İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

12.09.1997 - Anne Babanın Vasiyetini Tutmak, Ağabeye Hürmet

12.09.1997 - Anne Babanın Vasiyetini Tutmak, Ağabeye Hürmet
Günün Sohbeti

12.09.1997 - Anne Babanın Vasiyetini Tutmak, Ağabeye Hürmet

11.09.2026
11 dk 58 sn

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Allah cümlenizden razı olsun, cumanız mübarek olsun. Ömrünüz muradınızca, Allah'ın rızasına uygun geçsin. Allahu Teâlâ hazretleri rızasını, sevgisini kazanıp huzuruna sevdiği, razı olduğu kullar olarak varmanızı nasip eylesin

Hepimiz, sağsa annelerimizin, babalarımızın gönlünü almaya koşturmalı, seferber olmalıyız.

Ya vefat ettilerse?

O zaman da vazifelerimiz var. Anne ve baba vefat ettiği zaman yapılacak hizmetlerin başında, onların ruhuna dualar etmek, hatimler indirmek, Kur'ân-ı Kerîm'ler, Mevlid'ler okutmak; hayır hasenât yapmak, kurbanlar kesmek gibi şeyler gelir.

İnsan vefat etmiş anne babasının ruhu için hangi hayrı yaparsa; -sadaka verse, bir hayır yapsa, çeşme yaptırsa, kurban kesse, hacca gitse- hep sevabı anne babaya gider, hiçbir şey eksilmeden çocuk da sevap alır. Bölüşülmez.

Aynı sevabı çocuk da alır; onun namına gittiği büyüğü, annesiyse annesi, babasıysa babası de alır. Mesela onların namına hacca gitmişse çocuk da hac sevabı alır, anne babası da hac sevabı alır. Peygamber Efendimiz kesin olarak, açıkça bunu beyan ediyor.

Demek ki vefat etmişlerse onların namına hayır yapağız. Okul yaptırır, çeşme yaptırır, köprü yaptırır, yol yaptırır, sadaka verir, kurban keser vesaire…

Ayrıca kabrini ziyaret edeceğiz, ruhuna hatimler indireceğiz, hayır ile yâd edeceğiz; bu da bir şey.

Hadîs-i şerîflerden benim hatırladığım başka bir husus da, anne babanın hatırı için anne babanın ahbaplarına ilgiyi devam ettirmektir:

"Bu, benim babamın en yakın arkadaşıydı. Şunu ziyaret edeyim, elini öpeyim, bir arzusu varsa sorayım!" filan diye anne babanın arkadaşlarını, eski dostlarını da aramak, kayırmak önemlidir.

Onun için anne baba dostlarını, arkadaşlarını arayın, bulun, kollayın.

Çünkü "Kim annesine, babasına kabrinde ziyaret yapmak isterse..."

İstemez mi?

Keşke kabrin bir yolu olsa da, insan tıpış tıpış merdivenlerden inse, içeride nurlu, geniş bir kubbenin altında vefat etmiş olan annesini, babasını dayalı döşeli güzel bir şekilde görse de, ışıklar içinde, hoş kokular içinde ziyaret etse, elini öpse...

"Anne ve babasını kabrinde ziyaret etmek isteyen; onun hayatta kalmış olan yakınlarını, dostlarını, arkadaşlarını ziyaret etsin." diye Peygamber Efendimiz buyuruyor.

Onun için baba dostlarını, ana dostlarını unutmayın aziz ve sevgili kardeşlerim!

Bu da işin bir zarif, bir güzel, bir ince yönüdür.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş:

"Büyük ağabey baba yerinedir, baba gibidir."

Şimdi ben burada bakıyorum, herkes birbirine adıyla hitap ediyor; yadırgıyorum. Babasına da adıyla hitap ediyor, abisine de adıyla hitap ediyor.

Halbuki biz, yaşça büyük olan kardeşimize "ağabey" diyoruz ki bu kelimeyi biraz açıklayacak olursak tahlil edecek olursak "ağa" ve "bey" kelimelerinden meydana geliyor. Kendisinden büyük kardeşine "kardeşim" demiyor, "kardeş" demiyor, Arapçası ahî demiyor, birâder-i men demiyor; ağabey diyor.

Bizim örfümüzde, terbiyemizde ağalık da, beylik de çok yüksek unvanlar, içtimâî unvanlar. Bir insan "bey" oldu mu, mesela Osmanlı Beyi, Karamanoğlu Beyi. Çok büyük bir unvan, sultan gibi bir şey. Bizim edebimiz böyle. Yaşça biraz büyük olduğunda, hatta "İkizlerden önce doğanı, ötekisinin abisidir." derler.

