01.03.1981 - Recep Ayında Orucun Faziletleri

01.03.1981 - Recep Ayında Orucun Faziletleri
Bismillâhirrahmânirrahîm
Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Hamden kesîren tayyiben mübâreken fîh. Hamden kemâ yenbeğı li celali vechihî ve li-azîmi sultânih. Hamden lâ ahire li-kâilihî illâ rıdâhû. Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihi ve men tebiahü bi ihsânin ilâ yevmi’d-dîn.
Emmâ ba’d
Recep ayıyla ilgili bir kaç hadisi şerif, şimdi peşpeşe sıralanacak. Recep ayı hakkında Peygamber Efendimiz bakalım ne buyurmuş.
Recebü şehrun azîmün “Recep büyük bir aydır. Şehr; Arapça’da ay demek. Ne bakımından büyüktür? İçinde ki hayırlar, bereketler, insanların nâil olduğu izzetler, ikramlar, rahmetler bakımından ulu, büyük bir aydır.
Yudâifu'llâhu fî-hi'l-hasenât. "Bu ayda yapılmış iyilikleri Allah-u Teâlâ hazretleri kat kat arttırır." Yani bir sadaka vermişsin; sanki çok vermişsin gibi sevabını verir. Bir oruç tutarsın; sanki çok fazla oruç tutmuşsun gibi sevap verir. Bir namaz kılarsın; sanki çok daha fazla namaz kılmışsın gibi Allah-u Teâlâ hazretleri kat kat arttırarak sevabı fazla fazla verir.
Fe-men sâme yevmen min Receb."Bir kimse Recep'ten bir gün oruç tutarsa. "Fe-keennemâ sâme seneten. "Sanki bir sene oruç tutmuş gibi büyük bir ecre kavuşur. "Ve men sâme minhu seb'ate eyyâmin. "Bir şahıs bu ayda yedi gün oruç tutarsa. "Ğullikat an anhu ebvâbü cehennem. "Ondan yedi kat cehennemin yedi kapısı kapanır. "Ve men sâme minhu semâniyete eyyâmin. "Bir kimse Recep'ten sekiz gün oruç tutarsa." Fütihat lehû semâniyetü ebvâbi'l-cenneh. "Sekiz cennetin sekiz kapısı açılır. "Ve men sâme minhü aşrate eyyâmin. "On gün kim oruç tutarsa o ayda... "Lem yes'eli'llâhe şey'en illâ a'tâhu."Allah'tan ne dilerse Allah onu ihsan eder. "Ve men sâme minhu hamsete aşera yevmen. "Kim o ayda onbeş gün oruç tutarsa. "Nâdâmünâdin mine's-semâ'. "Gökten bir melek nida eder ki."Kad ğufira leke mâ madâ. "Senin geçmiş günahlarını Allahu Teâlâ affeyledi. "Fe'ste'nifi'l-amel. "İşe yeniden başla, defter-i âmâlin pak, tertemiz oldu. Hadi bakalım bundan sonra kirletme, yeniden başla. "Ve men zâde zâdehullâh. "Kim daha ziyade ederse, tuttuğu orucun miktarını arttırırsa, Allah da ona lütf-u keremini artırır."
Ve fî-recebe hamele'llâhu Nûhen fî's-sefîneti. "Allahu Teâlâ hazretleri Nuh aleyhisselam'ı kavminden kurtardı ve gemiye Recep ayında bindirtti. "Fe-sâme recebe. "Nuh aleyhisselam da bütün Recep ayı boyunca oruç tuttu." Ve emera men me'ahû en yesûmû. "Ve bütün etrafındaki, gemisindeki insanlara da oruç tutmalarını emretti. "Fecerat bi-himu's-sefînetü's-sittete eşhurin. "Gemi tufandan sonra altı ay yağan yağmurların üzerinde dolaştı." Âhiru zâlike yevmu âşûrâ. "Bu altı ayın sonu Aşure günü oldu Muharrem'in, onun Aşûru günü oldu." Uhbite alâ'l-cûdiyyi. "Gemi o zaman Cûdi dağına indi, takıldı, oraya kondu. "Fe-sâme Nûhun ve men me'ahû ve'l-vahşu şükren lillâh. "Nuh aleyhisselam, yanındakiler ve vahşi hayvanlar Allah'a şükrolsun diye hepsi oruç tuttular." Ve fî-yevmi âşûrâ'e feleka'llâhu'l-bahre li-benî isrâ'îl. "Bu aşûre gününde Allah-u Teâlâ hazretleri benî İsrail'e denizi yardı.
