12.06.1996 - Recebin Sonu, Şaban Ayı, Tevbe Etmek

12.06.1996 - Recebin Sonu, Şaban Ayı, Tevbe Etmek
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri Miraç kandili, Receb'in 27. gecesi olunca, hemen artık mübarek üç aylardan birincisi olan Receb ayının bitmek üzere olduğu hatıra geliyor, görülüyor, anlaşılıyor. Receb ayı başladığı zaman Regaib kandili münasebetiyle Receb'in ilk Cuma gecesi, perşembesini cumaya bağlayan gece, Regaib kandili münasebetiyle söylemiştim, bu üç aylar çok sevaplı, mühim aylar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in önem verdiği aylar. Kendisinin yaşamına etki eden aylar.
Peygamber Efendimiz'in her hali çok güzel, çok mübarek, çok tatlı, çok ibretli, çok hikmetli… Ama Receb ayı gelince, Receb ayıyla beraber kendisine ayrı bir şevk, ayrı bir gayret ile bir değişme geliyor ve daha çok Cenâb-ı Mevlâ'sına şükrünü ifade edici ibadet ve taatlerde bulunuyordu.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Receb ayında çok oruç tutuyordu. Receb ayında oruç tutanlara Allahu Teâlâ hazretlerinin çok büyük mükâfatları olduğunu size evvelki konuşmalarımda bildirmiştim.
Allahu Teâlâ hazretleri tutmuş olduğunuz oruçları kabul eylesin.
Oruç insanın midesini boşaltır ama kalbini nur doldurur, kalbi nurlanır. İç dünyası aydınlanır, kirlerden arınır, günahların tesirlerinden silinir.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadîs-i şerîflerini biliyorsunuz. Bir insan bir günah işledi mi, insanın kalbinde bir leke meydana geliyor. Küçük bir nokta bile olsa kalbinde bir leke meydana geliyor. Günahlar çoğaldıkça lekeler çoğalıyor, lekeler çoğaldıkça kalp kararıyor. Kalp kararınca, sertleşince, katılaşınca, taşlaşınca insanlar derece derece zalimleşiyor, gaddarlaşıyor, hunharlaşıyor, kindarlaşıyor, çok kötü bir duruma geliyor.
Kalbin nurlanması, parlaması, aydınlanması, temizlenmesi çok önemli… Bunun için önemli ibadetlerden birisi oruç. Başka ibadetler de var. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Allah'ı zikretmenin kalbin nurlandırdığını, pak eylediğini, tertemiz eylediğini beyan ediyor. Zikir de çok güzel bir ibadet. Peygamber Efendimiz Ramazan ayına da hazırlığı düşünüyordu. Şöyle dua ederdi: "Yâ Rabbi! Bize Receb ayını, Şaban ayını mübarek eyle, Ramazan'a ulaştır." Yani ufukta görünen o 11 ayın sultanı olana, 11 aydan sonra 12 ayın içinde sultan olan Ramazan ayını düşündüğünü görüyoruz.
Ramazan ayı öyle bir ay ki içinde, Hayrun min elfi şehrin. "Bin aydan daha hayırlı" kadir gecesi saklı, gizlenmiş olan bir ay. Ramazan, Allah'ın çok büyük lütuflara kullarını erdirdiği bir ay olduğu için "yâ Rabbi! Receb'i, Şaban'ı bize mübarek eyle, Ramazan'a da sıhhati afiyetle eriştir, Ramazan'ın feyzinden bereketinde faydalandır." diye dua ederdi.
Buradan anlıyoruz ki, Receb'de, Şaban'da kendimizi çeki düzen altına almamız, düzenlememiz, Ramazan'a hazırlanmamız, Ramazan'ı heyecanla beklememiz lazım. İşte Receb ayı bitti. Bazen 29 gün olur Arap ayları bazen 30 gün olur. Pazar günü 27'si, pazartesi 28'i, salı 29'u, ya çarşamba 30'u olur ya da biri olur. Ayın durumuna göre nasıl olacağını bilmiyoruz.
Receb ayı geçti, yapılan ibadetler yapıldı, sevapları kazanan kazandı, kazanamayanlara ne diyelim. Allah bir dahaki fırsatta gözünü açıp da o sevapları kazanmalarını onlara da nasip etsin diyelim, candan dua edelim.
Şaşıranları Mevlâmız şaşkınlığını, şaşırdığını anlatıp, ikaz edip uyarıp doğru yola gelme nimetine erdirsin, tevfîkini refîk eylesin. Hepimiz iyi insanlar olalım, hepimiz Allah'ın sevgili kulları olalım diye temenni ediyoruz.
Receb ayının en mühim özelliği tevbe ayı… Yani insanın yaşamı, hareketleri, huyları, işi, günlük hayatı, çalışması eğer Allah'ın rızasına uygun değilse; kusurluysa, eksikliyse, hatalıysa, günahlıysa yalan yanlış istikameteyse, sevapsızsa, gaflette geçiyorsa, cahillikle geçiyorsa ne yapacak?
Dönecek. Dönmeye ne diyoruz? Tevbe diyoruz.
Receb tevbe ayı, dönüş yapma ayı. Cenâb-ı Hakk'a iyi kulluk etmeye dönüş ayı. Ne kadar güzel, ne iyi bir fırsat, ne kadar güzel bir teklif, ne güzel bir çağrı… Allah'ın yoluna dön, yanlış yolu bırak cennet yoluna dön. Allah'ın sevdiği kul olma şerefine nâil olmaya çalış, o tarafa gel. Ne güzel bir şey!
Tevbe etmeyi Allah çok sevdiği için Kur'ân-ı Kerîm'de buyuruluyor ki:
İnnellâhe yuhibbu't-tevvâbin.
"Allah tevbekâr kulları sever."
Tevbekâr ne demek? Tevbe etmek işi olan, işi tevbe etmek olan, bunu candan, cân-ı gönülden, bir mütehassıs meslek erbabıymış gibi candan yapan. Allah tevbekâr kullarını sever. Sonra, tevbekâr kullarını sever, ne olur? Tevbekârın tevbesini de kabul eder, niyazını kabul eder, afv u mağfiret eyler, bağışlar günahlarını.
Kul suç işlemiş, Allah bağışlayabilir mi? Bağışlayabilir.
Çok hadîs-i şerifler, çok âyet-i kerîmeler var.
Allahu Teâlâ hazretleri kulun dönmesini seviyor. Dönmesinden razı geliyor, memnun oluyor. Kulların hatasını anlayıp dönmesi lazım. Peki, eski günahlar ne olacak? Yani bir insan döndü de... Aman ondan önceki hayatını hiç sorma. Çok berbat bir hayat geçirmiş. Aşk ile sıdk ile bir insan tevbe ettiği zaman Allahu Teâlâ hazretleri eski günahlarını da affediyor, bağışlıyor, eski günahlarını siliyor. Sıdk ile tevbe etmeye, ihlâslı, candan tevbe etmeye tevbe-i nasûh diyorlar. İhlâsla tevbe ettiği zaman Cenâb-ı Hakk'ın yoluna döndüğü zaman Allah seviyor.
Duymuşsunuzdur, Türkiye'de çok oluyor, başka yerlerde de olur. Ben mesela Hicaz'da bir kere önümde birileri birbirleriyle musafaha ediyorlardı. Harem-i Şerîf'te, karşımızda Kâbe-i Müşerrefe. Böyle çok izzeti itibar ettiler bir adama, herkes musafaha etti, sarıldı. Ben de merak ettim. Birisi dedi ki:
"Hocam bunu tanıyor musunuz?"
"Tanımıyorum."
"Bu Mısır'ın meşhur artistlerinden birisi, sinema artisti. Dönüş yaptı, çok iyi bir dönüş yaptı, iyi bir müslüman oldu." dediler. Böyle oluyor. Türkiye'de de bir dansöz, bir şarkıcı oluyor, böyle yanlış yolda hayatını geçiren, Allah'ın razı olmadığı, şeriatın kabul etmediği, günah olan işleri yapan insan tevbekâr oluyor, iyi bir insan oluyor. Dönüş yaptı diyoruz. Dönüş hayatta önemli bir olay.
Allah tevbe eden, dönüş yapan kulu sever ve ne olur?
et-Tâibu mine'z-zenbi kemen lâ zenbelehû.
"Günahından tevbe eden bir kimse hiç günah işlememiş gibi olur." Siler Allah.
Âyetlerle, hadîs-i şerîflerle sabit, bizim işlediğimiz günahların hepsi yazılıyor. Omuzlarımızdaki kirâmen kâtibin, "hafaza melekleri" diye isimlendirilen melekler bizim her şeyimizi yazıyor. Sözümüzü ve fiillerimizi, icraatımızı, âmâlimizi, amellerimizi yazıyorlar.
Peki, yazıya geçti, melekler gördü. Başka neler var?
İnsanın günahı işlediği mekân da, -mesela toprak var, ağacın altında, duvarın kenarında, binanın içinde- mekânın parçaları da insana şahitlik edecek. Mahşer gününde, Allah'ın divanında, mahkeme-i kübrâ'da ev diyecek ki, "Evet, benim içimde bunlar içki içti, bu günahı işledi. Mesela ağaç diyecek ki, "Evet, benim altımda sofra kurdular, şişeleri, kadehleri dizdiler içki içtiler. Yani ağaç şahit olacak, mekân şahit olacak, melekler şahit. Bir de kâğıtlara yazılmış. Kâğıt diyorum ama alışkanlık olduğu için diyorum. Meleklerin nasıl bir kâğıda yazdığını Allah bilir, biz bilemeyiz. Nurdan kâğıtlara, nurdan defterlere, amel defterlerine yazıyorlar. Ama Allah affetti mi meleklere de unutturuyor, defterden de siliyor. Bu suç, bu günah yeryüzünün neresinde yapılmışsa o mekânlara da unutturuyor. Onlar da şahitlik yapmayacak gibi kul tertemiz oluyor.
Peygamber Efendimiz'in hadisini hep Cuma günleri Cuma namazına gidenler hatip efendiden duymuşlardır:
et-Tâibu mine'z-zenbi kemen lâ zenbelehû.
"[Tevbe eden kimse] hiç günah işlememiş gibi oluyor, hiç günahı yokmuş gibi oluyor, tertemiz oluyor."
Yani elbiseye bir leke düşmüş, masanın üstünden yağlar devrilmiş, tamircinin kara kara lekeleri güzelim elbisesine bulaşmış. Eyvah, şimdi elbise ne olacak? Bir temizleniyor, temizleyiciye bir gidip bir geliyor, lekenin hiç izi kalmamış tertemiz olmuş. Oh, elbisenin sahibi seviniyor. "Ya ben bu kirlerle lekeler çıkmayacak sanıyordum, elbisem tertemiz olmuş." Evet, tevbe eden bir kimse de tertemiz oluyor, hiç günahı yokmuş gibi oluyor muhterem kardeşlerim.
Tevbe ederken ne diyoruz? Hatırlayalım:
"Yâ Rabbi! Ben hata işledim, kusur bende. Günah işledim, suçluyum, mahcubum, üzülüyorum, ağlıyorum bak, gözyaşı döküyorum yâ Rabbi! Sen Gaffâru'z-zünûbsün. 'Günahlar affetmek senin şanından.' Affetmeyi seversin yâ Rabbi! Ben günahıma pişman oldum beni affet. Hem de bir daha işlememeye de söz veriyorum." diyoruz. Peygamber Efendimiz'in bize öğrettiği dualarda bu fikirler, bu unsurlar var.
Günaha pişmanlık; bir… Bir daha işlememeye kararlılık iki… Azmetmek, karar vermek, bir de günahı bırakmış olmak. Günahı işliyorken, içki masasında, içkiler karşısında… Hep içkiden misal veriyorum başka misaller verilebilir de, örnek olsun diye içki misalini veriyorum. Başka günahlar da var, çeşit çeşit günahlar var. Görünen günahlar, görünmeyen günahlar var. İçki masasındayken tevbe olmaz. Günaha devam ederken tevbe olmaz.
O nedir?
Ve'l-müstağfiru mine'z-zenbi ve hüve mukîmun 'aleyh ke'l-müstehzii bi-rabbihî.
