24.11.2000 - Ramazan Ayı ve Oruç İle İlgili Hadis-i Şerifler, Ramazan Yaklaşıyor

24.11.2000 - Ramazan Ayı ve Oruç İle İlgili Hadis-i Şerifler, Ramazan Yaklaşıyor
Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.
Aziz ve sevgili kardeşlerim!
Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Allah-u Teâlâ hazretleri, dünya ve âhiretin hayırlarına cümlenizi erdirsin.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in oruçla ilgili hadîs-i şerîflerinden bir kısmını okumak istiyorum.
Önce şunu beyan edelim ki oruç ayı Ramazan geldiği zaman çevremizdeki mânevî âlem değişikliğe uğrar. Bu hususta çeşitli hadîs-i şerîfler var. Onlardan bir tanesini Râmûz'dan okuyorum. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyuruyor:
İzâ câe şehr-u ramadâne fütihat ebvâbü'l-cenneti ve ğullikat ebvâbü'n-nâri ve suffideti'ş-şeyâtînü ve nâdâ münâdin: Yâ tâlibe'l-hayri helümme ve yâ tâlibe'ş-şerri aksır hattâ yensaliha'ş-şehrü.
Utbetü'bnü Abd'den, Taberânî rivayet eylemiş.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki:
İzâ câe şehr-u ramadâne. "Ramazan ayı geldiği zaman." Fütihat ebvâbü'l-cenneti. "Cennetin kapıları açılır."
Bu bir değişiklik, mânevî âlemin en büyük değişikliklerinden.
Ve ğullikat ebvâbü'n-nâri. "Cehennemin kapıları kapatılır." Ve suffideti'ş-şeyâtînü. "Ve şeytanlar zincirlere vurulur, zincirlerle bağlanır."
Bu hadîs-i şerîf üç değişikliği ifade etmiş oluyor.
Ve nâdâ münâdin. "Bir seslenici seslenir ki bir münâdî nidâ eyler ki:" Yâ tâlibe'l-hayri. "Ey hayrı talep eden, ey hayır isteyen!" Helümme. "Gel." Ve yâ tâlibe'ş-şerri. "Ey şerri isteyen!" Aksır. "Geri dur, kötülüğü yapma!" Hattâ yensaliha'ş-şehrü. "Bu mübarek ay gidinceye kadar, bu durum böyle devam eder."
Diğer bir hadîs-i şerîfinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:
İzâ dehale şehr-u ramadâne emera'llâhu hamelete'l-arşi en-yeküffû ani't-tesbîhi ve yestağfirû li-ümmet-i Muhammedin ve'l-mü'minîne.
Hz. Ali Efendimiz radıyallahu anh'ten rivayet edilen bu ikinci hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki:
İzâ dehale şehr-u ramadâne. "Ramazan ayı girdiği zaman." Emera'llâhu Teâlâ. "Allah-u Teâlâ hazretleri emir buyurur, ferman buyurur." Hamelete'l-arşi. "Arş-ı Âzam'ı, Arşullah'ı taşıyan Hamele-i Arş isimli meleklere emreder."
En-yeküffû ani't-tesbîhi.
Onların işi, görevleri "Sübhânallah" diyerek Cenâb-ı Hakk'ı daima tesbih etmek.
"O tesbihi bırakmalarını ister." Ve yestağfirû li-ümmet-i Muhammedin. "Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in ümmeti için." Ve'l-mü'minîne. "Ve mü'minler için istiğfar etmelerini emreder."
"Bu ay geldiği zaman, hamele-i Arş melekleri, -muazzam melekler, büyük melekler- mü'minler için dua ederler."
Oruç, ta eskilerden beri, Âdem aleyhisselam zamanından beri, mü'minlere emredilen bir büyük ibadet. O zamandan beri bu yapılagelmiş. Onun için mü'minlere Arş-ı Âzam'ın hamele-i Arş melekleri, o Arş'ı taşıyan melekler tevbe ve istiğfar ediyorlar. Afv u mağfiret talep ediyorlar. Meleklerin afv u mağfiret talep etmesi, çok büyük bir değişiklik, Cenâb-ı Hakk'ın mü'minlere ulaşması için güzel bir vesile, mübarek bir vesile. Peygamber Efendimiz'in devresi geldiği zaman da artık o zamanın mü'minleri Ümmet-i Muhammed olmuş oluyor; onlar için dua ediyorlar.
İşte bu mübarek ay, bu mânevî değişikliklerin, daha başka mânevî değişikliklerin, yerlerdeki, göklerdeki değişikliklerin olduğu ay. Ramazan girince akşamüstü, yatsı namazının arkasından, orucun kendine mahsus ibadeti olan "teravih namazı" kılınacak. O da artık camilerin şenlenmesi, minarelerin kandillerle donanması, salât u selâm ve diğer tesbihât ve güzel Kur'ân-ı Kerîm kıraatleriyle şenlenmesi başlayacak. Teravih namazını kıldıktan sonra, gece yapılacak iş, oruç için sahura kalkmak.
