04.04.1990 - Oruç Tutmak Nefsi Terbiye Eder

04.04.1990 - Oruç Tutmak Nefsi Terbiye Eder
Muhterem kardeşlerim!
Peygamber Efendimiz niye oruca bu kadar sarılmış? Niye oruç tutmuş, aç durmuş? Mutfağında yemek mi yokmuş? Zengin mi değilmiş?
Bir kere Peygamber Efendimiz para biriktirseydi dünyanın en zengin insanlarından biri olurdu. Hazineler geliyordu, yığınla altın geliyordu, hemen dağıtıyordu. Geleni bir günün gecesine bırakmıyordu, gece gelirse sabaha bırakmıyordu. Avuç avuç dağıtırdı. Herhangi bir şeyi evinde depo etmezdi; gelen yiyeceği de gelen parayı da dağıtırdı. Onun için, onun yaptıkları yokluktan değildi; ahlâkının güzelliğindendi ve bize örnek olsun diye idi.
Muhterem kardeşlerim!
Bir insanın arabası olabilir, atı olabilir, bineği olabilir ama binmeyip de yaya yürürse -camiye, cumaya giderken- attığı her adımdan dolayı büyük sevap alıyor. Arabası var ama yaya giderse sevabı çok oluyor. Haccı yaya yaparsa her adımına 700 Mekke hasenesi veriliyor.
700 Mekke hasenesi ne demek?
Mekke'de bir şey 100 bin misli sevaplı; bir iş başka yerlere göre 100 bin misli daha fazla sevaplı oluyor. Burada bir namaz kılsan, Mekke'de bir namaz kılsan; Mekke'de namaz 100 bin misli oluyor. Orada adım atıyorsun, her adımına 700 Mekke hasenesi veriliyor. Başka yerlerinin hasenesine göre 100 bin misli olan bir hasene. 100 bin misli, 1 milyon, 70 milyon... Yaya haccettiği zaman her adımına 70 milyon hasene kazanıyor. Şu coşkunluğa bak!
Allahu Teâlâ hazretleri o sevapları, o yolunda olmayı cümlemize nasip eylesin.
Peygamber Efendimiz bunları ibadet olsun diye yapıyordu. Aç duruyordu.
Aç durmak ne yapar?
Aç durmak mideyi boşaltır, nefsin gücünü kırar, kalbi nurlandırır, ruhu kuvvetlendirir.
İnsanın içinde kötülükleri yaptıran nesi vardır?
Nefs-i emmâresi vardır.
İnne'n-nefse le-emmâretün bi's-sû'i illâ mâ rahime rabbî.
Herkesin içinde nefsi vardır.
Bu nefis kuvvetli oldu mu insanı günaha sürükler. Bana mektup yazıyorlar; açıp okuyorum. Dertleniyor. Diyor ki: Hocam çok pişmanım, tevbe ediyorum, niyet ediyorum bir daha yapmayayım diyorum ama yine günaha düşüyorum.
Neden? Nefsi kuvvetli de ondan.
Bu devirde bu zamâne insanının işi gücü; nefsi kuvvetlendirmek! Gelsin kebaplar, gitsin baklavalar, yesin, içsin, yatsın, gezsin, tozsun, istirahat etsin, yazın denize gitsin, halter kaldırsın, lobut çevirsin, jimnastik yapsın, pazusu kuvvetlensin, sırf pirzola et yesin, yağsız et yesin, herkesten kuvvetli olsun, şampiyon olsun...
Ne yapıyoruz?
Hep nefsi güçlendirecek, kuvvetlendirecek şeyler.
Nefis de kuvvetlendi mi, ejderha gibi oldu mu insanı avucunda oynatıyor, her şeyi yaptırtıyor; içki içtirtiyor, kavga ettirtiyor, zina ettirtiyor, her türlü günahı yaptırtıyor.
Bu nefsin zayıflaması neyle oluyor?
Yemeği kesti mi nefis zayıflar. Aç kaldı mı nefis, günaha tâkati yok.
"Kalk."
"Benim dermanım yok, bana dokunma. Sen gideceksen git."
"Hadi gel."
"Yok, benim bugün hâlim yok."
Neden?
Oruçlu, karnı aç. Dermanı olmaz.
Karnı doydu mu günahı gözlemeye başlar, şehveti ayağa kalkar, nefsi kabarır, günahlara kendisini tutamaz.
Onun için, Peygamber Efendimiz diyordu ki;
"Ey gençler! Evlenin. Size evlenmeyi tavsiye ederim. Evlenmeye mâlî bakımdan güç yetiremeyen, imkân bulamayan da oruç tutsun."
