08.12.1994 - Recep Ayının Fazileti

08.12.1994 - Recep Ayının Fazileti
Aziz ve muhterem kardeşlerim,
Receb ayı var, bir ay. Onun arkasından Şaban ayı var, bir ay. Ondan sonra Ramazan geliyor. Bakın Ramazan gibi kıymetli, güzel, sevaplı, muhteşem ve Ümmet-i Muhammed için çok faideli olan bir aya hazırlık ta nerelerden başlanılmış oluyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz de Receb ayı girince kendi tavrında, ibadetlerinde bir yeni neşe ile yeni bir gayrete gelirdi ve ibadetlerini, oruçlarını arttırırdı. Ramazandan sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in en çok oruç tuttuğu ay Receb ayıdır ve Receb ayında oruç tutmanın çok büyük sevapları olduğu hadis kitaplarında yazılıyor.
Biliyorsunuz, bizim tekkemizin diyelim, ders kitabı mahiyetinde olan Râmûzü'l-ehâdîs kitabında 288. sayfanın 13. hadîs-i şerîfinde de bu Receb ayının içinde oruç tutmanın - bunlar farz oruç değil- ne kadar sevaplı olduğuna dair müjdeli bir hadîs-i şerîf var. Onu şöyle tatlı tatlı okuyalım ve şimdiden oruç tutmaya, bu sevapları almaya başlasınlar kardeşlerimiz diye.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Said b. Ebî Râşid radıyallahu anh'ten Taberânî'nin rivayet ettiği bu hadîs-i şerîfe göre buyuruyor ki;
Recebü şehrun azîmün. "Receb muazzam bir aydır." Yani muhteşem bir aydır, çok ulu bir aydır.
Yudâ'afu fîhi'l-hasenât. "Bu ayda yapılan iyilikler, ibadetlerin sevabı başka aylarda yapılanlardan daha fazla, kat kat veriliyor."
Niye öbür aylarda verilenden daha fazla sevap veriliyor?
Bunların hikmetleri, sebepleri vardır. Mesela Allahu Teâlâ hazretleri sahih hadîs-i şerîflerden biliyoruz, Medîne-i Münevvere'de Peygamber Efendimiz'in mescidinde kılınan namazlara daha çok sevap veriyor. Yani, Peygamber Efendimiz'in mescidinde bir namaz kılmak başka yerde bin namaz kılmaktan daha hayırlı, faziletli oluyor.
Bu nedir?
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i sevmenin mükâfatıdır. Onun bulunduğu beldeye hürmetin, bağlılığın mükâfatıdır. Orayı ziyaret etmenin, o zahmeti çekmenin, o meşakkate aşk ile, şevk ile katlanmanın mükâfatıdır. Bir sebebi var.
Sonra, Mescid-i Haram'a, yani Mescid-i Haram dediğimiz yer neresidir?
Kâbe-i Müşerrefe'nin çevresini çevreleyen büyük, Müslümanların en muazzam mescidi, Müslümanların Mekke-i Mükerreme'deki mescidi. Orada kılınan namaz da 100 bin misli sevap oluyor.
Neden?
Orası Hz. Âdem atamız zamanından beri kutsal bir yer, mübarek bir yer. Peygamberlerin cevlengâhı, ziyaretgâhı olan, çok muazzam hatıralarla, hikmetlerle dolu olan bir yer. İsmail aleyhisselam'ın, İbrahim aleyhisselam'ın, Musa aleyhisselam'ın gezdiği yerler. Orada Allah'ın mübarek, ilk defa yeryüzünde Allah'a ibadet için yapılmış ibadethanenin hatırası var, devamı var. Halen de devam ediyor; muhteşem bir şekilde Allahu Teâlâ hazretlerine şerik koşulmadan orada ibadet ediliyor. Orada kılınan bir namaz başka yerde kılınan namazdan 100 bin misli [daha sevaplı]. Allahu Teâlâ hazretleri oraya gitmeyi göze alan, o sıcakları, o zahmetleri, o tehlikeleri göze alan kullara mükâfatını öylece bol bol veriyor.
Demek ki Allahu Teâlâ hazretleri mekanlara, böyle mübarek mekanlara şeref verip oralarda yapılan ibadetleri daha fazla, kat kat mükâfatlandırdığı gibi, aylara da şeref veriyor ve o aylara da mükâfatları, o aylarda yapılan sevaplara mükâfatları kat kat arttırıyor. Bunun çeşitli hikmetleri var.
Şunu ben seziyorum kendi kendime ki, biliyorsunuz İslâm dininin çok güzel bir yapısı var. Yani ibadet yapısı, sosyal emirleri, ailevî emirleri, sıhhatle ilgili tavsiyeleri güzel, haram kıldığı şeyler hakikaten insanlar için zararlı, teşvik ettiği, helal kıldığı şeyler gerçekten insanlar için dünya ve âhiret mutluluğunu sağlayacak, gerçekten güzel şeyler. İlim bunları böyle gösteriyor. Neresinden baksanız İslâm'ın güzel olduğunu görüyorsunuz. İslâm dininin yapısında insanları yetiştirme özelliği var. İslâm dininin ibadetlerinde insanı olgun bir insan, kâmil bir insan, ermiş bir insan, Allah'ın sevgili bir kulu olmaya götürme özelliği var. Namaz böyle, Kur'ân-ı Kerîm böyle, zekât böyle, Ramazan orucu ve Ramazan ayının ibadetleri böyle. Her şeyin bir hikmeti var.
İslâm bir taraftan işi teoride bırakmıyor, yani şöyle yaparsanız iyi olur, şunu yaparsanız ahlâklı bir insan sayılırsınız, şöyle davranabiliyorsanız ne mutlu diye iyilikleri tarif etmekle yetinmiyor. Bir insanın kötü bir insan bile olsa, iyi bir insan olması için elinden tutuyor, yolunu gösteriyor, yolunu çiziyor ve gideceği yolda onu elinden tutup götürüyor, kılavuzluk yapıyor.
Pratik olarak öyle insanlar var ki çevremizde... Bir hanımefendi evli, güzel, yüksek tahsilli, dil tarihten Sümeroloji bölümünden mezun olmuş, ne kadar güzel. Beyi de Ortadoğu'dan mezun olmuş, ne kadar güzel. Yani gayet güzel tahsil görmüşler. (Kadın😉
"Kocam bana namaz kıldırmıyor." diyor.
Niye kıldırmıyor diyorum, yani korkuyor mu, yani namaz kılarsan bir bunalıma düşersin ruhen filan…
“Hayır, kendisi de kılmazdı, babası da kılmazdı, benim de kılmamı istemiyor, kıldırmıyor namaz."
Yani bakın ne çeşit insanlar var. Allahu Teâlâ hazretleri peygamber göndermiş, din göndermiş, ibadetler emretmiş, namazı emretmiş... Namaz dinin direğidir. Allahu Teâlâ hazretleri bir namaz kılmakla insana hem dünyada hem âhirette nice faydalar ihsan edecek. Bunları kitaplarımız yazıyor, ben de vaazlarımda sizlere zaman zaman anlatıyorum. Namaz öyle muhteşem bir ibadet ki, meleklerin ibadeti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in gökyüzünde miraçta müşahede ettiği en güzel jestler, rükular, secdelerle, kıyamlarla, kuutlarla hem şekil olarak hem de içinde söylenilen sözler olarak, namaz öyle muhteşem bir ibadet ki; çok doğru, mü'minin miracıdır namaz. Bu kadar güzel bir ibadeti, bu kadar yüksek tahsil yapmış olan insanlar yapmayın diyebiliyorlar.
Neden?
Görüyoruz ki insanlar eğitilmediği zaman çok ham kalıyorlar. İnsanlar tahsilleri her yönden tamam olmadığı zaman çok çok acınacak durumda oluyorlar. Ben acıyorum çünkü onların bildiği bilgileri, yani teknolojik bilgileri, mühendisliği vesaireyi bizler de biliyoruz, okuduk; ama onların bilmediği başka bilgileri de biliyoruz; sosyal bilgileri, dinî bilgileri biliyoruz, dünyayı, dünyadaki insanları biliyoruz; alimlerin kitaplarını takip ediyoruz, sözlerini inceliyoruz. Namaz son derece önemli bir ibadet, onu inkâr ediyor. Bu insanların eğitilmesi lazım. Yani bu namaza bu düşmanlık çok büyük bir cahillik, çok büyük bir eksiklik, çok büyük bir körlük, yani gerçekleri görememek, güzellikleri anlayamamak...
Onun için insanlara bunları anlatmak lazım, insanları yetiştirmek lazım. Ham insan, yani böyle henüz yontulmamış bir taş düşünün. Yontulacak, bir şekil verilecek, güzel bir şey olacak. Bir ağaç düşünün, yontulacak, güzel bir form alacak, mobilya olacak. Bir elmas parçası mesela, diyorlar ki; Elmas çakıl taşına benzermiş, ilk bakıldığı zaman yani bilmeyen insan anlamazmış, ama elmas güzel bir şekilde tıraş edildiği zaman [pırlanta oluyor.] Bu tıraş da gayet ince bir sanat, zor bir iş ve çok dikkat isteyen bir iş. O zaman pırlanta oluyor ve yontulduğu zaman değer kazanıyor."