Bu nasıl oldu?
Firavun vardı. O Firavun Mısır'daki benî İsrail'in evlatlarını, erkeklerini kesiyordu. Bunların içinden birisi çıkacak, senin saltanatını devirecek diye rüya görmüş. Allah önceden Musa aleyhisselam'ın O’na yapacağını gösteriyor. O da tedbir olarak yahudilerden, benî İsrail'den kim varsa çocukları oldu mu bakıyor, erkek çocuksa öldürtüyor. Güya kurtulacak ama Allah-u Teâlâ hazretlerinin hikmetine bak ki, Allah Musa aleyhisselam'ı sarayında beslettirmiş.
Sonra o benî İsrail'i Musa aleyhisselam, Firavun'un şerrinden kurtarmak için Mısır'dan alıyor, Filistin'e doğru kaçmaya başlıyorlar. Firavun da arkasından ordusuyla peşinde takılıyor. Onları yakalayacak, hepsini öldürecek. Kızıl Deniz'in-veyahut Nil'in- kenarına kadar geliyorlar. Ön tarafında derya gibi su, arka tarafta da düşman geliyor. Yolları kapandı kaldı. Bunun üzerine Musa aleyhisselam'ın ashâbı dediler ki;
İnnâ le-mudrekûn. "Eyvah! Yakalandık, yakalanacağız!" Çünkü ön taraf deniz, arka taraf düşman. Düşmanda tozu dumana katarakgeliyor... Musa aleyhisselam dedi ki;
Kâle kellâ inne ma'iye Rabbî seyehdîn. "Hayır, asla ve kat'a öyle olmayacak. Allah bizimle beraber, Allah benim yanımda. O bize muhakkak bir çıkış yolu, bir kurtuluş yolu hidayet edecek, lütfedecek." dedi. Hakikaten de, Fenfeleka fe-kâne küllüfirkın ke't-tavdi'l-azîm. Derya yarıldı, öbür tarafa geçtiler. Firavun'un ordusu geldiği zaman hâlâ orada sular yoktu. Onlar da onların peşinden o yollara düştüler. Kovalamaya devam ederken girdiler, sular tekrar kapanmaya başladı ve hepsi gark oldular. Benî İsrail'e o denizin, suyun açılması aşûre gününde oldu.
Ve fî-yevmi âşûrâ'e tâbe'llâhu alâ Âdem. "Âdem aleyhisselam'a Allah aşûre gününde tevbe nasip eyledi." Ve alâ medîneti Yûnus. "Ve Yunus aleyhisselam'ın kavminin bulunduğu şehre tevbeyi o zaman nasip etti. "Ve fî-hi vulide İbrâhîm. "Ve İbrahim aleyhisselam bu zamanda, bugünde doğdu." diye Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Recep'in faziletini anlattıktan sonra bu Recep'te olan şeyleri de zikrederek sözü bu kıssalara kadar getirmiş oluyor.
Recebu min şuhûri'l-hurum "Recep, haram aylardan bir aydır."
Haram aylar ne demek?
Araplar on iki ayın dört tanesini haram ay yapmışlar; Zilhicce, Zilkade, Muharrem, ondan sonra bir de Recep ayı. Bu dört ay haram ay.
Ne demek?
Bu dört ayda birbirleriyle harp etmezlerdi Araplar. Onun dışında bu aylar bitti mi birbirleriyle hücum, yağmalama vesaire her şeyi yaparlardı. Fakat bu dört ay gelince bu mücadeleyi yapmazlardı. Bunlara eşhur-ul hurum deniliyor. Bunların içinde Zilhicce, Zilkade, Muharrem peşpeşe gelir; Recep ta ileridedir. Muharrem'den sonra Safer, Rebiu'l-evvel, Rebiu'l-âhir, Cumâde'l-evvel, Cumâde'l-âhir ve Recep geliyor. Ta ileridedir. Onun için Recep ayına, Recebu'l-ferd demişler. Fert; tek başına öbür tarafta kaldı, üçü bir arada diye.
Recep haram aylardan birisidir. Onun içinde cidal, mücadele cahiliye devrinde de yapmazlarmış.
Ve eyyâmuhû mektûbetun alâ ebvâbi's-semâ'i's-sâdise. "Bunun günleri altıncı semanın kapıları üzerine yazılıdır. "Fe-izâ sâme'r-racülü minhü yevmen."Kim Recep'te bir gün oruç tutarsa. "Ve ceddede savmehû bi-takvâ'llâhi. "Ve takvaya riayet ederek, Allah'tan korkarak orucunu güzel yaparsa, yeni, ter ü taze tutarsa." Nataka'l-bâbu ve nataka'l-yevmü "Hem o semadaki kapı, hem o Receb'in günü Allah-u Teâlâ hazretlerine -Allah onlara dil verir –derler ki," Kâlâ yâ rabbi iğfir lehû. "Yâ Rabbi! Şu günü oruçla geçiren şu müslümana mağfiret eyle." derler, dua ederler.
Bu ne demek?
Tabii biz bunu bilemiyoruz. Çünkü altıncı sema nedir bilmeyiz. Receb'in günlerinin oraya nasıl yazıldığını, onların Allah-u Teâlâ hazretlerinin huzûr-u âlîsinde ne tür bir konuşmayla konuştuklarını bilmeyiz. Ama bildiğimiz bir tek şey var. “Kim Recep'te oruç tutarsa ve takvaya riayet ederek tutarsa orucu, güzel, ter ü taze tutarsa, orucunu zedelemezse o zaman kendisine mağfiret olunması için bir takım mânevî talepler, yardımlar oluyor.
Ve izâ lem yutimme savmehû bi-takvâllâhi. "Takva ile orucunu tamamlamazsa, oruç tutarken takvaya riayet edemezse,"Lem yesteğfirâ. "Onlar Allah'tan bu kişi için mağfiret talep etmezler." Ve kîle. "Ve bu kişiye denilir ki. "Hata'atke nefsüke. "Ahh! Sen yapamadın, senin nefsin seni aldattı." Gökteki melekler öyle nidaederler.
Buradan çıkan ders nedir?
İki sade ders çıkıyor.
Birisi; Recep'te oruç tutmanın fazileti. Şimdi dört gözle Receb'i bekliyoruz ki inşaallah gelsin de oruç tutalım diye.
İkinci bir ders çıkıyor; demek ki orucu takvâ ile beraber yürüteceğiz.
Takva ne demek?
Takva; Allah'tan sakınmak, çekinmek demek. Yani yaptığı her işi, attığı her adımı Allah'tan korkarak, sakınarak, çekinerek, titreyerek, düşüne düşüne atmak demek. Oruçlu insan böyle yapacak. Yoksa; "oruç tutttum, tamam. Zaten yemeden daha iyi oluyor. Biraz da şişmanlamışım. Zayıflamış olurum." deyip ondan sonra da kavga gürültü, kötü söz, çekişme, onu bunu kırma, ona buna zulmetme olursa, olmadı. O oruçla beraber bütün âzâlar oruç tutacak. Sadece mide oruç tutmayacak. Midenin orucu, yemek yememek. Gözün orucu harama bakmamak. Kulağın orucu haramı dinlememek. Dilin orucu haram şeyleri söylememek, gıybet etmemek, dedikodu yapmamak, küfretmemek, vesaire... Her âzânın kendine göre orucu var. Sen sadece mideye oruç tutturur da ötekileri salıverirsen, onlar da bildikleri yere saldırırlar da her türlü kötülüğü yaparlar, günahı işlerlerse o zaman oruç tamam olmuyor, zedelenmiş oluyor. Onun için zedelenmemek şartıyla bu dua olur. Orucun hayır ve bereketine kişi o zaman nâil olur. Aksi taktirde nâil olmaz.
Recebu şehrullâhi ve şa'bânu şehrî ve ramadânu şehru ümmetî.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş ki;
"Recep Allah'ın ayıdır. Şaban benim ayımdır. Ramazan ümmetimin ayıdır."
Bu ne demek?
Ayların hepsi Allah'ın; kulların hepsi de Allah'ın; yer, gök, ne varsa cümle eşya Allahu Teâlâ hazretlerinin ama neden Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz "Recep Allah'ın ayıdır." diye söylemiş? Allah-u Teâlâ hazretleri bu Recep'te lütfunu, keremini, rahmetini, mağfiretini fazlaca saçar kullarına demek.
Demek ki biz Receb'e doğru hazırlanacağız, kendimizi hazırlayacağız. Ondan sonra Allah-u Teâlâ hazretlerine iltica edeceğiz. İnşaallah tevbeler nasip edecek, kötülükleri bırakmayı nasip edecek, hatalardan temizlenmeyi nasip edecek. Ceng ü cidali, kavgayı gürültüyü, kötü huyları bırakacağız. İyi kul olacağız.
Neden?
O ayda Allah'ın rahmeti çok. O aya tahsis etmiş.
Şâbânü şehrî. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz "Şaban benim ayımdır."demiş. Demek ki, Resûlullah Efendimiz Şaban'da oruç tutarmış, onu ihyâ edermiş, o bakımdan da olabilir. Bizim yönümüzden düşünecek olursak, demek ki önce Allah-u Teâlâ hazretleri tarafından tevbemiz kabul olunursa Allah-u Teâlâ hazretlerinin lütufları ile mağfiret olunursak, ondan sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in inşaallah şefaatine de nâil olacağız. Oradan da o feyizler, bereketler de gelecekler.
Ve ramadânü şehri ümmetî. "Ramazan'da bizim ayımız." oluyor. Resûlullah'ın da hoşnutluğunu kazanmış olarak Şaban'dan Ramazan'a ulaştığımız zaman, artık mahsul ayı; başaklar olgunlaştı, taneler irileşti, sarardı, dallarda ağırlaştılar, boyunlarını büktüler. Hadi artık harman zamanı. Onları inşaallah harmanlayacağız, mahsulü alacağız, feyizlere, bereketlere nâil olacağız. Ondan sonra da inşaallah kaybetmeyip ömür boyunca bunu devam ettireceğiz.
Artık bu düzelmeden sonra Allah-u Teâlâ bir daha bizi tekrar bozmasın. İmandan sonra küfre, izzetten sonra zillete, kabulden sonra redde düşürmesin. Kerametten, ikram hâlinden sonra ihanete, hevan hâline indirmesin.
"Hocam acaba ben Receb'e kadar çıkabilir miyim ki? O arada yine iki buçuk, üç ay varmış, ne yapayım?"
Allah'ın günlerinin hepsi güzeldir. Münebbihât isimli kitapta okumuştuk. "Ayların en iyisi nedir, günlerin en iyisi nedir?" diye orada soru geçiyordu. İbn Abbâs radıyallahu anhumâ cevap vermiş, diyor ki; “Günlerin en iyisi cumadır. Ayların en iyisi Ramazan'dır. "Hz. Ali Efendimiz'e ulaşmış bunun bu sözleri. Hz. Ali Efendimiz diyor ki; çok güzel söylemiş. Maşrikte mağripte ne kadar alim toplansa bu kadar söyleyemezlerdi.
“Yalnız ben de bunu, bir başka yönden izah edeceğim. Günlerin en hayırlısı, kulun içinde Allah'a tevbe ettiği gündür." diyor. Cuma elbette hayırlıdır ama sen cumadan gafilsen cumanın hayrından sana ne? O halde asıl hayırlı olan gün, içinde senin tevbe edip Allah'a yöneldiğin, Allah'a has kul olmaya karar verdiğin ve o tarafa yürümeye başladığın gündür diye böyle izah ediyor.
Onun için, Allah-u Teâlâ Receb'e decümlemizi sıhhatle, afiyetle eriştirsin. Nice Receplere, Şabanlara, Ramazanlara da ulaştırsın. Ama bugünden inşaallah tevbe nasip etsin. Sevdiği yola ayağımızı döndürsün ve o yolda yürümek cümlemize nasip ve müyesser eylesin.
Fâtiha-i şerîfe mea'l-Besmele.
01.03.1985 -
Nafile Namazlar, Recep
00.08.2000 -
Bu Gece Miraç