Neden?
"O da insanın arzusunu keser ve nefsi dizginler." diyordu.
İşte ondan dolayı Peygamber Efendimiz orucu tavsiye etmiş, kendisi sık sık oruç tutmuştur ve bize de tavsiye etmiştir.
Oruç sadece Ramazan'da değildir. Ramazan'daki oruç farz oruçtur. Herkes bir ay kampa girecek, nefsini yenmeyi öğrenecek. Bundan sonra da, Ramazan'ın dışında her ayda; Zilhicce'de, Şevval'de, Muharrem'de, Aşure'de oruç tutarak nefsini yenmeyi öğrenecek, nefsini zayıflatacak. Kalbi ışıldar...
İnsan yemek yemediği zaman, ikindiden sonra çekildi bir caminin köşesine; başını önüne eğip ne güzel tefekkürlere dalar, ne kadar sevap kazanır, ne güzel ibadetler yapar. Aç olduğu zaman...
Tok olduğu zaman;
"Hocam feyz alamıyorum."
Neden?
Miden dopdolu, tıklım tıklım mideni doldurdun; kalp çalışmıyor. Tık tık atıyor da gönül çalışmıyor. Yani mâneviyat çalışmıyor, mâneviyat tıkanıyor.
Mâneviyat açlıkta çalışır. Mide boş olunca mâneviyat çalışır. Mide dolu olunca mide çalışır, mâneviyat söner.
O bakımdan açlığa dikkat etmişler.
Kullar bu aylarda oruç tuta tuta nefsi yenmeye yavaş yavaş kendilerini alıştırsınlar. Ramazan'a girdikleri zaman adamakıllı, günahları yapmayan, nefsine hâkim olabilen, ibadetleri yapabilen, melek gibi, evliyâ gibi insanlar olsunlar. Ramazan'ın feyzinden bereketinden istifa etsinler. Ramazan'ın sonunda al sana pırıl pırıl, tornadan çıkmış, yepyeni, salih, kâmil bir müslüman. Tevbe etmiş, Kur'an okumuş, namaz kılmış, oruç tutmuş, iyi insan olmuş... Artık bundan sonra da devam etti mi, Ramazan'da bir iyi insan kazanmış oluyor. Herkes iyi insan olabilir; Ramazan'da bu fırsat var, bu eğitim var.
Ama Ramazan bitti mi, millet sanıyor ki ibadet taat sadece Ramazan'da, ondan sonra kendisini koyuveriyor, salıveriyor. Salma, sıkı dur! Tutunduğun dalı bırakma, devam et, ibadet alışkanlığını sürdür! Bırakıverince tekrar günaha gidiyor, tekrar sigaraya başlıyor, tekrar arkadaşlara, kumara, içkiye derken Ramazan berbat oluyor.
Bir acı şey söyleyeyim size, hatırınızda çok iyi kalsın, muhterem kardeşlerim!
Eğer bir insan Ramazan'dan sonra Ramazan'daki hâlini koruyamamış ise, bozulmuşsa, dejenere olmuşsa tekrar, bu onun Ramazan'daki ibadetlerinin kabul olmadığının işaretidir, boşa gitti demek. Ramazan'daki ibadetleri Allah kabul etmemiş. Etseydi tesiri olacaktı. Tesiri olmadı; demek ki teravihi laubali kılmış, demek ki orucu gerçek mânasıyla tutmamış. Hem oruç tutmuş, hem gözüyle harama bakmış. Hem oruç tutmuş hem diliyle haramı söylemiş. Hem Ramazan'da ibadet yapıyorum sanmış hem de günahları devam ettirmiş de Allah Ramazan'dan sonra hâlinin devamını nasip etmedi. Demek ki Ramazan'da ibadetlerinin kabul olmamış olduğu buradan anlaşılıyor. Bunu Peygamber Efendimiz söylüyor.
Allah saklasın. Allah bizi Ramazan'daki hâlini koruyanlardan, Ramazan'dan sonra bozulmayanlardan eylesin.
O, Ramazan ibadetinin kabul olduğunun alâmeti olmuş oluyor.
Oruç tutmanın sevabından bahsetmiş olduk, faydasını söylemiş olduk.
Allah bizi oruç ibadetinin feyzinden bereketinden de azamî istifa edenlerden eylesin.
Fâtiha-i şerîfe mea'l-Besmele.
26.05.1990 -
Marifetullah, İnsan Fani
12.09.1997 -
Anne Babanın Vasiyetini
