12.06.1996 - Recebin Son Günleri, Tevbe Etmek, Şabana Hazırlık, Peygamber Sevgisi

12.06.1996 - Recebin Son Günleri, Tevbe Etmek, Şabana Hazırlık, Peygamber Sevgisi
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri, Allahu Teâlâ hazretleri lütfuyla keremiyle bizi bildiğimiz bilmediğimiz her türlü hayırlara erdirsin.
O bakımdan bu mübarek Receb ayının sonuna yaklaştığımız günlerde bir müslüman o Peygamber-i zîşâna tâbi olan bir mü'min kul, onun ümmeti niye biraz gayret etmesin? Niye o da Allah'ın sevdiği bir kul olmaya çalışmasın?
Bunlar, bunlar bize şevk vermeli. Peygamber Efendimiz'in o ulviyeti, o mazhariyetleri bize büyük şevkler vermeli, aşklar vermeli, biz de kendimizi düzeltmeye çalışmalıyız.
Bundan sonra hangi ay geliyor, Receb'ten sonra ne gelir? Şaban ayı gelir. Receb, Şaban, Ramazan. Şaban ayı hakkında Peygamber Efendimiz; "Şaban ayı benim ayımdır." buyuruyor. Şaban ayının Peygamber Efendimiz'in ayı olması onun için bir şeref.
Bizim için ne? Bizim için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e sımsıkı sarılmamızın, ona karşı sevgimizin, bağlılığımızın kuvvetlendirilmesinin ayı.
Çünkü Allah'ın rızasına giden yolun en önemli şartı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i sevmek ve ona bağlanmaktır. Resûllullah'ı hiçe sayarak, sünnetini ayaklar altına alarak, Efendimiz'e hiç bağlılık eseri, emaresi göstermeden bir insan Cenâb-ı Mevlâ'ya ulaşır mı? Asla, kesinlikle ulaşamaz. Allah'a giden yol, Resûllullah sevgisinden geçer. Allah'ın rızasını kazanmak isteyen, cennete girmek isteyen Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e sımsıkı sarılacak.
Efendim, ben o duygulardan biraz eksikliyim, mahrumum. Maalesef hocam hissedemiyorum, sizin o güzel anlattığınız duygular çok tatlı şeyler de ben onları duyamıyorum, onları yaşayamıyorum diyorsa bir insan; yaşamaya çalışacak.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: "Şimdi ben size bir sure okuyacağım. O sureyi okuyunca ağlayın. Ağlayamıyorsanız dahi ağlıyormuş gibi yapın, kendinizi ağlamaya zorlayın."
Demek ki insan yapamadığı bir şeyi yapıyormuş gibi yapa yapa, yavaş yavaş, taklit ede ede, tahkike erişecek, hakikisini yapmaya başlayacak.
O sûre nedir?
el-hâkümü't-tekâsür sûresi.
O sûreyi okuyun. Bu akşam açın Tekâsür sûresini okuyun. Korkunç! Hüngür hüngür ağlayın, aman yâ Rabbi! deyin, o cehennemden Allah'a sığının, Allah'ın lütfuna mazhar olmaya çalışın.
İnsan bir takım güzel duyguları duyamıyorsa çaresi nedir?
O duyguları duyan insanların kitaplarını okumalı, o insanların yanına gitmeli, o insanlardan çırağın ustasından öğrendiği gibi o şeyleri kapmaya çalışmalı.
Allah'tan korkmak mı istiyorsunuz?
Allah'tan korkan bir insana, bir hocaefendiye, bir şeyh efendiye gidin, arkadaş olun.
Peygamber Efendimizi sevmek mi istiyorsunuz?
Peygamber Efendimiz'e âşık, onun yolunda giden, onun sünnetine hizmet eden bir mübarek zâta gidin bende olun.
Neden?
Ondan alacaksınız işte! Allah sevgisini öğreneneceksiniz. Resûllulah muhabbetini öğreneceksiniz, sünnet-i seniyyeye sarılmanın önemini anlayacaksınız.
Efendim, 20. yüzyılda, 1400 yıl önceki örf âdet, şekil, yaşam olur mu?
Olur. Olur, Peygamber-i zîşânımız her şeyi bize öğretmiş.