Sahura kalkmak sünnettir ve berekettir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem az bir şeyle dahi olsa hafif bir şey atıştırmak tarzında bile olsa sahurun yapılmasını tavsiye buyuruyor.
Bazıları diyorlar ki "Uykuyu bölmeyelim. Akşamdan yediğimiz yeter, ben dayanabilirim." Halbuki "İbadet kastıyla, Allah'ın rızasını kazanmak Peygamber Efendimiz'in sünnetine uymakla olacak." diyerek, "Efendimiz'in sünnetidir." diyerek dinleyen kardeşlerimin de kalkmaları uygun olur. Bir de sahura kalkınca insan bir şey daha kazanmış oluyor; gece namazını kılmak için uyanmış oluyor, yatağından kalkmış oluyor.
Geceleyin kılınan teheccüt namazı da dünyadan ve dünyanın içindeki her şeyden daha hayırlı olan bir namaz. İnsanı çok büyük mânevî kârlara erdiren bir namaz. Onun için akşamdan yer yatarsan uykuyu bütün tutmuş olursun ama hem sahurun bereketini kaçırmış olursun hem de gece namazını, teheccüdü kaçırmış olursun.
İnsan iki büyük kârı düşünmeli; birisi, teheccüd namazı. Hemen kalkar kalkmaz abdest alıp teheccüd namazını kılmalı. Ondan sonra sahuru küçük veya büyük bir hazırlıkla, az veya çok bir şeyle yapmalı. Bir hurma da olsa bir bardak su veya süt gibi bir şey de olsa sahur olur. Artık hanım filan da kalkar da güzel, aile boyu, bir tatlı mânevî lezzet içinde güzel bir sahur yapılırsa o da olur. Böyle güzel şeyler çocukların hafızasında silinmez izler bırakır.
Böylece akşama kadar; teravihi kılınmış olan, sahuru yapılmış olan, niyetlenmiş olan oruç başlayacak. Akşam ezanı okununca iftar edilecek ve birinci gün bitmiş, ikinci gün başlamış olacak. Çünkü ibadetlerde, günün başlangıcı akşam namazıdır.
Oruç, çok önemli bir ibadettir. Üzerinde ne kadar izahat versek az gelir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in, yine Râmûz'da rivayet edilen, Abdullah b. Mübarek'in bizim neşrettiğimiz Kitâbü'z-zühd isimli eserinde de olan bir hadîs-i şerîfi var:
Li-külli şey'in bâbün ve bâbü'l-ibâdeti es-savmü. "Her şeyin bir kapısı, bir girişi, bir yolu, yöntemi vardır; usulüne uygun olarak başlangıcı vardır. İbadetin kapısı da oruçtur."
Oruçla Cenâb-ı Hakk'ın istediği güzel ibadetler yapılmış olur. Oruç çok önemli bir ibadettir. Allah-u Teâlâ hazretleri insanın arzularını, yeme içme arzusunu ve şehvetini kendi rızası için hakkı olduğu, meşru olduğu, haram olmadığı halde bırakmasından çok çok razı oluyor, hoşnut oluyor.
Buhârî ve Müslim'in rivayet ettiği hadîs-i şerîfte şöyle buyruluyor:
Ve'llezî nefsî bi-yedihî le-hulûfü fe-mi's-sâimi atyebü inda'llâhi min-rîhi'l-miski. Yekûlü'llâhü azze ve celle innemâ yezeru şehvetehû ve taâmehû ve şerâbehû li-eclî fe-savmü lî ve ene eczî bihî.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yeminle başlıyor.
Ve'llezî nefsî bi-yedihî. "Canım kudreti elinde olan Rabbim'e, Allah-u Teâlâ hazretlerine yemin olsun ki!"
Allah'a böyle yemin ediyor:
"Nefsim elinde olan Allah'a" demenin mânası ne?
"Dilerse hayatımı sürdürür dilerse sona erdirir. İsterse yaşatır isterse öldürür isterse hayra sevkeder. Her şey Cenâb-ı Hakk'ın kudretinin elinde olduğu için;
Ve'llezî nefsî bi-yedihî diye bu tarzda yemini çok yapardı.
"Şu canımın, nefsimin elinde olduğu Allah'a yemin ederim ki" Le-hulûfü fe-mi's-sâimi. "Oruçlunun ağzının kokusu."
O çirkin bir kokudur. Aç kalınca insanın ağzı biraz koku yapar.
Atyebu inda'llâhi min-rîhi'l-miski. "Ama bu ağız kokusu, Allah-u Teâlâ hazretlerinin nazarında, ind-i ilâhîsinde, misk kokusundan bile daha hoştur."
Evet, dünya gözüyle, maddi gözle insanın keyfine, zevkine, bakışına göre kokladığı zaman hoşuna gitmeyen bir kokudur oruçlunun, aç bir insanın nefesinin kokması, ağzının kokması; Ama Allah indinde misk kokusundan daha makbuldür. Çünkü Allah için yemeğini yemedi. Açlığı Allah için.
