İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

09.01.1992 - Recep Ayının Faziletleri, Üç Aylar, Recep Ayı

09.01.1992 - Recep Ayının Faziletleri, Üç Aylar, Recep Ayı
Günün Sohbeti

09.01.1992 - Recep Ayının Faziletleri, Üç Aylar, Recep Ayı

27.12.2025
15 dk 7 sn

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Aziz ve sevgili AKRA dinleyicileri!

Allahu Teâlâ hazretleri buyuruyor ki;

İnne iddete'ş-şuhûri indallahi'snâ aşera şehran fî kitâbillâhi yevme haleka's-semâvâti ve'l-arda minhâ erbaatün hurum. "Allahu Teâlâ hazretlerinin takdiriyle, mukadderâtıyla bir yıl içindeki ayların sayısı 12 tanedir. Allahu Teâlâ hazretleri semâları, yeri yarattığı zamandan beri bu böyledir. 12'li bir taksimat olarak, bir yıl 12 aydır. Bunlardan dört tanesi haram aylardır."
"Haram" burada ne demek?
"Muhterem" demek, "hürmetli" demek. "İçinde fısk ü fücûrun, ceng ü cidâlin, günahın, kavganın, kan dökmenin, can yakmanın, insanları üzmenin yasak olduğu; saldırmanın, vuruşmanın, dövüşmenin yasaklandığı aylar" demek.
Bunlar, haccın îfâ edilmiş olduğu üç ay; yani Zilkâde, Zilhicce ve Muharrem. Zilhicce ayı içinde hac görevleri yapılıyor. Zilkâde'de hac yapmak için ta uzaklardan oraya gelinecek bir ön zaman, fırsat olmuş oluyor. Muharrem de, hac yapıldıktan sonra dönmeyi sağlayan bir ay; bir sulh u sükûn, huzur ve barış ayı, kavgasız, gürültüsüz, çekişmesiz durulması gereken ay olmuş oluyor.
Böylece hacılar hacca giderken ve hacdan dönerken -töreye göre- "kimse onlara dokunmasın" diye. Bu aylar içinde kan dökmek, kan davası gütmek vesaire gibi şeyler asla yapılmıyor. Herkes için selametle uzun yollardan, çöllerden, dağlardan, derelerden geçip haccını yapıp dönebilecek bir fırsat meydana gelmiş oluyor. Zilkâde, Zilhicce, Muharrem.
Zilhicce; Kurban bayramının olduğu, hacıların Arafat'a çıkıp
 hac vazifelerini yaptığı ay. Bir önünden, bir sonundan üç ay haram aylardan, muhterem aylardan.
Ama bir de bunlardan ta uzakta Receb ayı var. Bu da haram aylardan birisi.
Ne kadar uzakta?
Sayalım:
 Muharrem, birinci ay. Hicrî takvimin, yılın 12 ayından birincisi Muharrem; Safer ikinci; Rebîülevvel, Rebîülâhir, üçüncü, dördüncü; Cumâdelûlâ, Cumâdelâhire veya Cemâziyelevvel, Cemâziyelâhir demiş ecdadımız. Arap kaidesine pek uygun değil ama böyle tanınıyor, altı. Ondan sonra Receb geliyor, yedinci ay.
Receb, Şaban, Ramazan aylarına da "Üç aylar" deniliyor. Receb, Şaban, Ramazan, üç mübarek ay, 'Üç aylar' deniliyor. Bunlar da ibadet bakımından, içinde ibadet yapmak bakımından, dinî yönden, İslâmî bakımdan önemli olan üç ay oluyor. Receb, bu üç ayın başlangıcı oluyor.
Demek ki yılın aylarına şöyle baktığımız zaman özetleyecek olursak haccın yapıldığı "Zilkâde, Zilhicce, Muharrem" ayları var, onlarla beraber, onlardan ta uzakta yedinci ay olan "Receb ayı" var, dört ay. Üç hac ayı ve bir de uzaktaki ayrı olarak bulunan Receb ayı, dört ay, eşhur-u hurum, "haram aylar" olmuş oluyor.
Bu Receb ayı, öteki birbirine yakın, peş peşe olan aylardan uzakta, yedinci ay olduğundan ona Recebü'l-ferd, yani "tek başına olan ay" denmiş. Receb ayının böyle bir sıfatı var; ferd, yani ötekiler gibi grup halinde değil, peş peşe değil, onlardan uzakta, ayrı Recebü'l-ferd. Yılın aylarından dördü haram aylar.
Bunlardan ayrı bir de, 'Üç aylar' dediğimiz mübarek aylar var. Bunlar da "Receb, Şaban, Ramazan" oluyor. Ramazan'ın kutsallığı içinde Kadir Gecesi olmasından, oruç tutulmasından, teravih namazı kılınmasından... Ondan evvelki Receb ve Şaban ayları da, bu Ramazan'a doğru insanları hazırlayan bir kutsal, mânevî mevsim olmuş oluyor. Yılın içinde bir de, 'Üç aylar' denince bunları bilmemiz lazım.
