat ettiği, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bize bildirdiği o mükâfatları Rabbimiz bizlere ihsan etsin. Şu ay hepimizin afv u mağfiretine ve Cenâb-ı Hakk'ın rızasını kazanıp cennetine girmemize vesile olsun.
Allahu Teâlâ hazretleri Ramazanlarınızı mübarek etsin. Hepinize gayret, kuvvet ihsan etsin. Hepinize dünya ve âhiretin hayırlarını dilerim. Hepinizden de dünyada ve âhirette hayırlara erme konusunda, ben kardeşinize ve Ümmet-i Muhammed'in selametliğine dua etmenizi rica ederim.
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
24.12.1998 -
Oruçlunun, Adaletli Olanın
24.03.2000 -
Mümin Kardeşine Dua,