Peygamber Efendimiz'in sünneti dünyası, sünnet-i seniyyesi, onun yaşam tarzı o kadar güzel ki okuduğunuz zaman, dinlediğiniz zaman anlayacaksınız. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in sevgisini içinizde yeşertmeye çalışın. Nadide bir çiçeği çarşıdan aldınız, saksıya diktiniz, gözünüz gibi bakıyorsunuz. İşte öyle kalbinizde Resûllullah sevgisini hâsıl etmeye çalışın. Taklîden de olsa, onun kitaplarını okuyun.
Bir kitap reklamı değil bu ama birtakım gerçekleri yakalamanız için söylüyorum. İmam Cezûlî hazretlerinin Delâilü'l-hayrât kitabı var. Pek çok mübarek insan o kitabı her hafta bitirecek şekilde, her gün bir kısmını okuyarak devamlı okurlardı. Peygamber Efendimiz'e salât u selamla dolu olan şaheser bir kitap. Arapçasını bilseniz, o salât u selamları okudukça gözyaşlarını tutamazsınız, kalbiniz rikkat ile dolar, hayran olursunuz.
Bir de bu kitabı İznikli olup da Kânûnî devrinde 1541 tarihinde Bursa'da vefat etmiş olan Davud Efendi isminde bir zât Türkçe'ye gayet güzel tercüme etmiş ama sadece tercüme değil, hazine. Ben o kitabı açtım, önümde. Kara Davud derler. Kara Davud isimli. Lakap bazen Kara oluyor ama karalar bazen çok güzel oluyor. Mesela, Kâbe'nin örtüsü kara, güzel. Bazen kara olduğu halde güzel şeyler oluyor. Çok güzel yazmış kitabı.
Mesela Delâilü'l-hayrât kitabında, Peygamber Efendimiz'in 201 tane ismi sayılmış, Peygamber Efendimiz'in sıfatları sayılmış. Sıfatlarından birisi de Sâhibü'l-mi'râc. Peygamber Efendimiz Mirac'a sahip olan, nâil olmuş olan, mazhar olmuş olan bir kimse.
Sâhibü'l-mi'râc diye bir ismi geçti diye Miracı bir anlatıyor, 90 sayfa. Kitabın içinde 90 sayfa; Miracı belki başka hiçbir yerde o kadar teferruatlı göremezsiniz. Çok güzel toplamış, bir miraç kelimesinin izahı için sayfalarla tercümede bilgiler var, gayet güzel.
Demek ki âşık insanlar. Resûllullah'a âşık, Resûllullah'ı, gaflet perdesi gözlerinden kalkmış, müşahede eden insanlar. O büyüklerimizden bir tanesi diyor ki; "Resûllullah sallallahu aleyhi ve sellem bir an gözümün önünden kaybolsa, Resûllullah'ı göremesem, -halbuki Peygamber Efendimiz'den asırlarca sonra yaşayan bir kimse- Resûlullah'ı bir an gözümün önünde görmesem kendimi müslüman sayamam." diyor. "Müslüman saymam." diyor.
Geçen hafta Türkiye'de seyahatteydim. Edirne'de bir kardeşimiz, ben arabaya bindiğim sırada kulağıma eğildi, "İki Cihan Serveri'ni 100 defa gördüm hocam." dedi. Kardeşimizin pırıl pırıl yüzü var. "İki Cihan Serveri'ni 100 defa gördüm." dedi. Âşık olunca Allah gösteriyor. Aşkının derecesine göre gösteriyor. Onun için 100 defa az değil. Ben büyük bir zâtı hatırlıyorum, kitabında yazmış. Kendi hayatında "Resûllullah'ı şu kadar defa gördüm." diyor. On küsur bir rakam, unuttum. 17 mi diyor, "17 defa Resûllullah'ı rüyamda gördüm." diye [yazmış]. Yetmez, niye? Çok daha fazla görenler var, hiç göremeyenler var.
Allah görmeyenlere göstersin, Resûllullah Efendimiz'in iltifatına mazhar eylesin, Resûllullah Efendimiz'in sevmediği, kızdığı, beğenmediği, darıldığı huyları olanlardan da bu kötü huyları alsın da Resûllullah Efendimiz'in iltifatına mazhar eylesin aziz ve sevgili kardeşlerim.