Yekûlü'llâhu azze ve celle. "Çok azîz ve pek celîl olan Allah-u Teâlâ hazretleri der ki:" İnnemâ yezeru şehvetehû ve taâmehû ve şerâbehû. "Bu kulum şehvetini, yemek yemesini ve su içmesini terk ediyor." Li-eclî. ""Benim rızam için benim için terk ediyor."
Onun için Allah seviyor.
Fe-savmu lî. "Binaenaleyh benim için terk ettiğinden; yemesini, içmesini ve şehvetini benim için bıraktığından, oruç benim içindir, benimdir." Ve ene eczî bihî. "Ve orucu ben mükâfatlandıracağım!"
İnsan Allah rızası için aç durduğu için, Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ oruçluyu seviyor. Bu durum bu hadîs-i şerîfte de beyan olunmuş oldu.
Demek ki ibadetin kapısı, girişi oruçtur, Cenâb-ı Hakk'a güzel kul olmanın yolu budur.
Cenâb-ı Hak bir ay oruç tutmayı mü'minlere farz kılmıştır. Bu çok güzel bir mevsim oluyor. Bir ay oruç tutarak bu değişik havaya girmek; insanın nefsinin ıslahı, ibadetlerinin makbul olması ve büyük sevaplar kazanması, mânevî bakımdan terakki etmesi, ıslah olması, kendisini süzmesi, sâfîleştirmesi bakımından çok güzel, uzun bir eğitim zamanı oluyor. 29 veya 30 gün. Ârâbî ayların bazen 29 bazen 30 olmasına göre, bir hilâlin görünmesinden başlanıyor; o akşam teravih kılınıp sahura kalkılıyor. Akşam güneş battıktan sonra tekrar nev hilâlin, yeni hilâlin görünmesi üzerine artık Ramazan'ın bittiği anlaşılıyor. Ondan sonraki ayın, Şevval ayının başladığı anlaşılıyor. Böyle iki hilâlin görünmesi arasındaki zaman bazen 29 bazen 30 olur. Çünkü ayın dünya etrafındaki dönüşü 29 buçuk gündür. Bu buçuk bazen bir tarafa eklenir bazen öbür tarafa eklenir. Öbür tarafa eklendiği zaman bu taraf 29 kalır, eklenen kısım 30 olur; mesele bu. İntizamsızlık gibi görünen bu durum; ayın dünyanın etrafındaki dönüşünün tam 30 günde olmayıp 29 gün 12 saat küsurda olmasındandır.
Bir aylık, güzel bir ciddi eğitim. Oruçla ibadetin kapısından içeriye giriyoruz. İbadet; ondan sonra da Ramazan'ın günlerinin geçiriliş şekli ile ilgili oluyor. Sen oruç tutuyorsun, kapıdan girdin. Tamam, Cenâb-ı Hakk'ın rızası âlemine kapıdan girdin; ibadet, güzel kulluk başladı. O zaman güzel kulluk yapacaksın. Sabahtan akşama sözüne, hareketine dikkat edeceksin, neyle meşgul olduğunu gözleyeceksin, âzâlarını günahlardan koruyacaksın. Haramlardan kendini şiddetli bir şekilde hıfzedeceksin ki o zaman içine girdiğin ibadet âleminde yaptığın güzel şeylerle orucun kıymetlensin ve senin afv u mağfiretine sebep olsun.
Oruç güzel tutulursa Ramazan ayı Allah-u Teâlâ hazretlerinin sevdiği vech ile îfâ edilir, başarılırsa bunun mükâfatı çok büyük. Kulun cennetlik olmasına, bütün günahlarının afv u mağfiret olmasına sebep olur.
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri, o halde orucu güzel tutalım. Ahlâkî şartlara, esaslara uyarak, dilimizi tutarak, gözümüzü koruyarak; her âzâmızı, her çeşit günahtan sakınarak ve ibadetin kapısı olduğunu bilerek, günümüzdeki diğer bütün hareketlerimizin de orucumuzun sevaplı olmasına veyahut sevabının kaçmasına tesir edeceğini bilerek, cahillik etmeden, ağız bozmadan, yalan yanlış, günah haram işler yapmadan, orucu güzel tutalım.
Bunun mukabilinde Cenâb-ı Hakk'ın vaat ettiği, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bize bildirdiği o mükâfatları Rabbimiz bizlere ihsan etsin. Şu ay hepimizin afv u mağfiretine ve Cenâb-ı Hakk'ın rızasını kazanıp cennetine girmemize vesile olsun.
Allah-u Teâlâ hazretleri Ramazanlarınızı mübarek etsin. Hepinize gayret, kuvvet ihsan etsin. Hepinize dünya ve âhiretin hayırlarını dilerim. Hepinizden de dünyada ve âhirette hayırlara erme konusunda, ben kardeşinize ve Ümmet-i Muhammed'in selametliğine dua etmenizi rica ederim.
Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû azîz ve sevgili dinleyiciler.
24.12.1998 -
Ramazana Yaklaşırken, İbadetlerde
20.11.1988 -
Sürme Sürmek, Oruç,