"Haram aylar" deyince, birisi ayrı, üçü beraber olan, o saydığımız Zilkâde, Zilhicce, Muharrem ve bunlardan uzakta Receb ayını düşüneceğiz. 'Üç aylar' dediğimiz zaman da, -Bu terimlerden, bu tabirlerden ne anlamamız gerekiyor?- "Üç aylar" dediğimiz zaman da, Receb, Şaban ve Ramazan'ı anlamamız lazım.
"Efendim, Ramazan'da zaten farz. Herkes, sıhhati, durumu müsait olan oruç tutacak da, ' Üç aylar'ın tamamında 'Üç aylar' orucu tutmak, hepsini oruçla geçirmek nasıl oluyor, neden oluyor, böyle bir şey var mı?"
Hayır, Ramazan'ın dışında Peygamber Efendimiz hiçbir ayın tamamını oruçlu geçirmemiş. Sevap kazanmak için zaman zaman tutmuş, canı istedikçe tutmuş. Farz olmadığı halde, sevabını bildiğinden, Allah'ın oruçluyu çok sevdiğini bildiğinden, zaman zaman Efendimiz oruç tutmuş. Ramazan'dan sonra, en çok oruç uttuğu aylardan birisi Receb ayı. Ramazan farz, onun tamamını tutuyor, onun dışında en çok oruç tuttuğu, nafile oruç tutuğu, severek, sevap kazanmak için oruç tuttuğu aylardan birisi Receb ayıdır.
"Bazı insanlar Receb ayını da tam tutuyor, Şaban ayını da tam tutuyor, Ramazan'ı da tutuyor. Bu neden?"
Bazı ibadet hatalarından dolayı, insanların bazen iki ay peş peşe oruç tutması gerekir.
 Bunu her zaman tutsa olur. Ama onlar, "Bu Üç aylar mübarektir." diye bu aylarda tutuyorlar. Receb ayından başlayınca ne oluyor?
Receb, Şaban iki ay kefaret orucu oluyor.
 Böyle kefaret orucu tutmak isteyenler, isterlerse bu aylarda tutarlar, isterlerse başka aylarda tutarlar ama Receb ayında tutunca böylece 'Üç aylar'ı oruçlu geçirmiş olabiliyorlar. İşin sebebi bu olmuş oluyor.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Receb ayında çok oruç tutarmış. Bu arada hadîs-i şerîflerden, rivayetlerden bunu öğrenmiş oluyoruz.
Neden?..
Çünkü Receb ayında yapılan ibadetlere Allahu Teâlâ hazretleri kat kat, çok çok, bol bol mükâfât veriyor. Peygamber Efendimiz de, Allah'tan en çok korkan, O'nun en mübarek kulu olduğundan, en müttakî kulu olduğundan, en âbid, en zâhid, en fedakâr, her şeyi en güzel kulu olduğundan, bu ayda çok oruç tutarmış.
Receb ayının sıfatlarından bir tanesi, Receb el-Esabb'dır. Esabb, b harfi iki tane. Esabbü.
Receb ayı neden bu sıfatla anılmış?
Çünkü Allah'ın rahmeti,
 yağmur nasıl bardaktan boşanırcasına yağarsa öyle şakır şakır, dökülüyor gibi; gökten Allah'ın rahmeti âbid kullarına, iyi kullarına, iyi işler yapan, ibadet eden kullarına bardaktan boşanırcasına geldiğinden dolayı, Receb ayına Receb el-Esabb sıfatı da verilmiş. El-Esabb.
Receb el-Ferd denmiş, tek olduğundan. Receb el-Esabb denmiş,
 sevabın bol bol, bardaktan boşanırcasına verildiğinden dolayı. Güzel sevaplardan, o bol sevaplardan istifade etmeyi Allah bizlere de nasip eylesin.
Bir de Receb el-Esam diye isimlendirilmiş.
"Niye bu sıfatla isimlendi?" diye onun da çeşitli yorumları var. Birbirine düşman olan, birbiri hakkında dava güden, birbirini takip eden insanlar; "İşte senin kızdığın, yakalamak istediğin filanca adam şuradan geçiyor!" diye haber verilse bile, duymamış gibi olacak. 'Üç aylar'a hürmeten ona saldırmayacak, yolunu kesmeyecek. Hacca gidiyorsa yolunu engellemeyecek. Veyahut "Haram aylar içinde bu işleri yapmak yasak olduğundan, duymazlığa geliniyor." diye, Receb ayına Receb el-Esam diye de söylenmiş. Başka sıfatları var.
Hâsılı Receb ayının kutsal bir ay olması önemli. En önemli sıfatlarından birisi Receb ayının, "tevbe ayı" olmasıdır. Tevbe Arapça'da "dönüş" demek. "Kulun yanlış yolu bırakıp günahı, haramı, isyanı bırakıp Cenâb-ı Hakk'ın yoluna dönmesi, hak yola girmesi, cennet yoluna teveccüh etmesi, dönüş yapması" demek.
Biz "dönüş yaptı" diyoruz. "İşte filanca kul, -Allah ıslah etsin- şöyleydi, böyleydi; sonra dönüş yaptı, iyi bir kul oldu." diyoruz. "Öyle bir dönüşle döndü ki imrenirsin kardeşim!" diyoruz. "Bir zamanlar nasıl insandı, şimdi nasıl insan, görsen şaşırırsın. Melek gibi oldu." diyoruz.
Mesela ben evvelki gidişlerimde Amerika'da rastlamıştım. Bir yerde cuma namazı kıldığımız zaman, bizi davet ettiler, bırakmadılar. Kafile olarak öğle yemeğinde topluca yemek verdiler, ziyafet verdiler. Mescidin, namaz kılınan binanın bir yerinde, uzun bir sofrada bize öğle yemeği ikram ettiler.
Bir ihtiyar hizmet ediyordu; boylu poslu, siyahî, yani Afrika'dan gelme, o kökenden. African American diyorlar, yani Afrika'dan gelme Amerikalılar'dan... Esmer bir kimse, ihtiyarlamış, bir omuzu hafif çökmüş ama boylu poslu.
Bir zamanlar nasıl levent olduğu, nasıl fidan boylu olduğu, güçlü kuvvetli olduğu seziliyor. Genç gibi hizmet ediyor; çevik, hareketli. Kaşık gelecek, ekmek gelecek, meşrubat getirilecek. Herkesten önce kalkıyor, gidiyor, getiriyor. Amerikan kökenli, Amerikan vatandaşı, müslüman olmuş.
Dediler ki;
"Hocam bunu tanıyor musunuz?"
"Tanımıyorum." dedim.
Tabi zaten tanımadığımı bilirler, soranlar da bilirler, çünkü ben oraya misafir gittim, cuma namazını kıldırdım, oradan yine ayrılacağım. O şehri tanıyan bir insan değilim. Türkiye'den oraya gitmiş insanım, tanımam zaten ama merakımı tahrik için soruyorlar:
"Tanıyor musun bu insanı?"
"Tanımıyorum." dedim.
"Bu kimse, bir zamanlar bu şehrin mafya çetesinin reisiydi." dediler.
Çete reisiyken, eli silahlıyken, kim bilir ne gibi kusurlar işlemişken, Allah İslâm'ı nasip etmiş. Çetecilikten dönmüş, haramdan, günahtan uzaklaşmış, iyi bir kul olmuş. Şimdi nasıl iyi bir insan haline gelmiş, nasıl hizmet ediyor, nasıl hayra koşuyor... Tabi insan imreniyor, dua ediyor, temenni ediyor: Allah bütün şaşıranlara böyle doğru yolu göstersin. Hakk'a dönüşü nasip eylesin.
İşte tevbe ve Hakk'a dönüş ayı.
"Pekiyi hocam, böyle tevbe eden bir insanın eski günahları ne olur?"
 diye sorulursa bir kere şunu müjdeleyelim ki bir insan müslüman değilken, gayrimüslimken, Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh der de imana gelirse İslâm'a girerse hidayete ererse bütün eski günahları silinir. İslâm, eski günahları siler. Müslüman oluş, Allah'ın yoluna giriş, eski günahları siler. Hepsi silinir; o küfür devrinde kaldı, imansız olduğu devrede kaldı. Hani tarihte milattan önce, milattan sonra dediğimiz gibi, veyahut bizim hicrî tarihimizde hicretten önce, hicretten sonra denildiği gibi; cahiliye devri, devr-i saadet, asr-ı saadet diye ayrım yapıldığı gibi, o kafir insanın, eski cahiliye devrinde yaptığı hataları, günahları tamamen siliniyor. Allah; "O imana geldi." diye, onu annesinden doğmuş, taptaze bir insan gibi, günahsız hâle getiriyor.
Bu zamanın insanına; "Hani bilgisayarın üzerinde bir sürü işlem yapılmış, bir sürü kayıtlar var, bir sürü suçlar yazılmış. Düğmesine basılıp hepsi silinince hiçbir şey kalmıyor." gibi anlatalım. Bilgisayar her eve girdi artık, çağın aleti oldu. Bilgisayardaki bütün bilgiler sıfırlandığı, silindiği gibi; günahla ilgili kayıtlar da insan müslüman olunca siliniyor. Çok güzel!
Demek ki yanlış inançta olanların İslâm'a gelmesi lazım! 

