17.03.1985 - Ramazan Orucunun Şartları, İslamın Güzellikleri

17.03.1985 - Ramazan Orucunun Şartları, İslamın Güzellikleri
Bismillâhirrahmânirrahîm
Elhamdüllâhi Rabbi'l-âlemîn alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn. Senedinâ ve mededinâ ve üsvetüne'l hasenete Muhammedini’l Mustafa ve âlihî ve sahbihî ecmaîn ve men tebiahû bi-ihsânin ecmaîn.
Emmâ ba’d
Men sâme ramadâne fe-arefe hudûdehû ve yetehaffezu mimmâ yenbeğî en yetehaffeza minhü kuffire mâ kablehû.
Ahmed b. Hanbel ve diğer kaynaklarda yine Ebû Saîd el-Hudrî'den yine oruçla ilgili bir hadîs-i şerîf.
Bu ikinci hadîs-i şerîfin mânası nedir?
"Her kim Ramazan ayını tutarsa, oruçlu olarak geçirirse..."
Fe-arefe hudûdehû. "Ama hududunu bilirse..."
Sınırı nerede? Oruç tutmanın şartları nedir? Neleri yaparsam oruçlu olmuş olurum? Nelere dikkat etmezsem orucun sevabı uçar gider?
Ve yetehaffezu mimmâ yenbeğî en yetehaffeza minhü. "Sakınılması gereken şeyden de sakınırsa..."
Millet sadece namazı Müslümanlık sandığı gibi orucu da, sadece aç kalmaktan ibaret sanıyor. Cahillik yaygın ya halkımızda, uzun zaman Müslümanlığı görmediler, öğrenmediler, okumadılar, kendilerine büyükleri tâlim etmedi... Bir de; "Canım eski hikâyelermiş onlar." dediler, "Bize Batı lazım." dediler...
Ama Batı da senin İslâm'ına muhtaç, şaşkın! Batıdakiler de okur okur da çok yüksek olursa, filozof olursa, cemiyetinin bağlamış olduğu bağlardan kendisini kurtarıp hür bir iradeye sahip olursa, getiriyor parmağını kaldırıyor; eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlühû diyor, müslüman oluyor da bir de senin memleketine geliyor, tereciye tere satıyor, sana "Müslümanlık iyidir." diye anlatıyor. Sen de dinliyorsun; "Vay be, bizim dinimiz neymiş!" diye ondan öğreniyorsun. Bu millet ne devreler geçirmiş...
Allah akıl fikir versin.
İslâm hayattır. İslâm'ı çektin mi cemiyet ölür. Denendi! Denenmemiş bir zamanda bunu söyleseydik "Hoca ne anlar bu işlerden." derlerdi. Ama şimdi öyle diyemiyorlar. Denediler, gördüler; her türlü şeyi kendi istedikleri gibi yaptılar, yaptılar, yaptılar; bir nesil yetişti.
Evet, müslüman olmadı; çünkü müslüman yetiştirmedi. Müslüman olmadı ama ne oldu? Vicdansız oldu!
Rüşvet; getir getirebildiğin kadar...
Yine bu milletin içinde namuslu insan var. Yine bu milletin içinde Allah'tan korkan insan var. Yine bu milletin içinde Allah rızası için canını verecek insan var. Yine bu millet içinde Allah rızası için parasını, malını verecek insan var da ondan yaşıyoruz. Yoksa bir sürü sahtekârın arasında kalsak hiçbir şey olmaz.
İşte İslâm gitti mi öyle olur.
İslâm geldi mi; Müslümanlık, iman, mesuliyet duygusu, vebal, haram helal fikri, âhiret fikri, hesap fikri, Allah'ın azabı, gazabı veyahut rızası, rahmeti, cehennemi veya cenneti... Onu düşündüğü zaman polise lüzum yok; tıkır tıkır çalışır, gece gündüz çalışır, ne hayırlı işler yapar... Camiyi de o yapar.
"Canım bu müslümanlar hep camiyapıyor."
Hayır! Mektebi de o yapar. Yolu da o yapar. Çeşmeyi de o yapar. Suyu da o getirir. Yetime de o bakar. Dula da o bakar. Hepsini o imanlı insan yapar.
"Müslümanlar paralarını camiye harcıyorlar, hacca harcıyorlar."
Harcıyor da ondan sonra gönlünden çıkan o iman nuruyla, öteki hayırları yapıyor.
Allah baharı getirmezse ne olacak hâlimiz? Rahmetinden O öyle yapıyor, sonra böyle döndürüyor.
"Müslümanlar hududunu bilecek." sözünden bu [sözleri] açtık.
Müslümanlık sadece namaz değildir, oruç da sadece aç kalmak değildir.
Oruç nedir?
Oruç, Allah rızası için irade terbiyesidir. Çelik gibi bir fren. Bastığın zaman koca kamyon 'zınk' diye duruyor. Çelik gibi bir irade; karşısında gıda var, yiyecek var, içecek var, haram var, helal var. Gözünü kapatıyor, Allah rızası için sabrediyor. Oruç bu!
Gözüyle harama bakmayacak. Diliyle mâlâyâni, gıybet, dedikodu etmeyecek. Kulağıyla çalgı türkü, mâlâyâni dinlemeyecek, eliyle kimseyi incitmeyecek. Her âzânın oruçta vazifesi var, yapacağı var. Millet onu bilmiyor. "Akşama kadar aç durdum. Ondan sonra orucu bozdum, sevabı kazandım." sanıyor.