Çok korkunç bir şeydir böyle bir olay. Peygamber Efendimiz, "Günaha devam ediyorken tevbe ve istiğfar eden, af isteyen kimse Allah'la, Rabbi ile alay eden kimse gibidir." diyor. Alay gibidir o; hem günaha devam ediyor hem de affet beni diyor. Yani bu yapılıyor, yapılmıyor değil. Bu duruma düşmüş olan insanlar var, böyle tevbe olmaz. Bunun çok korkunç bir olay olduğunu bilsinler. Allah'la alay etmek gibi olduğunu bilsinler.
Günaha devam çok fena. Günahı bırakacaklar. Tevbe etmemek de, tevbesizlik de çok fena. Günaha devam ederken tevbe etmek; o da Allah'la alay etmek gibi.
Ne çaresi kalıyor? İnsanın günahı bırakması. İşte fırsat geldi, mübarek üç aylar geldi. Receb ayı geldi hatta geçiyor, hatta sonuna geldik. İşte Miraç kandili bir iki gün sonra Receb ayı bitecek. O halde insan bu tevbe ayında tevbe etmeliydi, oruçlar tutmalıydı, kalbini nurlandırmalıydı, ibadet etmeliydi.
Bir de tevbede bir unsur daha var. Tevbe edecek, pişman olacak, günahı bırakacak, bir daha işlememeye kararlı olacak, işlememek isteyecek.
Bu nedir? Allah'a söz vermektir. Yâ Rabbi! Ben günahıma pişman oldum, bir daha işlememeye niyet ettim, karar ettim işlemeyeceğim.
Bu nedir? Sözdür, söz vermedir. Günahtan vazgeçen bir kimse Rabbına söz vermiş oluyor.
Günahtan vazgeçmeye karar verdi, tevbe ettiği zaman azimliydi, ondan sonra yine şeytana uydu bir hata daha işledi?
Burada mühim olan günahtan vazgeçtiği zamanki niyetinin, kararlılığının kesin olması. O çok önemli.
Eğer, ben buna şimdi kandil gecesi tevbe ediyorum, bu gece tevbe ediyorum ama yarın yaparım derse, Allah insanın kalbini biliyor, bu tevbe olmaz. Yapmamaya karar verecek.
Yapmamaya karar vermiş olan bir insan bir daha hata işleyebilir mi?
Maalesef işler, beşer bu. İnsanoğlu, zayıf insan… Herkesin iradesi çelik gibi değil. Çelik bile bazen aşınıyor, yıpranıyor ya. Çelik gibi iradesi, sapasağlam freni olmuyor bazılarının, freni tutmuyor, hata işleyebiliyor. Geliyor yalvarıyor gözyaşları içinde;
"Hocam, ben tevbe etmiştim... Aman benim halim ne olacak?" söyle.
Tevbe etmiş, eee, tevbe etmişsin güzel.
Ama ben tevbemi bozdum, şeytana uydum, kendim tutamadım, hata işledim, mahvoldum, perişan oldum, babama el kaldırdım bir tane patlattım.
Böyle şeyler söyleyenler oluyor. İnsanoğlu hata işleyebilir.
Peki hata işlemiş bir insan ne olacak şimdi? İlk başta söz vermiş de hata işledi?
Evet, hatayı bırakmakta kesin, samimi söz vermişse, bir daha hata işlemişse yine tevbe edecek. Çünkü niyeti iyiydi ama aldandı bir suç daha işledi. Ama günaha ısrar edip devam ediyorsa o çok fena… Günaha devam etmekteyken tevbe etmek, Allah'la alay etmek gibi oluyor. Ahde vefâ göstermeye çalışacak, yine tökezler düşerse yine tevbe edecek. O zaman Allah yine affeder. Amma günaha devam ederken "affet yâ Rabbi, bağışla yâ Rabbi!" Öyle olmaz. Günahı bırakacak. İlk şartı günahı bırakması lazım aziz ve muhterem kardeşlerim.
Allah hepinizden razı olsun. es-Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.
12.12.1997 -
Peygamber Efendimizin Sıfatları
12.06.1996 -
Recebin Son Günleri,