Onun için ne yapalım?
Geçen yıllar, geçen aylar, geçen günler geçiyor. Geçen bir zamanı telafi etmenin hiç imkânı yok, çare yok. Geçmiş zaman geçti. Onun çaresi yok ama hiç olmazsa geçmişteki hatalarımızdan ibret alıp gelecek zamanımızı, şimdiki zamanımızı iyi değerlendirmemiz lazım. Madem Receb-i şerîfin sonuna geldik. Receb ayı gidiyor diye bir mahzunluk çöktü içimize. Bu ayda da Cenâb-ı Mevlâ'ya istediğimiz kadar güzel gönlümüzce ibadet edemedik, eksiğimiz, kusurumuz çok diye mahcubiyet duyuyoruz, ayın geçtiğine üzülüyoruz.
Madem böyle o halde ne yapmalıyız?
Hiç olmazsa önümüzdeki zamanı güzel değerlendirmeliyiz. Receb gidiyorsa Şabân-ı şerîf geliyor, arkasından Ramazân-ı şerîf geliyor; mübarek.
Gözünüzü açın, mübarek fırsatlardan istifade edin. Allah'ın rahmetinin bardaktan boşanırcasına yağdığı gibi, gökyüzünden rahmetinin yağdığı bu zamanları gafil geçirmeyin.
İmam Gazzâlî, Allah rahmet eylesin nur içinde yatsın, Allah şefaatine erdirsin, İhyâu ulûm kitabını yazan. Onun kitabını okumuştum, kitabında diyor ki; Allah'ın rahmeti yeryüzüne kulların üzerine, umumi olarak yağar ama kalbi ters olanlar... Yani kabı, yağmurun içine girmesi gereken kabı ters çevrilmiş olursa içine yağmur girer mi? Tencereyi ters çevirmişsiniz, nisan yağmuru tencerenin içine girer mi? Girmez. Dibine çarpar, kenarından dökülür gider. Kabın gökyüzüne dönük olması lazım, yağmur içine ne kadar isabet ederse o kadar yağmur birikecek.
Gökten Allah'ın rahmeti kulların üzerine yağıp duruyorken insanın kalbi ters olmamalı, göğe dönük olmalı, Mevlâsına dönük olmalı ki Allah'ın rahmeti içine gelsin. Allah'ın rahmetinden istifade etsin. Terslik kulda, kulun kalbinde oluyor. Onun için dikkat edin ki gönülleriniz ters pozisyonda, ters durumda olmasın, -pozisyon değil- ters durumda olmasın. Mevlâ'nın yönüne dönük olsun da içine Cenâb-ı Mevlâ'nın rahmeti bol bol dolsun.
Rahmet-i Rahmân'a hayatınızda mazhar olun, hayatınızdan sonra mazhar olun, iki cihanda aziz ve bahtiyar olun. Allahu Teâlâ hazretleri sizi iyi bir müslüman eylesin.
Salih, Allah'ın sevgili, mübarek bir kulu, evliyâsı eylesin, sevdiği kul eylesin, sevdiği kul olarak yaşatsın. Sevdiği güzel işleri yaptırsın, güzel eserler, güzel âmâl-i sâliha yapmak nasip etsin. Eser bırakmak, hayır hasenât yapmak nasip etsin. Huzuruna da -en çok her zaman söylediğim şey, sonuç o- sevdiği, razı olduğu kul olarak varmayı nasip eylesin. Yüzü ak, alnı açık, mahşer gününde, Mahkeme-i Kübrâ'da Allah'ın lütfuna ermeyi nasip etsin. Azabından, gazabından, kahrından, cezasından, ikabından mahfuz eylesin, uzak eylesin. Lütfuna, rahmetine, ihsanına, ikramına mazhar eylesin, cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin. Şu mübarek günler, şu mübarek geceler, gündüzler, Cuma’nın bereketi hürmetine, Esmâ-i Hüsnâ'sı hürmetine Habib-i Edib'i hürmetine.
12.06.1996 -
Recebin Sonu, Şaban
09.12.1994 -
Recep, Şaban ve
