İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

26.12.1997 - Orucun Sevabı ve Adabı, Sahura Kalkın, Ramazan Gelmeden Tavsiyeler

26.12.1997 - Orucun Sevabı ve Adabı, Sahura Kalkın, Ramazan Gelmeden Tavsiyeler
Günün Sohbeti

26.12.1997 - Orucun Sevabı ve Adabı, Sahura Kalkın, Ramazan Gelmeden Tavsiyeler

15.02.2026
13 dk 30 sn

Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh,

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.

Ramazan ayının en büyük ibadeti, öbür aylardan farklı olarak en bariz, belirgin özelliği; içinde gündüzleri oruç tutulmasıdır. Oruç çok kıymetli bir ibadettir. İnsanın imkânı olduğu halde helal olan yeme-içme gibi şeyler, eşiyle ilişki gibi şeyler oruç dolayısıyla engelleniyor, yapılmıyor. Kişi kendisi isteye isteye bunları yapmıyor. Kendisini iradesi ile engelliyor. Bu da çok güzel bir eğitim; insanın kendi iradesiyle, arzu ettiği, sevdiği, ihtiyacı olan şeyleri yapmaması... Yemek bir ihtiyaçtır, su bir ihtiyaçtır. Bir müddet geçti de acıktı mı insan yemek ister. Çok su içmeyip zaman geçti mi su ister. Diğer ihtiyaçları da öyledir. Ama bunları Allah rızası için terk ediyor. Allah rızası için terk ettiği için, terk etmek bir gayret tabii, iradesinin terbiyesi olmuş oluyor, idmanı olmuş oluyor. Onun için Allahu Teâlâ hazretleri kendi rızasını düşünerek, "Emretti Rabbim." diye oruç tutanlara çok büyük mükâfat veriyor. Oruca sevabı başka ibadetlerden fazla veriyor.

Bu hususta yine -revâhu'ş-şeyhân yazmış kitabımız- Buhârî ve Müslim'in rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfi parça parça okuyup parça parça tercüme edelim.

Külle ameli'bni âdeme yudâafu el-hasenetü aşaretü emsâlihâ ilâ seb'i mieti dı'fin.

İnsanoğlunun, Âdemoğlunun, yani biz insanların yapmış olduğu ibadetler, karşılığı olarak, tam tamına, terazisi terazisine, gramı gramına aynı olarak mükâfatlandırılmaz. Kat kat fazla ecir verilerek mükâfatlandırılır. Bu güzel. Yani yapılan bir iyiliği Allah 10 misli mükâfatla, 10 misli fazla yapılmış gibi büyük mükâfatla karşılar. Veyahut 700 misline kadar... 70 olur, 700 olur, aradaki rakamlar da olabilir. Yaptığı iyiliği öyle 1'e 1 değil, 1'e 10, 1'e 70, 1'e 700 mükâfatlandırır.

Kâle'llâhu teâlâ. Peygamber Efendimiz burada müjdeliyor, buyuruyor ki; "Allahu Teâlâ hazretleri buyurdu ki:" İlle's-savmu. "‘Ancak bu işten, bu hesaptan oruç müstesna.' Ve innehû lî ve ene ehdi bihî. ‘Oruç benimdir, benim içindir, onun mükâfatını da ben vereceğim. 1'e 10 değil, 1'e 70 değil, 1'e 700 değil; benim bileceğim daha fazla miktarda onun mükâfatını ben vereceğim.'"

Ne der Allahu Teâlâ hazretleri?

Yedeu şehvetehû ve taâmehû şerâbehû min eclî. "Ben onu çok mükâfatlandıracağım çünkü bu kulum şehvetini, yeme isteğini, içme isteğini benim hatırım için terk ediyor." diye mükâfatını Allah 700'den de fazla verecek, çok daha fazla verecek demek oluyor.

Ne mutlu... Allah güzel güzel oruçlar tutmayı nasip etsin.

Sonra Peygamber Efendimiz orucu methe devam etmiş;

Bu hadis-i şerifini sohbetimizin sonuna kadar tamamlayacağız.

Li's-sâimi ferhatâni. "Oruçlu için iki sevinç, ferahlık zamanı vardır."

Birisi; ferhatün inde fıtrıhî, iftar ettiği zaman, akşamleyin ezan okununca; "Oh oruç bitti, ver bakalım suyu, ver bakalım çorbayı, yemekleri..." orucu artık açıyor. O zaman yemek yerken neşe olur, bir keyif olur. O zamanki ferahlık, neşe ve keyif. Bu bir.

