13.03.1998 - Kurban Arefesi Orucu, Çarşamba, Perşembe, Cuma Orucu ve Sadaka Vermek

13.03.1998 - Kurban Arefesi Orucu, Çarşamba, Perşembe, Cuma Orucu ve Sadaka Vermek
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,
Allah dünya ve âhiretin bildiğimiz bilmediğimiz, aklımıza gelen gelmeyen her türlü hayırlarına cümlenizi erdirsin. İki cihanda aziz, mutlu, bahtiyar olun.
Birinci hadîs-i şerîf, Taberânî ve İbn Mâce’de Katâde’den; İbn Asâkir’de Ebû Saîd el-Hudrî hazretlerinden rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bu hadîs-i şerîfte buyuruyor ki;
مَنْ صَامَ يَوْمَ عَرَفَةَ غُفِرَ لَهُ سَنَتَيْنِ : سَنَةٌ أمامه وَسَنَةٌ خلفه
Men sâme yevme arafete ğafara’llâhu lehû seneteyni: senetün emâmehû ve senetün halfehû.
Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.
Resûlullah’ın söyledikleri hepsi hoştur, güzeldir. Allah cümlemizi onun şefaatine erdirsin.
Oruçla ilgili bir hadîs-i şerîf. Ramazan geçti ama Ramazan’ın dışında başka oruçlar var. Bu açılan kısmet sayfasında birinci hadîs-i şerîf olduğu için, müjdeli olduğu için okumuş oldum.
Bu arefe günü orucu yani Kurban bayramından bir gün önceki, herkesin gidip de “Yarın keseceğimiz kurbanları alalım.” diye telaş içinde oldukları, bayramlık hazırlıklarının yapıldığı, evlerin temizlendiği o arefe günü var ya, işte o gün kurban bayramı arefesinde oruçlu olursa... Zaten bir de Ramazan bayramı arefesi olabilir. Ramazan bayramı arefesi Ramazan’ın içi demektir, o gün de -oruca gücü yeten- herkes oruçlu olacak.
Demek ki kurban bayramının bir gün öncesinde, arefe gününde ne olacak?
Men sâme yevme arafete. “Arefe gününde kim oruç tutarsa.” Ğafara’llâhu lehû seneteyni. “Allah onun iki senesini mağfiret eder. Yani iki senesinde işlemiş olduğu günahları bağışlar, afv u mağfiret eyler.” Senetün emâmehû. “Bir, önündeki gelecek, yaşayacağı senenin günahları.” Senetün halfehû. “Bir de geçmiş senesinin günahları.”
Gelecek senenin günahlarının affolması ne demek, bir bakıma buradan çıkan mâna nedir?
Allah ömür verecek de -Allah cümlemize hayırlı uzun ömürler versin- önündeki seneyi yaşayacak demek oluyor. Ben buradan kendi kendime bir müjde daha çıkartıyorum. Demek ki; arefe günü oruç tutanın bir geçen senesinin günahları affolacak, bir de gelecek senesinin günahları affolacak. İki müjde bu. Bir de bir sene daha yaşayacak demektir. Böyle bir müjde de çıkıyor bu sözün altından. Demek ki oruçlu olmayı, takvimimizin kenarına işaret edelim. “Hocamızın Cuma sohbetinde böyle bir sevaplı şeyden bahis geçti.” diye not alırsak, o gün oruçlu oluruz.