Sevgili AKRA dinleyicileri!

Allahu Teâlâ hazretleri, dualarımızı kabul eylesin. Bizi de salihler zümresine, sevdiği kullar, iyi kullar zümresine dâhil eylesin. Başka kulların iyiliği için de çalışan, güzel huylu, verimli, olumlu; hayatı faydalı, yararlı işler yaparak geçmiş kullardan eylesin. Tertemiz eylesin. Melekleşmiş insanlardan olmayı nasip eylesin.
Uzun ömürle yaşamayı nasip eylesin. Sıhhat, afiyet üzere, elden ayaktan düşmeden, erzel-i ömre uğramadan, aklını, şuurunu, sıhhatini, âfiyetini kaybetmeden yaşamayı nasip eylesin. Ve bu yaşam içinde de, çevremizde mutlu günler görmeyi, mutlu olaylar görmeyi, insanların iyi insanlar olduğunu, cihanın düzeldiğini görmeyi nasip eylesin. Müslümanların mutluluğunu göstersin. Mutlu bir şekilde yaşayıp huzuruna sevdiği, razı olduğu kullar olarak varalım. Dileriz ki öyle olalım, öyle varalım...

Allah cümlemizi huzuruna sevdiği kul olarak varıp rızasına erenlerden eylesin. Cennet evine girenlerden eylesin. Cennet içre cemâlini görenlerden eylesin Ve Peygamber-i Zîşânımız'a, salih büyüklerimize, evliyâullaha Firdevs-i A'lâ'da komşu eylesin. Adını duyup yüreğimizde sevgi beslediğimiz büyüklerimize cennette kavuşup onların sohbetlerine ermeyi nasip eylesin.
Daha daha aklımıza gelmeyen nice dünya ve âhiret hayırlarını Rabbimiz biliyor. Biz bilmesek unutsak da O biliyor. Bizlere her türlü dünyevî, uhrevî hayırları ihsân eylesin. Her türlü dünyevî, uhrevî şerlerden, zararlardan, ziyanlardan cümlemizi korusun. Nice nice mutlu kandillere erdirsin. Sevdiklerinizle cümlenizi aziz ve bahtiyar eylesin.
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtuh!

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA