24.12.1998 - Ramazana Yaklaşırken, İbadetlerde Gayretli Olmak, Duaların Müstehap Oluşu

24.12.1998 - Ramazana Yaklaşırken, İbadetlerde Gayretli Olmak, Duaların Müstehap Oluşu
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh aziz ve sevgili Akra dinleyicileri
Allah büyük ecirlere, mükâfatlara, sevaplara, hayırlara erdirsin.
Ubâdetü'bnü Sâmit radıyallahu anh Ramazan'ın yaklaştığı bir günde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu naklediyor:
Etâküm şehru ramadân. "Ramazan size geldi." Şehru bereketin. "Bir bereket ayı..." Yağşîkümü'llâhu fîhî. "Bu ayın içinde Allah sizi rahmetiyle kaplar, rahmetine daldırır." Fe-yünzilü'rrahmete. Rahmeti üzerinize indirir." Ve yehuttu'l-hatâyâ. "Hataları, günahları, daha önce işlemiş olduğunuz cürümleri kaldırır, siler." Ve yestecîbü fîhi'dduâe. "Ve duayı bu ayda kabul eder." Yenzuru'llâhu teâlâ ilâ tenâfüsiküm. "Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri bu aydaki hayra yarışmalarınıza nazar eyler."
Oruç tutuyorsunuz, Kur'an okuyorsunuz, namaz kılıyorsunuz, teheccüd kılıyorsunuz, teravih kılıyorsunuz. Bu gayretlerinize, hayırda, ibadette yarışmanıza nazar eyler.
Ve yübâhî biküm melâiketehû. "Ve ‘Bakın benim kullarım ne güzel ibadet ediyorlar!' diye meleklerine sizlerle iftihar eder." Fe-eru'llâhe min enfüsiküm hayran. "Kendinizden Allahu Teâlâ hazretlerine bu ayda hayır ortaya koyun, hayır çıkarın, ibadet yapın ki Allahu Teâlâ hazretleri sizin hayrınızı görsün." Fe-inne'şşekıyye min hurmin fîhi rahmetu'llâhi azze ve celle. "Şakî olan kimse bu ayda Allah'ın rahmetinden mahrum kalan kimsedir. Allah'ın rahmetine erememiş olan kimse gerçekten bedbaht, şakî, eşkıyâdan, kötü, berbat bir insan demektir." diyor.
Peygamber Efendimiz Ramazan gelmeden önce Ramazan'ı bu kelimelerle tasvir buyurmuş.
Şimdi bu kelimeler üzerinde biraz durmak istiyorum.
Allahu Teâlâ hazretleri [Ramazan] günlerini güzel değerlendirmeyi nasip etsin. İbadette, zikrinde, şükründe, kendisine güzel kulluk yapmakta tevfîkini bizlere refîk eylesin. Bizlere yardım eylesin, lütfeylesin...
Bir kere diyor ki; şehru bereketin. "Bereket ayıdır Ramazan..." Maddeten de öyledir; sofralar bereketlenir, zamanlar bereketlenir, ömürler bereketlenir, her taraftan bereket fışkırır. Mü'minin hayatına hayır ve bereket gelir. Çoğalma olur, her şeyde bir bolluk belirir, mânevî bir feyiz olur. Maddî eşyada; eldeki parada, pulda, kesedeki, kasadaki imkânlarda, sofradaki yiyecek içecekte, her şeyde bir güzellik, bereket olur. Çünkü Allah bu ayı bereketin coştuğu bir ay yapıyor. Tabii bu bereketler mü'minler için. Bereketlerden istifade etmeye çalışmak lazım!
Allahu Teâlâ hazretleri bu ayda kullarını rahmetiyle görür, rahmetini kullarının üstüne yayar. Üzerlerine rahmet indirir. Bu da güzel bir şey... Allah'ın rahmetine mazhar olmak, Allah'ın rahmetine gark olmak çok güzel bir şey...
Biliyoruz ki bu ayda cennetin kapıları açılıyor, cennet süsleniyor; cehennemin kapıları kapanıyor, şeytanların azılıları zincirlere vuruluyor. Kulları azdırmasınlar diye onlara fırsat verilmiyor, engelleniyor. Böylece hakikaten rahmetin cûşa geldiği, tecelli ettiği bir ay oluyor.
Allahu Teâlâ hazretleri bu ayda günahları, evvelce işlenmiş hataları afv ü mağfiret eder, bağışlar. O iftar vakti geldi mi Allahu Teâlâ hazretleri nice insanları affettiği, mağfiret eylediği, lütfuna erdirdiği kullar safına geçiriverir. Şekâvetlerini saadete döndürüverir. Güzel bir ay... Bu bakımdan da eski suçların bağışlandığı, günahların affedildiği bir ay...
Ve yestecîbü fîhi'dduâe. "Allah bu ayda duaları kabul eder."
Duaların kabul olması çok önemli çünkü dua edilecek çok konu var... Ümmet-i Muhammed'in duaya çok ihtiyacı var. Türkiye'de, Türkiye'nin dışında gariban, mazlum, mağdur, makhur, esir, hakkı gasbedilmiş, kendisine zulmedilen birçok kardeşimiz var... Mazlum, mâsum, bîçâre, güç yetiremiyor. Zalimler kuvvetli, mazlumlar da âciz, güç yetiremiyorlar. Cenâb-ı Mevlâ'nın lütfundan başka bir dayanağı yok... Mü'minin mü'mine duası makbul...
Onun için çok dualar etmek gerekiyor. Kendimize, annemize, babamıza, ninelerimize, dedelerimize, geçmişlerimize, ecdâd ü ceddât ü akrabâ u taallükâtımıza; evlatlarımızın hayırlı evlat olmasına, memleketimizin hayırlara ermesine, berekete mazhar olmasına; iktisadî sıkıntılardan, siyasî bunalımlardan, diğer kötülüklerden korunmasına; düşmanların fırsat bulamaması, kötülük yapamaması hususuna yapılacak dualar çok... Böyle düşünüp, gece gündüz Cenâb-ı Hakk'a yalvarıp dua etmek lazım çünkü duaların kabul olduğu bir ay...
Yenzuru'llâhu teâlâ ilâ tenâfüsiküm fîhi ve yübâhî biküm melâiketehû.
Müslümanların Ramazan ayındaki gayretlerini, çalışmalarını, ibadetlerindeki şevki, aşkı; sabahları camilere erken gidişlerini, yatsılardan sonra teravihleri tekbirler getirerek, salât ü selâmlarla güzelce edâ etmelerini; bunların hepsi coşturucu güzel haller, manzaralar, görünümler... Cenâb-ı Hak bunları meleklerine gösterip "Bakın, işte mü'min kullarım ne güzel ibadet ediyorlar!" diye mubâhat eyler, iftihar eyler, medheyler, müslümanları över. Ne kadar güzel!..
O halde biz de Peygamber Efendimiz'in tavsiyesi üzere kendimizden ortaya bir şeyler koymalıyız. "Bizden yana yapmamız gereken nelerdir?" diye düşünerek Cenâb-ı Hakk'ın razı olacağı hayırları, hayrât u hasenâtı, işleri yapmaya bir gayret içine girmeliyiz. Efendimiz böyle ikaz ediyor. "Kendinizden gayrete gelin, Allah için yapacağınız güzel ibadetleri arttırın, ortaya koyun!" diye tavsiye buyuruyor. Bu çalışmaları yapmak lazım.
Bazı insanlar belki bilmiyor. Türkiye'de kandiller yanıyor, elhamdülillah minarelerden, teravihlerden Ramazan'ın geldiği belli oluyor.
Bakın bu hadîs-i şerîfin sonunda Peygamber Efendimiz ne buyuruyor:
Fe-inne'şşekıyye min hurmin fîhi rahmetu'llâhi azze ve celle veyahut men hurime fîhi rahmete'llâhi azze ve celle. "Aziz ve celil Allah'ın rahmetine eremeyenler; işte asıl bedbahtlar, şakîler, haydutlar, eşkiyâ, bahtsız, mutsuz insanlar onlardır."
Neden?
"Ramazan'dan istifade edemediler." diyor Peygamber Efendimiz.
Allah insanı cezalandırıp sevaptan, hayırdan, güzel hallerden, sevdiği, razı olduğu durumlardan böyle mahrum duruma düşürmesin... Çok acı!.. Evlatlarımızın, kardeşlerimizin, akrabamızın, sevdiklerimizin, arkadaşlarımızın böyle Allah'ın sevmediği, rahmet ve lütuf eylemediği insanlar durumuna düşmemesi için hepimizin çok çalışması gerekiyor.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edilen diğer bir hadîs-i şerîfe -bu ayda duaların müstecâb olduğu ile ilgili bir hadîs-i şerîf- Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;
Selâsetün lâ türeddü da'vetühüm: "Üç cins insan vardır ki onların duaları reddolunmaz:"
1. es-Sâimü hattâ yüftıra. "İftar edinceye kadar oruçlunun duası reddolunmaz." İftar edinceye kadar, oruçlu bulunduğu müddetçe Cenâb-ı Mevlâ imkân veriyor, selâhiyet veriyor, ruhsat veriyor, izin veriyor, lütfediyor, fırsat veriyor; dua etsin, duası kabul olacak.
2. Ve'l-imâmü'l-âdilü. "Adaletli önder."
İmam önder, lider, başkan, hükümdar demek. İşin başına getirilmiş selâhiyetli, kendisine ittibâ ve itaat edilen kişi demek... İmamın da duası reddolunmaz. Çünkü Allah ona selâhiyet vermiştir. Mü'minler de ona tâbi olacaklar. Tâbi olmadıkları zaman sorumlu, veballi duruma düşerler.
Adaletli yönetici, adaletli devlet başkanı, devletin mü'min, âdil yöneticisi çok önemli; duası da reddolunmuyor. Adaletiyle tanınmış bir kimse olarak Hz. Ömer misal verilebilir, Ömer b. Abdülaziz misal verilebilir... Osmanlı sultanlarından o mübarek fatihler, mücahitler numûne olarak verilebilir. Zamanımızdaki dindar, dine hizmet etmek isteyen yöneticiler misal verilebilir.
3. Ve da'vetü'l-mazlûm. "Mazlumun, zulme uğramış insanın da duası reddolunmaz."
Yerfe'uha'llâhu fevka'l-ğamâmi. "Bunların dualarını Allah bulutların üstüne yükseltir." Ve yüftehü lehâ ebvâbü'ssemâi veyahut yeftehu lehâ ebvâbe'ssemâi. "Semanın kapılarını onlar için açar veya semanın kapıları bu duaların önünde kapalı kalmaz, açılır." Ve yekûlü'rrabbü. "Ve âlemlerin Rabbi, Mevlâmız buyurur ki:" Ve izzetî. "İzzetime and olsun ki." Le-ensuranneki velev ba'de hîn. "Ey mazlum, mutlaka ve muhakkak ben sana yardım edeceğim; bir sebeple, hikmetten dolayı biraz gecikmiş gibi olsa da..."
O ihmal değildir, bir müddettir. O müddeti vermesinde Cenâb-ı Hakk'ın hikmeti vardır. "Ondan sonra mutlaka ben sana yardım edeceğim! Zalimden mazlumun intikamını alacağım, zalimi kahr u mahv edeceğim." demek oluyor. Hadîs-i şerîfin sonu böyle.
Demek ki mazlum müslümanların bu yönden de duaları makbul. Dua edilecek zaman Ramazan... Mazlumiyet var, oruçluluk var; dualar makbul.
Dünyanın her yerinde böyle fennî bakımdan, ilmî bakımdan ilerleyememiş, geri kalmış olan müslümanlar sömürülüyor, eziliyor. Harplerle, iç karışıklıklarla, isyanlarla uğraştırılıyor.
İslâm âleminin durumuna bakıyorum, acıyorum. Azınlık oldukları ülkelerde müslümanların zavallı durumlarına bakıyorum, çoğunluk oldukları yerlerdeki sıkıntılarına bakıyorum; "Allah Ümmet-i Muhammed'e rahmeylesin!" diye dualar ediyorum.
Bu hadîs-i şerîften oruçlunun duasının iftar edinceye kadar makbul olduğu müjdesini öğrenmiş olduk.
Allahu Teâlâ hazretleri kulluğu güzel yapmaya cümlemizi muvaffak eylesin. Bu güzel, mübarek, şerefli, feyizli ayın maddî mânevî güzelliklerini sezip, tadıp onlardan kısmetini, hissesini eksiksiz almayı nasip eylesin.
Cennetiyle, cemâliyle cümlemizi müşerref eylesin.
Bütün Ümmet-i Muhammed'e umûmi olarak rahmetiyle tecelli eylesin. Hastalarımıza âcilen şifalar, devâlar bahşeylesin. Dertlilerimizin dertlerine çareler ihsân eylesin. Mağdur kardeşlerimizi mağdûriyetten, mazlum kardeşlerimizi zulümden kurtarsın. Esir kardeşlerimizi esaretten halâs eylesin, hürriyetlerine kavuştursun.
Gönüllerimizin muradlarını ihsan eylesin. Hem dünyada hem âhirette aziz ve bahtiyar eylesin...
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
26.12.1997 -
Orucun Sevabı ve
24.11.2000 -
Ramazan Ayı ve