Ama hacıların arefe orucu tutması doğru değil. Yani bunu duyan kardeşlerimizin bir kısmı belki hacca gidecekler, arefe günü hacda oruç tutmaya kalkmasınlar. Ben bir kere denedim. Şöyle denedim: Kitaplar “Arefe günü oruç tutmak mekruhtur.” diye yazıyor. Ben de kendi bedenim tâkatlidir, dayanabilirim, tahammül edebilirim sandım ve arefe günü bu sevabı alayım diye oruç tuttum. Zayıflar belki yapamaz ama ben, rahat imkânlar var, eski devirde hac ne kadar zor oluyormuş, şimdi çadırların içindeyiz; buzlar var, buzlu meşrubat var, her türlü kolaylık var, Arafat’a yürünerek gidilmiyor, otobüslerle gidiliyor, dinleniliyor; her türlü rahatlık var diye oruç tutmaya kalktım. Fakat o gün neredeyse hastanelik olacaktım. Buzlarla beni, sıhhatimi zor koruyabildiler. Anladım ki hadîs-i şerifte söylenen şey, arefe günü oruç tutmanın hacılar için mekruh olduğu demek ki uyulması gereken bir tavsiyeymiş.
Hacı olmayanlar yani ülkesinde kalanlar için arefe günü oruç tutmak çok iyi olduğunu bu hadîs-i şerîften öğrenmiş oluyoruz. Okumak istediğim birinci hadîs-i şerif bu.
İkinci hadîs-i şerîf ,sevgili dinleyiciler
İbn Abbas radıyallahu anhümâ ve İbn Ömer radıyallahu anhümâ’dan çeşitli kaynaklarca rivayet edilmiş. İki râvî var. Hadîs-i şerîfin mübarek sözleri şöyle:
مَنْ صَامَ يَوْمَ الأَرْبِعَاءِ وَالْخَمِيسِ وَالْجُمُعَةِ ثم تصدق يوم الجمعة بما قل من ماله أَوْ كَثُرَ غفر له كل ذنب عمله حتى يصير كيوم ولدته أمه من الخطايا.
Men sâme yevme’l-erbiâi ve’l-hamîsi ve’l-cumu’ati sümme tesaddeka yevme’l-cumu’ati bimâ kalle min mâlihi ev kesura ğufira lehû küllü zenbin amilehû hattâ yesîre ke-yevmi veledethü ümmühû mine’l-hatâyâ.
Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.
Peygamber Efendimiz ne söylemişse doğrudur, güzeldir diye tasdik ederek hadîs-i şerîfimizi tamamlıyoruz.
Bu hadîs-i şerîf de çok büyük bir müjde taşıyor.
İnşaallah bunları yaparız. Bu da oruçla ilgili bir hadîs-i şerîf.
Peygamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfinde buyuruyor ki;
Men sâme yevme’l-erbiâi ve’l-hamîsi ve’l-cumu’ati. “Kim çarşamba günü, perşembe günü, cuma günü oruç tutarsa.”
el-Erbiâ’ “çarşamba” demek. Erbia, erbaa Arapça’da “dört” kelimesiyle ilgili. Zaten çâr da Farsça’da “dört” demek. Anlamları düşünüldüğü zaman birbirlerine benziyor. Yevm-i erbia, çarşamba günü oruç tutarsa... Hamîs de hamse, “beş” kelimesiyle ilgili. Pençembe, perşembe de yine Farsça’da “beş”le ilgili. Demek ki anlamları yine tutuyor.
Çarşamba günü perşembe günü ve cuma günü oruç tutarsa, bu peş peşe, ard arda gelen üç günü oruçlu geçirirse bir insan ne olurmuş?
Yapacağı bir şey daha var:
Sümme tesaddeka yevme’l-cumu’ati bimâ kalle min mâlihî ev kesura. “Malından az bir şeyle veya fazla bir miktar ile bir tasaddukta bulunursa.”
Cüzdanını açarsa veya aynî olarak mesela mal sahibi müstahsil malından; mesela kumaş dükkânı sahibi kumaşından, buğday üreten kimse buğday çuvalından; yani sahip olduğu malından, mülkünden, parasından az veya çok miktarı fukarâya cuma günü tasadduk ederse... Demek ki iki şey yapacak: Bir, çarşamba, perşembe, cuma oruç tutacak. İki, cuma gününde malından küçük veya büyük bir miktarda tasaddukta bulunacak. Yani fakirlere sadaka verecek.
Ne olur mükâfatı?
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
Ğufira lehû küllü zenbin amilehû. “İşlemiş olduğu bütün günahları affolunur.” Hattâ yesîre ke-yevmi veledethü ümmühû. “Annesi onu dünyaya getirdiği zaman küçücük bir bebekti, günahları yoktu, o zaman mâsum bir yavruydu. İşte annesinin kendisini dünyaya getirdiği gündeki o mâsum günahsız hali gibi olur. Günahları affolunur.” Mine’l-hatâyâ. “Günahlardan o kadar temizlenmiş, afv u mağfiret olunmuş olarak sonuca ulaşır.”
Bu müjdeli hadîs-i şerîfi de unutmayalım, hatırınızda kalsın. Demek ki Ramazan’ın dışında zaman zaman tutulacak güzel oruçlar var. Onlardan iki tanesini öğrenmiş olduk. Birisi, kurban bayramının arefesinde oruç tutmak çok sevap. Bir diğeri de çarşamba, perşembe, cuma günleri oruç tutar da cuma günü malından bir miktar az veya çok tasadduk ederse hatalarından, günahlarından öyle bir şekilde sıyrılır, öyle afv u mağfiret olur ki; tıpkı annesinden doğduğu gündeki o mâsum yavru halindeyken defter-i âmâlinde nasıl hiç günah yoksa, o şekilde günahlardan arınır, diye bildiriliyor.
Tabii kul hatasız olmaz. İnsan ne kadar gayret etse de bilerek bilmeyerek sû-i edepte bulunabilir. Cenâb-ı Mevlâ’ya saygısında, kulluğunda kusurlar olabilir. Peygamber Efendimiz’e ümmetliğinde hataları olabilir. Sürç-ü lisan olabilir, kızgınlığı olabilir. Allah hatalara, günahlara düşürmesin ama hatasız kul olmaz. Bu hatalardan, bunların birikmesinden dolayı da insanın kalbi kararıyor. Ondan sonra kötü insan olmaya doğru gidiyor. Sonunda şeytan kandırırsa, nefis azdırırsa cehenneme düşüp ceza bile çekebilir. Binlerce, milyonlarca sene yanabilir. Onun için günahlardan kurtulmak lazım. Bir kere, işlememeye çalışmak lazım. İkincisi, işlenmiş günahları varsa ki olabilir... Aziz Mahmud-u Hüdâyî Efendimiz kaddesallâhu sırrahü’l-azîz bir güzel ilâhisinde öyle buyuruyor;
Her dem hatadır kârımız.
Her nefeste işimiz, hata bizim. Kârımız, ticaretten elde edilen kazanç mânasında bile olsa, o da yakışır, o zaman da bir başka nükte olur. “Her dem hatadır kârımız.” Yani biz kulların işleri her zaman hatadır. Hatasız kul olmaz. Onun için bu hatalardan kurtulmanın çarelerini aramamız lazım.
Bir çareyi bu kura ile çıkmış sayfada gördük. Çarşamba, perşembe, cuma günü bir insan oruç tutar da cuma günü de fukarâya az veya çok sadaka verirse günahlarından annesinden doğduğu gündeki gibi tertemiz temizlenir; hiç hatası, günahı kalmaz. Güzel bir şey, bunu da yapmaya çalışın, aziz ve sevgili kardeşlerim.
Allah, kusurlarımızı düzeltmemizi nasip etsin. İnsân-ı kâmil olmamızı nasip etsin. Sevdiği huylarla huylandırsın. Sevdiği yollarda yürütsün. Sevdiği amelleri işletsin. Rızasını kazandırsın. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varıp cennetiyle, cemaliyle müşerref olmayı nasip eylesin.
Gönül dolusu, kucak dolusu sevgiler, selamlar, hürmetler, dualar, temenniler...
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh...
17.03.2000 -
Bayramı Hudutlarda Karşılayan
11.04.1997 -
Haccın Yasakları, Allahın