E bu insanların eğitilmesi nasıl olacak? Pratiği nedir bu işin?
Ham bir insanı, böyle "olmaz" diyen, her şeyi inkâr eden, hiç kimseye haklarını tanımayan, sevgi saygı duymayan, sırf kendisini düşünen, yani hayvanî seviyede, hayvanî duygular seviyesinde, içgüdüleriyle yaşayan bir insanın, bir insan olması için, kâmil bir insan olması için, Mevlânâ gibi, Yunus gibi olması için, ne bileyim, sevimli bir insan, bütün insanlara faydalı, eser veren, hayır hasenât yapan, başkalarına faydası dokunan, iyiliği dokunan bir insan hâline gelmesi için, aktif bir iyilik kaynağı hâline gelmesi için eğitilmesi lazım. İşte bu eğitilmeyi, İslâm ibadetlerle yapıyor. Yani nefsi yenmeyi oruçla yapıyor. Allah'a bağlılığı namazla, zikirle sağlıyor. Başkalarına yardım etmeyi, zekâtla normlarını ortaya koyuyor, forumlarını bildiriyor, şeklini tarif ediyor. İşi az da bırakmıyor, dozajını ayarlıyor, sürüncemede bırakmıyor.
İşte ben bu üç aylar dediğimiz, Receb, Şaban, Ramazan aylarında, Allahu Teâlâ hazretlerinin kullarını böyle bir ham, yetişmemiş, bilgisiz, Allah'ı bilmeyen uzak bir insan olmaktan Allah'a yakın, duyguları gelişmiş, kalbi nurlanmış, aklı pırıl pırıl berraklaşmış iyi bir insan, kâmil bir insan, her şeyin gerçeğini sezen ârif bir insan hâline gelmesi için, bir güzel devre olarak görüyorum. Ve burada bir alıştırma var. Receb ayı insanları alıştırıyor. Kötülüklerden ilk önce kurtarıyor.
Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyurmuş ki;
Recebü şehrullah. "Receb ayı Allah'ın ayıdır."
Her şey Allah'ın; biz de Allah'ın kullarıyız, dünya da Allah'ın, gökler de Allah'ın, bütün varlıklar Allah'ın yarattığı, O'nun mülkü, her şey O'nun malı, maliki olan Allahu Teâlâ hazretleri. Yani, recebü şehrullah demek, ne demek?
Allahu Teâlâ hazretleri Receb ayında ben kullarımı affedeceğim diye bir fırsat açmış, bir imkân tanımış, bir kapı açmış olduğu için Receb şehrullah yani Allah'ın kullarının kusurlarını affedeceği, bağışlayacağı ay denmiş oluyor. Peygamber Efendimiz böyle buyurmuş. Binâenaleyh, demek ki Receb ayında bizim öteki aylardan beri alıştığımız kötülükleri bırakmamız lazım.
Allahu Teâlâ hazretleri işte Receb ayı ile insanların şöyle bir kendisini muhasebe edip doğru yola girmesinin fırsatını hazırlamış oluyor. Onun için Receb ayını büyük bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Receb ayını tevbe ayı olarak değerlendirmeliyiz. Allah'ın kulları affetmesinden, mağfiret etmesinden, bağışlayacağından istifade ederek, Receb ayında şöyle bir davranışa geçmeliyiz.
Allahu Teâlâ hazretleri nice mübarek aylara, yıllara sıhhat ve âfiyetle, maddeten ve manen, kalben ve kâliben, ruhen ve bedenen, sıhhat ve âfiyet, huzur ve saadet üzere, sevdiklerinizle beraber erişmenizi nasip eylesin ve ömrünüzü hayırlı, sevaplı, ecirli, uğurlu, bereketli, güzel geçirip Rabbimiz'in huzuruna sevdiği, razı olduğu bir kul olarak, cennetlik bir kul olarak varmayı, cennetiyle cemaliyle müşerref olmayı, sevdiği kullarıyla cennette beraber olmayı, Habîb-i Edîb'i Muhammed-i Mustafâ'sı sallallahu aleyhi ve sellem'e komşu olmayı temenni ve niyaz eylerim.
Es-Selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühû,
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.
08.12.1994 -
Regaip Kandili Tebrik,
08.12.1994 -
Recep Ayında Oruç