Ağabeye de hürmet lazım! Ağabeyin sözü de, hatırı da önemli. Dünya malı önemsiz. Ufak tefek şeyler; "Öyle dedi, böyle dedi, malı çok aldı, az aldı, taksim şöyle oldu, böyle oldu, yan baktı, kaş kaldırdı, kaş çattı, gözünü döndürdü..."

Bunlar şeytanın insanı körüklemesi. Aile muhabbetini bozmak için şeytanların çalışması. Müslüman, müslümanın kardeşidir.

Büyük ağabey de ağa-bey, unvan bakımından "ağa ve bey" gibidir; ona elbette hürmet edecek. Hele babası vefat etmişse küçük kardeşlerin ağabeyin sözünü dinlemesi lazım.

Hakikaten bizim ülkemizde de bazen böyle olaylarla karşılaşıyoruz. Bakıyoruz, bir büyük ağabey, yaşça büyük kardeş; -tabi kısaltarak ağabey abi olmuş.- bir büyük ağabey ne yapmış oluyor?

Öteki kardeşlerinin hepsine bakıyor, okutuyor, yetiştiriyor, büyütüyor, geçimini sağlıyor, yuvasını kuruyor, evlendiriyor; malını mülkünü, çeyizini çimenini hazırlıyor. "Tamam, kız kardeşimi evlendirdim." diye rahat ediyor. Hatta ağabey olduğu için kendisi evlenmesini geciktiriyor; "Evvela kardeşlerimi kayırayım, kurtarayım." diyor.

İslâm ne kadar güzel! İslâm terbiyesi bizim örfümüzün, âdetimizin içine ne kadar işlemiş. Elhamdülillâh bunun her birisini, ben başka ülkeleri gördüğüm zaman anlıyorum.

Bizde ayıptır tabi, ismi söylenmez. "Ahmet, Ali, Veli kalk, gel, git..." Yaşça büyüğüne ismi söylenmez, unvanı söylenir. Babasına isim söylenmez, söylerse herkes şaşırır, kızar:

"Senin askerlik arkadaşın mı, bu ne laubalilik?" derler.

İslâm'da bizim dedelerimiz çok derin bilgileri elde ettiklerinden, en büyük hadis kitaplarını, en büyük fıkıh kitaplarını, en büyük tefsir kitaplarını onların bizim dedelerimizin yazdığını biliyoruz. Tarih biliyor, cümle İslâm âlemi biliyor. İslâm'ı çok iyi öğrendiklerinden, halkı da çok güzel yetiştirmişler.

Halk öyle müslüman olmuş ki ben tatlı bir latife olarak şuna benzetiyorum: Hanımlar tatlıyı hazırlarlar, öbür tarafına da şerbetini hazırlarlar. Ondan sonra bu hazırladıkları hamuru, tatlının içine koyarlar. Eğer hamur tatlıyı içine almazsa sunduğunuz zaman yiyen bir ısırır:

"Tatlısı bunun içine işlememiş, bir yeri hamur kalmış!" diye yüzünü buruşturur.

Ama bazen de tatlı, hamurun bütün iliklerine kadar işliyor. O zaman;

"Ooo, elinize sağlık, pek tatlı olmuş, pek güzel olmuş." diye yapanı methediyoruz.

İslâm terbiyesi bizim halkımızın hücrelerine işlemiştir de onun için ağabeyine hürmet eder. Ağabeyinin, babasının yanında sigara tiryakisi bile olsa sigara içmez. Ayakta durur, "Otur." demeyince oturmaz. Hizmete hemen ilk önce fırlar, kalkar, koşturur. Hizmeti bir devlet ve nimet bilir, saadet bilir. Bu tarafını da hatırlatıyoruz.

Büyük olan kardeşe hürmet de hadîs-i şerîlerde tavsiye edilmiş bir husus,

Tabi anne babanın vasiyetleri vardır. "Evlâdım, vasiyetnâme bıraktım; şunu yap, bunu yapma!" diye tavsiyeleri vardır. Onları da tutmak lazım!

Biz de anne ve babalar olarak, bizden sonraki evlatlarımıza vasiyet de bırakmalıyız. Yazılı olmalı, hatta "Vasiyetnâme yatağının, yastığının altında olmalı!" diyorlar. O kadar hazır olmalı. Çünkü ölüm nerede, nasıl, ne zaman gelecek, belli olmaz. Vasiyetnâmesi hazır olmalı.

