11.02.1994 - İtikaf ve Kadir Gecesi

11.02.1994 - İtikaf ve Kadir Gecesi
Bismillâhirrahmânirrahîm
Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Kemâ yenbeğı li-celali vechihî ve li-azîmi sultânih. Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihi ve men tebiahü bi ihsânin ecmaîne’d-dayyibine’t-tahirîn
Emmâ ba’d
Kur'ân-ı Kerîm buyuruyor ki;
Yâ eyyühellezîne âmenü'zkürullâhe zikran kesîrâ. Ve sebbihûhü bükraten ve esîlâ. ''Ey iman edenler! Allah'ı çok zikredin, sabah akşam onu tesbih eyleyin.''
Demek ki müslüman, âşık-ı sâdık bir kul olacak. Gözü yaşlı bir derviş olacak. Allah'ı hatırından çıkarmayacak, dilinden düşürmeyecek. Severek, âşık bir kul olarak, âşık-ı sâdık bir kul olarak Allah-u Teâlâ hazretlerini hep anacak, bunu da unutmayın. Allah-u Teâlâ hazretlerini çok anın.
Çünkü insan;
Bir kez Allah dese aşk ile lisân,
Dökülür cümle günah misli hazân.
Süleyman Çelebi’nin -cennet mekan-dediği gibi, bir Allah demekten bile çok sevap kazanıyor. Zikrin sevabı bire yetmiş bindir. Hele o zikri insan gönlüne indirirse, yani diliyle söylemeyip de kimse anlamayacak bir şekilde kalbinden Allah Allah diyecek bir ileri derviş durumuna gelirse, o zaman dört milyon dokuz yüz bindir bir Allah demenin karşılığı.
Onun için gönlünüzden, dilinizden Allah'ı çok zikredin. Yunus'un ilahileri çok hoşuma gidiyor; bir ilahisi var, o da çok hoşuma giden bir ilahi. Diyor ki;
Yunus sen bu dünyaya niye geldin,
Gece gündüz hakkı zikretsin dilin.
Evliyâ'ya uğramaz ise yolun,
Göçtü kervan kaldın dağlar başında.
Dağlar başında yapayalnız, kervan göçüp de bîçâre kalmamak için bu fânî dünyada Rabbimizi, bize çeşitli nimetler ihsan eden Rabbimizi çok zikredeceğiz. Ramazan Kur'an ayıdır, zikir ayıdır; dilimizi Kuran'la, zikirle değerlendireceğiz, şereflendireceğiz.
Bir şeyi daha hatırlatmak istiyorum. İnsan Ramazan'da diğer zamanlardan daha kuvvetli bir şekilde, ibadette daha fazla yoğunlaşıyor; ibadet edici bir kul oluyor. Üç ayların başında bir yoğunlaşma, Ramazan'da daha büyük bir yoğunlaşma, bir yoğunlaşma daha var; o da Ramazan'ın son on gününde itikâftır. İtikâf yapmak sünnettir ve bir beldede hiç kimse itikâf yapmazsa, o beldenin bütün müslümanları, ''neden Peygamber Efendimiz'in itikâf sünnetine uymadılar?'' diye hesaba mâruz tutulurlar, mesul ve sorumlu olurlar. Onun için Ramazan'ın son on gününde de itikâfa alışın, girişin ve şimdiden niyet edin. İnşaallah Ramazan'ın son on gününde camide itikâf edeceğiz, gece gündüz ibadet edeceğiz. Allah-u Teâlâ hazretleri muvaffak etsin ve o ibadetleri hepimiz yapmaya gayret edelim.
Sonuncu bir yoğunlaşma daha var. İtikâfın içinde de Kadir gecesi var. Ramazan'ın en mühim özelliklerinden bazılarını sayarken Peygamber Efendimiz diyor ki;
Fîhi leyletün hayrun min elfi şehrin. ''Ramazan'ın içinde bir gece var, bin aydan daha hayırlı.'' Kadir sûresinden de biliyoruz;
Leyletü'l-kadri hayrun min elfi şehrin.
İşte o Kadir gecesi de Ramazan'ın son on günündedir. Onun için ibadet bakımından Kadir gecesine tam yoğunlaşmak lazım, sâfîleşmek lazım. İtikâfa girin, kadir gecesini arayın, kadir gecesini de ihyaya daha fazla yoğunlaşarak gayret edin.
Kendiniz için dua edin. İnsanın kendisine dua etmesi hakkıdır. Allah-u Teâlâ hazretleri emrediyor, tavsiye ediyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem emrediyor, tavsiye ediyor. Ama sevdiklerinizi, anne babanızı, geçmişlerinizi, size iyilik yapanları, hocalarınızı, mürşitlerinizi duanızda unutmayın. Hem dünyanız hem âhiretiniz için, çoluk-çocuğunuz için, bütün müslüman kardeşlerinize duayı eksik etmeyin. Düşünün ki dünyanın birçok yerinde çok mazlum, çok mağdur, çok perişan, aç, çaresiz, tehlike altında, hain, zalim insanların hücumuna mâruz müslüman kardeşleriniz var. Onlara yardım yapamıyoruz. Her tarafları muhasara edilmiş durumda, kurtaracak bir çalışma yapamıyoruz. Maalesef çeşitli dünyevî fitneler ile engellenmiş durumdayız. Bir tek çaremiz var, dua etmek… Çok dua edelim, Allah-u Teâlâ hazretleri onları da mutlu, bahtiyar eylesin, o sıkıntılardan kurtarsın, ümmet-i Muhammed'e, âlem-i İslâm'a mutluluklar yağsın, gelsin diye; bu da çok önemli.
Bir sonuncu noktayı daha hatırlatacağım. Ekseriyetle hayır ve ibadetler kat kat fazla mükâfâtlandırıldığı için zekâtları da Ramazan'da vermek iyidir. Mecburiyet yok, başka zaman da verilir. Zaten ele geçen zenginliğin üzerinden bir yıl geçtikten sonra -buna havalân-ı havl deniliyor- zekât farz oluyor. Ama zekâtınızı Ramazan'da vermeyi âdet edinirseniz, iyi bir şey yapmış olursunuz. Çünkü Ramazan'daki ibadetler kat kat katlandırılıyor, mükâfâtı çok veriliyor.
Zekâtlarınızı unutmayın. Beldenizdeki yakın akrabanızdan başlayarak mutsuz, fakir, yoksul, perişan, hasta müslüman kardeşlerinize yardım elini uzatın, zekât verin. Onları mutlu edecek bağışlarda bulunun. Beldenizin dışındaki âlem-i İslâm'da, dünyanın her yerinde çeşitli perişan, aç, sefil müslümanlar var; onlara emin yollarla, emin bir şekilde zekâtlarınızı göndererek hayırlar yapmaya gayret edin. Bu da çok büyük sevaplar kazanmanıza sebep olacaktır.
Allah-u Teâlâ hazretleri cümlenizi bu güzel, bereket dolu, sevap dolu ayın hayrından, bereketinden, sevabından, ilâhî ikramlarından âzamî derecede istifade edenlerden eylesin. Allah-u Teâlâ hazretleri sizleri nice nice müstakbel yıllarda mutlu Ramazanlara sıhhat ve afiyetle, sevdiklerinizle beraber, etrafınızda sevdiğiniz kimseleri de görerek mutluluk içinde ulaştırsın. Mutlu günlere, aylara ve hakiki bayramlara ulaştırsın. Asıl en büyük bayram olan âhirette cennete girmek, Allah-u Teâlâ hazretlerinin rızasına ermek sonucuna da cümlenizi erdirsin. Dünyada ve âhirette bahtiyar olun. Allah-u Teâlâ hazretlerinin Rıdvan-ı ekber'ine nail olup Firdevs-i a'lâ'sında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretlerine komşu olmanızı çok uzaklardan sevgilerle, sizler için temenni ve niyaz ediyorum.
Allah-u Teâlâ hazretleri dualarınızı kabul eylesin. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun. Şen ve esen olarak yaşayın.
Esselâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakatuhû.
15.01.1999 -
Kadir Gecesinden Sonra,
10.12.1999 -
Ramazana Girdik, Orucun
