15.12.2000 - Kadir Gecesi, Oruç, Teravih

15.12.2000 - Kadir Gecesi, Oruç, Teravih
Esselâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
Aziz ve sevgili mü'min kardeşlerim, sevgili dinleyiciler;
Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Cenâb-ı Hak bu güzel, mübarek, feyizli Ramazan ayının bütün güzelliklerinden sizleri hissedâr eylesin, hisseyâb eylesin, faydalandırsın. Rahmetine erdirsin, iki cihanda aziz ve bahtiyar olun.
Neseî'nin rivayetinde Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şu ifadeyle buyurmuş ki;
İnna'llâhe farada sıyâme ramadâne ve senentü leküm kıyâmehû fe-men sâmehû ve kâmehû îmânen va'htisâben harece min zünûbihî ke-yevmi veledethü ümmühû.
Biliyorsunuz İmam Neseî, altı sahih hadis kitapları arasında çok meşhur olan, Sıhah-ı Sitte'den birisinin yazarı, müellifidir, rahimehullâh rahmeten vâsiaten, o rivayet etmiş, kitabına almış. Sağlam kitap, güvenilir hâdis-i şerîfleri ihtiva eden güzel bir eser.
Diyor ki Peygamber Efendimiz;
İnna'llâhe. "Muhakkak ki Allah-u Teâlâ hazretleri." Farada sıyâme ramadâne. "Ramazan ayında oruç tutmayı farz kıldı."
Evet, farzdır, büyük vazifedir; oruç ibadeti çok kıymetli ibadettir. Müslümanlar onu tutacak. Son derece kolaydır, son derece faydalıdır, son derece feyizlidir. Hem dünyasına hem âhiretine, hem vücuduna hem topluma her yönden faydadır.
Allah Ramazan orucunu farz kıldı. Elhamdülillah Allah'ın farzlarını farz biliyoruz, seviyoruz. Haram kıldıklarını da haram biliyoruz, kaçınıyoruz, mü'min olarak kaçınacağız. Ramazan'ı seviyoruz, orucu seviyoruz.
Ve senentü leküm kıyâmehû. "Ben de size Ramazan'ın kıyâmını sünnet eyledim, âdet eyledim."
Kıyâm; burada yine karşımıza geldi; gece namaz kılmak. Yani "namaz kılmak" demek.
"Allah Ramazan'ın orucunu farz kıldı, ben de namazını sünnet kıldım."
Tabii Efendimiz'in sünnet kıldığı namazdan murad, geceleyin Ramazan'a mahsus olarak kıldığımız teravih namazı...
"O teravih namazını da ben size sünnet kıldım." diyor.
Fe-men sâmehû ve kâmehû. "Kim Ramazan'ı oruçla geçirirse ve bu benim sünnet kıldığım..."
Senentü ne demek?
"Sünnet kıldım, âdet ve îtiyat olarak ortaya koyduğum." demek.
"Kim teravih namazını da kılarsa..."
Îmânen va'htisâben. "Cân u gönülden inanarak, pırıl pırıl bir imanla ve sevabını Allah'tan gelecek diye bekleyerek, umarak, sevap dileğiyle, Allah'ın rızasını düşünerek kim bu işi yaparsa..." Harece min zünûbihî ke-yevmi veledethü ümmühû. "Günahlarından sıyrılır, tertemiz olarak çıkar; annesinin onu dünyaya getirdiği gündeki masum yavrucak kadar tertemiz günahsız olur."
"Masum yavrucak" sözünü hepimiz hiç itirazsız kabulleniyoruz. Tatlı bir bebeği düşünüyoruz, yumuk yumuk gözleri, küçücük parmaklarıyla, akça pakça pembe [yanaklarıyla] güzel bir bebeği düşünüyoruz. Bebeğin masum olduğunu biz biliyoruz. Ama dünyada, inançları yanlış olan bazı yerlerde bazı insanlar da insanların suçlu olarak doğduğunu sanıyor. Doğan çocuğu suçlu sayıyor! Halbuki doğan bir işlem yapmadı ki... İşlenmemiş bir şeyden dolayı insan nasıl suçlanabilir?! Suçlu sayıyor. Yanlış!
Tabii İslâm, başka dinlerdeki yanlışlıkları düzeltiyor. Doğan, İslâm inancı üzere tertemiz pırıl pırıl doğar, Allah indinde tertemizdir. Yaşarsa annesi babası onu etkisi altına alır, yetiştirir.
Ubâdetü'bnü's-Sâmit radıyallahu anh'ten rivayet olunmuş ki, şöyle buyurmuş:
Ahberenâ Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem an leyleti'l-kadri. Kâle: Hiye fî şehri ramadâne fi'l-aşri'l-evâhiri leylete ihdâ ve ışrîn, ev selâsin ve ışrîn, ev hamsin ve işrîn, ev seb'in ve ışrîn, ev tis'in ve ışrîn, ev âhiri leyletin min ramadân. Men kâmehâ ihtisâben ğufire lehû mâ tekaddeme min zenbihî ve mâ teahhare.
Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.
Ramazan, iki ay önceden hazırlığına girişilen bir mübarek ay. Receb ayında başlıyoruz, Regâib kandiliyle başlıyoruz. Receb geçiyor -mübarek-; Mi'raç kandili oluyor, Şaban ayına geliyoruz, ortasında Berat gecesi oluyor; gittikçe ibadet ve taatin neşesi, zevki, şevki yoğunlaşıyor, artıyor, koyulaşıyor, tatlılaşıyor. Ondan sonra Ramazan'a geliyoruz.
Ramazan'ın da son on günü, son üçte biri... İlk üçte bir, orta üçte bir, son üçte bir; buna aşr derler. El-aşri'l-evâil, el-aşri'l-evâsıt, el-aşri'l-evâhir; yani "ilk on, ortadaki on, sondaki on" derler.
Son on günde Peygamber Efendimiz ibadeti iyice, daha da arttırırdı. O kadar arttırırdı ki evden ayrılır, camide yatıp kalkmaya, eve gitmeden camide gece gündüz ibadet etemeye başlardı. Buna itikâf deniliyor.
Cumartesi akşamı akşam namazından itibaren Ramazan'ın son on günü giriyor, itikâfın o zamandan itibaren başlaması lazım.
Son on günde Peygamber Efendimiz'in, zaten pek güzel olan, tatlı olan şevk ve gayretin i daha da arttırarak itikâfa girdiği gibi, biz de onun sünnetine uyarak -durumu müsait olanlar- itikâfa girmeli.
İtikâfa girmede, miktarı daha da arttırmada, daha da yoğun ibadet eder hâle gelmede amaç nedir?
"Ramazan geçiyor, en sonunda sonuca ulaşayım; yani yarışı kazanayım, Cenâb-ı Hakk'ın lütfuna rahmetine ereyim!" diye. Onun için son derece gayret gösteriyoruz, bitirirken güzel bitirelim diye.
Bir de tabii, bu son on günün içinde Kadir gecesi olduğu söyleniyor. İşte bu hadîs-i şerîf onu bildiren bir hadîs-i şerîf.
Ubâdetü'bnü's-Sâmit radıyallahu anh diyor ki;
Ahberenâ Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem an leyleti'l-kadri. “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Kadir gecesini bize haber verdi."
Kâle. "Buyurdu ki:"
Hiye fî şehri ramadân. "Bu -Kadir gecesi- Ramazan ayındadır."
Ne zaman?
Fi'l-aşri'l-evâhir. "Son on gündedir."
Yirmisinden sonra, sonuna kadar.
Sonra rakam olarak vermiş:
"Ramazan'da, Ramazan'ın son on gününde..."
Sonra da daha da kesin rakam veriyor:
Leylete ihdâ ve ışrîn. "Ya yirmibirinde..."
Ev, Arapça'da "veyahut" demek.
Ev selâsin ve ışrîn. "Yahut yirmi üçünde..."
Yani tek günlerde...
Ev hamsin ve ışrîn. "Yahut yirmi beşinde..."
Ev seb'in ve ışrîn. "Yahut da yirmi yedisinde..."
Ev tis'in ve ışrîn. "[Yahut] yirmi dokuzunda..."
Ev. "Yahut da..." Son ihtimal: Âhiri leyletin min ramadân. "Ramazan'ın sonuncu gecesinde..."
Men kâmehâ. "Bu Kadir gecesini kim kalkıp ibadetle ihyâ edip geçirirse..." İhtisâben. "Sevabını Allah'tan bekleyerek, Allah rızası için, sevap umarak, sevap bekleyerek..." Ğufire lehû mâ tekaddeme min zenbihî ve mâ teahhare. "Geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır."
Geçmiş günahları; tekaddüm eden, geçmiş işlemiş olduğu günahlar bağışlanıyor. Ve mâ teahhare. İleriye de tesir oluyor, onların da bağışlanmasına sebep oluyor.
Onun için, Kadir gecesini kaçırmamak için, durumu müsait olan kardeşlerime de hatırlatıyorum:
Artık yarışın en son, en heyecanlı, en güzel mükâfatları kazanma zamanına gelmiş oluyoruz. Bu Kadir gecesini de düşünerek itikâfa girmelerini tavsiye ediyorum.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e eski ümmetlerin ömürleri gösterilmiş. Nuh aleyhisselam'ın kendisinin yaşı 950, ümmeti ne kadar uzun ömürlü... Tabii o uzun ömürde iyi insanlar ibadet ederler, ibadet ederler, sevap kazanırlar. Ondan sonra, başkaları çok uzun ömürlü... Kendisinin ümmetinin de zamanının, ömürlerinin kısa olduğunu görünce Resûlullah Efendimiz endişe etmiş. Onun üzerine Allah-u Teâlâ hazretleri biz Ümmet-i Muhammed'e bin geceden daha hayırlı olan Kadir gecesini vermiş. Hakkında Kur'ân-ı Kerîm'de de sûre var.
İnşaallah zamanı gelince de daha geniş bilgileri radyomuzdan, başka hoca efendilerin konuşmalarından, vaazlarından dinlersiniz, yazılardan [okursunuz.]
Allah-u Teâlâ hazretleri Ramazan'ın en sonunu daha da aşk ve şevkle, daha da gayrete gelerek, Cenâb-ı Hakk'ın rızasını kazanacak şekilde geçirmeye cümlenizi cümlemizi muvaffak eylesin. Tevfîkini cümlemize refîk eylesin. Kadir gecesini ihyâya muvaffak eylesin.
Kadir gecesi saklanmış. Efendimiz; "Şu veya şu veya şu...." diye söylüyor. Tabii saklanması hikmetli. "Bir günü yakaladık" deyip de güvenmesinler, gevşemesinler arasınlar da daha da sevaplar kazansınlar diye...
O bakımdan, Kadir gecesini de düşünerek ibadetlerinizi daha da arttırın. Çok sevaplı işler yapmaya daha da gayrete gelin!
Şu Ramazan'da Cenâb-ı Hakk'ın lütfuna erip, günahlardan sıyrılıp cennetlik kullardan olmayı Allah cümlenize ve cümlemize nasip eylesin.
Bizleri duadan unutmayın. Kardeşlerinizi, arkadaşlarınızı, sevdiklerinizi duadan unutmayın. Duanızı sırf kendiniz için değil, onlar için de yapın ki başkasına dua edince Allah-u Teâlâ hazretleri seviyor. Hem ona veriyor hem de size veriyor, iki yönden kârlı oluyorsunuz.
Allah-u Teâlâ hazretleri iki cihanda cümlenizi aziz ve bahtiyar eylesin. Cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin. Rıdvân-ı ekberine vâsıl eylesin aziz ve sevgili dinleyiciler.
Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
17.03.1985 -
Ramazan Orucunun Şartları,
15.01.1999 -
Kadir Gecesinden Sonra,