Evvela besmeleyle başlar, sonra takvâyı tavsiye eder: "Allah'tan kork evladım!" diye başlar.

Vasiyetnâme nasıl başlar?

O halde, annesinin, babasının vasiyetnâmesi yoksa bile ben onlar nâmına hatırlatayım ki evlatlar önce takvâ ehli olsun. Çünkü annesi babası eğer vasiyetnâme yazmaya muvaffak olsaydı, öyle bir şeye ihtiyaç duysaydı, bir hocaya danışıp sorsaydı, öyle başlayacaktı:

"Evladım, sana önce, takvâ ehli olmayı, iyi bir müslüman olmayı, mütedeyyin insan olmayı tavsiye ederim. Aman takvâya sımsıkı sarıl! Ben hayatı yaşadım, bak, geldim gidiyorum. Hayat çok aldatıcıdır. Sakın hayatın aldatıcılığına aldanma, ibadetini, taatini, hayrını hasenâtını geriye koyma!" diye nasihat edecekti.

Onun için siz de bu nasihati yapılmış kabul edip iyi bir müslüman olarak yaşamaya gayret edin.

"Namazı kılmıyorum hocam."

Aman, annenin babanın hatırı için takvâ ehli bir müslüman ol! Allah'tan kork, namazını kıl, ibadetlerini yap!

"Kusura bakmayın hocam, arada bazı günahlara kaçamak yapıyoruz, kayıyoruz."

Aman, ben kusura baksam ne olacak, bakmasam ne olacak? Ben, Allah'ın bir âciz, nâçiz kuluyum. Ben memnun olsam ne olacak, olmasam ne olacak; Allah memnun olsun. Allah'ı memnun etmeye çalışın! İbadetlerinizi, taatlerinizi asla ve asla ihmal etmeyin!

Her zaman söylediğim beni çok duygulandıran bir hadîs-i şerîf var:

"Eğer bir evlat anne babasına kötülük yapıyorsa..."

Tabi yapmak istemez, anne babasının kemiklerini mezarda sızlatmak istemez, ölmüş anne babasına; "Nasıl yaparım ben bunu?" der.

Ama bir insan günah işlediği zaman, annesinin, babasının kabrinde, mezarda kemikleri sızlıyor, gerçekten ezalanıyor. Çünkü Peygamber Efendimiz böyle buyurmuş. Çünkü bütün bilgiler onlara gidiyor:

"Senin oğlun namaz kılmadı, kumar oynadı, adam dövdü; şu haksızlığı, şu zulmü yaptı, şu edepsizliği işledi. Senin kızın şöyle etti, böyle etti..." diye bilgiler gidiyor.

Onlar da artık gözünden perdeler kalktığı için ah vah ediyorlar:

"Vah bizim kız, vah bizim oğlan, iyi bir müslüman olarak yaşamıyor, mahvolacaklar!" diye çok fena halde üzülüyorlar.

Biliyorsunuz insanlar bir çeşit uykudadır, ölünce uyanacaklar. Öldü mü âhireti görüyor, perdeler kalkıyor. Bu dünyanın aldatıcılığını anlıyor; ondan daha iyi biliyor. Yapılan her yanlışlıktan dolayı; -hani iki kişi müsabaka yapıyor, seyirciler heyecandan hop oturup hop kalıyorlar: "Ah öyle yapma, vah böyle yap!" Bağırıyorlar. "Vur ona, dikkat!" bilmem ne diye, hani stadyumlarda tezahüratları, ikazları hatırlayın- tabi anne baba da kabirde çocuğunu öyle endişeyle seyrediyor.

Bilgiler ona gelince, kötü bilgiler gelirse üzülüyor, iyi haberler gelince evladından memnun oluyor.

Demek ki anne babaya vefanın, iyi evlatlığın bir yönü de, bizzat kendisinin iyi insan olmasıdır. Bir günahkâr sadece kendisi günah yüklenmekle kalmıyor, kabirdeki annesini babasını da üzüyor, ezalandırıyor. Eleme, kedere, yasa gark ediyor. Bunu da hatırlatmış olduk. Anne babayı razı etmek konusunda epeyce şey hatırlamış ve hatırlatmış oldum.

Allah hepimizi hayırların kaynakları eylesin, şerlerden uzak eylesin. Islah-ı nefs edip kâmil müslüman olup İslâm'a güzel hizmetler yapmayı nasip eylesin.

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA