01.03.1985 - Nafile Namazlar, Recep Ayı

01.03.1985 - Nafile Namazlar, Recep Ayı
Bismillâhirrahmânirrahîm
Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Es-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.
Emmâ ba'd.
Men salle'l-fecre fî cemâatin ve ka'ade fî musallâhu ve kara'e selâse âyâtin min evveli sûreti'l-en'âmi zekerallâhu bihî seb'îne meleken yusebbihûne'llâhe ve yestağfirûne lehû ilâ yevmi'l-kıyâmeh.
Abdullah b. Mes'ûd radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîftir ki Deylemî'nin;Müsnedü'l-firdevs isimli hadîs kitabında yazılmış. Peygamber
Efendimiz buyuruyor:
Men salle'l-fecre fî cemâatin ve ka'ade fî musallâhu "Kim sabah namazını cemaatle kılar, namaz kıldığı yerde oturmaya devam ederse…"
Burada mihrap yerine musallâ kelimesini kullandığından anlıyoruz ki oradaki mihrap da o mânayadır. Zaten böyle güzel süslü mihraplar o devirlerde Arap mescitlerinde nerede olacak? kesme taşı nereden bulacak kumların arasında?!.. Hurma kütüğünü dikmiştir, hurma dallarını üstüne gölge yapmıştır; al sana mescit, böyleydi.
Bizim memlekette dedelerimiz güzel, sağlam camiler yapalım diye çok paralar sarf etmişler, Süleymaniye Camii Kanunî zamanından beri duruyor, ayakta, bir yeri çatlamamış. Kooperatifimiz yirminci yüzyılda Ankara'da on bir katlı bir bina yaptı. Geçen gün baktım, duvarı tepeden aşağı çatlamış. Bina üç kanatlı, bir kanadı ağır basmış -oturmuş, oturma yapmış- çatlamış. Süleymaniye kale gibi duruyor! Besmeleyi çekmişler, aşk ile şevk ile yapmışlar. Yaptığı işi sağlam yapmış.
Bu da mühim bir kaidedir. Müslüman yaptığı bir işi güzel yapacak. Hangi işi yaparsa! [Mehmed Zahid Kotku] Hocamız derdi ki;
"Sarık sarıyorlar, sardığı sarık kefen olmaya değiyor mu bakalım."
Sarık dediğin uzun olacak, öldüğü zaman ona sarılıversin diye şehitler, sarığı gaziler harbe giderken sararmış. Sarık dediği şöyle güzel, büyük olacak! Namaz kılıyorsun; usulüyle güzel kılacaksın. Bina yapıyorsun; sağlam yapacaksın. Temizlik yapıyorsun; pırıl pırıl tertemiz olacak…
Müslümanın her şeyinde bir intizam fikri olacak, bir güzel yapmak fikri olacak. Bu camiyi derme çatma bir şeyle yapsalardı çökerdi ama kesme taşla [yapmışlar]. Kim bilir derinliğini ne kadar kazdılar, nasıl temel yaptılar?!.. Biz burada oturuyoruz, bunun altı kim bilir ne kadar, belki kazsak altı boşluktur.
Laleli Camii'ni biliyorsunuz, sonradan altında çarşı yaptılar, namaz kılınan yerin altını çarşı yaptılar.
Mihrap sözü kesme taştan yapılmış, stalaktitli, geometrik desenli mânasına değil; namaz kılma yeri mânasına olduğunu bu hadîs-i şerîften anladık.
Ve kara'e selâse âyâtin. "Üç âyet okursa…"
Nereden?
Min evveli sûreti'l-en'âmi. "En'âm sûresinin başındaki üç ayeti okursa…"
Bu üç âyet nedir?
Onu da [Mehmed Zahid Kotku] Hocamız -Allah razı olsun- Evrâd kitabımızın başına yazmıştır, her sabah okuruz.
Bismillâhirrahmârirrahîm
Elhamdülillâhi'llezî haleka's-semâvâti ve'l-'arda ve ce'ale'z-zulûmâti ve'n-nûr sümme'llezîne keferû bi-rabbihim ya'dilûn hüve'llezî halekaküm min tînin sümme kadâ ecelâ ve ecelün müsemmen 'indehû sümme entüm temterûn ve hüve'llâhu fî's-semâvâti ve fî'l-'ard ya'lemu sirraküm ve cehraküm ve ya'lemü mâ teksibûn.
Üç âyet; bunu okuruz ezberlemişiz, siz de ezberleyin!
İnsan oturduğu yerde bunu okursa ne olurmuş?
Mükâfatın büyüklüğünü seyredin: Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;
Ve zekerallâhu bihî seb'îne meleken. "Bunu okuyunca Allah ona yetmiş tane vazifeli melek tayin eder. Okuyan şahsa yetmiş tane melek tayin eder."
Onlar ne yaparlar?
Yüsebbihûne'llâhe. "Sübhanellah… diye Allah'a tesbih ederler." Ve yestağfirûne lehû. "O okuyan kimseye de tevbe istiğfar ederler."
"Yâ Rabbi! Bu âyetleri okuyan o kulunu afv u mağfiret eyle, yâ Rabbi o kulunu bağışla…" diye dua ederler.
Ne zamana kadar?
İlâ yevmi'l-kıyâmeh. "Kıyamet kopuncaya kadar!"
Hatırınızda iyi tutun: En'am sûresinin başındaki üç âyeti.
"Kim sabah namazını kıldıktan sonra oturup da, namaz kıldığı yerden kalkmadan oturmaya devam edip okursa Allah ona yetmiş tane melek tayin eder. Her bir melek ona kıyamete kadar -kıyamet kopuncaya kadar- Allah'a tesbih eder, ona istiğfar eder, onun günahlarının affolunması, afv u mağfiret olunması için dua eder."
[Mehmed Zahid Kotku] Hocamız'dan Allah razı olsun. Biz farkına varmadan bize ne sevaplar kazandırmış?.. Ama kim bir hayrın yapılmasına vesile olursa o hayrı yapanların sevabı kadar bir sevap da onun defterine yazılır. O sevapların hepsini aynı zaman da o da alıyor, bizden bir şey eksilmeden ona da o sevaplar gidiyor.
Bu da çıktı mı! Hocalarımızın bize öğrettiklerinin ne kadar güzel şeyler olduğuna bir delil daha çıktı.
Men sallâ ba'de'l-mağribi rek'ateyni kable en yetekelleme kütibet salâtühû fî illiyyîn.
Peygamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfte buyurmuş ki;
"Her kim akşam namazını kıldıktan sonra akşam namazının arkasından konuşmadan iki rekât daha kılıverirse bu kıldığı namaz Mele-i a'lâda; illiyyîn melekleri tarafından divana kaydolur. O divana, o deftere kaydolunur!"
Ona da işte evvabîn namazı deniliyor. Akşam namazında sonra dünya kelamı konuşmadan yerinden ayrılıp dünya işine dalmadan iki rekât namaz kılmaktır. Bunu da büyüklerimiz hep bize tarif etmişlerdir, bize bu namazı da kılın demişlerdir.
Burada bir şerefi anlatıldı, başka bir hadîs-i şerîfte geçiyor ki;
"O şahsın günahları denizlerin köpüğü kadar çok olsa affına sebeptir." Başka bir hadiste öyle yazıyor.
Men sallâ ba'de'l-mağribi rekâteyni kable en yantika me'a ehadin yakra'u fî'l-ûlâ bi'l-hamdü ve kul yâ eyyuhe'l-kâfirûn ve fî'r-rek'ati's-sâniyeti bi'l-hamdü ve kul hüve'llâhü ehad. Harace min zunûbihî kemâ tahrucu'l-hayyetü min selhîhâ.
Bu hadîs-i şerîf de Enes b. Mâlik radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
Men sallâ ba'de'l-mağribi rekâteyni. "Her kim akşam namazının arkasından iki rekât kılarsa…"
Ne şartla?
Kable en yantika me'a ehadin. "Herhangi bir kimseyle konuşmazdan evvel!"
Dünya kelamı konuşmayacak!
"Konuşmazdan evvel kim böyle namaz kılarsa…"
Başka ne şartı var?
Yakra'u fî'l-ûlâ bi'l-hamdü ve kul yâ eyyuhe'l-kâfirûn ve fî'r-rek'ati's-sâniyeti bi'l-hamdü ve kul hüve'llâhü ehad. "İlk rekâtta Elham ve Kul yâ eyyühe'l-kâfirûn okuyacak, ikinci rekâtta da Fâtiha sûresini ve Kul hüvallâhü ehad sûresini okuyacak."
Hep bildiğimiz süreler, yapabileceğimiz şeyler.
Harace min zunûbihî. "Bir kimse namazı bu tarzda kıldığı zaman işlemiş olduğu suçlardan günahlardan sıyrılır çıkar."
Nasıl çıkar?
Kemâ tahrucu'l-hayyetü min selhîhâ. "Zamanı geldiği zaman yılan, derisinin içinden sıyrılıp çıkıyor ya [onun gibi çıkar]."
Yılan sıyrılıyor çıkıyor, derisi naylon gibi dışarıda kalıveriyor. Deri değiştiriyor derler. Yılanın onun içinden sıyrılıp çıktığı gibi, tabii canlı olarak eski derisi orada kalıyor. Bir ucu yırtılıyor, yılanın derisi orada kalıyor, kendisi çıkıyor.
"Onun gibi günahlardan sıyrılır çıkar; günahlar geride kalır, kendisi günahsız kalır."
İşte bu da evvabîn namazı. Demek ki burada bir şey daha söyledi:
Kul yâ eyyühe'l-kâfirûn ve Kul hüvallâhü ehad ile namazı kılacak, onu anlamış olduk. Bu da [Mehmed Zahid Kotku] Hocamız'ın bize tavsiyesinin doğruluğunu anlatan bir şey!
Men salle işrîne rek'aten beyne'l-mağribi ve'l-'işâ'. Yakra'u fî külli rek'ati fâtihâte'l-kitâb ve kul hüve'llâhu ehad. Hafizehû'llâhu fî nefsihî ve ehlihî ve mâlihî ve dünyâhü ve âhiretihî.
Bu hadîs-i şerîf de Enes radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; "Her kim akşam namazıyla yatsı namazı arasında…"
Bir geniş zaman var: Bir saat yirmi dakika veyahut bir saat otuz dakika, bir buçuk saat. Bazı takvimciler yatsıyı bir saat yirmi dakika hesabından hesaplıyorlar, bazı takvimciler bir buçuk saat hesabından hesaplıyor. Diyanetin takvimi öyle, filancanın takvimi böyle, biraz bir fark oluyor.
Neden?
Akşam namazını esas alıyorlar. Akşam namazına bir saat yirmi dakika koyunca yatsıyı buluyorlar veyahut bir saat otuz dakika koyunca buluyorlar. Aşağı yukarı bir buçuk saate yakın, bir saat on beş dakikaya yakın o kadar bir zaman var.
"Akşam ile yatsı arasında kim yirmi rekât namaz kılarsa…"
Ama her rekâtta ne okuyacak?
Kul hüvallâhu ehad okuyacak. Kısa, Kul hüvallâhu ehad okuyarak yirmi rekât kılarsa; hafizahullâhü fî nefsihî “Allah-u Teâlâ o namaz kılanın kendisini korur. Ve ehlihî “ailesini korur” Ve mâlihî “malını mülkünü korur” Yangın gelmez, zelzelede çatlamaz, ailesine hastalık gelmez, sıkıntı gelmez…"
Ve dünyâhü ve âhiretihî. "Dünyasını da korur âhiretini de korur." Dünyada da bir sıkıntıya uğramaz âhirette de bir derde uğramaz.
Yirmi rekât kılmak biraz zor ama insan bunu duyunca hiç olmazsa bir defa yapmalı. Şimdi mübarek Recep ayı gelmiş sevapların çok kazanıldığı, çok alınıp verildiği bir zaman.
"Bu akşam benim zamanım müsaittir, yemeği yedikten sonra namaza duruvereyim."
Teravih namazı yirmi rekât, kılıyoruz, kılınabiliyor. Ramazan'da beraber olunca kılınıyor. Bir sefer, birkaç sefer yapmayı bir denemeli, gayretlenmeli ki insan şu ecirleri kazanmalı.
Allah hepinizden razı olsun.
Esselâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
01.09.1997 -
Recep Ayı, Maddi-Manevi
01.03.1981 -
Recep Ayında Orucun