Bak ne diyor Peygamber Efendimiz;
"Kim Ramazan orucunu tutarsa..."
Ama nasıl?
Fe-arefe hudûdehû. "Bunun şartlarını bilirse..."
Yasaklarını bilirse... Ramazan'da neler yapılır, oruçlu neyi yapacak, neyi yapmayacak?..
Kimseyi incitmeyecek. Kimseye uymayacak. Birisi gelip çatsa, sövse bile diyecek ki; "Ben oruçluyum. Hadi, ben sana uymam, oruçluyum." diyecek.
"Ahlâkına dikkat ederek, günahlardan sakınarak kim oruç tutarsa..."
Ve yetehaffezu mimmâ yenbeğî en yetehaffeza minhü. "Sakınılması gereken şeyden de kendisini koruyarabilerek..."
"Şartlarına riayet ederek, sınırları çiğnemeden, haddi aşmadan oruç tutarsa..."
Kuffire mâ kablehû. "Geçmiş günahları afv u mağfiret olunur."
Allah kapatır, örter, üstüne bir silgi; geçer gider, günahlar kalmaz, defterden silinir gider.
Ama o şartla...
Peygamber Efendimiz başka hadîs-i şerîfinde;
"Nice oruç tutan insan vardır, akşama aç ve susuz kalmaktan başka bir kârı yoktur."
İşte şartlarına riayet etmeyen adam; gitti kahvede oturdu gıybet etti, orucun sevabını kaçırdı. Gitti harama baktı, orucun sevabını kaçırdı. Gitti haram dinledi, yasak dinledi, orucun sevabını kaçırdı.
Müslümanlığı iyi öğrenin. Oruç sadece aç kalmak değil. Müslümanlık sadece namaz kılmak değil. Allah'ın her emri aynı derecede kıymetlidir. Allah-u Teâlâ hazretleri; "Namaz kılın." demiş. Geldik, kıldık işte... Ramazan da geliyor, iki ay sonra gelecek, Ramazan'da orucu tutacağız. O da emir, o da emir. "Zekât ver." dediği zaman da vereceğiz. "Yok, hocam parama dokunma." demek olmaz. Zekât deyince zekâtı da verecek. Hac deyince hac da olacak.
Allah'ın bazı emirlerini tutup bazı emirlerini tutmadıkları için koca koca İslâm diyarları gümbür gümbür gitti arkadaşlar.
Bu millet onun acısını bile duymayı unuttu.
Tarih kitaplarını okurken kahroluyoruz, yüreğimiz kanıyor, kanımız içimize damlıyor. Koskoca bir imparatorlukken küçücük kuşa dönmüş bir devlet... Leyleğin kanadını kes, gagasını kes, bacağını kes, kuyruğunu kes, orasını kes, burasını kes... O hâle düştük; kanatsız, kuyruksuz, burunsuz, öyle bir hâle geldik.
Neden?
Allah'ın bazı emirlerini tutup bazı emirlerini tutmamaktan oldu.
Allah'ın başka bir emri nedir?
Allah'ın bir emri de;
"Müslümanlar ancak kardeştir. Müslümanların arasını ıslah ediniz. Tefrika çıkartmayınız. Tefrikaya düşmeyiniz."
Bu da Allah'ın emri. Bunu da dinlemiyoruz.
Namaz kılmamaktan korkuyorsun. "Namaz kılmazsam başıma yıldırım düşer!" sanıyorsun, korkuyorsun. Oruç tutmadığın zaman korkuyorsun; "Tevbe estağfirullah!" Acı bir şey söylediğin zaman "Başıma bir şey gelir mi?" diye korkuyorsun da tefrikaya düşmekten korkmuyorsun, müslümanları birbirine düşürmekten korkmuyorsun, arayı bozmaktan korkmuyorsun. O da olmadı.
Allah'ın her emrini birden bir bütün olarak tutacağız. Aksi takdirde her yerde rezil rüsva oluruz. Emr-i mâruf nehy-i münker yapacağız. Yani hakkı söyleyeceğiz, hakkı yaptıracağız, şerri yaptırtmamaya çalışacağız, "olmaz böyle şey!" diyeceğiz. Aktif olacağız. Tembel olursak olmaz.
İşte Müslümanlığın özü budur. Müslümanlık bir bütündür, yarısını alırsan olmaz.
"Sayın acente müdürü, benim param az, şu otomobilin iki tekerleğini alayım, şimdilik bu bana idare eder."
Olmaz ki, bir işe yaramaz. Ne yapacaksın? Dört tanesini alsan ne olacak? Her şeyini alsan, motorunu almasan ne olacak? Motorunu alsan da karbüratörünü almasan ne olacak. Hepsi lazım. Bir bütündür. Bütünü olmadığı zaman bu makine çalışmaz.
Allah-u Teâlâ hazretleri bizi şu islâm'ın güzelliklerini anlayan hakiki müslümanlardan eylesin. Elindeki nimetin kadrini kıymetini bilmeyen cahil ve gafillerden eylemesin. Feyz almayı, ibret almayı, faydalanmayı ve Allah-u Teâlâ hazretlerinin sevdiği razı olduğu salih amelleri işlemeyi, hayrât u hasenât yapmayı Allah bizlere nasip eylesin.
17.03.1994 -
4 Vasıf Vardır
15.12.2000 -
Kadir Gecesi, Oruç,