Ve ferhatün inde likâi rabbihî. Bir de orucun âhirette ferahlığı vardır, mânevî ferahlık... Âhirette kul Rabbine mülâki olduğu, Rabbine kavuştuğu zaman orada da bir ferahlık olacak. Çünkü Allah "Sen oruçlu idin ey kulum, dünyada oruç tutmuştun." diye orucundan dolayı onu sevindirecek. Büyük mükâfatlar vereceği için Rabbine kavuştuğu zaman da oruçlu büyük bir sevinç duyacak. Allah bizi Rabbimiz'e kavuştuğumuz zaman da oruç dolayısıyla ve diğer sebeplerle sevinen kullarından eylesin.

Sonra, insan aç kaldı mı ağzı kokar; dişlerini fırçalasa da, misvaklasa da, çalkalasa da, ağzı temiz olsa da aç kaldı mı insanın ağzı kokar. Ağız kokusuna Arapça'da haluf derler. "Hı" harfiyle haluf, "ağız kokusu" demek. Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz;

Ve le-halûfu fîhi atyebu inde'llâhi min rîhi'l-miski. "Allah indinde oruçlunun ağzındaki o oruç tutmaktan dolayı olan ağız kokusu, misk kokusundan bile daha tatlı, daha güzel, daha hoştur."

Allah daha çok sever. Çünkü o koku oruçtan dolayı oluyor. Tabii yemek yese, ağzını çalkalasa olmayacak. Misvak tutunmak, misvaklanmak oruçlu için öğleye kadar caizdir, öğleden sonra mekruhtur. Oruçlu misvaklanmadığından ağzı biraz kokacak. İşte o koku Allah indinde makbuldür, Allah misk kokusundan daha çok seviyor.

Sonra Peygamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfine devamla buyurmuş;

Ve's-sıyâmü cünnetün. "Oruç bir koruyandır, koruyucudur, kalkandır."

Savaşan insanlar ok gelmesin, mızrak gelmesin, kılıç darbesi tesir etmesin diye bir eline kalkanı alıyor öyle savaşıyor ya, kendisini koruyor. Kalkanı tutuyor, karşı tarafın hücumunu defediyor. Sağ eliyle de kılıcını sallıyor, düşmanla çarpışıyor. İşte bu kalkana Araplar cünne derler.

Ve's-sıyâmü cünnetün. "Oruç bir kalkandır."

Kalkan oluşu nereden kaynaklanıyor?

Oruç tutan insan günahlardan daha kolay korunuyor. Oruçlu oldu mu nefsi azgınlaşamıyor, söz geçiremiyor, o zayıflıyor. O zaman insanın günahlara meyli olmuyor, günah işlemiyor. Böylece bir kalkan oluyor. Bir de oruçlu insanı, günahlara doğru gitmek istese bile oruç engeller. Bir de belki mânevî bakımdan, oruç tuttuğu için âhirette cehenneme düşmeyecek, cehennem azabından korunmuş olacak. Böylece cehennem ateşine karşı da kalkan oluyor mânasına da olabilir.

Ve izâ kâne yevmü savmi ehadiküm felâ yerfüs yevmeizin ve lâ yeshab. "Sizden biriniz oruçlu olduğu zaman, küfürlü, ağır, kırıcı, çirkin söz söylemesin. Oruçluyken kendisine hâkim olsun." Ve in sabbehû ehadün ev kâtelehû. "Hatta birisi kalkıp da ona sövüp, hakaret edip ağır sözler söylemeye kalksa bile veyahut onunla itişmeye, çekişmeye, savaşmaya kalkışsa bile..." Fe'l-yekul. "Desin ki:" İnnî'mrüün sâimün. "‘Ben oruçlu bir kimseyim, oruç tutuyorum, sana uymam, sana karşılık vermem.' desin, uymasın ona." diye Peygamber Efendimiz oruçluya tavsiye buyurmuş.

Oruç tutmanın âdâbı vardır, usulü vardır; o âdâba riayet etmek gerekiyor. Onlara riayet etmediği takdirde insan orucun sevabını kazanamayabilir. Sadece aç ve susuz kalmaktan ibaret değildir oruç tutmak. Bunu Ramazan'ın başında daha Ramazan gelmeden kardeşlerimize hatırlatmamız çok önemli oluyor.

Oruç tutan insan yalan söylemeyecek. Oruç tutan insan harama bakmayacak. Oruç tutan insan günah şeyleri dinlemeyecek. Oruç tutan insan günahlı yerlere varmayacak. Oruç tutan insan günaha elini uzatmayacak, gıybet etmeyecek, dedikodu yapmayacak.

Yani ne demek?

Bütün âzâlarına oruç tutturacak. Bütün âzâlarını, gözünü, kulağını, dilini, elini, ayağını günahlardan koruyacak, uzak tutmaya dikkat edecek.

Çünkü insanın aslında su içmesi, yemek yemesi helal bir şey. Oruçlu olduğu zaman helal olduğu halde su içmeyi, yemek yemeyi bırakıyor da zaten helal olmayan günahları niye bırakmasın? Elbette daha öncelikle helal olanı bile yapmayan oruçlu, haram olanı haydi haydi yapmaz. Onlardan uzak durmaya daha dikkat eder.

Dikkat etmiyor… Oruçlu ama küfrediyor; oruçlu ama harama bakıyor; oruçlu ama diliyle onu bunu incitiyor; oruçlu ama elini harama uzatıyor; oruçlu ama ayağıyla günah yerlere varıyor; sinemaydı, eğlence yeriydi veyahut günah yeriydi, varıyor.

O zaman ne olur?

Orucunun sevabı gider. Orucunun sevabını alamaz. Çünkü tam orucu tutmamış oluyor. Oruç böylece bütün şartlarına riayet edilerek tutulmalıdır.

Oruçlu insana Peygamber Efendimiz sahur yapmayı tavsiye ediyor. Birazcık su içerek, bir hurma yiyerek bile olsa sahura kalkmak lazım, sünnettir. Sahura kalkmak, sahur yemeği yemek berekettir. Onun için "Akşamdan ben işte bir şeyler atıştırırım, sahura kalkmayacağım." demeyin. Sahur da -seher vakti- mübarek bir vakittir, sahura kalkmayı tavsiye ederim. Sahura kalkın ve sahurda abdest alın...

Hazır kalkmışken seher vaktinde ne yapılır?

Teheccüd namazı kılınır. Teheccüd namazı kılın. Tesbihi elinize alın, tevbe edin, istiğfar edin çünkü seher vaktinde tevbe ve istiğfar etmek çok sevaptır. Kur'an okuyun, böylece o sevapları da kazanın.

Ramazan nedir?

Aynı zamanda Kur'ân-ı Kerîm ayıdır. Kur'ân-ı Kerîm'i çok okuyacaksınız, hatim indireceksiniz. Mukabele okuyan hafızlara devam edeceksiniz. Onlardan, güzel güzel okuyan hafız efendilerden güzel kıraati öğrenirsiniz. Böylece Kur'ân-ı Kerîm'le ilgili çalışmalarınızı da çokça yapın. Ezberlerinizi kuvvetlendirin, unuttuklarınızı hatırlayın. Ezberlememiş olduğunuz yerleri, ezberinizi arttırmaya çalışın. Kur'ân-ı Kerîm'le ilgili gayretleriniz de Ramazan'da artsın.

Kesenizin ağzını açın. Hayır hasenâtı çok yapın. Fakirlere sadakalarınızı, zekâtlarınızı Ramazan ayında verirseniz mükâfatı kat kat fazla olur. Başka aylarda verdiğinizden daha çok sevap kazanırsınız. Ayrıca eşe dosta da ikramı, hediyeyi ihmal etmeyin. Eşi dostu iftara davet edin, onlardan da sevap kazanın. Böylece bu Ramazan ayının feyzinden, bereketinden azamî derecede istifade etmeye var gücünüzle gayret edin.

Çünkü Peygamber Efendimiz; "Ramazan gelip geçtiği halde, Ramazan'ın feyzinden, bereketinden yararlanamamış beceriksiz, gafil, tembel, cahil veyahut günahkâr insanlar gerçekten şakîdir. Gerçekten büyük mahrumiyete uğramıştır. Bu da bir çeşit mânevî cezadır. Yazıklar olsun öylesine!" diye teessüf ediyor. Ramazan geçtiği halde hâlini düzeltemeyenlere, Ramazan'ın feyzinden, bereketinden istifade edemeyenlere teessüf buyuruyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.

Allahu Teâlâ hazretleri Ramazanımızı güzel geçirmeyi cümlemize nasip etsin. Sıhhat afiyetle, huzur ve saadetle, devlet ve nimetle nice nice yıllar güzel Ramazanlara ulaşmanızı, makbul ibadetler yapmanızı, bayramlara erişmenizi, sıhhat afiyet kesbetmenizi -çünkü oruç bir taraftan mânevî sevap kazandırır, bir taraftan da insanı sıhhatlendirir- hem maddeten hem mânen, hem dünyevî bakımdan hem uhrevî bakımdan, hem bedenî bakımdan hem ruhî bakımdan azamî derecede kârlı ve istifadeli olmanızı temenni ederiz.

Allahu Teâlâ hazretleri hepinizden razı olsun.

Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh,

Aiz ve sevgili dinleyiciler.

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA